Perşembe 9 Şubat 2012 - 05:50

الخميس ١٧ ربيع الأول ١٤٣٣

پنجشنبه ۲۰ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۷:۲۰

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       
                                                   
İslam İnkılabı Rehberi’nin Ramazan Bayramı Hutbesi Yazdır
                                                                                         
12/10/2007

Bismillahirrahmanirrahim,

               

Hamd,  gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a  mahsustur. O'na hamd eder, O'ndan yardım diler, O'ndan bağışlama diler,  O'na iman eder ve O'na tevekkül ederiz. Salat ve selam O'nun habibi,  seçkin kulu, yarattıkları arasında en hayırlısı, kendi sırlarının  hafızı, risaletinin tebliğcisi, rahmetinin müjdeleyicisi ve azabının  habercisi efendimiz ve nebimiz Eb'il Kasım Mustafa Muhammed'in ve O'nun  iyi ve temiz Ehl-i Beyt'inin ve özellikle de Hz. Mehdi'nin ve ashabının  üzerine olsun.
                  İslam dünyasının dört bir yanında oruç tutan mümin  ve müslümanların, özellikle de İran'ın aziz ve mümin halkının ve siz  kardeşlerin mübarek Ramazan bayramını tebrik ederim.
                  Ramazan  bayramı, gerçekte şükür bayramıdır. İlahi ziyafet ayını başarıyla  geçirmekten dolayı şükür. Oruçtan dolayı şükür. İbadet, zikir, huşu ve  Hazret-i Kibriya-i Hakk'ın makamına tevessülde bulunmadan ötürü şükür...
                  Elimdeki  güvenilir bilgiler, İran'ın aziz halkının bu aydan yararlanma oranının  çok parlak olduğunu göstermektedir. Gerçekten halkımız bu mübarek aydan  istifade etmiştir. Bütün toplum katmanları, bütün sosyal teşekküller,  farklı eğilimlere sahip insanlar, normal hayat ve davranışlarında,  giyimlerinde ve huylarında birbirinden farklı olan insanların tümü bu  mübarek aydan yararlanmıştır. Bu büyük nimet, müslüman halkın dine,  İslami ve dini hakikatlere kalben yönelmesi ve iman etmesi nimetinden  dolayı Allah'a çok şükür etmek gerekir. Bu, İran halkının üstün  özelliklerinden biridir. Radyo, televizyon ve gazeteler gibi medya ve  tebliğ araçlarının halkın dindarlığı hakkındaki yayınları, kuşkusuz  halkın bu büyük ilgisini yansıtmaktadır. Bu büyük ülkede, bunca ilde,  onca köyde, on binlerce cami ve mescidde, farklı merkezlerde bu halk,  bu gençler, genç kızlar ve erkekler, bu aydaki kadir gecesinde ve diğer  gün ve gecelerde yakarışta bulundular, Allah'tan istediler, Allah ile  konuştular, dua ve yakarışta bulundular. Bu, çok büyük bir değerdir.
                  Ramazan  ayında bizim için dersler vardır ancak bu dersler, insanın öğretmenden  veya kitaptan öğrendiği ders türünden değil. Aksine insanın pratik  alıştırmalardan, büyük ve topluca yapılan amellerden öğrenebileceği  dersler kabilindendir. İlki, Allah ile irtibat ve Hazreti Mahbub ve  Zat-ı Ahadiyet ile kurulan kalbi bağlılığı koruma dersidir. Bu dersin  lezzetini tattınız. Allahu teala ile ne kadar rahat irtibat  kurulabildiğini gördünüz. "Sana yönelen, yakın mesafededir ve sen  yarattıklarından gizli değilsin; ancak senin dışındakilere yönelen  amellerinin kendilerini körelttiği insanlar müstesna." Allah'a giden  yol yakındır. Bunu kadir gecesinde gördünüz. Tevessül ve dua esnasında  gördünüz, dua ve yakarışta bulundunuz. Gönüllerinizi Allahu tealaya  armağan ettiniz ve Allah ile olan sevginizi sağlamlaştırdınız. Bu büyük  lezzeti kendiniz için koruyunuz. Bu irtibatın kesilmesine izin  vermeyiniz. Bu, birinci ders.
