Bismillahirrahmanirrahim, 
Alemlerin Rabbine hamdolsun, salat ve selam efendimiz, nebimiz Ebil Kasım Muhammed Mustafa ve onun doğru, pak ve seçkin izleyicileri, irşad olanlar, irşad edenler, masum imamlar ve özellikle de Hz. Mehdi üzerine olsun... Siz değerli Şiraz halkını geç de olsa ziyaret imkanını sağlayan Allahu tealaya şükürler olsun. Şiraz’lı dostlarımız, Fars iline mensup kardeşler, uzun süredir bu ile yapacağım ziyaretin geciktiğini hatırlatıyordular. Şunu ifade etmeliyim ki siz değerli halkı, güzel şehrinizi, bereketli ilinizi görme şevki, siz kardeşleriminkinden daha az değildi. Burası, seçkinler şehridir, bilim, zevk ve bilgelik yurdudur. Burası tarihi ve uluslararası çehrelerin şehridir. Şiraz şehri ve Fars ili diğer bölgelere oranla daha bir önem taşımaktadır. Çeşitli şehirlere yaptığım ziyaretler ve değerli halk kesimleriyle mülakatım sırasında genel olarak o şehirlerin dikkat çekici özelliklerini tarihi ve diğer açılardan söz konusu etmekteyim. Maksadım, bu büyük, tarihi ve iftihar vesilesi ülkemizin çeşitli yörelerinde yaşayan halkımız ve özellikle de gençlerimizin şehirleri ve kendilerinin geçmişi hakkında bilgi edinip kimliklerini unutmamalarını sağlamaktır. Ancak Şiraz şehri ve Fars ili hakkında böyle bir ihtiyaç gereksiz gözükmektedir. Zira Şiraz şehrinin bağrından öylesine büyük şahsiyetler çıkıp dünya çapında ün kazanmıştır ki, artık hiç kimse Şiraz’ı tanıtmak gibi bir işe başvurmamaktadır. Lakin, yine de bazı noktalara dikkat çekmek istiyorum. Şiraz, geçen asırlar boyunca yaklaşık tüm alanlardaki insani potansiyelini gözler önüne sermiştir.Sosyal ve dini alanlar ile halkların alınyazısını doğrudan etkileyen unsurlar yani milli azim ve karar mekanizması açısından da hem Fars ili ve hem de Şiraz şehri seçkin bir tarihi geçmişe sahiptir. İnsan sizlerin tarihinize her ne kadar dikkat edecek olursa, bu yöre halkının ne denli bilge insanlar olduklarını farkeder. Dini açıdan konuya bakacak olursak, Ahmed bin Musa ve kardeşlerinin kabirleri ve peygamber soyundan gelen imamzadelerin türbelerinin burada bulunması önemlidir. Peygamber torunlarının Fars bölgesini muhatab edinip bu yöreyi kendileri için güvenilir bir yurt olarak edinmeleri büyük anlam taşımaktadır. Özellikle de peygamber soyundan gelen imamzadeler arasında ayrı bir yeri olan Ahmed bin Musa hakkında şöyle yazılmıştır: ‘Ahmed bin Musa, büyük, bağışlayıcı ve takvalı bir insan idi ve Ebulhasan selamullahi aleyh onu pek sever ve diğer evlatları ve yakınların nisbetle ona daha çok önem verirdi.’ Bu insan özel bir makam ve konuma sahipti. İşte Şiraz şehri bu aziz imamzade ve diğer imamzadelerin teveccühüne mazhar olmuştur. Günümüze kadar bu yüce insanın bereketi hem bu ilde ve hem de ülkenin önemli bir kesiminde kendini göstermektedir. Sanat ve edebiyat alanında Sadi ve Hafız, Fars dili ve edebiyatının alnında parlayan iki inci gibidir. Bu yüzden, bu insanlar başkalarının tanıtımına ihtiyaç duyulmayan önemli şahsiyetlerdir.Bu topraklardan çeşitli dönemlerde büyük şahsiyetler çıkmıştır ki bunların her biri kendi dönemlerinde eşsizdir. Felsefe, fıkıh, edebiyat, nahiv, sanat ve tefsir