Salı 7 Şubat 2012 - 04:35

الثلاثاء ١٥ ربيع الأول ١٤٣٣

سه شنبه ۱۸ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۶:۰۵

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
     
                                       
İslam İnkılabı Rehberi’nin İşçilere Hitaben Yaptığı Konuşma
                                                  
                     
23/04/2008

Bismillahirrahmanirrahim,

             

HoÅŸ  geldiniz deÄŸerli kardeÅŸlerim; örnek işçiler, işçi camiasının  temsilcileri ve iÅŸ sektörünün resmi yetkilileri... Çalışmayı ilke  edinen erkek ve kadınların oluÅŸturduÄŸu böylesine bir toplulukla bir  arada bulunmak,  Allahu teala katında da benimsenen bir toplantı olsa gerektir. Çalışma ve amel, Kur’ani ve İslami edebiyatımızda yüce bir dereceye sahiptir.  Elbette  iÅŸ, yalnızca fabrika, tarla ya da baÅŸka sektörlerde çalışmak demek  deÄŸildir. Ancak, Kur’an’da kendisine bunca vurgu yapılan salih amel,  bunları da içermektedir. Yani, sizler eÄŸer çalışma vicdanı, sorumluluk  duygusu, ciddiyet, yenilik ve bir aile hayatının idaresi  amacıyla çalışırsanız, bizzat bu çaba da salih amel sayılır. ‘İman edenler ve salih amel iÅŸleyenler...’ Salih amel bunları da içerdiÄŸine göre, bu çok iyi bir durumdur.  İnsanın  yaptığı iÅŸ karşısında geçimi için gerekli geliri elde etmesi ve bu  faaliyetin aynı zamanda Kur’an’da kendisinden iman eyleminin hemen  yanıbaşında söz edilen salih amel sayılmasından daha iyi ne olabilir ki  ? ‘İman edenler ve salih amel iÅŸleyenler...’ İşte bu, çalışma ve iÅŸin  deÄŸer, kıymet ve bedelini göz önüne sermektedir.

             

Åžu  anda İslam toplumunda, müslüman yöneticiler  iÅŸ ve işçi hakkında övgülerde bulunmaktalar. Bunlar lafazanlık ve yersiz övgüler deÄŸildir.  Evet,  dünyanın çeÅŸitli yerlerinde işçileri sözde öven birileri olabilir.  Ancak, bir topluluÄŸun gönlünü sloganlarla avutmak isteyenler ile iÅŸe  salih amel olarak bakan, onun manevi ve ilahi deÄŸerini vurgulayanlar  arasında farklılıklar bulunmaktadır. İslam’ın mantığı, bu ikincisini  benimser. Yani, işçi ibadet halindedir, onun çalışması ibadet sayılır.

 

Bir toplumda işçinin sahip olduÄŸu deÄŸerin sırrı,  bu ilahi,  İslami  ve manevi anlama ilave olarak bir baÅŸka önemli konuda yatmaktadır.  Ülkenin bağımsızlığı, bu çalışma ve iÅŸe baÄŸlıdır. Hiç bir ülke ve hiç  bir millet, çalışmaksızın hiç bir yere varamaz. Petrol gibi, ilahi veya  ilahi olmayan bir kaynaktan gelir edinmesi, görünüşte hoÅŸ bir hayat  sürmesi ve  yaÅŸama çevresini yabancı mahsullerle doldurması mümkündür. Ancak bu, bağımsızlık anlamına gelmez.  Bağımsızlık  sahibi bir ülke, çalışmaksızın onur kazanamaz. Çalışmanın deÄŸeri budur.  Biz, işçiye bu gözle bakmaktayız. Bu yüzden işçinin elini öpmeyi bir  sevap bilmekteyiz. Bir işçinin ellerini öpen her kes, kutlu bir  eylem iÅŸlemiÅŸ ve sevap kazanmıştır. Çünkü ülkesi ve milletinin  bağımsızlığı yolundaki bir vasıtaya saygısını göstermiÅŸtir. Çalışma ve  iÅŸ, bu denli deÄŸerlidir.  


