Bismillahirrahmanirrahim, Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. O'na hamd eder, O'ndan yardım diler, O'ndan bağışlama diler, O'na iman eder ve O'na tevekkül ederiz. Salat ve selam O'nun habibi, seçkin kulu, yarattıkları arasında en hayırlısı, kendi sırlarının hafızı, risaletinin tebliğcisi, rahmetinin müjdeleyicisi ve azabının habercisi efendimiz ve nebimiz Eb'il Kasım Mustafa Muhammed'in ve O'nun iyi ve temiz Ehl-i Beyt'inin ve özellikle de Hz. Mehdi'nin ve ashabının üzerine olsun. İslam dünyasının dört bir yanında oruç tutan mümin ve müslümanların, özellikle de İran'ın aziz ve mümin halkının ve siz kardeşlerin mübarek Ramazan bayramını tebrik ederim. Ramazan bayramı, gerçekte şükür bayramıdır. İlahi ziyafet ayını başarıyla geçirmekten dolayı şükür. Oruçtan dolayı şükür. İbadet, zikir, huşu ve Hazret-i Kibriya-i Hakk'ın makamına tevessülde bulunmadan ötürü şükür... Elimdeki güvenilir bilgiler, İran'ın aziz halkının bu aydan yararlanma oranının çok parlak olduğunu göstermektedir. Gerçekten halkımız bu mübarek aydan istifade etmiştir. Bütün toplum katmanları, bütün sosyal teşekküller, farklı eğilimlere sahip insanlar, normal hayat ve davranışlarında, giyimlerinde ve huylarında birbirinden farklı olan insanların tümü bu mübarek aydan yararlanmıştır. Bu büyük nimet, müslüman halkın dine, İslami ve dini hakikatlere kalben yönelmesi ve iman etmesi nimetinden dolayı Allah'a çok şükür etmek gerekir. Bu, İran halkının üstün özelliklerinden biridir. Radyo, televizyon ve gazeteler gibi medya ve tebliğ araçlarının halkın dindarlığı hakkındaki yayınları, kuşkusuz halkın bu büyük ilgisini yansıtmaktadır. Bu büyük ülkede, bunca ilde, onca köyde, on binlerce cami ve mescidde, farklı merkezlerde bu halk, bu gençler, genç kızlar ve erkekler, bu aydaki kadir gecesinde ve diğer gün ve gecelerde yakarışta bulundular, Allah'tan istediler, Allah ile konuştular, dua ve yakarışta bulundular. Bu, çok büyük bir değerdir. Ramazan ayında bizim için dersler vardır ancak bu dersler, insanın öğretmenden veya kitaptan öğrendiği ders türünden değil. Aksine insanın pratik alıştırmalardan, büyük ve topluca yapılan amellerden öğrenebileceği dersler kabilindendir. İlki, Allah ile irtibat ve Hazreti Mahbub ve Zat-ı Ahadiyet ile kurulan kalbi bağlılığı koruma dersidir. Bu dersin lezzetini tattınız. Allahu teala ile ne kadar rahat irtibat kurulabildiğini gördünüz. "Sana yönelen, yakın mesafededir ve sen yarattıklarından gizli değilsin; ancak senin dışındakilere yönelen amellerinin kendilerini körelttiği insanlar müstesna." Allah'a giden yol yakındır. Bunu kadir gecesinde gördünüz. Tevessül ve dua esnasında gördünüz, dua ve yakarışta bulundunuz. Gönüllerinizi Allahu tealaya armağan ettiniz ve Allah ile olan sevginizi sağlamlaştırdınız. Bu büyük lezzeti kendiniz için koruyunuz. Bu irtibatın kesilmesine izin vermeyiniz. Bu, birinci ders. İkinci ders, bir halkın içindeki bütün farklı eğilimlerin din ve tevhid ekseninde bir araya gelmiş olmasıdır. Milli birlikten söz ederken, İran'ın bir bütün olduğunu söylerken bu birlik