Bismillahirrahmanirrahim, Alemlerin Rabbine hamdolsun, salat ve selam efendimiz, nebimiz Ebil Kasım Muhammed Mustafa ve onun seçkin izleyicileri, masum imamlar ve özellikle de Hz. Mehdi üzerine olsun... Laristan bölgesinin aziz ve samimi halkı ile görüşme fırsatı bulduğum ve bu tarihi kentte coşkulu aziz kardeşlerimle birlikte olduğum için Allah'a sonsuz şükürler olsun. Geçmişte, Laristan bölgesi ve Lar şehrini ziyaret etmek ve halkıyla görüşmek istemiştim; ama maalesef geçmişte bu fırsat olmadı. Bugün bu coşkulu kalabalığın ve sizlerin bu dolup taşan sevgi ve muhabbetini görünce her müslüman ve müminin böylesine coşkun bir şekilde İslami maarif ile aşina olmak isteyeceğinden eminim, zaten bu durumda onun yaşantısı, onun şehri ve toplumuna da, buradaki samimiyet ve sefa eşlik edecektir. Ben, sizlerin göstermiş olduğunuz bu samimi ilgiye teşekkür ediyor ve ben de sizlere karşı olan ilgi ve muhabbetimi, bu aziz ve samimi Fars ili halkına bildirmek istiyorum. Bugün, benim bu geniş ve aziz ile ziyaretimin son günüdür. Bu ilde bulunduğum 9 günde sizin bu ilinizin çeşitli şehirlerindeydim ve Şiraz'da ve diğer gittiğim şehirlerde sonsuz bir sevgi seliyle karşılaştım; burada bütün herkese teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Ülke yetkililerinin bu bölgenin meselelerine ilgi göstermiş olmaları memnuniyet vericidir. Dün, Bakanlar Kurulu toplantısı Şiraz'da yapıldı ve oturumda başta Lar şehri olmak üzere Larestan bölgesinin çeşitli meseleleriyle ilgili yararlı görüşmelerde bulunuldu, güzel kararlar alındı. Gerçekten ve insafla baktığımda, bu aziz halkın, bu ilgi ve teveccühüne yetkililerin sizlere yakışır şekilde hizmet etmeleri ve görevlerini yerine getirmelerini Allahu tealadan niyaz ediyorum. Lar ismi, İran tarihin son dönemlerinde, hiç kuşkusuz merhum Ayetullah'il uzma Seyyid Abdulhuseyn Lari'den ayrı tutulamaz. Lar'ın her yeri ve bu şehrin son 100 yıl, 120 yıllık tarihi, bu büyük insanın ismiyle yükselmekte, parlamaktadır. Geçmişteki iftihar vesileleriyle yetinmek istemiyoruz ama geçmiş tarihi tanımak ve bu tarihin seçkinlerini bilmek ve kendimizi doğru tanımak için; bugünümüzü doğru bilmeliyiz ve gelecek için yolumuzu belirlemeli ve bu yolun önünü açmalıyız. Laristan bölgesi 100 küsur yıl önce, bu büyük insan ve bu bölge halkının yardımıyla, çok çalkantılı bir İslami hareketin tarihe geçmesine vesile olmuştur. Eğer, milletleri bilgili olmaları açısından değerlendirirsek, onları azim ve iradeleri açısından değerlendirirsek, onları aydın gönülleri ve cesaretleri açısından değerlendirirsek, milletleri ve toplumları bu kriterlerle değerlendirirsek, Lar halkı ve büyük Larestan bölgesinin, bütün ölçü ve mukayeselerde çok seçkin ve çok iyi olduğunu söylemek gerekir. Ülkede, taguti rejime karşı ve özgürlük için çok az şehirde mücadele olduğunda, bu bölgede, İslam alimlerinin engin görüşleri ve bilge kişilikleri sayesinde, müçtehidler sayesinde, bu bölgede zorbalık rejimine karşı mücadele gündemdeydi. Dış güçlerin işgaline karşı mücadelenin, bizim ve bölge milletleri açısından o kadar fazla bir manasının olmadığı bir zamanda, Laristan halkı, bu büyük kahraman seyyidin önderliğinde İngiliz işgaline karşı direndi; İngilizlerin işgaline karşı mücadelede cansiperane mücadele