Ülkemizdeki işçi camiasının baÅŸka ülkelerde bulunmayan bir özelliÄŸi de var. EÄŸer kimi yerlerde varsa  ÅŸu  ana kadar biz bunu iÅŸitmedik. Ancak ülkemizdekini gözlerimizle gördük.  İran’daki işçi camiası inkılab döneminin büyük sınavı ve mukaddes  savunma savaşı sırasında tepeden tırnaÄŸa dini ve milli vicdan ile  donanmış olduÄŸunu göstermiÅŸtir. Bu dönemde eÄŸer diÄŸer halk  kesimlerinden daha önde olmasa da –kim bilir, belki de daha önde  sayılmalıdır- en azından cephenin ön saflarında yer almasını bilmiÅŸtir.  İslam İnkılabı sırasında işçiler önemli bir rol oynadılar.  Özellikle de mukaddes savunma savaşı sırasında işçiler ülkenin en ücra köşesinde bile çeÅŸitli vasıtalarla  İran  halkının bu büyük sınavında desteklerini sürdürdüler. Canlarını,  bedenlerini, iÅŸlerini mukaddes savunmanın hizmetine sundular ve bu  baÄŸlamda sadakat ve vefadarlık timsaliydiler. Bizim işçi camiamızın  özgün yanı, iÅŸte budur.

         

Bunlar  hakikatleri yansıtmaktadır. Bu hakikatlere inanmayanlar, lafazanlıkla  meÅŸguller. İran halkı işçi camiasının kadrini bilmek zorundadır.  Bizler, örfte, sosyal ve dini kavramlarımızda ‘işçi’‘işçi’ ünvanı  ülkesinin  ilerlemesi, ülkedeki üretimin arttırılması ve ülkedeki iÅŸ durumunun  daha iyiye gitmesi için çaba harcayan herkesi kapsamaktadır. Çalışmanın  önemi ve işçinin konumu ve onuru, sohbetimizin konularından biriydi. kelimesini kutsamak durumundayız. İşçinin mukaddes bir yanı vardır.  İşçi,  ülkesi ve milletinin bağımsızlık onurunu kazanabilmesi için ter döken  bir insandır. Bu olgu, bizim dünyamızda kesin bir inanç olarak  ÅŸekillenmelidir. İşçinin ne kadar büyük bir öneme sahip olduÄŸunu  hepimiz anlamalıyız. Bu

         

İkinci  konu ise, ülke yetkililerinin işçiler karşısındaki görevleriyle  ilgilidir. Çalışma ve Sosyal İşler bakanının belirttiÄŸi üzere, bu  alanda çok çeÅŸitli sorumluluklar söz konusudur. Elbette mevcut  hükümetin çalışkan ve iÅŸ ehli bir ekip olduÄŸunu görüp, hissetmekteyiz.  Hükümetin temel unsurları tam anlamıyla tıpkı bir işçi gibi çaba  harcamaktadırlar. Sürekli didinip durmakta, aktivitelerini  sergilemektedirler. Çok önemli ve deÄŸerli iÅŸler yapıyorlar. Bu  görevlerden biri işçi camiasının sorunlarını irdelemek ve bir çözüme  kavuÅŸturmaktır. Bu sorunlardan biri,  iÅŸ sahalarının bulunmayışı ve iÅŸsizliktir.  Bu  yüzden, yeni iÅŸ alanlarının açılması, iÅŸ alanları açmak isteyenlerin  teÅŸviki ve yeni iÅŸ merkezlerinin donanımı da önem taşır. Bu durum,  İslam Cumhuriyeti mantığında yer alan bir gereksinimi gözler önüne  sermektedir ki, buna maddi ülkelerin mantığında rastlayamazsınız.

      

Kapitalist ülkelerin mantığında işçi, iÅŸverenin hizmetindeki bir araç mesabesindedir. Yıkıma uÄŸrayan  ve bir zamanlar işçilerin taraftarı  olduÄŸunu iddia eden  ekollerin mantığına göre  ise  işçi ve iÅŸveren arasında daimi bir savaÅŸ vardır. Bu savaÅŸ sayesinde söz  konusu rejimler geçimlerini saÄŸlamak ve kendilerini de işçi sınıfının  koruyucusu olarak lanse etmek durumundaydılar. Oysa,  eski  Sovyetler BirliÄŸi’nin sözüm ona sosyalist sisteminde kapitalistlerin  sofrası açılmış, aynı israflar ve aynı mali kokuÅŸma ve yolsuzluklar  işçi sınıfı adına gerçekleÅŸtirilmiÅŸti. Mantıkları, tezat ve çatışmaya  dayalıydı.