ile astronomi, fizik ve tıp gibi alanlarda yetişen ve bu zengin bilim dallarında her biri zirveye tırmanan bunca şahsiyetin tanıtımı kısa bir buluşmada mümkün değildir. Bu yüzden şimdilik bu kadarla iktifa ediyorum. Sosyal konular açısından da, bu yörenin aziz halkı dini taassup ve eylem cesaretiyle tarihte çok önemli ve değerli sayfalar yazmıştır.Bu bölgedeki mücadeleci ulemanın dini ilimler tarihindeki rolü İran’ın diğer noktalarına oranla daha etkili olmuştur. Hemen herkesin tanıdığı Mirzayi Şirazi ile ecnebilerin, ingilizlerin nüfuzu karşısında bu şehirde kıyam eden ve bu yüzden tutuklanıp sürgüne gönderilen Seyyid Ali Ekber Fal Esiri’nin etkileri günümüze dek uzanmıştır. Hafıziye bölgesinde dua ve yakarış halinde bulunan Esiri’yi yakalayıp uzaklara sürdüler. Ayrıca, Irak halkının ingilizler aleyhindeki mücadelesine rehberlik eden Mirza Muhammed Taki Şirazi ile 1. Dünya Savaşı sonrasında bölgedeki aşiretlerin işbirliği ile bu ilde ingilizlerin sultası karşısında dikilen mümtaz bir şahsiyet olan merhum Seyyid Abdulhuseyn Lari’ye işaret etmek gerekir... Lari, ülkede kanuni bir düzenin, Meşrutiyet’in hakim kılınması için de mücadele verdi ve yaklaşık bir asır kadar önce İslami bir yönetimin kurulması için çaba harcadı. Yörenin mümin ve kahraman halkı, aşiretler ve özellikle de Şiraz halkının katkılarıyla bu ilde ulema arasında önemli nümuneler yetişmiştir. Bu şehirde Seyyid Nureddin Huseyni halkın mukaddesatına hakarette bulunan yabancı bir büyükelçilik üyesini falakaya yatırarak kendi elleriyle kırbaçladı ve ilahi had cezasını yerine getirdi. Zulüm düzeniyle sosyal ve siyasal açıdan mücadeleye baş koydu. Daha sonraları ise ulemanın aktif mücadele döneminde merhum Ayetullah şehid Destgayb, merhum Ayetullah Mahallati ve yörenin diğer uleması Şiraz’daki tarihi merkez camiini mücadeleleri için bir merkez üs olarak edindiler. İşin hemen başında Ayetullah Destgayb’in konuşmaları ile Şiraz ulemasının başlattığı mücadelenin yankıları ülkenin her tarafında hissedildi.Ben o sıralarda Kum şehrinde idim. Merhum şehid Ayetullah Destgayb’in konuşmasını içeren kaset elden ele yayılıyordu. Biz Şiraz’daki mücadeleci ulemanın takındığı tutumu ve halkın bu bağlamdaki desteklerini o sıralarda işitmiştik. Son dönemlerde ise gerek inkılab sırasında ve gerekse mukaddes savunma savaşı sırasında, hatta bugüne dek uzanan daha sonraki dönemde sizler, değerli halkımız, gençlerimiz, mümin erkekler ve kadınlarımız mümtaz bir konum kazanmasını bildiniz ve Fars ili halkının kimliğini iddiada değil, pratikte sergilediniz. Bugün bu ilde bilim ve teknikte, araştırma ve bilimsel yeniliklerdeki bilgi birikimi dikkat çekicidir. Bu yöreye mensup bilginler, uluslararası düzeyde tanınmış olup, tıp, elektronik sanayii, petro-kimya ve mühendislik alanlarında öncüdürler. Şiraz Üniversitesi çeşitli uzmanlık dallarının geliştirilmesinde öncü durumundadır. Siz halk kesimleri ve gençlerimizin, çeşitli alanlarda sahnede yer almanız, büyük önem taşımaktadır. Bölgedeki askeri birlikler, inkılap muhafızları ve ordu güçleri mukaddes savunma savaşı sırasında önemli bir rol oynadılar. Tarih boyunca