Salı 22 Mayıs 2012 - 15:54

الثلاثاء ٢ رجب ١٤٣٣

سه شنبه ۲ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۷:۲۴

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 
     

KAMER SURESİ

     

Mekkîdir, elli beş âyettir.

     

(İlk âyetinde ayın yarılacağından bahsedildiği için  ay anlamına Kamer sûresi denmiştir.)     

Rahman ve  Rahîm Allah Adıyla     

1- Yaklaştı  kıyâmet ve yarıldı ay.317     

2- Ve onlar,  bir delil gördüler mi yüz çevirirler de sürüp giden bir büyü derler.     

3- Ve yalanlarlar ve dileklerine uyarlar ve her iş, kararlaştırılmıştır.     

4- Ve andolsun, öyle haberler geldi onlara ki o haberlerde onları vazgeçirecek,  onlara öğüt verecek şeyler vardı.     

5- Yüksek hikmet vardı, derken korkutuşlar fayda vermedi gitti. [1] [2]     

6- Artık yüz çevir onlardan; o gün çağıran, hoşlanılmayan birşeye çağırır.     

7- Gözleri yerde, kabirlerden çıkarlar, sanki onlar, dağılmış çekirgelerdir.     

8- Yönelirler çağırana; kâfirler, bugün derler, ne de zorlu gün.     

9- Onlardan önce Nûh kavmi de kulumuzu yalanlamıştı ve delil dediler ona, pek fenâ  incittiler onu.     

10- Derken  Rabbine duâ etti: Şüphe yok ki altoldum ben, artık sen yardım et bana.     

11- Derken  açtık göklerin kapılarını da şarıl şarıl ardı gelmez yağmurlar yağdırdık.     

12- Ve  yerden de sular fışkırttık, derken sular, mukadder bir emre göre birleşti.     

13- Ve  onu, tahtalardan yapılmış ve mıhlarla kenetlenmiş bir gemide taşıdık.     

14- Gözümüzün  önünde akıp giderdi; bir mükâfattı nankörlük görene.     

15- Ve  andolsun ki bir delil olarak bıraktık onu, fakat bir ibret alan mı var?     

16- Derken  nasıldı azâbım benim ve korkutuşlarım?     

17- Ve  andolsun öğüt ve ibret için Kur'ân'ı kolaylaştırdık, fakat bir ibret alan mı  var?     

18- Âd  da yalanlamıştı, derken nasıldı azâbım benim ve korkutuşlarım?     

19- Şüphe  yok ki sürüp giden uğursuz bir günde onlara bir kasırgadır yolladık.     

20- Onları  kökünden koparmadaydı, sanki köklerinden kopup baş aşağı devrilen hurma  kütükleriydi onlar.     

21- Derken  nasıldı azâbım benim ve korkutuşlarım?     

22- Ve  andolsun ki öğüt ve ibret için Kur'ân'ı kolaylaştırdık, fakat bir ibret alan mı  var?     

23- Semûd  da korkutucuları yalanladı.     

24- Derken  bizden bir adama mı uyacağız dediler, gerçekten de o zaman elbette sapıklığa  düşeriz, ateşlere yanar-kavruluruz.     

25- Vahiy,  içimizden gele-gele ona mı geliyor? Hayır, o, yalancı kendini beğenmiş birisi.     

26- Yarın  bilirler kimmiş yalancı kendini beğenmiş.     

27- Şüphe  yok ki onları sınamak için dişi deveyi gönderiyoruz, artık gözetle onları ve dayan.     

28- Ve  haber ver onlara, su, aralarında paylaştırılmıştır, her bölük, nöbetinde hazır  olur, su alır.     

29- Derken  arkadaşlarına seslendiler, derken kılıcını çekti de devenin ayaklarını kesti,  öldürdü.     

30- Derken  nasıldı azâbım benim ve korkutuşlarım?     

31- Gerçekten  de bir bağırış gönderdik onlara, derken hayvan ağılına konan çalıya çırpıya döndüler.     

32- Ve  andolsun ki öğüt ve ibret için Kur'ân'ı kolaylaştırdık, fakat bir ibret alan mı  var?     

33- Lût  kavmi de korkutucuları yalanladılar.     

34- Gerçekten  de, Lût'un âilesi müstesnâ, onlara taş yağdıran bir yel gönderdik, Lût'un  âilesini de bir seher çağı kurtardık.     

35- Katımızdan  bir nîmet olarak; işte böyle mükâfatlandırırız şükredeni.     

36- Ve  andolsun ki o, bizim helâkimizle korkutmuştu onları da onlar, bu korkutuşlardan  şüpheye düşmüşlerdi.     

37- Ve  gerçekten de onun konuklarını istemişlerdi de biz, kör edivermiştik gözlerini,  artık tadın azâbımı ve korkutuşlarımın sonucunu.     

38- Ve  andolsun ki bir sabah çağı üstlerine bir azap çöküvermişti onların.     

39- Artık  tadın azâbımı ve korkutuşlarımı.     

40- Ve  andolsun ki öğüt ve ibret için Kur'ân'ı kolaylaştırdık, fakat bir ibret alan mı  var?     

41- Ve  andolsun ki Firavun soyuna da korkutucular gelmişti.     

42- Bütün  delillerimizi yalanladılar, derken onları üstün ve mutlak kudretli bir helâk  edişle helâk ediverdik.     

43- Sizin  kâfirleriniz, onlardan hayırlı mı, yoksa kitaplarda bir kurtuluş mu var size?     

44- Yoksa  biz, birbirine yardım eden bir topluluğuz mu derler?     

45- O  topluluk, yakında bozguna uğrayacak ve ardını dönüp kaçacak.     

46- Onlara  vaadedilen azâbın mukadder zamânı kıyâmettir ve kıyâmetin azâbı, daha da  zararlıdır ve daha da acı.     

47- Şüphe  yok ki suçlular, sapıklık içinde ve yakıp kavuran ateşlerdedir.     

48- O  gün, yüzüstü ateşe sürüklenip atılırlar; tadın bakalım, cehennemin yakışını.     

49- Şüphe  yok ki biz; her şeyi, bilgimizde mukadder olduğu gibi ve zamânında yarattık.     

50- Ve  bizim emrimiz, birdir, ancak bir göz kırpış, bir göz yumup açış gibi tezdir.     

51- Ve  andolsun ki taraftarlarınızı da helâk ettik, fakat bir ibret alan mı var?     

52- Ve  işledikleri her şey, kitaplardadır.     

53- Ve küçük,  büyük, hepsi de yazılıdır.     

54- Şüphe  yok ki çekinenler, cennetlerdedir, ırmakların başlarında.     

55- Gerçeklik  makamında, çok kudretli bir büyük padişah katında.

     

               
                                  [1]                      ) Şi'râ,  Cevzâ burcundan sonra doğan ve Yemen ülkesinden çok iyi göründüğü için  Şi'ra-l-Yemaniyye denen yıldızdır. Huzaa oğulları bu yıldıza taparlardı.       
       
                                   [2]                      ) Hz.  Muhammed (s.a.a)'in işaretiyle ayın ikiye bölündüğü... (Devamı, sonnot No:54)        
   

Total Visit: 365
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.