Çarsamba 8 Şubat 2012 - 22:02

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۲۳:۳۲

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 


İslamda Kadının Rolü -1

Muhammed CAN - Frankfurt 16.08.2007

Kadın: Tarihin derinliklerinden gelip günümüze kadar, günümüzden tarihin son anına kadar tanımı tanımlanamayacak kadar zor, hatta muamma olan bir varlık.

 

mcan313@yahoo.de
         
         
        ''Şüphesiz, biz sana Kevser'i verdik''108-1
       
        Hamd bütün alemleri yaratan Allah'a mahsustur, selat ve selam onun resulü, Habibi, kullarının seçkini, alemlere rahmet olan Hz. Muhammed (s.a.a)'e ve onun pak ve pakize Ehl-i Beytine olsun. Ve yine selam hidayet ehline tabi olanlara olsun ki; onlar apaçık delillerle sapıklıktan uzaklaşıp hidayete erme aÅŸk ve mücadelesiyle yanıp tutuÅŸmaktadırlar.
       
        Kadın hakkında hazırlanan bu çalışma kalem deÄŸmemiÅŸ sayfa üzerine bırakılan bir nokta misalidir. Ancak tanım ve tarifi olmazsa olmazlardan olan kadını bu çalışmada beraber tanımaya çalışacağız. Elbette bunu söylerken kesin çizgilerle hatları belirlemek gibi büyük bir iddiaya sahip olmadığımızı belirtelim. Bu güne kadar bu konuda yazılan yüzlerce, binlerce kitap, makale ve hatta çeÅŸitli dergi ve Mecmualardaki yazılardan sonra acaba hala buna gerek varmıydı sorusu akla gelebilir.
       
        Ne var ki Bir olgunun tanım ve tarifi yapılırken o olgudan olan kemal esas alınarak olgunun kendisi tanımlanmalıdır. Bu ölçü esas olarak alınmazsa, meÄŸer olgunun kamil anlamda içeriÄŸine vakıf olunamayabilir! Dolayısıyla ''İslamda kadının Rolü'' adlı bu çalışmada mihenk olarak yüce bir ÅŸahsiyete sahip olan Hz. Fatıma (s.a) esas alınmıştır.
       
        1- GeçmiÅŸle günümüz arasındaki ilinti
        2- Kadının gerçek misyonu
        3- Kadının İslam dışı ekollerdeki yeri
        4- Sorumluluk bilinci taşıyan kadınların toplumlarındaki etkileri
        gibi konular serpiÅŸtirci üslupla iÅŸlenecektir.
       
        DiÄŸer bir amaç ise deÄŸerli (özellikle günümüz müslüman kadınlarına) müslümanlara. Zaman'dan ve mekan'dan münezzeh olan Yüce Allah'ın, önünden ve arkasından batılın girip tahrif edemeyeceÄŸi Kur'an-ı Kerim'deki buyurdukları '' Andolsun asra. Ki gerçekten insan hüsran içindedir. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler baÅŸka.'' Asr suresi. Ayetlere binaen kendi zamanının sorumluluklarını üstlenmede yardımcı olabilmek!
       
Çalışmanın referansı olan İslam'ın örnek kadını Hz. Fatıma (s.a)'nın hayatından kesitlerden ziyade Fedek hadisesinden dolayı( Fedek konusu gündemimize alınmayacaktır!) özelde o günün müslümanlarına genelde yeryüzünde insanlık var oldukça bütün müslümanlar tarafından ciddi derslerin çıkartılabileceği Mescid-i nebi'deki meşhur hutbesi esas alınmış. Özellikle İslam aleminde kanın akıtıldığı varolan bütün kutsalların zalimler tarafından çiğnenmek istendiği zamanımızda ve dünyalı olan insanın içinde bulunduğu toplumsal bunalım, hak ve özgürlük kavramlarının hummalı ve bir o denli insanlık değerlerinden uzak sayılan düşüncelerle tartışıldığı günümüze ışık tutabileceği temennisi ile Ayrıca hutbedeki belagat, kendisine ilham edilen nimetler, Tevhid, nübuvvetin açıklanışı, Kitabın hikmeti ve... Gibi inceliklerin ne tür zerafetle işlendiğini kısmen de olsa yakalayabilme ise ayrı bir konu olarak işlenmeli.
 