etti. Merhum Ayetullah Seyyid Abdulhuseyn Lari oğluna hitaben yazdığı mektubunda şunları belirtiyordu: ‘Baskılar fazla ama ben son nefese ve kanımın son damlasına kadar direnmekteyim.' Elbette, böyle samimi, cesur bir liderlik olursa, tabii olarak milletler de, o gibi liderler sayesinde doğru yolda büyük bir işler yapar. Bu büyük insanın Hakk'a yürümesinden sonra onun oğlu, merhum Ayetullah Seyyid Abdulmuhammed de mücadeleye, direnişe devam etmiştir. Evet, Lar'ın tarihten gelen bu ibret verici dersinden, günümüz için, aziz milletimizin güçlü geleceği için bir pay çıkarmalı ve bunu bir model olarak görmeliyiz. Eğer bir milletin doğru, samimi bir lideri, dünyaya ve dünya malına gönül bağlamamış bir lideri olursa; en çetin meydanlarda bile en büyük ve en inatçı düşmanları karşısında bile zafer kazanır. Zira İran milleti bu tecrübeyi bizzat bu bölgede ve ülkenin diğer bölgelerinde yaşadı ve İslam İnkılabı'nın zaferiyle de bu zaferini ispatladı. İslam bayrağını dalgalandırarak, herkesin din ve dindarlığın artık insanların yaşantısından el çektiklerini sandıkları bir dönemde, bu millet Muhammedi İslam'ın emirleri ve usulleri içinde yaşamak istediğini gösteren bir hareketin sloganlarını haykırmıştır. Bu son derece önemli bir noktadır, zira İslam adı ve din adıyla, İran milleti inkılabla, bütün dünyanın ilgi odağına girmeyi başarmıştır. Halbuki o zaman dünya emperyalizmi ve bütün zorba güçler, bütün dünyada ve özellikle İslam ülkelerinde din ve dindarlığın kökünü kazdıklarını sanıyorlar. Onların kafaları, din konusunda rahattı zira onlar artık din konusunda bir sorunlarının olacaklarını dahi tasavvur etmiyorlardı. Çünkü, millet arasında dinin etkileri her geçen gün azalıyordu ve onlar da buna ümit bağlamışlardı. İşte böyle bir dönemde İran milleti, İslam sancağını ve dindarlık bayrağını bütün dünyanın anlayacağı şekilde göndere yükseltti ve dalgalandırdı. Bu, önemli bir vakıadır. Biz İslam için kıyam ettik; İslam bayrağını dalgalandırdık; ama İslam ülkesi sayılmayan coğrafyalarda bile bizim halkımız ve inkılabımızın etkisi görüldü. Hatta onlar maneviyata ve dini değerlere yöneldiler. Bu mucizenin sebebi kuşkusuz İran milletidir ve bu inkılab, İslam adıyla, mübarek Kur'an-ı Kerim adıyla, milletlere örnek olabilmeyi başarmıştır. Bugün sizler İslam ülkelerine yolculuk yaptığınızda, kesinlikle o ülkelerin ortamının, 30 yıl öncesiyle yani İslam İnkılabı'nın zaferinden öncesiyle mukayese edilemeyecek kadar farklı olduğunu göreceksiniz. O zamanlar hürriyet ve bağımsızlık mücadelesi için birileri konuştuğunda ancak ilhadi ideoloji ve ilahi olmayan ideolojilerin edebiyatıyla konuşuyorlardı. Ama bugün İslam dünyasında, aydın, üniversiteli, mesuliyet sahibi bilge insanlar, istiklalden, bağımsızlıktan bahsettiklerinde, İslam sancağının altında bu sloganları dile getiriyorlar ve bu hareketi sürdürüyorlar. İşte bütün bu olumlu gelişmeler, İran milletinin kıyamı ile kökleri yakın geçmişle çok yakından irtibatlıdır: Tütün kıyamı, büyük İslam alimlerinin meşrutiyet kıyamı ve bunların en önemlisi de Laristan halkının büyük kahramanı Ayetullah Lari liderliğindeki kıyamıdır. Biz geçmişe işte bu gözle bakıyoruz. Geçmiş bizim için bir vesile ve bir aynadır; bizim geleceğe açılan yolumuzu bulmaya dair iftihar