din, itikad, iman, derin dini duygular, ilmi çabalar, mücadele, İran milletinin büyük inkılabının korunması ve diğer bir çok alanda bu şehrin büyük başarılar göstermesi övgüye değer. Ülke yetkilileri şunu bilmelidirler ke yörede büyük ve kaynamakta olan insani bir potansiyel mevcuttur.Bu önemli kaynak tüm ülkemizi feyizlendirebilir. Bu arada şunu da belirtmeliyim ki, Fars ili ile özellikle de Şiraz şehrinin inanç derinliği bir iddiadan ibaret olmayıp, bu konuda yapılacak olan dikkatli bir etüd, bu gerçeği gözler önüne serer. Bölgedeki bu dini geçmişe, söz konusu ulemanın varlığına ve yaptıkları onca faaliyetlere rağmen, dini inançlara galebe çalmak için düşman iki yoldan yatırım yapmaktaydı. Birincisi, bu alanda her yola başvuran tağuti düzen... Bu bağlamda Şiraz, yüzde yüz Batı’lılaşmış bir kimlikle tanıtılmak istendi dünyaya... İnkılaptan önceki yirmiyi aşkın yıl boyunca bu sürece tanık olundu. Yaklaşık elli yıl kadar önce bizzat kendim de kasıtlı olarak yaygınlaştırılmaya çalışılan fesada Şiraz’da şahid olmuştum, işte şu caddeler ve diğer merkezlerde... Özellikle genç kuşak, ahlaksızlıklara sürüklenirken, dine karşı ilgisizlik körükleniyordu. Bu süreç daha sonraki yıllarda Şiraz sanat festivaline ve benzeri faaliyetlere kadar devam etti. Bu özel bir plandı. Diğer şehirlere oranla Şiraz’da daha bir önemsenen ve dini inançlar aleyhindeki ikinci proğram ise Tudeh partisince örgütlenen din karşıtı akımlardı. Bu parti Şiraz’da yuvalanmış ve ciddi etkinliklere başvurmuştu.Özellikle cesur, zamanını bilen, aktif ve örgütçü bir şahsiyet olan merhum Seyyid Nureddin’in gündemde olduğu sıralarda... Ulema ve dinin bu şehirde ne denli nüfuz sahibi olduğunu görenler, kim bilir belki de bu grubu, söz konusu alime kanca atmak için görevlendirmişlerdi. Saray tarafından yönlendirilen fasid akım ile Tudeh partisince örgülenen marksist düşünceler, bir makas gibi bu halk ve gençlerin inançlarını mahvetmeye çalışmaktaydılar. Ancak bu halk ve bu gençler, İslami hareket ve ulema hareketinin şekillenmeye başladığı 1962 ve 63’lü yıllarda bu şehirde büyük bir iş gerçekleştirdiler. Kum, Tehran, Şiraz, Tebriz ve Meşhed gibi şehirler büyük bir kıyama sahne oldu. Bu bağlamda Şiraz ulemasından çok sayıda kişi tutuklanıp başkente sevkedildi. Halkı dinden uzaklaştırmak için harcanan bunca çaba karşısında halkın cevabı, dimdik durarak bu yatırım ve eylemleri akamete uğratmak oldu. İnkılaptan önceki iki yıl boyunca da tağuti düzene karşı gösterilen tepkiler Şiraz halkını yurt içinde ve yurt dışında bir örnek haline dönüştürdü. Bütün bunların bir mukaddeme veya bir övgü vesilesi olduğunu düşünmeyiniz. Bu sözler tam tersine bu alanda bir sonuca varma hedefini gütmektedir. (...) Değerli, zevk sahibi, nazik, vefalı, misafirperver, güleryüzlü ve tatlı dilli Şiraz halkına teşekkür ediyorum.Allah’a şükürler olsun ki İran halkının seçkin özelliklerinin tamamını taşımaktasınız. Hamdolsun, Allahu teala sizlere böylesine büyük bir coşkuyu hediye etmiştir ve inşaallah bu coşkunuz her geçen gün daha bir artar. Allahu tealadan hepinize başarılar diliyorum. Allah’ın selam ve rahmeti üzerinize olsun... |