                  İkinci ders, bir halkın içindeki  bütün farklı eğilimlerin din ve tevhid ekseninde bir araya gelmiş  olmasıdır. Milli birlikten söz ederken, İran'ın bir bütün olduğunu  söylerken bu birlik ve bütünlük temelsiz değildir; sadece bir tavsiye  ve emir de değildir. Bu ittihadın arka planını dine olan inanç  oluşturmaktadır. Hepimizi aynı merkeze doğru çeken, din ve inançtır. O  merkez, Allahu tealanın mukaddes zatına yönelmektir. Milli birliğimizi  sağlayan asıl unsur, budur. Bu unsur gönülleri birbirine yakınlaştırır  ve yumuşatır. Cemaatle kılınan namazda, cuma namazında, mübarek  gecelerin ihyasında, dua ve yakarış esnasında yanıbaşınızdaki her kim  olursa olsun, hangi eğilimden, hangi gruptan olursa olsun ve kılık  kıyafeti ne olursa dolsun, yüce Allah'ın huzurunda kardeşinizdir,  yoldaşınızdır ve sırdaşınızdır. Bu kalbi irtibatı koruyunuz. Bu da bir  diğer derstir.
                  Bir başka ders ise, kendini kısıtlamak, diğerlerine  infakta bulunmaktır. Açlık ve susuzluk çekmek ve sabah ezanından akşam  ezanına kadar oruçlu olmak, kendini kısıtlamaktır. Halkımızın çoğu  oruçla kendini kısıtladı ve başkalarına değişik şekillerde infakta  bulundu. İnsan, İmam Mücteba (s)'in doğum günü olan Ramazan ayının on  beşinde bir ekmek fırınının üzerinde, "İmam Hasan'a duyulan aşktan  ötürü bu gece bu fırının ekmek dağıtımı bedavadır; isteyen herkes gelip  ekmek alsın" yazılı pankartı görmekten ne kadar zevk alıyor. Bu türden  orijinal yöntemler yoluyla halkımızın iftarlarda, camilerde verilen  iftarlar ve kimin tarafından verildiği bilinmeyen iftarlarda yaptığı  infaklar da bir diğer derstir, alıştırmadır. Kendimizi sıkalım ve  başkalarına yardım edelim. Bu nokta üzerinde biraz duracağım. Zira ülke  ve toplumumuzun önemli sorunlarından biri budur.
                  Biz müsrif bir  toplumuz. Biz israf ediyoruz. Suda israf, ekmekte israf, çerezde ve  türlü şeylerde israf, benzinde israf. Petrol üreticisi bir ülke, benzin  ithal ediyor! Bu hayret verici değil mi?! Halkımızın ve toplumumuzun  bir kısmı dilediği gibi israfta bulunsun diye her yıl milyarlar ödeyip  benzin ve başka şeyler ithal edelim! Bu, doğru mudur? Bu israfa milli  bir eksi olarak bakalım. İsraf kötüdür; hatta Allah yolunda yapılan  infakta israfa kaçmanın bile kötü olduğunu söylüyorlar. Allahu teala  Kur'an'da Peygamber'e şöyle hitab ediyor: "Eli sıkı olma; büsbütün eli  açık da olma" Allah için olan infakta da böyle davran. İfrat ve tefrite  kaçmayınız. Orta yol; harcamada orta yolu bulunuz. Bunu, milli bir  kültür haline getirmeliyiz. Kur'an şöyle buyuruyor: "onlar  harcadıklarında" harcamada bulunmak isteyenler, "ne israf ederler ne de  cimrilik" ne israf edip aşırı giderler ne de kendilerini sıkıp baskı  altına alırlar. Hayır, İslam bunu(sıkıntı içinde yaşamayı) önermiyor.  İslam, halkın zühd ve riyazet halinde yaşamasını tavsiye etmiyor. Halk  normal ve orta halli yaşantısını sürdürmelidir. Bazı dış güçler, bizim  bu negatif özelliğimize ümit bağladıkları için yıllardır daima  milletimizi ambargo ile tehdit ediyorlar ve defalarca da ambargo  uyguladılar. Eğer biz israf ehli ve harcamamızda gayrı ciddi olursak,  ambargonun bu türden insanlar için pahalıya mal olması mümkündür; ama  hesabını bilen, gelir giderini bilen, maslahatını gözeten, israf  yapmayan ve aşırıya kaçmayan bir millet için hayır. Pekala ambargo  uygulasınlar. Ambargo böyle bir halka zarar veremez. Bu hususu Ramazan  ayından öğrenelim ve inşallah onu pratiğe aktaralım.
