Cuma 10 Eylül 2010 - 23:08

الجمعة ٢ شوال ١٤٣١

شنبه ۲۰ شهريور ۱۳۸۹ - ۰۰:۳۸

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       
                                             
İslam İnkılabı Rehberi’nin Uluslararası Ehli Beyt Kurultayı Delegelerine Hitaben Yaptığı
                                                                                         
19/08/2007

Bismillahirrahmanirrahim,

               

Uluslararası  Ehli Beyt Kurultayına hoÅŸ geldiniz. Mübarek Åžaban ayındaki kutlu  doÄŸumlar, Hz. İmam Hüseyin, Hz. İmam Seccad ve Hz. Ebulfazl Abbas ile  Hz. Mehdi (S)'in kutlu doÄŸum yıldönümleri münasebetiyleı tüm İslam  dünyasını tebrik ediyorum.
                  Uluslararası Ehli Beyt Kurultayına mensup  siz muhterem kardeÅŸlerin etrafında toplanıp, bir araya geldiÄŸiniz  eksen, çok azametli ve görkemli bir eksendir. Çünkü peygamberin Ehli  Beyt'i, Kur'an-ı Kerim'in de özenle önemsediÄŸi bir eksendir. "Ey Ehli  Beyt, gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliÄŸi) gidermek ve  sizi tertemiz kılmak ister. "
                  Kur'an-ı Kerim'de belirtildiÄŸi gibi,  nebevi hadislerde de Ehli Beyt'in belirgin özellikleri inkar edilemez  bir ÅŸekilde vurgulanmıştır. Bu hadisi ÅŸeriflerden biri müslümanlar  arasında yüksek itibara sahip, mutevatir Sakaleyn hadisi ÅŸerifidir.  Burada Resulullah'ın ıtreti kitabullah ile birlikte ve yan yana  anılmıştır: ‘Aranızda iki ağır emanet bırakıyorum: Allah'ın Kitab'ı ve  ıtretim (öz yakınlarım) olan Ehli Beyt'im.' BaÅŸka bir meÅŸhur ve belki  de mutevatir hadis, "Sefine hadisi"dir. ‘Benim Ehli Beytim Nuh'un  gemisi gibidir. Gemiye binen kurtulur, binmeyen boÄŸulur, helak olur  gider.' Bu topluluÄŸun etrafında toplandığı eksen çok onurlu, azametli  ve yücedir. Elbette Müslümanların hepsi Ehli Beyt'e sevgi ve saygı  duyar ve inanırlar. Fakat nasibiler ve benzerleri yani çok küçük bir  azınlık Ehli Beyt'i sevmezler. Müslüman fırka ve mezheplerin hepsi Ehli  Beyt'e özel bir baÄŸlılık hisseder ve onların ilim ve amellerini  benimser ve kabul ederler. Fakat ÅŸiiler ‘camia ziyareti' duasındaki  tabirle bu baÄŸlamdaki özel inançlarıyla tanınmışlardır. Yani ÅŸiiler,  Ehli Beyt'in izleyicisi ve tasdikçisi olup, Ehli Beyt mensupları ve  imamlarının manevi makamlarını tanır, onların İslam ümmetindeki yüksek  konumunu ve Peygamber efendimiz sonrasında ümmeti yönetme liyakatine  sahip olduklarını kabul ve teyid ederler. Bu toplantıların ekseni,  böyle bir azametli eksen üzerine kurulmuÅŸtur. Ehli Beyt için toplanma,  çalışmanın önem, azamet, deÄŸer ve düzeyini yükseltir, iÅŸ ve çalışma  risaletinin önemini arttırır. Bizler niçin bir arada toplanıyoruz? Bu  hedefi açıkça belirlemeliyiz. Neyin peÅŸindeyiz, onu bilmeliyiz.