ve bütünlük temelsiz değildir; sadece bir tavsiye ve emir de değildir. Bu ittihadın arka planını dine olan inanç oluşturmaktadır. Hepimizi aynı merkeze doğru çeken, din ve inançtır. O merkez, Allahu tealanın mukaddes zatına yönelmektir. Milli birliğimizi sağlayan asıl unsur, budur. Bu unsur gönülleri birbirine yakınlaştırır ve yumuşatır. Cemaatle kılınan namazda, cuma namazında, mübarek gecelerin ihyasında, dua ve yakarış esnasında yanıbaşınızdaki her kim olursa olsun, hangi eğilimden, hangi gruptan olursa olsun ve kılık kıyafeti ne olursa dolsun, yüce Allah'ın huzurunda kardeşinizdir, yoldaşınızdır ve sırdaşınızdır. Bu kalbi irtibatı koruyunuz. Bu da bir diğer derstir. Bir başka ders ise, kendini kısıtlamak, diğerlerine infakta bulunmaktır. Açlık ve susuzluk çekmek ve sabah ezanından akşam ezanına kadar oruçlu olmak, kendini kısıtlamaktır. Halkımızın çoğu oruçla kendini kısıtladı ve başkalarına değişik şekillerde infakta bulundu. İnsan, İmam Mücteba (s)'in doğum günü olan Ramazan ayının on beşinde bir ekmek fırınının üzerinde, "İmam Hasan'a duyulan aşktan ötürü bu gece bu fırının ekmek dağıtımı bedavadır; isteyen herkes gelip ekmek alsın" yazılı pankartı görmekten ne kadar zevk alıyor. Bu türden orijinal yöntemler yoluyla halkımızın iftarlarda, camilerde verilen iftarlar ve kimin tarafından verildiği bilinmeyen iftarlarda yaptığı infaklar da bir diğer derstir, alıştırmadır. Kendimizi sıkalım ve başkalarına yardım edelim. Bu nokta üzerinde biraz duracağım. Zira ülke ve toplumumuzun önemli sorunlarından biri budur. Biz müsrif bir toplumuz. Biz israf ediyoruz. Suda israf, ekmekte israf, çerezde ve türlü şeylerde israf, benzinde israf. Petrol üreticisi bir ülke, benzin ithal ediyor! Bu hayret verici değil mi?! Halkımızın ve toplumumuzun bir kısmı dilediği gibi israfta bulunsun diye her yıl milyarlar ödeyip benzin ve başka şeyler ithal edelim! Bu, doğru mudur? Bu israfa milli bir eksi olarak bakalım. İsraf kötüdür; hatta Allah yolunda yapılan infakta israfa kaçmanın bile kötü olduğunu söylüyorlar. Allahu teala Kur'an'da Peygamber'e şöyle hitab ediyor: "Eli sıkı olma; büsbütün eli açık da olma" Allah için olan infakta da böyle davran. İfrat ve tefrite kaçmayınız. Orta yol; harcamada orta yolu bulunuz. Bunu, milli bir kültür haline getirmeliyiz. Kur'an şöyle buyuruyor: "onlar harcadıklarında" harcamada bulunmak isteyenler, "ne israf ederler ne de cimrilik" ne israf edip aşırı giderler ne de kendilerini sıkıp baskı altına alırlar. Hayır, İslam bunu(sıkıntı içinde yaşamayı) önermiyor. İslam, halkın zühd ve riyazet halinde yaşamasını tavsiye etmiyor. Halk normal ve orta halli yaşantısını sürdürmelidir. Bazı dış güçler, bizim bu negatif özelliğimize ümit bağladıkları için yıllardır daima milletimizi ambargo ile tehdit ediyorlar ve defalarca da ambargo uyguladılar. Eğer biz israf ehli ve harcamamızda gayrı ciddi olursak, ambargonun bu türden insanlar için pahalıya mal olması mümkündür; ama hesabını bilen, gelir giderini bilen, maslahatını gözeten, israf yapmayan ve aşırıya kaçmayan bir millet için