Salı 22 Mayıs 2012 - 15:47

الثلاثاء ٢ رجب ١٤٣٣

سه شنبه ۲ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۷:۱۷

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
    


İslam ordusunun serdarı Malik Eşter  

     
 malik eşter 

        Öğlen vaktiydi. Şehir çarşısı her zamanki gibi günlük ihtiyaçlarını  karşılamak için koşuşturan insanlarla doluydu. Kalabalığın arasında iri  yarı, atlet yapılı uzun boylu bir adam başkalarının dikkatini  çekiyordu. Güneşte yanan çehresiyle emin adımlarla Kufe çarşısından  geçiyordu. Tam o sırada dükkanının önünde oturan esnaftan biri,  arkadaşları için mizah konusu olsun diye adama doğru bir avuç taş  fırlattı.

       Yoldan geçen adam dönüp esnafa baktı, ancak  rahatsız olmadan ve hiçbir ilgi göstermeden yoluna devam etti.  Arkadaşları bu çirkin harekete gülmedikleri gibi büyük bir sıkıntı ve  rahatsızlıkla şöyle dediler:

     Hakaret ettiğin bu adamın kim  olduğunu biliyor musun? Esnaf, arkadaşlarına hayır tanımıyorum, o da  hergün buradan buradan geçen yüzlerce sıradan adamlardan biri, öyle  değil mi? diye cevap verdi. Kızgınlıktan suratının hali değişen  arkadaşlarından biri saygısız adama döndü ve şöyle karşılık verdi: Ey  ahmak, nasıl tanımazsın, bu adam İslam dininin ünlü serdarı Malik  Eşterdi ve hepimiz onun savaş meydanlarında gösterdiği fedakarlık ve  kahramanlıklarına minnet borçluyuz. Yazıklar olsun sana. Kime hakaret  ettiğini bilmiyorsun. Malik'in adını duyan adam titremeye başladı, neye  uğradığını şaşırmıştı. Hatasını telafi etmek için her şeyi yapmaya  hazırdı. Gözleri kararıyordu, kime yalvarıp yakaracağını bilemiyordu.  Kendi kendine söylendi: Ben İslam ordusunun serdarını incittim, o da  mutlaka beni ağır bir şekilde cezalandırır.

       Suçlu adam  Malik'e ulaşmaya ve her ne olursa olsun kendisinden özür dilemeye karar  verdi. Koşa koşa Malik'in peşinden gitti. Kısa bir süre sonra Malik'e  yetişti. Malik camiye doğru gidiyordu. Adam da onun peşinden camiye  girdi. Heyecandan kalbi hızla atıyordu. Malik'e yaklaşmaya cesaret  edemiyordu. İslam serdarı namaza durdu. Adam ona bakıyordu. Malik büyük  bir sabır ve özel bir itinayla namaz kılıyordu. Hoş sesi adamı biraz  rahatlattı. Namazdan sonra duaya oturdu. Duasını tamamladıktan sonra  köşede duran adam yavaşça ona yaklaştı. Kendini Malik'in ayaklarına  attı. Ardından titreyen bir sesle:Ey Malik ben cahillik ettim, sizi  tanımadım, küstahlık ettim, şimdi sizden büyüklük edip beni affetmenizi  istiyorum, Allah'a and olsun ki siz muhterem ve şerefli bir insansınız,  dedi.

     Malik Eşter yavaşça adamı ayakları üzerinden kaldırdı  ve güçlü ellerini omzuna attı. Adam Malik'in gözlerine bakamıyordu.  Malik büyük bir merhametle şöyle dedi:

     Allah'a and  olsun ben sadece senin için camiye gelmiştim, çünkü cahilliğin yüzünden  halka eziyet ettiğini anladım. Bu yüzden camiye geldim ki senin için  dua edeyim ve Allah'tan seni doğru yola hidayet etmesi ve günahlarını  bağışlaması için istekte bulunayım...

      Malik'in bu  sözlerini duyan ve hoşgörüsüne kendi gözleriyle şahit olan adam daha da  utandı. İslam ordusunun serdarına şükranlarını sundu ve iş yerine geri  döndü. Dönmesini sabırsızlıkla bekleyen arkadaşları onu görür görmez  macerayı sordu ve olup bitenleri anladıktan sonra Malik Eşter'i övmeye  başladı. Bu sırada adamlardan biri hz. Resulullah'tan -sav- çok güzel  bir hadis aktararak sevgili Peygamber efendimiz -sav- şöyle buyuruyor"  dedi:

       
Başkalarının  hatalarını affetmek sizlere yaraşır, çünkü bu amel, insanın izzet ve  yüceliğini arttırır. Bir birinizi affedin ta ki yüce Allah sizleri aziz  kılsın.
   

Total Visit: 2385
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.