                  Günümüz  İslam dünyası Ehli Beyt mesajına ve çaÄŸrısına muhtaçtır. Åžii  camialarındaki Ehli Beyt izleyicilerinin, Ehli Beyt kurumlarının ve  Ehli Beyt nidasının gündemde tutulması, tefrikacı bir nida ve çaÄŸrı  deÄŸildir. Fakat bazı dar görüşlü kimselerle ard niyetli çevreler bu  hakikati inkar edip, sürekli tefrikacı propagandalar yapıyorlar. Ehli  Beyt'e baÄŸlılık, nefy ve red deÄŸil, ispat ve teyid meselesidir. Ehli  Beyt mektebi öğretiler sisteminin özel hakikatleri vardır ve günümüz  İslam dünyası da buna muhtaçtır. EÄŸer mübarek Sahife-i Seccadiye  kitabına bakılırsa, -ki İmam Seccad'ın kutlu doÄŸum gününde bu deÄŸerli  kitaba büyük bir itina gösterilmelidir- Ehli Beyt'in düşüncesinin özü  ve cevheri bu kitapta müşahede edilir. Sahife-i Seccadiye kitabında,  imanın derinliÄŸi, açık ve katıksız irfan, azamet kaynağına tam bir  yöneliÅŸ, mabud'a ve ilahi kudsi zat'a özel bir yoÄŸunluk gösterme,  halkın iÅŸlerine özel bir itina gösterme, müslümanlarla diÄŸer insanların  iÅŸlerine çekidüzen vermeye çalışma, islami iftihar kaynaklarını  yüceltme gibi önemli konular deÄŸerlendirilmiÅŸtir. Sahife-i Seccadiye  kitabı, arifane, aşıkane, akli ve dirayetli bir hayat kitabıdır. Ehli  Beyt rivayetlerinin dalgalı denizi de bunlara eklenince görkemli bir  tablo ortaya çıkıyor. İşte İslam dünyasının da ihtiyaç duyduÄŸu kılavuz  ve kaynak budur. EÄŸer bizler mübarek Ehli Beyt'in yüce adı etrafında  toplanırsak, bunun anlamı, kendimizle diÄŸer müslüman cemaatleri  birbirinden ayrıştıracak bir duvar inÅŸa edip, yalnızlığa çekilmek  deÄŸil, tam aksine müslüman düşünürlerin gözleri önünde yeni ufuklar  açıp geliÅŸtirmek, yeni hakikatleri tesbit etmek için yeni pencereler  açma ve aydınlatma yükümlülüğü ve görevidir. İlk etapta Ehli Beyt  izleyicileri bu yüce hüviyetlerini ikrar etmelidirler. Bunlar  ellerindeki bu paha biçilmez cevherin kıymetini bilmeli ve özünü  tanımalı ve daha sonra halka arzetmelidirler. Piyasadaki çeÅŸitli  metaları arz edenlerle birlikte bu göz alıcı cevheri kamuoyuna sunup,  gözler önüne sermelidirler.
                  Uluslararası Ehli Beyt Kurultayının  görevi bu mesuliyeti onurlu kılmak ve onunla iftihar etmektir. Allah'a  şükürler olsun ki, bizler Ehli Beyt mensubu büyük ve gözde insanları  tanıdık ve Ehli Beyt'in makamından gafil olmadık. Allah da bizleri  hidayet etti ve bizler hakikati idrak edip, tanıdık. Bu hakikatlerin  dünya toplumuna iletilmesi gereÄŸini de hissetmekteyiz. Nitekim imamlar  da aynı çabayı gösterdiler. Elbette onlar dar görüşlülük, kavga, hurafe  ve boÅŸ sözlerle deÄŸil, bu parlak cevheri öz ve katıksız bir ÅŸekilde  gündeme getirerek halka tanıttılar. Bizler de dini mefhumları  hurafelerden arındırmalıyız. Genel olarak Ehli Beyt'in maarifini  öğrenme ve hakikatlerini tanıtma konusunda önemli olan mesele de budur.  Bu iÅŸleri gerçekleÅŸtirecek olanlarsa sıradan kimseler deÄŸil alim ve  bilgelerdir. Bu baÄŸlamda alim ve uzmanların ağır bir görev ve  yükümlülüğü söz konusudur. Nitekim İslami rivayetlerde vurgulanan  nokta, Ehli Beyt'in kelamının güzelliklerini halka anlatma gereÄŸidir.  EÄŸer halk o güzellikler ve parlak kelamla tanışıp, idrak ederlerse, bu  hakikatler kendiliÄŸinden onların kalbine iÅŸlenir ve onlar da bunu  özümsemeye baÅŸlarlar. İşte bizim görevimiz budur.