hayır. Pekala ambargo uygulasınlar. Ambargo böyle bir halka zarar veremez. Bu hususu Ramazan ayından öğrenelim ve inşallah onu pratiğe aktaralım. ‘Bismillahirrahmanirrahim Asra yemin ederim ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.' İkinci Hutbe Bismillahirrahmanirrahim, Hamd, alemlerin Rabbine mahsustur. Salat ve selam Efendimiz ve Nebimiz Eb'il Kasım Muhammed'in üzerine ve O'nun iyi ve temiz Ehl-i Beyt'inin ve özellikle de Müminlerin Emiri Ali'nin, Sıddıka-i Tahire'nin, cennet gençlerinin efendileri Hasan ve Hüseyn'in, Ali b. Hüseyn Zeyn'ül Abidin'in, Muhammed b. Ali'nin, Cafer b. Muhammed'in, Musa b. Cafer'in, Ali b. Musa'nın, Muhammed b. Ali'nin, Ali b. Muhammed'in, Hasan b. Ali'nin ve Mehdi'nin üzerine olsun. Salat Müslümanların imamları, mustazafların hamileri ve müminlerin hidayet önderlerinin üzerine olsun. Size Allah'tan korkmayı tavsiye ediyorum. İkinci hutbede ilk olarak sunmak istediğim konu, İran halkının Kudüs Günü dolayısıyla yaptığı yürüyüşten ötürü sonsuz teşekkürlerimi bildirmektir. Gerçekten de şöyle söylemek gerekir: Yaşasın İran halkı! Milli büyüklüklerini, İslami konumlarının yüceliğini ve kendi değerlerini dünyaya gösterdiler. Bu gösterilerin rolü oldukça fazladır. Sömürgeciler Filistin'i işgal ettiklerinde, hedefleri Filistin'in adını ve hatırasını unutturmaktı. Hedefleri, dünya halklarının ve gelecek nesillerin bir gün yeryüzünde Filistin adında bir ülkenin, böyle bir toprak parçasının varlığını unutmalarını sağlamaktı. Sonraları, Filistin halkının bu büyük kıyamı, ister Birinci İntifada ve ister Mescid'ül Aksa İnitfada'sı olsun bütün dünyada bu ateşi alevlendirip, halkların, bütün insanların ve insaflı kimselerin kalplerini kendilerine yönelttiğinden dolayı buna güç yetiremeyince çözüm yolunu, Filistin arap halkını Filistin'in bir köşesinde zindan hayatına mahkum etmede, mahsur etmede, abad, verimli ve stratejik Filistin ülkesini, kamilen Siyonistlere vermede, Siyonist kimliğiyle ellerinde tutmada ve arapları Gazze Şeridi ve Batı Şeria'ya sürmede buldular. Bugün de siyonistlerin davranışlarını analiz ettiğinizde, hedeflerinin güçleri yettiğince mukavemet ve direniş ruhunu yok etmek olduğunu görürsünüz. Bütün çabaları şu siyaset etrafında şekillenir: Direniş ruhunu yok etmek. Ama Filistin halkı direnmektedir. Birincisi, mücadeleyi bırakmadılar. İkincisi, kendi oylarıyla hükümet seçtiler ki, bu hükümetin sloganı, işgalcilere karşı mücadele ve direniştir. Bu son bir iki yıl içinde bu hükümete ve bölge halkına karşı uygulanan tüm baskılara rağmen kararlı bir şekilde direndiler, direnmektedirler. Ama tek başına kalmış, bir köşeye sıkıştırılmış, dünyanın hiçbir yerine ulaşım imkanı olmayan ve sadece Allah'a umut bağlamış bir halkın sevineceği bazı şeyler de olmalı. Müslüman halkların Filistin lehine seslendirdiği bu muazzam sloganlar, dünya kamuoyunu Filistin davasının hakkaniyetiyle aşina kılmakla beraber onlara güç katmaktadır, onların yüreklerini daha çok dirence hazırlamaktadır. İran halkı, bu gösteriyle İran İslam Cumhuriyeti'ne itibar kazandırdı, İran ve İranlılara