edeceğimiz bir gurur vesilesidir. Bugün İran milleti için en önemli konu, İslam'a olan bağlılıktır. Ülküsü olan bir milletin bütün güzel işleri İslam'ın bereketi sayesinde olmuştur ve olmaktadır. Biz, eğer bugün bu özgürlüğe sahip olduysak, istiklalimize kavuştuysak, genel bir refaha kavuştuysak, bilimde ilerlediysek, değişik alanlarda başarılar elde ettiysek, İran milleti olarak onurumuz doruğa çıktıysa, İslam'a olan bağlılıktandır. İslam bütün bunları kendi içinde barındırır, bütün bunları bir millete hediye eder. İslam'a bağlılık, İran milleti için en büyük yoldur. İkinci konu, birlik ve dayanışma meselesidir ve bu ziyarette, gittiğim her yerde bu konunun üzerinde önemle duruyorum. Bunun da sebebi şundandır: İran milletinin düşmanları, bu millet aleyhindeki tek yolun, İran milleti arasında ihtilaf çıkartarak, birlik ve beraberliği bozmaya çalışmak olduğunu düşünüyorlar. Sadece İran milletine karşı bu siyasetlerini uygulamıyorlar tabii ki, bütün İslam Ümmeti üzerinde bu siyasetlerini yürütmektedirler. Düşmanlar, İran'da İslam İnkılabı'nın zafere kavuşmasından beri, müslüman komşu ülkeleri, Fars Körfezi ülkelerini, İran ve inkılapla ilgili olarak korkutmaktadırlar; maalesef bazı konularda da başarılı olmuşlardır. Halbuki İslam Cumhuriyeti, bütün İslam ülkeleri ve müslüman milletlere, kardeşlik elini uzatmıştır ve uzatmaktadır. İslam Cumhuriyeti, İslam ittihadı peşindedir, İslami ittihad ise İslam ülkeleriyle gerçek manada, gönülden birliktelikle olur. Elhamdülillah milletler arasında gönül birliği vardır; mezhebe, fırkaya, taifeye bağlı ihtilaflar ve ayrılıklar, milletlerin birliğine engel olmaz, tabii ki düşman kaşımazsa! Maalesef düşmanlarımız şom siyasetleriyle, devletleri, bir o tarafa bir bu tarafa çekebilmektedir. Biz bugün de açıklıyoruz: Komşu ülkeler bizim kardeşlerimizdir! Bizim bu ülkelere kardeşlik ve dostluk elimiz açıktır. Onlara hiçbir ihtiyacımız da yok; bu kardeşlik, ihtiyaçtan dolayı değildir. İran milleti, Allah'a tevekkül ve özgüvenle kendi sorunlarının uhdesinden gelebileceğini bütün dünyaya göstermiştir. Ama biz ihtilafın, İslam dünyasının salahına olmadığını biliyoruz; bunun için bütün ülkelere dostluk elini uzattık. Bugün İslam düşmanlarının çabalarına rağmen, sürekli fitne çıkartmakla meşgul olan Amerika ve siyonist casusluk birimlerinin çabalarına rağmen, onları kör edercesine, İslam Cumhuriyeti'nin bölge ülkeleriyle, arap ülkeleriyle, arap olmayan ülkelerle ilişkileri iyidir, kardeşçe ve güzel bir şekildedir. Bunun her geçen gün daha da artması lazımdır. Aynı bu konu ülke içinde daha fazla önemlidir. İslam İnkılabı'nın başından beri kavmiyetler bahanesiyle, mezhepler bahanesiyle, siyasi ihtilaflar bahanesiyle, İran milleti arasında ihtilaf çıkartmak istediler. Ama biz düşmanların bu hile ve komplolarının uhdesinden gelmeyi başardık. Ama bunun yanı sıra, bizim, bütün aziz kardeşlerimin, daha fazla dikkate ve uyanık olmaya ihtiyacı var; Allah korusun aksi halde düşman, hilesini uygular. Şii ve Sünni, ülkenin çeşitli bölümleri, değişik siyasi düşüncelerin taraftarları, bütün İran milleti, hangi mezhep ve hangi kavmiyetten olursa olsun, bir millettir; bir bütündür; hepsi bir yerdendir. İşte bu durum, düşmanlar karşısında, ülkenin menfaatlerini, hüviyetini, haysiyetini