                  Çok eskilere  dayanan derin ve tehlikeli bir komplo söz konusudur. Bu da İslam  fırkaları arasında ihtilaf ve çekiÅŸmeler yaratmaktadır. Nitekim  günümüzde Åžii ve Sünni mezheplerine mensup kimseler arasında çatışma  çıkarmaya çalışıyorlar. Elbette, sadece Åžii ve Sünni deÄŸil, Åžii ve  Sünnilerin içindeki usuli fırkalar, fıkhi fırkalar, kelami fırkalar  arasında da çekiÅŸme ve çatışma çıkarmaya özen gösteriyorlar. Onlar  İslami fırkaların birbirinin yakasına yapışmasını, birbirine bağırıp  çağırmalarını, kabaca davranmalarını istiyorlar. Müslüman mezhepler ve  fırkalar arasında tefrika yaratmaya çalışan düşmanlar, özellikle  İngiltere bu konuda çok tecrübelidir. Bu konuda uzun yıllar ve hatta  yüzlerce yıldan beri çalışarak, tecrübe kazanmış bulunuyorlar.  İngilizler zaaf noktalarını iyice tesbit etmiÅŸ durumdalar.
                  İsrail ve  Amerika istihbarat ve güvenlik servisleriyle diÄŸerleri de müslüman  milletler ve fırkalar arasında ihtilaflar çıkartıp, derinleÅŸtirmeye  özen gösteriyorlar. Bu konuda ÅŸayialar türetip, yayıyorlar. ÖrneÄŸin bir  ülkenin Sünni yetkilisiyle görüşüp, Åžii bir ülkeyle, diÄŸer ülkelerde  yaÅŸayan Åžiilerin tehdit ve tehlikeli bir kaynak olduÄŸu lafını aÄŸzından  çıkartmaya çalışıyorlar. Bu yolla Ehli Sünnetin Åžii ülke ve Åžiilerin  varlığı ve hayatını tehdit ettiÄŸini aşılamaya çalışıyorlar. Düşmanlar  ayrıca Sünni bir yetkiliye diyorlar ki, ‘oturup neyi bekliyorsun,  bazıları İran'dan gelip, senin ülkendeki bazı köyleri ÅžiileÅŸtirdiler'  diye kışkırtmada bulunuyorlar. Bazen de İran'a gelip, bizlere diyorlar  ki, ‘ne bekliyorsunuz, Sünniler İran'da bazı köyleri  SünnileÅŸtirdiklerini iddia ediyorlar'. İşte bunlar, düşmanın yaptığı  ÅŸeylerdir. Bu nedenle bunları tespit etmek gerekir. Buradaki asıl  mesele, "ihtilaf salma ve endiÅŸelendirme" meselesidir. Bundan amaç, Åžii  ve Sünni müslümanların birliÄŸini bozmaktır. Çünkü müslümanlar  arasındaki ciddi bir birlik ve dayanışma, tamahkar müstekbir güçlerin  varlığını sarsar. Yani eÄŸer gerçekten İslam ümmetinin birliÄŸi kurulur  ve geliÅŸirse, sömürgeciler, yaÄŸmacı tamahkarlar, bölge milletlerini  kendi çıkarları uÄŸruna baskı altında tutmaya çalışanlar büyük bir  dehÅŸete kapılırlar. Bu yüzden İslami vahdetin saÄŸlanmasını engellemeye  çalışıyorlar.
                  "İhtilaf Salma" ilkesinin bir baÅŸka saiki de söz  konusudur. İran milletinin kıyam etmesi ve bu ülkede İslam İnkılabı  bayrağını dalgalandırmasının ardından, bu saik eski saiklere eklendi.  Nitekim müstekbir ve sömürgeci güçler, duru İslam'ı, cihad İslam'ını,  bağımsızlık İslam'ını, onur ve özbenliÄŸe dayalı İslam'ı , düşmanlarla  yabancı güçlerin İslam ümmetine sulta kurmasını günah ve haram sayan  İslam'ı asla kabul etmez ve var olmasını istemezler. Onlara göre, eÄŸer  bu duru ve ÅŸanlı İslam diÄŸer İslam ülkelerine yayılırsa, onların  karşılaÅŸtıkları sorunlar bir kaç kat artar. Bu yüzden İslam düşmanları,  İslami İran'la dünyadaki diÄŸer ülke ve milletler arasındaki iliÅŸkileri  bozmaya çalışıyorlar. Çünkü onlara göre, taÄŸut dönemindeki İran milleti  gibi bir millet bu düşünce tarzıyla uyanır, sahneye çıkar, cihad  baÅŸlatırsa, korkuları kaybolur ve dünya çapındaki büyük mücadelelerinde  düşmanı devre dışı bırakır.