  Kimdir kadın?
 
  Kadın: Tarihin derinliklerinden gelip günümüze kadar, günümüzden tarihin son anına kadar tanımı tanımlanamayacak kadar zor, hatta muamma olan bir varlık.
 
  Kadın: Kah insanlığın yüz karası, kah medeniyet, bilim ve sanatın ilerlemesine en büyük engel teÅŸkil eden uÄŸursuz bir varlık.
 
  Kadın: Kah saray sultaniyesi, kah harem cariyesi, kah bereket tanrıçası, kah komon toplumların bileÅŸke nüvesi, kah Emperyal sistemlerin üretim aracı.
 
  Kadın: İnsanla mal arasında bir varlık. Bazen malla birlikte alınıp satılabilinen, bazen de muazzam aÅŸk tapınaklarında ÅŸehvestperestlerin ilahlarına sunuldukları yegane kurban.
 
  Kadın: ErkeÄŸin bütün arzu ve isteklerine boyun eÄŸip onun ev, eÅŸya ve çocuklarına bakıcılık yaptığı sürece yaÅŸama hakkına sahip güçsüz, zayıf, zelil ve horlanıp aÅŸağılanabilinen iki ayaklı bir yaratık.
  Kadın: Zulüm ve zorba üzerine kurulu saraylarda eÄŸlence aracı olan ve binbir gece masallarının maskarası.
 
  Kadın: Ensesi kalın, göbeÄŸi ÅŸiÅŸ kapitalist Siyonist kompradorların sahip olduÄŸu Emperyal mal üretim fabrikalarında erkeÄŸin sahip olduÄŸu güç ve kuvveti harekete geçirici, tahrik edici manyetik mekanizma. Ve kadın..! Hayır, hayır.
 
  Bu tanımların hiçbirinde kadının yeri yoktur. Belki bunun zıddı sayılabilecek bir tanımı vardır kadının. İşte insanlık camiasının yarısını oluÅŸturan kadını insaniyet mektebi olan İslam tanımalayabilir. İslamın tanımlamadığı veya tanımının kabulü esas olarak alınmadığı sürece bir keÅŸmekeÅŸlik, tarif ve tanım, terim ve telafuz kargaÅŸası yaÅŸanılacak, bu kargaÅŸadan payına düşeni elbette alacaktır kadın.
 
  Kadın: ErkeÄŸinin eÅŸi
  Kadın: ErkeÄŸin ninesi, annesi,
  Kadın: ErkeÄŸin halası, teyzesi, ablası, bacısı.
  Kadın: ErkeÄŸin kızı, kıztorunu, kız yeÄŸeni ve …
  Kadın: ilahi ÅŸahsiyetlerin mürebbisi
  Kadın: Kelimenin tek anlamıyla insanlığın yarısı.
 
Öyle ise:
 
  Bir kadın ki; deÄŸil sadece dünya ehli, bütün alemlerde örnek alınan ÅŸahsiyet. Bir kadın ki; cennet hurilerinin gıpta kaynağı. Bir kadın ki; meleklerin makamına ulaÅŸamadığı ve ulaÅŸamayacağı, bir kadın ki; ne anlatmaya güç yetirilebilir, nede yaÅŸayarak makamına ulaşılabilinir,
 
  Yani?
 
  Yani gercek Kadın, İnkılapçı Hz. Fatıma-tuz Zehra (s.a)
 
  Yani peygamberin biricik kızı, cennet ve dünya kadınlarının seyyidesi, Hasan ve Huseyn'in annesi, peygamberin kendisini Fatıma'dan, Fatıma'yıda kendisinden saydığı peygamber kızı. Yani Nübuvvetle velayeti birbirine baÄŸlayan yegane varlık!
 