                  ‘Bismillahirrahmanirrahim
                  Asra  yemin ederim ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman  edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve  sabrı tavsiye edenler müstesnadır.'
                  İkinci Hutbe
                  Bismillahirrahmanirrahim,
                  Hamd,  alemlerin Rabbine mahsustur. Salat ve selam Efendimiz ve Nebimiz Eb'il  Kasım Muhammed'in üzerine ve O'nun iyi ve temiz Ehl-i Beyt'inin ve  özellikle de Müminlerin Emiri Ali'nin, Sıddıka-i Tahire'nin, cennet  gençlerinin efendileri Hasan ve Hüseyn'in, Ali b. Hüseyn Zeyn'ül  Abidin'in, Muhammed b. Ali'nin, Cafer b. Muhammed'in, Musa b. Cafer'in,  Ali b. Musa'nın, Muhammed b. Ali'nin, Ali b. Muhammed'in, Hasan b.  Ali'nin ve Mehdi'nin üzerine olsun. Salat Müslümanların imamları,  mustazafların hamileri ve müminlerin hidayet önderlerinin üzerine  olsun.
                  Size Allah'tan korkmayı tavsiye ediyorum.
                  İkinci hutbede  ilk olarak sunmak istediğim konu, İran halkının Kudüs Günü dolayısıyla  yaptığı yürüyüşten ötürü sonsuz teşekkürlerimi bildirmektir. Gerçekten  de şöyle söylemek gerekir: Yaşasın İran halkı! Milli büyüklüklerini,  İslami konumlarının yüceliğini ve kendi değerlerini dünyaya  gösterdiler. Bu gösterilerin rolü oldukça fazladır. Sömürgeciler  Filistin'i işgal ettiklerinde, hedefleri Filistin'in adını ve  hatırasını unutturmaktı. Hedefleri, dünya halklarının ve gelecek  nesillerin bir gün yeryüzünde Filistin adında bir ülkenin, böyle bir  toprak parçasının varlığını unutmalarını sağlamaktı. Sonraları,  Filistin halkının bu büyük kıyamı, ister Birinci İntifada ve ister  Mescid'ül Aksa İnitfada'sı olsun bütün dünyada bu ateşi alevlendirip,  halkların, bütün insanların ve insaflı kimselerin kalplerini  kendilerine yönelttiğinden dolayı buna güç yetiremeyince çözüm yolunu,  Filistin arap halkını Filistin'in bir köşesinde zindan hayatına mahkum  etmede, mahsur etmede, abad, verimli ve stratejik Filistin ülkesini,  kamilen Siyonistlere vermede, Siyonist kimliğiyle ellerinde tutmada ve  arapları Gazze Şeridi ve Batı Şeria'ya sürmede buldular.
                  Bugün de  siyonistlerin davranışlarını analiz ettiğinizde, hedeflerinin güçleri  yettiğince mukavemet ve direniş ruhunu yok etmek olduğunu görürsünüz.  Bütün çabaları şu siyaset etrafında şekillenir: Direniş ruhunu yok  etmek. Ama Filistin halkı direnmektedir. Birincisi, mücadeleyi  bırakmadılar. İkincisi, kendi oylarıyla hükümet seçtiler ki, bu  hükümetin sloganı, işgalcilere karşı mücadele ve direniştir. Bu son bir  iki yıl içinde bu hükümete ve bölge halkına karşı uygulanan tüm  baskılara rağmen kararlı bir şekilde direndiler, direnmektedirler. Ama  tek başına kalmış, bir köşeye sıkıştırılmış, dünyanın hiçbir yerine  ulaşım imkanı olmayan ve sadece Allah'a umut bağlamış bir halkın  sevineceği bazı şeyler de olmalı. Müslüman halkların Filistin lehine  seslendirdiği bu muazzam sloganlar, dünya kamuoyunu Filistin davasının  hakkaniyetiyle aşina kılmakla beraber onlara güç katmaktadır, onların  yüreklerini daha çok dirence hazırlamaktadır.