                  Hegemonyacı ve talancı güçler açısından,  OrtadoÄŸu bölgesinin petrolü ve zenginliklerini yaÄŸmalama planları  kuranlar için bu İslami diriliÅŸ ve uyanış çok tehlikelidir. Bu yüzden  bu süreç durdurulmalıdır. Fakat bütün çabalarına raÄŸmen bu alanda  baÅŸarılı olamadılar. Fakat düşmanların yıkıcı ve art niyetli  propagandalarına ve çabalarına raÄŸmen İslam İnkılabı düşüncesi ve  mesajı İslam aleminin bütün noktalarına ulaÅŸmıştır. Elbette eÄŸer bu  karalama kampanyaları yürütülmeseydi, daha farklı yapıcı sonuçlar  doÄŸardı. Günümüzde de İslam nizamına, İran'daki İslam Cumhuriyeti  nizamına karşı karalama kampanyaları yoÄŸun bir ÅŸekilde devam ediyor.  DiÄŸer taraftan da ÅŸiaya karşı propaganda yapılıyor. Bu nedenle Ehli  Beyt izleyicileri eÄŸer sahnede hazır bulunup, etkin bir çalışma yapmak  istiyorlarsa, bu geliÅŸmeleri göz önünde bulundurmalı, hakikatlere uygun  olarak politikalarını belirlemelidirler.
                  Aziz kardeÅŸler, sizler  büyük bir iÅŸ ve sorumluluÄŸu üstlenmiÅŸ durumdasınız. Uluslararası Ehli  Beyt Kurultayı büyük bir görev tanımlaması yapmıştır. Bu tür  çalışmalar, örneÄŸin bir kaç toplantı yapma ve benzerleri, küçük  iÅŸlerdir. Aslolan çalışma, bu tür faaliyetler süresince Ehli Beyt  mektebini tanımlayıp, maarifini İslam alemine ve bütün dünya  milletlerine doÄŸru bir ÅŸekilde tanıtmaktır. Çünkü dünya toplumu  maneviyata susamış bulunuyor. Bu maneviyat ise İslam'dadır.  Resulullah'ın Ehli Beyt'inin dayandığı İslam anlayışında İslamın manevi  deÄŸerleri kapsamlı ve mükemmel bir ÅŸekilde mevcuttur. Bu maneviyat,  inzivaya çekilmeden, dünya hayatından uzak durmadan, aktif hayat,  siyasetle irfan, sosyal faaliyet, Allahu teala'ya yalvarıp yakarma ve  cihadla bütünleÅŸmiÅŸ bir İslami maneviyattır. Bütün bu özellikler,  ÅŸianın talimatı ve maarifinde açıkça ve ÅŸeffaf bir ÅŸekilde göze  çarpıyor.
                  Bunların canlı örneklerine de tanık olmaktayız. İslami  İran'ın çaÄŸdaÅŸ tarihinde de bunun bol örnekleri vardır. Şüphesiz,  günümüzde hakla batıl cephesi arasında büyük bir savaÅŸ baÅŸlatılmıştır.  Bir tarafta İslam, İslami maarif ve İslami uyanış, diÄŸer taraftaysa  büyük ÅŸeytan Amerika öncülüğündeki müstekbir ve tamahkâr güçlerden  oluÅŸan dünya ÅŸeytanlarının politikaları karşı karşıya gelmiÅŸ bulunuyor.  Hiç kuÅŸkusuz, bu mücadeledeki muzaffer taraf bizleriz. Yani hak mutlak  olarak zafer kazanacaktır. Bütün emareler de bu gerçeÄŸi yansıtıp, teyid  ediyor. Sünnetullah'ın tabiatı da bunu gösteriyor. Bunun bundan baÅŸka  anlamı olamaz. EÄŸer hak taraftarları ayaÄŸa kalkıp, hareket etseler,  şüphesiz batıl karşısında zafer kazanacaklardır. Sünnetullah ise hakkı  takviye yönündedir ve sünnetullahın beÅŸer tarihindeki doÄŸal süreci de  bunu gerektirir. Hepimiz yaÅŸanan bu tecrübeyi müşahede ediyoruz.