koruyabilen unsurlardır ve Allah'ın izniyle bunlar düşmana diz çöktürecek unsurlardır. Elhamdülillah, Laristan bölgesinde, ehli sünnet kardeşler de burada bulunmaktadır, ama bu bölgede Sünni ve Şii halk arasındaki kardeşlik, takdire şayan düzeydedir. Bu gerçeği, biz aldığımız raporlarda da gördük. Ben bizzat bunu inceledim. Bu durum zaten bugün bu toplulukta açık bir şekilde görülmektedir. Hepimiz İslam için çaba göstermeliyiz; Şii ve Sünni bütün herkes tevhid kelimesi etrafında birleşmeli, asil İslami değerler üzerinde olmalı, Hz.Muhammed(S)'in ilkelerini yürürlüğe koymak için hepimiz çaba göstermeliyiz. Allah korusun, içtihadi ihtilaflar, düşünce ve görüş farklılıkları, zevk ve anlayış farklılıkları, hatta bazen şahsi kin gibi düşmanı hoşnut edecek durumlardan kaçınmalıyız. Düşmanın bugün bütün çabası, bu büyük İslami hareketin merkezi, İslam dünyasının kalbi ve İslam dünyasının iftiharı olan İran milletini birbirine düşürmektir. Düşmanların çabası, emperyalistlerin bütün çabası, diğer müslümanlar için model olan İran'I izole etmektir. Zira İran, uygulaması olan bir modeldir. İslami İran, kendi varlığıyla, kendi yönetimiyle, ilerlemesiyle, birliğiyle, İslam dünyasına, düşmanların bütün hile ve komplolarını etkisiz hale getirebildiğini, bu kaos ortamında İslam Cumhuriyeti'ni teşkil ettiğini, İslam hakimiyetinin bütün bu zorlukların üstesinden gelebileceğini göstermiştir. İran İslam Cumhuriyeti'nin bu tecrübesi bütün müslüman milletlerce de ilham kaynağı olarak görülmektedir. Düşmanın düşüncesi, düşmanın isteği, düşmanın pis emeli, hiç kuşkusuz İslam milletlerinin İran'a olan bu bakış açısının değiştirilmesidir. Bu emelin gerçekleşmesi için siyasi, askeri, güvenlik ve iktisadi saldırılar kullanılmaktadır ya da propaganda saldırısı ve boş ithamlar. İnsan bölgedeki bazı yazarların, kalemşörlerin İran milleti ve İslam Cumhuriyeti için yazdıklarına baktığında şaşırıp kalıyor. Onların İran milleti, İslam Cumhuriyeti ve İslam toplumu için ileri sürdükleri ithamlar gerçekten insanı şaşırtmaktadır; bir insan, bir kalemşör, bir insan kendi haysiyet ve değerini nasıl ayaklar altına alabilir, bu kadar düşmana hizmet edebilir ve kendini İslam ve Kur'an karşısında koyabilir, hem de değersiz dünyevi bir araştırma için! Değerli kardeşlerim! Bunlara karşı mücadelenin tek yolu benim ve sizin elinizdedir. Bu mücadele elbette bizim her geçen gün birliğimizi arttırmamızla gerçekleşebilir; gönüllerimizi daha da yakınlaştıralım; bu ülkenin ilerlemesi için daha fazla çaba gösterelim. Bugün Allah'a şükür ciddi çalışmalar olmaktadır; ben burada söylemeliyim ki Lar bölgesi ve Laristan'da, bu halkın hayır sahipleri çok büyük işler yapmaktadırlar, biz bunları biliyoruz; bunlarla ilgili raporları bize getiriyorlar: Halka hizmet, halka yardım, mahrumlara yardım, ilme yardım, camilerin ve bu gibi yerlerin yapımı. Bu gibi halka hizmet eden işler, ülke genelinde İslam Cumhuriyeti ve İslam nizamı tarafından yapılıyor ve inşallah bu alanda her geçen gün daha da büyük işler yapılacaktır. Ülkenin değişik siyasi ve içtimai gruplarının bütün çabaları, bu ülkeyi ahlak, maneviyat, ekonomi, bilim ve teknolojide daha ileri götürmek için olmalıdır. Bu yol, dünya emperyalizminin İslami İran aleyhindeki