Çarsamba 8 Şubat 2012 - 15:43

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۱۷:۱۳

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       


İsm-i A'zam

     
ism-i azam
     

       Yüce Allah'ın isimleri arasında kendisi ile yapılan duaların kabul  edildiği ve hiçbir şeyin etkisi dışında kalmadığı kelime kalıbında bir  ismin olduğu kanaati insanlar arasında yaygındır. Fakat bu iddiayı iler  sürenler, Allah'ın bilinen hiçbir isminde bu özelliği bulamadıkları  için bu ismin bizim bilmediğimiz harflerden oluştuğuna, o ismi bulmamız  hâlinde her şeyin irademize boyun eğeceğine inanırlar.

     

       Muskalar ve dualarla uğraşanların kanaatlerine göre İsm-i A'zam'ın bir  kelime kalıbı vardır. Bu kelimenin delâleti sözlük anlamına göre değil,  tabiî yapısına bağlıdır. Ayrıca bu ismin harfleri ve bu harflerin  dizilişi, ihtiyaçlara ve isteklere bağlı olarak değişir. Onların bu  ismi bulma hususunda özel yöntemleri vardır. Bu yöntemlerle önce  harfleri ortaya çıkarırlar, sonra onları arka arkaya dizerek onunla dua  ederler. Bunu onların yöntemlerini inceleyenlerden biliyoruz.

     

      Bazı rivayetlerde buna yönelik işaretler de vardır. Meselâ bir  rivayette, Bismillahirrahmanirrahim ile İsm-i A'zam arasında gözün  siyahı ile beyazı arasındaki yakınlıktan daha ileri derecede bir  yakınlık olduğu ileri sürülüyor. Başka bir rivayete göre İsm-i A'zam,  Ayet'el-Kürsî ile Âl-i İmrân Suresi'nin başlangıcındadır. Bir başka  rivayete göre onun harfleri Fâtiha Suresi'nde dağınık olarak  bulunmaktadır. İmam bu harfleri bilir. İstediği zaman onları bir araya  getirip onunla dua eder ve duası kabul edilir.

     

      Bir diğer  rivayete göre Süleyman Peygamber'in veziri Asıf b. Berhıya, İsm-i  A'zam'ın harflerinden bazısını biliyordu. Onunla dua ederek Saba  Kraliçesi'nin tahtını göz kırpma süresinden daha kısa bir zaman  zarfında Süleyman Peygamber'in önüne getirdi.

     

       Yine bir  başka rivayete göre İsm-i A'zam yetmiş harften oluşur. Allah bu  harflerin yetmiş ikisini peygamberleri arasında bölüştürdü ve bir  harfini kendi katında gayp ilminde saklı tuttu. Bunlar gibi İsm-i  A'zam'ın, harflerin dizimi ile oluşmuş bir kelime olduğuna işaret eden  daha birçok rivayet vardır.

     

      Sebep-sonuç ve bunların  özellikleri ile ilgili gerçek bir inceleme, bu kanaati geçersiz kılar.  Çünkü gerçek etki, etki edecek şeylerde güç ve zayıflık bulunması ile  etki eden ve etkilenen şeyin arasında bir benzerlik olup olmamasına  dayanır. Harflerden oluşan bir isim, sözünün özelliği bakımından  değerlendirildiğinde arazî niteliklerden olan bir işitilebilen sesler  dizisinden ibarettir. Bu isim, düşünülen anlamı bakımından  değerlendirildiğinde ise hiçbir şey üzerinde asla etkisi ol-mayan bir  zihnî tasarıdan ibarettir. Gırtlaklarımız yolu ile ortaya koyduğumuz  bir sesin veya zihnimizde canlandırdığımız hayalî bir tasarının,  varlığı ile her şeyi kahretmesi, istediğimiz şey üzerinde dilediğimiz  tasarrufu yapması, göğü yere dönüştürmesi, dünyayı ahirete çevirmesi  veya bunların terslerini gerçekleştirmesi imkânsızdır. Çünkü o sesin ve  o tasarının kendisi bizim irademizin sonucu ve ürünüdür.

     
       
Yüce  Allah'ın isimleri ve özellikle O'nun İsm-i A'zam'ı gerçi kâinatta  etkilidir ve yüce zatından şu görünen âleme feyiz inmesinin araçları ve  sebepleridir; fakat bu isimler, herhangi bir dilde onlara delâlet eden  kelimelerin lafızları ile veya bu kelimelerin zihinlerde canlandırdığı  anlamları ile değil, gerçeklikleri ve hakikatleri ile etki yaparlar. Bu  şu demektir: Yüce Allah, her şeyin faili ve var edicisidir. Bu  mucitliğini o şeye uygun sıfatını içeren uygun ismi ile gerçekleştirir.  Yoksa bu mucitlikte kelimelerin veya zihinde kavranan taslakların ya da  yüce zatı dışında başka bir gerçeğin etkisi yoktur.
     
     

     Yalnız yüce Allah, "Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm." (Bakara, 186) ayetinde buyurduğu gibi kendisine dua edenin duasını kabul edeceğini  vadediyor. Bunun için duanın ve dileğin gerçek olması ve bu ayetin  tefsiri sırasında vurgulandığı gibi başkasına değil de yüce Allah'a  yöneltilmiş olması gerekir. Buna göre kim bütün sebeplerden koparak bir  dileğinin yerine getirilmesi için sırf Allah'a sarılırsa, dileğine  uygun ilâhî ismin hakikatine sarılmış olur. O zaman o isim gerçeği ve  hakikati ile etkisini gösterir ve kulun dileği kabul olur.

     

      İşte isimle duanın hakikati budur. Dua edenin sarıldığı ismin durumuna  göre meydana gelen etkinin özelliği veya genelliği belirlenir. Eğer bu  isim İsm-i A'zam olursa, her şey onun gerçekliğine boyun eğer ve bu  isim ile dua edenin duası mutlaka kabul olur. İşte bu konudaki  rivayetleri ve duaları böyle yorumlamak gerekir. Yoksa kelimeden ibaret  isme ve onun kavramına olağanüstü bir etki atfetmek doğru değildir.

     

      Yüce Allah'ın isimlerinden birini veya İsm-i A'zam'ın bazı bölümlerini  peygamberlerinden birine ve bir kuluna öğretmesinin anlamı, yüce  Allah'ın dua eden kuluna o isme sarılarak dua etmesinin yolunu  açmasıdır. Bu arada elbette o ismin bir kelime kalıbı ve bir anlamı  vardır. Bunun sebebi, kelimelerin ve anlamlarının, hakikatleri bir nevi  muhafaza eden araçlar ve sebepler olmalarıdır. Bu gerçeği iyi anlamak  gerekir.

   

      Bilmek gerekir ki, kimi zaman bir özel isim sadece  yüce Allah'a verilebilir, O'ndan başkalarına takılamaz. Nitekim "Allah"  ve "Rahman" isimlerinin böyle oldukları ileri sürülmüştür. "Allah"  ismi, yüce Allah'a mahsus bir özel isimdir, bizim incelediğimiz anlamda  bir isim değildir. "Rahman" ismi ise, yukarıda değindiğimiz gibi anlamı  yüce Allah ile başkaları arasında ortak olan ve bu nedenle de O'nun en  güzel isimleri arasında yer alan bir isimdir. Bu açıklamamız, tefsir  ilmi açısındandır. Meselenin fıkhî yönü ise, incelememizin çerçevesi  dışında kalır.



Total Visit: 753
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.