Perşembe 9 Şubat 2012 - 06:03

الخميس ١٧ ربيع الأول ١٤٣٣

پنجشنبه ۲۰ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۷:۳۳

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       
                                               
İslam İnkılabı Rehberi’nin Lar Halkına Hitaben Yaptığı Konuşma
                                                                               
08/05/2008

Bismillahirrahmanirrahim,

               

Alemlerin  Rabbine hamdolsun, salat ve selam efendimiz, nebimiz Ebil Kasım  Muhammed Mustafa ve onun seçkin izleyicileri, masum imamlar ve  özellikle de Hz. Mehdi üzerine olsun...

             

Laristan  bölgesinin aziz ve samimi halkı ile görüşme fırsatı bulduğum ve bu  tarihi kentte coşkulu aziz kardeşlerimle birlikte olduğum için Allah'a  sonsuz şükürler olsun. Geçmişte, Laristan bölgesi ve Lar şehrini  ziyaret etmek ve halkıyla görüşmek istemiştim; ama maalesef geçmişte bu  fırsat olmadı. Bugün bu coşkulu kalabalığın ve sizlerin bu dolup taşan  sevgi ve muhabbetini görünce her müslüman ve müminin böylesine coşkun  bir şekilde İslami maarif ile aşina olmak isteyeceğinden eminim, zaten  bu durumda onun yaşantısı, onun şehri ve toplumuna da, buradaki  samimiyet ve sefa eşlik edecektir. Ben, sizlerin göstermiş olduğunuz bu  samimi ilgiye teşekkür ediyor ve ben de sizlere karşı olan ilgi ve  muhabbetimi, bu aziz ve samimi Fars ili halkına bildirmek istiyorum.  Bugün, benim bu geniş ve aziz ile ziyaretimin son günüdür. Bu ilde  bulunduğum 9 günde sizin bu ilinizin çeşitli şehirlerindeydim ve  Şiraz'da ve diğer gittiğim şehirlerde sonsuz bir sevgi seliyle  karşılaştım; burada bütün herkese teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.
                 
                Ülke  yetkililerinin bu bölgenin meselelerine ilgi göstermiş olmaları  memnuniyet vericidir. Dün, Bakanlar Kurulu toplantısı Şiraz'da yapıldı  ve oturumda başta Lar şehri olmak üzere Larestan bölgesinin çeşitli  meseleleriyle ilgili yararlı görüşmelerde bulunuldu, güzel kararlar  alındı. Gerçekten ve insafla baktığımda, bu aziz halkın, bu ilgi ve  teveccühüne yetkililerin sizlere yakışır şekilde hizmet etmeleri ve  görevlerini yerine getirmelerini Allahu tealadan niyaz ediyorum.
               
                Lar  ismi, İran tarihin son dönemlerinde, hiç kuşkusuz merhum Ayetullah'il  uzma Seyyid Abdulhuseyn Lari'den ayrı tutulamaz. Lar'ın her yeri ve bu  şehrin son 100 yıl, 120 yıllık tarihi, bu büyük insanın ismiyle  yükselmekte, parlamaktadır.
               
                Geçmişteki iftihar vesileleriyle  yetinmek istemiyoruz ama geçmiş tarihi tanımak ve bu tarihin  seçkinlerini bilmek ve kendimizi doğru tanımak için; bugünümüzü doğru  bilmeliyiz ve gelecek için yolumuzu belirlemeli ve bu yolun önünü  açmalıyız.
               
                Laristan bölgesi 100 küsur yıl önce, bu büyük insan  ve bu bölge halkının yardımıyla, çok çalkantılı bir İslami hareketin  tarihe geçmesine vesile olmuştur. Eğer, milletleri bilgili olmaları  açısından değerlendirirsek, onları azim ve iradeleri açısından  değerlendirirsek, onları aydın gönülleri ve cesaretleri açısından  değerlendirirsek, milletleri ve toplumları bu kriterlerle  değerlendirirsek, Lar halkı ve büyük Larestan bölgesinin, bütün ölçü ve  mukayeselerde çok seçkin ve çok iyi olduğunu söylemek gerekir. Ülkede,  taguti rejime karşı ve özgürlük için çok az şehirde mücadele olduğunda,  bu bölgede, İslam alimlerinin engin görüşleri ve bilge kişilikleri  sayesinde, müçtehidler sayesinde, bu bölgede zorbalık rejimine karşı  mücadele gündemdeydi. Dış güçlerin işgaline karşı mücadelenin, bizim ve  bölge milletleri açısından o kadar fazla bir manasının olmadığı bir  zamanda, Laristan halkı, bu büyük kahraman seyyidin önderliğinde  İngiliz işgaline karşı direndi; İngilizlerin işgaline karşı mücadelede  cansiperane mücadele etti. Merhum Ayetullah Seyyid Abdulhuseyn Lari  oğluna hitaben yazdığı mektubunda şunları belirtiyordu: ‘Baskılar fazla  ama ben son nefese ve kanımın son damlasına kadar direnmekteyim.'  Elbette, böyle samimi, cesur bir liderlik olursa, tabii olarak  milletler de, o gibi liderler sayesinde doğru yolda büyük bir işler  yapar. Bu büyük insanın Hakk'a yürümesinden sonra onun oğlu, merhum  Ayetullah Seyyid Abdulmuhammed de mücadeleye, direnişe devam etmiştir.
               