                  İran halkı, bu  gösteriyle İran İslam Cumhuriyeti'ne itibar kazandırdı, İran ve  İranlılara itibar kazandırdı ve büyük İslam ümmetinin Filistin ve  Filistin halkının hakkını savunmasında ön safta yer aldıklarını  gösterdi. Bu husus, çok anlamlıdır.
                  Bu gün Filistin meseleleriyle  ilgili ‘barış' adı altında Filistin halkına bir diğer dayatmada  bulunulmaktadır. Şimdiye kadar ‘barış' adı altında yapılan tüm  toplantılar, Filistin halkının aleyhine ve zararına sonuç vermiştir.  Amerika yine bir konferansa öncülük etti ama Filistin halkı reddetti.  Filistin'liler, adı Sonbahar olarak adlandırılan bu konferansı  reddetti. Filistin'li, kendi adına başkaları tarafından diğer devletler  tarafından başlatılan bir eylem ve bir hareketi reddetmektedir. O zaman  başkaları bu toplantı ve konferansları nasıl kabul edebilir?  Filistin'liler bu konferansı aldatmaca olarak gördükleri zaman,  diğerlerinin de onu aldatmaca olarak görmesi gerekir. Bu girişimler,  gerçekte Amerika'nın siyonizmin kurtuluşu için inisiyatifi ele geçirme  çabalarıdır. Geçen yıl Lübnan'ın cesur ve fedakar Hizbullah'ından  esaslı bir darbe yiyip şimdi de Filistin devletinin Hamas hükümetinin  "hayır" duvarı önünde bekleyerek alçaltılmış ve zaafa uğratılmış  siyonist devlet ve ordusunu kurtarmak istiyorlar. Bunun için  Filistin'lileri karşı karşıya getiriyorlar. Eğer benim, Filistin'li  kardeşlerimize bir mesajım olacaksa, o da şudur: Kardeşler! Karşı  karşıya gelmeyiniz. Düşman sizin evinizdedir. Düşman sizin aranızda  fitne çıkarmaktadır. Filistin'i Filistin halkının kurtarması gerekir.  İslam ümmetinin de destek vermesi gerekir. Filistin halkı birbirinin  yanında yer almalıdır.
                  Filistin, bir problem, Irak da İslam  dünyasının bir başka problemidir. Yüreğimiz Irak için kan ağlıyor.  Gerçekte Irak halkının düşmanları tarafından desteklenen ve onaylanan  bu kör terörizm, Irak halkının dünyasını karartmıştır. Burada  sorumluluk, birinci derecede işgalcilerin uhdesindedir. İşgalciler ya  güvenliği sağlamıyorlar ya sağlayamıyorlar veya sağlamak istemiyorlar.  Halkçı hükümete de bu imkanı vermiyorlar ki, güvenlikle ilgili  inisiyatifi ele alsın ve görevini yapsın. İşgalciler, bütün bu olup  bitenlerden sorumludur. Bugün Irak'ta insani, siyasi ve alt yapı  alanında her ne facia meydana geliyorsa, birinci derecedeki sorumlu ve  suçlu, işgalcilerdir. Yani birinci derecede Amerika ve sonra da Irak'ta  askeri yöntemlerle işgalde bulunan müttefikleri sorumludur.
                  Ya Rab!  İslam ümmetini düşmanların şerrinden muhafaza eyle! Halkları ve İslam  ülkelerinin uyanmasını sağla, onlara güç ver! Ya Rab! Bizi içinde rızan  olan şeylere yönelt! Bizi o tür amelleri yapmada başarılı kıl! Ya Rab!  İslam şehidlerinin, İslam İnkılabı ve savaş sırasında şehid düşen  değerli insanların temiz ruhlarını ve de İmam'ın pak ruhunu kendi  dostlarınla haşreyle! Ya Rab! Hz. Mehdi'nin hakkımızdaki duasına icabet  eyle ve selamımızı bu bayram gününde o büyük zata ulaştır.
                  Allah'ın selam, rahmet ve bereketi üzerinize olsun...
                  Bismillahirrahmanirrahim,
                  "Kuşkusuz  biz sana Kevser'i indirdik. Şimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes.  Asıl sonu kesik olan, şüphesiz sana hınç besleyendir."


Total Visit: 258
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.