  Kimsenin İmam Ali (a.s) gibi künhüne eriÅŸilemez bir ÅŸahsiyeti savunma cesaretini gösteremediÄŸi bir dönemde devrimci Ruhun taa kendisi olan Fatıma (s.a), taze İslam fidanını eski cahili düzene dönüştürme entikalarını anında gören Fatıma . Hayretamiz kiÅŸiliÄŸiyle anında karşısına dikilmiÅŸtir toplumu taÅŸlaÅŸtırmaya yönelen zihniyetin. Öyle bir zihniyet ki; örmekte olduÄŸu ağın içeriÄŸini, bir kadın alarak ancak Fatıma ifÅŸa edebilmiÅŸtir, öyle bir ifÅŸa ki; dünya döndükçe bütün zulüm saraylarının planlarını ifÅŸa ettirecek ilahi ilhamlar birakmıştır, Fatıma .
  YetinmemiÅŸtir bununla, üç günlük dünya hayatına bütün insanlık tarihinin kaderini sığdırmıştır Fatıma . Ve kendisini feda ederek insanlığa bu devrimden alınacak ilhamlarla Zehra gülleri toplatacak bahçeler bırakarak gitmiÅŸtir, Fatıma . Hasan'lar, Huseyn'ler, Zeynep'ler ve… Sonsuza dek devam edecek olan kıyam soyu bırakmıştır, Fatıma .
  Hutbeden;
 
  1- ''... Ve adaleti, kalpleri birleÅŸtirmek ve bize itaati, dinin düzelmesi ve nizamı için farz kıldı. Ve imametimizi tefrikadan kurtulmak,...''
 
Şanı Yüce Allah'ın ''adalet''teki sırrını açıklayarak birliğin ve birleşmenin şartı olan, olmazsa olmazı olan diğer bir ilahi emirle pekiştiriyor Hz. Fatıma. Ve Ehl-i Beyte ''itaati'' Allah'ın farzı olarak açıklıyor. Dinin bozulmaması, hurafe, bid'at ve başkalarının arzu ve isteklerine yönlendirilmemesi. Yeryüzünde Ademoğullarının mutlu bir hayat yaşayabilmesi için gerekli olan yegane nizamda sapma ve kaymaların meydana gelmemesi için, Toplumun önde gelenleri, eşraf takımı ve sultanların, zer ve zor sahiplerinin bu ilahi nizamın yaptırım yapısına sızmamak, dinde din adına fesat çıkarmamak, güçlü olanların zayıfları ezmemek, haklarını gasp etmemek için Ehl-i Beyt'e itaatın farz kılındığını vurgulamaktadır.
Ve imameti kendi kendi uhdesine alan Allah -Azze ve celle - bununla hak dinin bekçilerini görevlendirmek dinine karşı gelebilecek her türlü saldırı, hile, komplo ve tefrikadan beri kıldığını, hiçbir otorite ve siyasetin bun(dinin aslın)da tasarrufta bulunamayacağını belirtmek istemiş.
 
  Nitekim imam Ali (a.s)'ın deÄŸerli ashabından olan Kumeyl b. Ziyad en-Nehai'ye yaptığı tavsiye (öğüt)'lerde şöyle buyurmaktadır.
 
<
 
  Ey Kumeyl, din Allah'ındır; onun başına ancak resul, nebi yahut vasi (Allah'ın tayin ettiÄŸi halife) olan geçebilir.
 
  Ey Kumeyl, (rehberlik makamı) sadece, nübuvvet, risalet ve imamette sınırlıdır; geriye kalan ya tabi olup izleyen yahut da sapık ve bid'at ehli. ''Allah -amelleri- ancak takvalılardan kabul eder'' maide suresi-27>> (1)
 
  Kaynak:
  1. Kumeyl ve tevessül Duaları

 


Total Visit: 284
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.