         

İslam,  İslam nizamı ve İslam Cumhuriyeti bu iki yolun hiç birini kabul  etmemekte ve ÅŸuna inanmaktadır ki, iÅŸ ve çalışma imkanları ve ortamının  vücuda getirilmesi ile iÅŸ gücünün varlığı iki ayrı pazu durumundadır.  Bunların her ikisi de olmalı ve birbirleriyle iÅŸbirliÄŸinde  bulunmalıdırlar. Hükümetin bu alandaki rolü,  bu iÅŸbirliÄŸi için  her  iki sektör arasında adilane bir çizgi oluÅŸturmaktır. Yani, zulüm  olmamalıdır. Ne bunlar onları ezmeye çalışmalı ve ne de onlar, bunların  iÅŸlerinde ÅŸikeye baÅŸvurmalıdır. Hiç biri birbirlerinin haklarını  çiÄŸnememelidir. Aksi takdirde toplum, safa ve selamet içerisinde  ilerleyemeyecektir. Ne bunca aşırılık ve israf, hakim kültüre dönüşmeli  ve ne de yoksulluk kültürü benimsenmelidir. İslam Cumhuriyeti’nin  mantığı budur.

      

Bugün ülkemizdeki iÅŸ ve çalışma  anlayışı  çok iyidir. Üretim alanındaki giriÅŸimciler, önemli çabalar sergilediler  ve ilerleme kaydettiler. Ancak, bizler henüz iÅŸin başında sayılırız.  Çok daha ileriye gitmek zorundayız. Daha çok çalışmalıyız. Üretim  ünitelerinde işçiler ve üreticiler arasında hem çalışma vicdanı olmalı  ve hem de iÅŸler saÄŸlama alınarak, dürüstlükle sürdürülmelidir. Resmi  devlet yetkilileri ise bu sürecin dengeli bir ÅŸekilde katedilmesi için  gerekli denetimlerde bulunmalıdır. Elbette sohbetimin başında da  vurguladığım üzere iÅŸin kutsanması, tüm proÄŸramların üstündedir. Bunu  herkes  bilmelidir. İşçinin saygınlığı unutulmamalıdır.  İşçi, eliyle, beyniyle, canı, bedeni ve çabasıyla ülkesini bağımsızlığa  doÄŸru götürmektedir.  

         

DeÄŸerli kardeÅŸlerim ! Bugün ülkemizin temel sorunu bağımsızlıktır.  İnkılab,  bize siyasi bağımsızlık kazandırdı. Milletimize dünyadaki adilane  olmayan sulta düzeni karşısında dikilebilme cesaretini verdi. Ancak,  eÄŸer milletimiz bu siyasi bağımsızlığı, dünyanın sultacı güçleri  karşısındaki kültürel duruÅŸunu korumak istiyorsa,  ekonomik  temellerini güçlendirmek zorundadır. Bu, bağımsızlığın ülkede kök  salması anlamına gelir. Bu durum ise, üretime baÄŸlıdır. ÇeÅŸitli  alanlarda iÅŸ ve çalışmaya, yenilik ve geliÅŸmeye baÄŸlıdır. AraÅŸtırma  merkezleri ve laboratuarlardan,  atölye ve tarlalara kadar...  Hemen  her yerde bu yenilik saÄŸlanmalıdır. İşte o zaman İran milletinin  bağımsızlığını tekmeleyen kan içici düşmanlar, çıkmaza saplanarak  çenelerini kapayacak ve bir kenara çekileceklerdir.

        

BelirtildiÄŸi  üzere, işçi camiasının problemleri, sigorta, mesken, iÅŸverenle  iliÅŸkiler, iÅŸverenin görevleri, işçilerin iÅŸveren karşısındaki  görevleri, işçilerin çalışma yerindeki sorumlulukları gibi konular  sürekli olarak denetlenmeli ve çalışma vicdanı ile randımanı sık sık  vurgulanmalıdır.  Bu yol, aydınlık bir yoldur. Bu hedef, açıktır. Bu millet de, çalışkan bir millettir.