                  Günümüz  dünyasındaki İslami hareketlerin canlılığı ve coÅŸkusuyla 20 yıl önceki  geliÅŸmeler kıyaslanırsa, bu canlılığın, bu coÅŸkunun kat kat artıp,  yükseliÅŸe geçtiÄŸini görürüz. Özellikle İran İslam Cumhuriyeti'nin  günümüz ÅŸartlarıyla 20 yıl önceki durumunu kıyaslayın. İslam  Cumhuriyeti günümüzde hayret verici bir ÅŸekilde bilim, teknoloji,  siyaset ve devlet gibi alanlarda verimli ve büyük geliÅŸmeler  oluÅŸturmuÅŸtur. İslam dünyasında, Afrika ve Asya'daki müslüman  ülkelerde, hatta diÄŸer ülkelerdeki azınlık müslümanlar arasında bile  İslami kimlik yaygınlaÅŸmıştır. Amerika da, 20 yıl öncekine göre daha  zayıflamış bir Amerika'dır. Günümüz Amerika'sı, artık eski etki ve  gücüne sahip deÄŸildir. KarşılaÅŸtığı yenilgilerden dolayı günden güne  güç kaybetmektedir. Öyle bir sıkıntılar yaÅŸamıştır ki, zaman geçtikçe,  yepyeni uçurumlara yuvarlanmaktadır. Bu durum, hem Amerika için, hem de  Amerika'nın ipiyle siyasi ve diÄŸer alanlarda dipsiz kuyulara dalanlar  için tehlikeler içermektedir. İşte bu bizim açık tecrübemiz ve bakış  açımız sayılıyor. Bunlar gözüken gerçeklerdir. Fakat bu gerçeklerden  dolayı gurura kapılmamak gerekir. İlahi rahmet ve yardım, mümin insanın  çaba ve hareketi ve salih ameliyle baÄŸlantılıdır. Bu yüzden sahnede  hazır bulunmalı, görevimizi yerine getirmeli, zafer ve ilerlememizi  garanti altına almalıyız. Hem siyasi sahne ve hem de cihad sahnesinde  hazır bulunmalıyız. Kültürel sahnede de cihad söz konusudur. TebliÄŸ,  kitle iletiÅŸimi, haberleÅŸme ve sosyal alanlarda da cihad söz konusudur.  Cihad, sadece askeri ve silahlı cihaddan ibaret deÄŸildir. BeÅŸer  hayatının bütün alanlarında cihad söz konusudur.
                  Dünyanın neresinde  olursak olalım müslüman kardeÅŸlerler arasındaki irtibatlar daha bir  güçlendirilip, geliÅŸtirilmelidir. Çalışmalar daha bir  yoÄŸunlaÅŸtırılmalı, tercihlerimiz açıklanmalı, onları gerçekleÅŸtirmek  için güç seferberliÄŸi yapılmalıdır. Eminiz ki genel olarak müslüman  camiası ve özel olarak da Ehli Beyt izleyicisi topluluklar daha güzel  ve iyi ÅŸartlara sahip olacak ve yüce hedeflerine daha bir  yakınlaÅŸacaklardır. Yüce Allah'tan dileÄŸimiz, nimet ve inayetlerini  kardeÅŸlerimize daha fazla indirmesi, bizleri kendi görev ve  mesuliyetlerimizle daha bir tanıştırması ve bilinçlendirmesi ve  sorumluluÄŸumuzu yerine getirmede baÅŸarılı kılmasıdır. İnÅŸallah, Allahu  teala, Hz. Bakıyyetullah Mehdi'nin mukaddes kalbini bizlerden razı ve  hoÅŸnut kılar. İnÅŸallah, bu yolu bizlere açan rahmetli İmam Humeyni'yle  ÅŸehidlerin pâk ruhları bizlerden hoÅŸnut olurlar.
                  Allah'ın selam, rahmet ve bereketi üzerinize olsun...


Total Visit: 66
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.