                Evet,  Lar'ın tarihten gelen bu ibret verici dersinden, günümüz için, aziz  milletimizin güçlü geleceği için bir pay çıkarmalı ve bunu bir model  olarak görmeliyiz. Eğer bir milletin doğru, samimi bir lideri, dünyaya  ve dünya malına gönül bağlamamış bir lideri olursa; en çetin  meydanlarda bile en büyük ve en inatçı düşmanları karşısında bile zafer  kazanır. Zira İran milleti bu tecrübeyi bizzat bu bölgede ve ülkenin  diğer bölgelerinde yaşadı ve İslam İnkılabı'nın zaferiyle de bu  zaferini ispatladı. İslam bayrağını dalgalandırarak, herkesin din ve  dindarlığın artık insanların yaşantısından el çektiklerini sandıkları  bir dönemde, bu millet Muhammedi İslam'ın emirleri ve usulleri içinde  yaşamak istediğini gösteren bir hareketin sloganlarını haykırmıştır. Bu  son derece önemli bir noktadır, zira İslam adı ve din adıyla, İran  milleti inkılabla, bütün dünyanın ilgi odağına girmeyi başarmıştır.  Halbuki o zaman dünya emperyalizmi ve bütün zorba güçler, bütün dünyada  ve özellikle İslam ülkelerinde din ve dindarlığın kökünü kazdıklarını  sanıyorlar. Onların kafaları, din konusunda rahattı zira onlar artık  din konusunda bir sorunlarının olacaklarını dahi tasavvur etmiyorlardı.  Çünkü, millet arasında dinin etkileri her geçen gün azalıyordu ve onlar  da buna ümit bağlamışlardı. İşte böyle bir dönemde İran milleti, İslam  sancağını ve dindarlık bayrağını bütün dünyanın anlayacağı şekilde  göndere yükseltti ve dalgalandırdı. Bu, önemli bir vakıadır. Biz İslam  için kıyam ettik; İslam bayrağını dalgalandırdık; ama İslam ülkesi  sayılmayan coğrafyalarda bile bizim halkımız ve inkılabımızın etkisi  görüldü. Hatta onlar maneviyata ve dini değerlere yöneldiler. Bu  mucizenin sebebi kuşkusuz İran milletidir ve bu inkılab, İslam adıyla,  mübarek Kur'an-ı Kerim adıyla, milletlere örnek olabilmeyi başarmıştır.
               
                Bugün  sizler İslam ülkelerine yolculuk yaptığınızda, kesinlikle o ülkelerin  ortamının, 30 yıl öncesiyle yani İslam İnkılabı'nın zaferinden  öncesiyle mukayese edilemeyecek kadar farklı olduğunu göreceksiniz. O  zamanlar hürriyet ve bağımsızlık mücadelesi için birileri konuştuğunda  ancak ilhadi ideoloji ve ilahi olmayan ideolojilerin edebiyatıyla  konuşuyorlardı. Ama bugün İslam dünyasında, aydın, üniversiteli,  mesuliyet sahibi bilge insanlar, istiklalden, bağımsızlıktan  bahsettiklerinde, İslam sancağının altında bu sloganları dile  getiriyorlar ve bu hareketi sürdürüyorlar. İşte bütün bu olumlu  gelişmeler, İran milletinin kıyamı ile kökleri yakın geçmişle çok  yakından irtibatlıdır: Tütün kıyamı, büyük İslam alimlerinin meşrutiyet  kıyamı ve bunların en önemlisi de Laristan halkının büyük kahramanı  Ayetullah Lari liderliğindeki kıyamıdır. Biz geçmişe işte bu gözle  bakıyoruz. Geçmiş bizim için bir vesile ve bir aynadır; bizim geleceğe  açılan yolumuzu bulmaya dair iftihar edeceğimiz bir gurur vesilesidir.
               