itibar kazandırdı ve büyük İslam ümmetinin Filistin ve Filistin halkının hakkını savunmasında ön safta yer aldıklarını gösterdi. Bu husus, çok anlamlıdır. Bu gün Filistin meseleleriyle ilgili ‘barış' adı altında Filistin halkına bir diğer dayatmada bulunulmaktadır. Şimdiye kadar ‘barış' adı altında yapılan tüm toplantılar, Filistin halkının aleyhine ve zararına sonuç vermiştir. Amerika yine bir konferansa öncülük etti ama Filistin halkı reddetti. Filistin'liler, adı Sonbahar olarak adlandırılan bu konferansı reddetti. Filistin'li, kendi adına başkaları tarafından diğer devletler tarafından başlatılan bir eylem ve bir hareketi reddetmektedir. O zaman başkaları bu toplantı ve konferansları nasıl kabul edebilir? Filistin'liler bu konferansı aldatmaca olarak gördükleri zaman, diğerlerinin de onu aldatmaca olarak görmesi gerekir. Bu girişimler, gerçekte Amerika'nın siyonizmin kurtuluşu için inisiyatifi ele geçirme çabalarıdır. Geçen yıl Lübnan'ın cesur ve fedakar Hizbullah'ından esaslı bir darbe yiyip şimdi de Filistin devletinin Hamas hükümetinin "hayır" duvarı önünde bekleyerek alçaltılmış ve zaafa uğratılmış siyonist devlet ve ordusunu kurtarmak istiyorlar. Bunun için Filistin'lileri karşı karşıya getiriyorlar. Eğer benim, Filistin'li kardeşlerimize bir mesajım olacaksa, o da şudur: Kardeşler! Karşı karşıya gelmeyiniz. Düşman sizin evinizdedir. Düşman sizin aranızda fitne çıkarmaktadır. Filistin'i Filistin halkının kurtarması gerekir. İslam ümmetinin de destek vermesi gerekir. Filistin halkı birbirinin yanında yer almalıdır. Filistin, bir problem, Irak da İslam dünyasının bir başka problemidir. Yüreğimiz Irak için kan ağlıyor. Gerçekte Irak halkının düşmanları tarafından desteklenen ve onaylanan bu kör terörizm, Irak halkının dünyasını karartmıştır. Burada sorumluluk, birinci derecede işgalcilerin uhdesindedir. İşgalciler ya güvenliği sağlamıyorlar ya sağlayamıyorlar veya sağlamak istemiyorlar. Halkçı hükümete de bu imkanı vermiyorlar ki, güvenlikle ilgili inisiyatifi ele alsın ve görevini yapsın. İşgalciler, bütün bu olup bitenlerden sorumludur. Bugün Irak'ta insani, siyasi ve alt yapı alanında her ne facia meydana geliyorsa, birinci derecedeki sorumlu ve suçlu, işgalcilerdir. Yani birinci derecede Amerika ve sonra da Irak'ta askeri yöntemlerle işgalde bulunan müttefikleri sorumludur. Ya Rab! İslam ümmetini düşmanların şerrinden muhafaza eyle! Halkları ve İslam ülkelerinin uyanmasını sağla, onlara güç ver! Ya Rab! Bizi içinde rızan olan şeylere yönelt! Bizi o tür amelleri yapmada başarılı kıl! Ya Rab! İslam şehidlerinin, İslam İnkılabı ve savaş sırasında şehid düşen değerli insanların temiz ruhlarını ve de İmam'ın pak ruhunu kendi dostlarınla haşreyle! Ya Rab! Hz. Mehdi'nin hakkımızdaki duasına icabet eyle ve selamımızı bu bayram gününde o büyük zata ulaştır. Allah'ın selam, rahmet ve bereketi üzerinize olsun... Bismillahirrahmanirrahim, "Kuşkusuz biz sana Kevser'i indirdik. Şimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes. Asıl sonu kesik olan, şüphesiz sana hınç besleyendir." |