tuzaklarına karşı mücadelede tek yoldur. Bu ülkenin ihtiyaçlarını gidermek hiç kuşkusuz bu milletin kendi elindedir. Halkın çeşitli alanlarda yaptığı yatırımlar, çok değerlidir; özellikle de üretim alanındaki yatırımlar. Benim, halka hizmet etmeye ilgi duyan değerli insanlara tavsiyem şudur. Bu hizmet alanındaki en iyi yol ve sadaka üretim alanında yatırım yapmalarıdır; böylece hem iş istihdamı oluşur, hem de ülkenin ilerlemesine katkı olur ve hem de fakirlik ve mahrumiyet ülkenin önemli bölümünde yok edilir. Bu, İslam Cumhuriyeti yönetiminin genel siyasetidir: Mali yatırımdan yardım almak, fikri yatırım, güçlü olmak, elbette bütün bunlar ülkenin sahibi olan ve geleceği de onun belirleyeceği aziz halkımızın yapacağı işlerdir. Bugün, bu bölgede düşmanların siyasetleri, bütün milletler için ifşa olmuştur. Milletler, düşmanların bu bölgede ne istediğini çok iyi bilmektedir, bu bölgeye ne için geldiklerini bilmektedir. Amerikan askeri güçlerinin Fars Körfezi'ndeki varlığı bölgenin emniyetsizliğinin temel faktörüdür. Bu gerçeği milletler artık anladı. Yabancı devletlerin ve dünyanın zorba güçlerinin, güvenlik bahanesiyle, ülkeler üzerinde ve dünyanın hassas su yolları ve geçitlerini sultalarına geçirme bahaneleri artık geride kalmıştır. Bugün milletler Amerika'nın niçin Irak'a geldiğini çok iyi bilmektedir. Hatta kendileri de petrol için geldiklerini itiraf ettiler. Irak halkını kurtarma adı altında Irak halkına çok büyük sorunları hediye ettiler. Bugün kurt gibi Irak halkının canını almaktalar. Ama Irak halkının güvenliği için Irak'ta olduklarını iddia ediyorlar, bu apaçık bir yalandır. Irak'taki emniyetsizliğin ve huzursuzluğun en büyük sebebi, Irak halkının kanını akıtan, malını gasbeden, namusunu kirleten, halkın milli gururunu ayaklar altına alan ve bu konulara hiç önem vermeyen işgalci güçlerdir. Irak'ın işgalinin başlarında ben Cuma namazı hutbesinde, işgalcilere hitaben milleti aşağılayarak, Iraklı gençlerin yerlerde sürüklenmesine ve zorba askerlerin postallarını onun sırtına koymasına Irak halkının kesinlikle sessiz kalmayacağını söylemiştim. Irak milleti, gururlu bir millettir. Bu bugün artık görülmüştür. Ama işgalciler, Irak halkını işgalci güçler aleyhine tahrik eden, kışkırtanın kimler olduğunu bulmayı kafaya koymuşlar. Her zaman olduğu gibi yine yanlış hesap yapıyorlar. İran'ı suçluyorlar! Onu, bunu suçlamak yerine kendinizi suçlayın. Amerikan güçlerinin varlığı Irak halkının işgalciler aleyhinde gururunu harekete geçirmek için yeterlidir. Irak sınırlarının dışından birilerinin onları kışkırtmasına da hiç bir ihtiyaç yoktur onun için sizler boşuna onu bunu suçluyorsunuz. Bizzat asıl sanık, asıl suçlu sizlersiniz. Amerika, Irak meselesinde ilk suçludur. Diğer yerlerde de aynı şekildedir. Amerikan güçlerinin Fars Körfezi'ndeki varlığı, dünyanın bu çok hassas bölgesinde, emniyetsizlik en önemli sebeptir. Bu bölgenin emniyeti, bizzat bölgedeki devletler vesilesiyle temin edilmelidir. Aynı şekilde Amerika'nın Filistin meselesine müdahalesi de, bu sorunun daha fazla çıkmaza girmesine neden olmuştur. Filistin meselesindeki düğüm, Amerika'nın müdahalesiyle çözülemez; düğüm daha da karmaşık hale gelir.. Amerika bu meseleye müdahale ettikçe kördüğüme dönüşür. Filistin milleti, bilinçli