                Bugün  İran milleti için en önemli konu, İslam'a olan bağlılıktır. Ülküsü olan  bir milletin bütün güzel işleri İslam'ın bereketi sayesinde olmuştur ve  olmaktadır. Biz, eğer bugün bu özgürlüğe sahip olduysak, istiklalimize  kavuştuysak, genel bir refaha kavuştuysak, bilimde ilerlediysek,  değişik alanlarda başarılar elde ettiysek, İran milleti olarak onurumuz  doruğa çıktıysa, İslam'a olan bağlılıktandır. İslam bütün bunları kendi  içinde barındırır, bütün bunları bir millete hediye eder. İslam'a  bağlılık, İran milleti için en büyük yoldur.
               
                İkinci konu, birlik  ve dayanışma meselesidir ve bu ziyarette, gittiğim her yerde bu konunun  üzerinde önemle duruyorum. Bunun da sebebi şundandır: İran milletinin  düşmanları, bu millet aleyhindeki tek yolun, İran milleti arasında  ihtilaf çıkartarak, birlik ve beraberliği bozmaya çalışmak olduğunu  düşünüyorlar. Sadece İran milletine karşı bu siyasetlerini  uygulamıyorlar tabii ki, bütün İslam Ümmeti üzerinde bu siyasetlerini  yürütmektedirler. Düşmanlar, İran'da İslam İnkılabı'nın zafere  kavuşmasından beri, müslüman komşu ülkeleri, Fars Körfezi ülkelerini,  İran ve inkılapla ilgili olarak korkutmaktadırlar; maalesef bazı  konularda da başarılı olmuşlardır. Halbuki İslam Cumhuriyeti, bütün  İslam ülkeleri ve müslüman milletlere, kardeşlik elini uzatmıştır ve  uzatmaktadır. İslam Cumhuriyeti, İslam ittihadı peşindedir, İslami  ittihad ise İslam ülkeleriyle gerçek manada, gönülden birliktelikle  olur. Elhamdülillah milletler arasında gönül birliği vardır; mezhebe,  fırkaya, taifeye bağlı ihtilaflar ve ayrılıklar, milletlerin birliğine  engel olmaz, tabii ki düşman kaşımazsa! Maalesef düşmanlarımız şom  siyasetleriyle, devletleri, bir o tarafa bir bu tarafa çekebilmektedir.  Biz bugün de açıklıyoruz: Komşu ülkeler bizim kardeşlerimizdir! Bizim  bu ülkelere kardeşlik ve dostluk elimiz açıktır. Onlara hiçbir  ihtiyacımız da yok; bu kardeşlik, ihtiyaçtan dolayı değildir. İran  milleti, Allah'a tevekkül ve özgüvenle kendi sorunlarının uhdesinden  gelebileceğini bütün dünyaya göstermiştir. Ama biz ihtilafın, İslam  dünyasının salahına olmadığını biliyoruz; bunun için bütün ülkelere  dostluk elini uzattık. Bugün İslam düşmanlarının çabalarına rağmen,  sürekli fitne çıkartmakla meşgul olan Amerika ve siyonist casusluk  birimlerinin çabalarına rağmen, onları kör edercesine, İslam  Cumhuriyeti'nin bölge ülkeleriyle, arap ülkeleriyle, arap olmayan  ülkelerle ilişkileri iyidir, kardeşçe ve güzel bir şekildedir. Bunun  her geçen gün daha da artması lazımdır.
               
                Aynı bu konu ülke içinde  daha fazla önemlidir. İslam İnkılabı'nın başından beri kavmiyetler  bahanesiyle, mezhepler bahanesiyle, siyasi ihtilaflar bahanesiyle, İran  milleti arasında ihtilaf çıkartmak istediler. Ama biz düşmanların bu  hile ve komplolarının uhdesinden gelmeyi başardık. Ama bunun yanı sıra,  bizim, bütün aziz kardeşlerimin, daha fazla dikkate ve uyanık olmaya  ihtiyacı var; Allah korusun aksi halde düşman, hilesini uygular. Şii ve  Sünni, ülkenin çeşitli bölümleri, değişik siyasi düşüncelerin  taraftarları, bütün İran milleti, hangi mezhep ve hangi kavmiyetten  olursa olsun, bir millettir; bir bütündür; hepsi bir yerdendir. İşte bu  durum, düşmanlar karşısında, ülkenin menfaatlerini, hüviyetini,  haysiyetini koruyabilen unsurlardır ve Allah'ın izniyle bunlar düşmana  diz çöktürecek unsurlardır.
               
