
Hamd alemlerin Rabbine ve salat ve selam peygamber efendimiz Ebil Kasım Muhammed Mustafa ve ehli beyti, mutahhar imamlar ve özellikle de Hz. Mehdi’nin üzerine olsun. İslam İnkılabı sürecinde her ne kadar ilginç olaylar az değilse de, İran halkının büyük hareketinin başlayıp İslam İnkılabı’nın zaferine kadar süren dönem ve inkılabın zaferinden bugüne dek, uzun mücadele yılları boyunca çok sayıda ilgi çekici olay birbiri ardısıra gözlerin ve gönüllerin teveccühünü üzerinde toplamıştır ve fakat bütün bunlar arasında şehidin konumu istisnai özellikler taşımaktadır. Şehidin nurani varlığını ilgilendiren her şey ilginçtir. Onun cihada doğru hareket arzusu... Maddi dünyalıklar arasında, bunca renkli çekicilikler ortasında bir gencin kalkıp Allah rızasını kazanmak arzusuyla mücadehede meydanına doğru hareket etmesi, başlıbaşına şaşılacak bir durumdur.Daha sonra savaş meydanlarında kendini tehlikeye atması, gösterdiği yararlılıklar, her biri nurani ve kalıcı bir örnek olabilecek cesaretler şaşırtıcı özelliklerdir.Daha sonra büyük bir coşkuya ulaşmak, maddi örtü ve perdelerin bir kenara itilmesi ve maşukun çehresinin görülmesi, şehadete yakın günlerde bu insanların hareketleri, sözleri ve davranışlarında bir türlü kendini göstermiş olup, bu bağlamda çok sayıda rivayetlere tanık olunmuştur. iz Şiraz’lıların aziz şehidleri arasında bir vasiyetnameye rastladım. Şehid diyor ki: ‘İçim içime sığmıyor, gönlümdeki ateş beni telaşlandırıyor. Sana kavuşmaktan başka hiç bir şeyle huzura kavuşamayacağımı biliyorum, ey aziz ve sevgili Rabbim !’ Bu, bir gencin sözleridir. Bir arif veya salik, yıllarca mücahede ve riyazetten sonra bu noktaya ulaşabilir. Ancak, yeni yetme bir genç, savaş ve cihad meydanında ilahi nimetlere öylesine kavuşuyor ki, yüz yıllık bir yolu bir gecede katediyor. Bu coşku ve telaş, yaratıcının uygun bir cevabıyla karşılaşıyor. Hatta bu coşku ve çekicilik bile Hak tealanın bir lütfudur. Bu durum çok enteresandır. (...) |