bir millettir; özgürdür; aydın bir millettir. Hükümetini seçmiştir, bırakınız hükümet o milletin desteğiyle işini yapsın. Onların müdahalesi, o da tek yanlı, zorbaca ve siyonist rejimin çıkarlarına hizmet amaçlıdır. Bu durum Filistin macerasını daha da çetin hale getirecektir. Elbette bu mesele hallolacak; Irak meselesi de hallolacak, Filistin meselesi de... Elbette öyle bir gün bu meseleyle birlikte artık Amerikan emperyalizminin varlığı, hüviyeti ve haysiyetinden de geriye hiçbir şey kalmayacaktır. Allah'a sonsuz şükürler ediyorum. İster sizin şehriniz olsun, ister Lar ve Laristan bölgesi, ya da daha önce gördüğüm, tanıdığım ve bildiğim Fars ili halkının tamamını bu ziyarette bizzat sahnede, pratikte de aktif bir halde gördüm. Bizim, Şiraz uleması ve seçkinleriyle mücadele dönemlerine ait çok fazla hatıralarımız var. Zira, daha önce belirttiğim gibi, İslam İnkılabı'nın zaferinden önceki son yıl ve zafer yılı döneminde merhum şehid Ayetullah Abdulhuseyn Destgayb ve diğer alimler; ve ulemanın seçkinlerinden merhum Ayetullah Rabbani Şirazi, Kum'un önde gelen alimlerindendiler ve mücadelede çok emekleri geçen şahsiyetlerdi. Onlarla sürgünde birlikteydik, değişik konularda sohbetler oluyordu. İşte o zamanlar bizimle merhum şehid Ayetullah Destgayb arasında mektuplaşmalar olmuştu; işte o zaman Fars ilinin mücadele açısından, iftihar edilecek uyanık, bilgili ve kararlı ne kadar seçkin şahsiyetlerinin olduğunu anlamıştık ve zaten onlar bunu çeşitli zamanlarda ispatladılar. Bugün elhamdülillah, İslam İnkılabının üzerinden yaklaşık 30 yıl geçtiği bir sırada, insan bu ile girince, muhtelif şehirlerde, inkılabın coşkusu ve canlılığını bu ilde müşahede ediyor ve özellikle de siz gençlerin varlığını burada bizzat görünce... Siz aziz gençlerin, burada, bu büyük toplulukta, ya da diğer meydanlarda, dünya halklarının izlediği tüm alanlardaki katılımınız dikkat çekicidir. Aziz gençler! Ülke sizindir; gelecek size bağlıdır. Bu inkılabın getirilerinden tam manasıyla yararlanacak olanlar sizlersiniz, Allah sizlere uzun ve saadet dolu ömür versin. Gücünüz ne kadar yetiyorsa, çaba gösteriniz, çalışınız; ilim öğreniniz, sürekli hareket ve çabayı terk etmeyiniz. Ahlak ve maneviyatı, Allah'a zikirden, namazdan, Kuran'dan ayrılmayınız. Bütün burlar, İran milletinin layık olduğu konuma gelmesi için hizmetlerin verilmesinde inşallah sizlere yardım edecek önemli unsurlardır. Ya Rab! Hz.Peygamber ve âli adına, bizim kalplerimizi her geçen gün İslam'a daha da yönlendir, İslam'la daha aşina et. Ya Rab! Rahmetini, bereketini ve fazlını bu aziz halktan esirgeme. Ya Rab! Yağmur bereketinin bu yıl geçen yıllara göre daha az olduğu bu bölge ile diğer bazı bölgelere, kendi lütuf ve fazlınla, buraların gereksinimlerini gider. Ya Rab! Bu halkın gençlerini koru; onların akıbetlerini hayırlı kıl; onları hidayete erdir. Ya Rab! Bu halkın gençlerinin geleceğini, bu ülke ve kendileri için parlak ve iftihar dolu eyle. Şehidlerin pak ruhlarını evliyanla birlikte mahşur eyle. Şehidlerin İmam'ının pak ruhunu da evliyanla birlikte haşret. Ya Rab! Bizlerin de aziz şehidlerimize katılmamızı sağla. Hz. Mehdi'nin mukaddes kalbinin bizlerden hoşnut ve razı olmasını sağla... Allah'ın selam, rahmet ve bereketi üzerinize olsun... |