                Elhamdülillah, Laristan bölgesinde,  ehli sünnet kardeşler de burada bulunmaktadır, ama bu bölgede Sünni ve  Şii halk arasındaki kardeşlik, takdire şayan düzeydedir. Bu gerçeği,  biz aldığımız raporlarda da gördük. Ben bizzat bunu inceledim. Bu durum  zaten bugün bu toplulukta açık bir şekilde görülmektedir. Hepimiz İslam  için çaba göstermeliyiz; Şii ve Sünni bütün herkes tevhid kelimesi  etrafında birleşmeli, asil İslami değerler üzerinde olmalı,  Hz.Muhammed(S)'in ilkelerini yürürlüğe koymak için hepimiz çaba  göstermeliyiz. Allah korusun, içtihadi ihtilaflar, düşünce ve görüş  farklılıkları, zevk ve anlayış farklılıkları, hatta bazen şahsi kin  gibi düşmanı hoşnut edecek durumlardan kaçınmalıyız.
               
                Düşmanın  bugün bütün çabası, bu büyük İslami hareketin merkezi, İslam dünyasının  kalbi ve İslam dünyasının iftiharı olan İran milletini birbirine  düşürmektir. Düşmanların çabası, emperyalistlerin bütün çabası, diğer  müslümanlar için model olan İran'I izole etmektir. Zira İran,  uygulaması olan bir modeldir. İslami İran, kendi varlığıyla, kendi  yönetimiyle, ilerlemesiyle, birliğiyle, İslam dünyasına, düşmanların  bütün hile ve komplolarını etkisiz hale getirebildiğini, bu kaos  ortamında İslam Cumhuriyeti'ni teşkil ettiğini, İslam hakimiyetinin  bütün bu zorlukların üstesinden gelebileceğini göstermiştir. İran İslam  Cumhuriyeti'nin bu tecrübesi bütün müslüman milletlerce de ilham  kaynağı olarak görülmektedir.
               
                Düşmanın düşüncesi, düşmanın  isteği, düşmanın pis emeli, hiç kuşkusuz İslam milletlerinin İran'a  olan bu bakış açısının değiştirilmesidir. Bu emelin gerçekleşmesi için  siyasi, askeri, güvenlik ve iktisadi saldırılar kullanılmaktadır ya da  propaganda saldırısı ve boş ithamlar. İnsan bölgedeki bazı yazarların,  kalemşörlerin İran milleti ve İslam Cumhuriyeti için yazdıklarına  baktığında şaşırıp kalıyor. Onların İran milleti, İslam Cumhuriyeti ve  İslam toplumu için ileri sürdükleri ithamlar gerçekten insanı  şaşırtmaktadır; bir insan, bir kalemşör, bir insan kendi haysiyet ve  değerini nasıl ayaklar altına alabilir, bu kadar düşmana hizmet  edebilir ve kendini İslam ve Kur'an karşısında koyabilir, hem de  değersiz dünyevi bir araştırma için!
               
                Değerli kardeşlerim!  Bunlara karşı mücadelenin tek yolu benim ve sizin elinizdedir. Bu  mücadele elbette bizim her geçen gün birliğimizi arttırmamızla  gerçekleşebilir; gönüllerimizi daha da yakınlaştıralım; bu ülkenin  ilerlemesi için daha fazla çaba gösterelim. Bugün Allah'a şükür ciddi  çalışmalar olmaktadır; ben burada söylemeliyim ki Lar bölgesi ve  Laristan'da, bu halkın hayır sahipleri çok büyük işler yapmaktadırlar,  biz bunları biliyoruz; bunlarla ilgili raporları bize getiriyorlar:  Halka hizmet, halka yardım, mahrumlara yardım, ilme yardım, camilerin  ve bu gibi yerlerin yapımı. Bu gibi halka hizmet eden işler, ülke  genelinde İslam Cumhuriyeti ve İslam nizamı tarafından yapılıyor ve  inşallah bu alanda her geçen gün daha da büyük işler yapılacaktır.  Ülkenin değişik siyasi ve içtimai gruplarının bütün çabaları, bu ülkeyi  ahlak, maneviyat, ekonomi, bilim ve teknolojide daha ileri götürmek  için olmalıdır. Bu yol, dünya emperyalizminin İslami İran aleyhindeki  tuzaklarına karşı mücadelede tek yoldur.
               
