| KANİI-Yİ TUSİ 6- Kâni‘î-yi Tûsî: Meliku’ş-ÅŸu‘arâ Emir Bahâuddîn Ahmed b. Mahmûd Kâni‘î-yi Tûsî Anadolu’da Farsça söyleyen İranlı bir ÅŸairdir. DoÂÄŸumu VI/XII. yüzyılın sonlarında Tus’ta olup MoÄŸolların Horasan’a saldıÂrılarına kadar orada ilimle uÄŸraÅŸmıştır. Kan içicilerin saldırıları sırasında ellerinden kaçıp canını kurtaran kimselerdendir. Kâni‘î’nin yaÅŸamı hakÂkındaki bilgimiz, Kelîle u Dimne-i Manzum adlı eserinin başında yer alan bilgiler ve Eflâkî’nin Menâkibu’l-‘Ârifîn adlı eserde kendisi hakkında veÂrilen bilgilerle sınırlıdır. Adı geçen bu kaynaklara göre, Kâni‘î, 617/1220-618/1221 yılları civarında yani HarezmÅŸah’ın kaçışından ve askerlerinin dağılmasından sonra Hindistan’a kaçtı. Fakat oraya yerleÅŸmeyip deniz yoluyla Aden ve San‘a’ya yöneldi, daha sonra da Medine’ye, oradan da Mekke’ye gitti ve BaÄŸdat yoluyla Rum memleketine (Anadolu) giderek Selçuklu Alâuddîn Keykubâd’ın hizmetine girdi. Kâni‘î, bu padiÅŸahtan baÅŸka Giyâsuddîn Keyhusrev II (634/1237-643/1245) ve İzzuddîn Keykâvus (643/1245-655/1257)’u da methetmiÅŸtir. Kelîle u Dimne-i ManÂzum adlı eserinin sonunda söylediÄŸi sözlerinden de anlaşıldığı üzere kırk yıl boyunca Anadolu Selçuklularına methiyeler söyledi. Ayrıca Selcûk-nâme adlı manzumesini de bu hanedan saltanatının ÅŸerhi konusunda nazmetti ve bir ciltte tamamladı. İlginçtir ki bu Selcûk-nâme’den az bir kısım dışında geriye bir ÅŸey kalmamış ve onun methiyelerinden de günümüze kadar bir ÅŸey gelmeÂmiÅŸtir. Kimi zaman yanlışlıkla beyitlerinin sayısı üç yüz bin olarak sanılan bu Selcûk-nâme’yi araÅŸtırmacılar kayıp eserler arasında saymışlardır. AnÂcak bunun bir kısmının bir kez dahi olsa Kâni‘î’nin ismi zikredilmediÄŸi halde (İbnu’l-Bîbî)’nin telifi el-Evâmiru’l-‘Âlâiyye adlı kitapta nakledilÂdiÄŸi düşünülmektedir. Hatta belki de el-Evâmiru’l-‘Âlaiyye Giyâsuddîn Keyhusrev I ve Alâuddîn Keykubâd’ın saltanatına baÄŸlı olması nedeniyle Kâni‘î’nin Selcûk-nâme’sinden bir özet de olabilir. Hakikatte de Kâni‘î’nin Keyhusrev ve Keykubâd hakkında ayrıntılı konular açıklamış olan Selcûk-nâme’sinin bulunması İbnu’l-Bîbî –ki kitabını ‘Atâ Melik Cuveynî adına ve onun Cihânguşâ’sının bir tamamlayıcısı ve ‘Atâ Melik’in ölümsüz eserinin bir benzeri haline getirmek istiyordu–üzerinde araÅŸÂtırma yapma iÅŸini kolaylaÅŸtırdı. Bu takdirde el-Evâmiru’l-‘Âlaiyye’de görÂdüğümüz mütekarib bahrinde ve Rum (Anadolu) Selçukluları padiÅŸahlaÂrından ismi geçen üç kiÅŸinin hayatı ve fetihlerinin zikri konusundaki yakÂlaşık bin beyit, kesin derecesinde bir tahminle Kâni‘î-yi Tûsî’den ve Selcûk-nâme’den alınmıştır. Selcûk-nâme’nin tamamlanmasından sonra Kâni‘î aynı mütekarib bahrinde Kelîle u Dimne’yi nazmetmekle uÄŸraÅŸtı. Bu manzumede ÅŸahlara yakışan sıfatlar ve melekelerin zikri hakkında ayrıntılı bir ÅŸerh yapılmış ve bunların tümünü Sultan II. Keykâvus için ispatlamıştır. Kendisinin o döÂneme kadarki hayatı ve eserlerini zikrettikten sonra Kelîle u Dimne’nin nazmına baÅŸlamış, sonunda da kitabın nesirden nazma çevrilmesi sıraÂsında metnin aslından hiçbir konunun çıkarılmadığını, sadece Kej’in ve Nabesâmân’ın sözlerini attığını açıklamıştır. Bu kitabın Britanya (İngilÂtere) Müzesinde mevcut ve 863 senesinde yazılmış olan bir nüshası dört bin beÅŸ yüz beyti içermektedir. 672/1273 yılından sonra Kâni‘î’nin neler yaÅŸadığını bilmiyoruz. Ancak bu tarihten sonra uzun süre yaÅŸadığı düşünülemez. Çünkü o zamanlarda yaşı yetmiÅŸ beÅŸi geçmiÅŸti. AÅŸağıdaki ÅŸiirler onun Kelîle u Dimne-i Manzum’undandır: İyi ve kötüyü bilen bilir ki ne iyi deÄŸildir ve aklın görüşü deÄŸildir. Akıl ruha güzellik veren, akıl gönlü ferahlatandır. Akıl elden tutan, akıl yol gösterendir. Akıl kibir ve benlikten uzaktır, akıl aydınlığa doÄŸru yol gösterir. Akıl, iyi olmayan iÅŸten alıkoyar, akıl yaratıcıya doÄŸru yol arar. EÄŸer yaÅŸlı olsa bir kimse yahut genç, akıl diri bir öğreticidir. Akıl, zor iÅŸi sana kolaylaÅŸtırır, akıl sana zafer ve mutluluk verir. Aklın sana dost olduÄŸu yerde muhalif olmaz ancak seni düşünen olur. Akıl yaÅŸlı ve genç, akıl bir öncüdür ve parlak ruhludur. Akıl bilginin ruhunu sürdürendir, akıllı güçlü insandır. Aklın her zaman ak bir yüzü vardır, akıl doyum ve ümitten pay baÂğışlar. Akıl, huzur dolu gönül arar, akıl, yüce feleklerde baÅŸ kaldırır. Akıl, her neyi bilirse sana haber verir, cihanın kendisi akıldan düÂşüktür. Akıl, pazuları güçlü bir pehlivandır, akıl, yüce bir öncüdür… |