               
                Bu ülkenin  ihtiyaçlarını gidermek hiç kuşkusuz bu milletin kendi elindedir. Halkın  çeşitli alanlarda yaptığı yatırımlar, çok değerlidir; özellikle de  üretim alanındaki yatırımlar. Benim, halka hizmet etmeye ilgi duyan  değerli insanlara tavsiyem şudur. Bu hizmet alanındaki en iyi yol ve  sadaka üretim alanında yatırım yapmalarıdır; böylece hem iş istihdamı  oluşur, hem de ülkenin ilerlemesine katkı olur ve hem de fakirlik ve  mahrumiyet ülkenin önemli bölümünde yok edilir. Bu, İslam Cumhuriyeti  yönetiminin genel siyasetidir: Mali yatırımdan yardım almak, fikri  yatırım, güçlü olmak, elbette bütün bunlar ülkenin sahibi olan ve  geleceği de onun belirleyeceği aziz halkımızın yapacağı işlerdir.
               
                Bugün,  bu bölgede düşmanların siyasetleri, bütün milletler için ifşa olmuştur.  Milletler, düşmanların bu bölgede ne istediğini çok iyi bilmektedir, bu  bölgeye ne için geldiklerini bilmektedir. Amerikan askeri güçlerinin  Fars Körfezi'ndeki varlığı bölgenin emniyetsizliğinin temel faktörüdür.  Bu gerçeği milletler artık anladı. Yabancı devletlerin ve dünyanın  zorba güçlerinin, güvenlik bahanesiyle, ülkeler üzerinde ve dünyanın  hassas su yolları ve geçitlerini sultalarına geçirme bahaneleri artık  geride kalmıştır. Bugün milletler Amerika'nın niçin Irak'a geldiğini  çok iyi bilmektedir. Hatta kendileri de petrol için geldiklerini itiraf  ettiler. Irak halkını kurtarma adı altında Irak halkına çok büyük  sorunları hediye ettiler. Bugün kurt gibi Irak halkının canını  almaktalar. Ama Irak halkının güvenliği için Irak'ta olduklarını iddia  ediyorlar, bu apaçık bir yalandır. Irak'taki emniyetsizliğin ve  huzursuzluğun en büyük sebebi, Irak halkının kanını akıtan, malını  gasbeden, namusunu kirleten, halkın milli gururunu ayaklar altına alan  ve bu konulara hiç önem vermeyen işgalci güçlerdir.
               
                Irak'ın  işgalinin başlarında ben Cuma namazı hutbesinde, işgalcilere hitaben  milleti aşağılayarak, Iraklı gençlerin yerlerde sürüklenmesine ve zorba  askerlerin postallarını onun sırtına koymasına Irak halkının kesinlikle  sessiz kalmayacağını söylemiştim. Irak milleti, gururlu bir millettir.  Bu bugün artık görülmüştür. Ama işgalciler, Irak halkını işgalci güçler  aleyhine tahrik eden, kışkırtanın kimler olduğunu bulmayı kafaya  koymuşlar. Her zaman olduğu gibi yine yanlış hesap yapıyorlar. İran'ı  suçluyorlar! Onu, bunu suçlamak yerine kendinizi suçlayın. Amerikan  güçlerinin varlığı Irak halkının işgalciler aleyhinde gururunu harekete  geçirmek için yeterlidir. Irak sınırlarının dışından birilerinin onları  kışkırtmasına da hiç bir ihtiyaç yoktur onun için sizler boşuna onu  bunu suçluyorsunuz. Bizzat asıl sanık, asıl suçlu sizlersiniz. Amerika,  Irak meselesinde ilk suçludur. Diğer yerlerde de aynı şekildedir.  Amerikan güçlerinin Fars Körfezi'ndeki varlığı, dünyanın bu çok hassas  bölgesinde, emniyetsizlik en önemli sebeptir. Bu bölgenin emniyeti,  bizzat bölgedeki devletler vesilesiyle temin edilmelidir. Aynı şekilde  Amerika'nın Filistin meselesine müdahalesi de, bu sorunun daha fazla  çıkmaza girmesine neden olmuştur.
               
                Filistin meselesindeki düğüm,  Amerika'nın müdahalesiyle çözülemez; düğüm daha da karmaşık hale  gelir.. Amerika bu meseleye müdahale ettikçe kördüğüme dönüşür.  Filistin milleti, bilinçli bir millettir; özgürdür; aydın bir  millettir. Hükümetini seçmiştir, bırakınız hükümet o milletin  desteğiyle işini yapsın. Onların müdahalesi, o da tek yanlı, zorbaca ve  siyonist rejimin çıkarlarına hizmet amaçlıdır. Bu durum Filistin  macerasını daha da çetin hale getirecektir. Elbette bu mesele  hallolacak; Irak meselesi de hallolacak, Filistin meselesi de...  Elbette öyle bir gün bu meseleyle birlikte artık Amerikan  emperyalizminin varlığı, hüviyeti ve haysiyetinden de geriye hiçbir şey  kalmayacaktır.
               
                Allah'a sonsuz şükürler ediyorum. İster sizin  şehriniz olsun, ister Lar ve Laristan bölgesi, ya da daha önce  gördüğüm, tanıdığım ve bildiğim Fars ili halkının tamamını bu ziyarette  bizzat sahnede, pratikte de aktif bir halde gördüm. Bizim, Şiraz  uleması ve seçkinleriyle mücadele dönemlerine ait çok fazla  hatıralarımız var. Zira, daha önce belirttiğim gibi, İslam İnkılabı'nın  zaferinden önceki son yıl ve zafer yılı döneminde merhum şehid  Ayetullah Abdulhuseyn Destgayb ve diğer alimler; ve ulemanın  seçkinlerinden merhum Ayetullah Rabbani Şirazi, Kum'un önde gelen  alimlerindendiler ve mücadelede çok emekleri geçen şahsiyetlerdi.  Onlarla sürgünde birlikteydik, değişik konularda sohbetler oluyordu.  İşte o zamanlar bizimle merhum şehid Ayetullah Destgayb arasında  mektuplaşmalar olmuştu; işte o zaman Fars ilinin mücadele açısından,  iftihar edilecek uyanık, bilgili ve kararlı ne kadar seçkin  şahsiyetlerinin olduğunu anlamıştık ve zaten onlar bunu çeşitli  zamanlarda ispatladılar. Bugün elhamdülillah, İslam İnkılabının  üzerinden yaklaşık 30 yıl geçtiği bir sırada, insan bu ile girince,  muhtelif şehirlerde, inkılabın coşkusu ve canlılığını bu ilde müşahede  ediyor ve özellikle de siz gençlerin varlığını burada bizzat görünce...  Siz aziz gençlerin, burada, bu büyük toplulukta, ya da diğer  meydanlarda, dünya halklarının izlediği tüm alanlardaki katılımınız  dikkat çekicidir.

             

Aziz gençler! Ülke sizindir;  gelecek size bağlıdır. Bu inkılabın getirilerinden tam manasıyla  yararlanacak olanlar sizlersiniz, Allah sizlere uzun ve saadet dolu  ömür versin. Gücünüz ne kadar yetiyorsa, çaba gösteriniz, çalışınız;  ilim öğreniniz, sürekli hareket ve çabayı terk etmeyiniz. Ahlak ve  maneviyatı, Allah'a zikirden, namazdan, Kuran'dan ayrılmayınız. Bütün  burlar, İran milletinin layık olduğu konuma gelmesi için hizmetlerin  verilmesinde inşallah sizlere yardım edecek önemli unsurlardır.

             

Ya  Rab! Hz.Peygamber ve âli adına, bizim kalplerimizi her geçen gün  İslam'a daha da yönlendir, İslam'la daha aşina et. Ya Rab! Rahmetini,  bereketini ve fazlını bu aziz halktan esirgeme. Ya Rab! Yağmur  bereketinin bu yıl geçen yıllara göre daha az olduğu bu bölge ile diğer  bazı bölgelere, kendi lütuf ve fazlınla, buraların gereksinimlerini  gider. Ya Rab! Bu halkın gençlerini koru; onların akıbetlerini hayırlı  kıl; onları hidayete erdir. Ya Rab! Bu halkın gençlerinin geleceğini,  bu ülke ve kendileri için parlak ve iftihar dolu eyle. Şehidlerin pak  ruhlarını evliyanla birlikte mahşur eyle. Şehidlerin İmam'ının pak  ruhunu da evliyanla birlikte haşret. Ya Rab! Bizlerin de aziz  şehidlerimize katılmamızı sağla. Hz. Mehdi'nin mukaddes kalbinin  bizlerden hoşnut ve razı olmasını sağla...

             

Allah'ın selam, rahmet ve bereketi üzerinize olsun...


Total Visit: 190
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0