        

Milletimiz,  mücahededen yorulmadığı için düşmanlarını meyus etmiÅŸtir. Bugün, İran  milletinin düşmanlarının, yani Amerikan emperyalistleri ile ÅŸeytani ve  tehlikeli siyonist ÅŸebekesinin İran halkına galip gelmek yolundaki ümit  ve hevesleri yirmi yıl öncesine göre daha azdır. Zira onlar, İran  halkının ne büyük bir coÅŸku ile hareket ettiklerini gözlemlemekteler.  Elbette propaganda imkanları onların tekelindedir. Kendileri Irak,  Afganistan ve Filistin’de bunca facia ve cinayeti sürdürmektedirler. Åžu  günlerde Irak’da döktükleri kana bir bakın. Halkın katliamı, gizli  zindanlar, iÅŸkenceler ve Amerika’nın gerçekleÅŸtirdiÄŸi daha nice utanç  verici eylemlerden sonra utanmadan, alçakça insan haklarından,  demokrasiden dem vurabiliyor ve İslam Cumhuriyeti’ni kendi vehimlerine  dayanarak suçlamaya yelteniyorlar. Evet, bunlar propagandadan ibaret...  Pratikte baÅŸarılı olamayınca,  ağızlarını açıp verip  veriÅŸtiriyorlar. Bütün bunlar, İran halkının ilerlemekte oluÅŸundandır.  Sizler yine de ilerlemek zorundasınız.  Millet yine de  daha ileriye doÄŸru hareket etmek zorundadır. Onların çenesi Allah’ın  yardımıyla bir gün kapanacaktır. İdeallerine ulaÅŸmak için çaba harcayan  bir halkı baÅŸarıya ulaÅŸtıracağına dair Allah’ın verdiÄŸi vaadi  unutmayınız.

              Bir  kaç gün sonra düzenlenecek olan seçimlerle ilgili olarak da bir nebze  konuÅŸalım. Bu seçimler, çok önemlidir. Seçimlerin ilk turunda, İran  halkı gerçekten de büyük bir hareket  gösterdi. Düşman,  seçimleri belki de silik gösterebilmek umuduyla onca propagandaya baÅŸ  vurdu ve dünyayı sansasyonlara boÄŸdu. İran halkının sandık başına  gitmeyeceÄŸini sanıyorlardı. Ancak İran halkı daha bir ciddiyet ve coÅŸku  içerisinde hareket etti. İran’ın cesur ve kahraman halkının daha  muhteÅŸem bir çehreye bürünmesinde halkın bu tür eylemleri ve katılımı,  büyük etkiler uyandırmaktadır.
               
              Ancak,  iÅŸ bitmemiÅŸtir. Elbette seçimlerin hiç bir zaman ikinci tura  kalmamasını arzu ediyoruz, bunca harcamalar ve halkın zahmetinin ikiye  katlanmaması açısından.  Fakat seçim rekabeti  çok  canlı ve birbirine çok yakın olduÄŸundan, ikinci tura uzadı. İran halkı  milletvekillerinin bir bölümünü henüz seçmiÅŸ deÄŸildir. Meclis  tamamlanmak zorundadır. 
              İşin  bu noktasında İran halkının önünde iki önemli konu durmakta olup, bana  göre bunlar çok önemlidir. Birincisi, bu meydandaki katılımdır. İran  halkı, bitmek bilmez coÅŸkularını düşmana gösterebilmek için gerekli her  ÅŸeyi yapmalıdır. Bu hareket düşmanı meyus edecektir. Düşman eÄŸer  sansasyon, kavga, gürültü ve propagandayla halkın iradesini  zayıflattığı ihtimaline inanırsa, daha bir ümitlenecek ve saldırılarını  arttıracaktır.  Düşman,  İran halkının coÅŸkusunun asla tükenmeyeceÄŸine kanaat getirmelidir. Bu durum, seçimlerin ikinci turunda da kendini göstermelidir.  Allah’ın yardımı sayesinde  böyle olacak ve İran halkı bu kez de zafer kazanacaktır.
               
              İkinci konu ise salih adayların seçimidir.  Daha doÄŸru bir deyimle  en uygun ve en salih temsilcilerin seçilmesidir.  En  uygun, en layık ve daima halkı düşünen, halkına gönül vermiÅŸ adayların  seçilmesi, bu insanların hükümetle, yargı gücüyle ve diÄŸer sektörlerle  iÅŸbirliÄŸi, ülkenin kalkınması ve büyük etkinliklerin hayata geçirilmesi  açısından aktif rol oynayabilme potansiyeline dikkat edilmelidir. Ülke,  dayanışma sayesinde ilerleyebilir, ayrılık ve gayrılıklarla deÄŸil...  Bakınız, yetkililer arasında meydana gelebilecek çok küçük bir görüş  farklılığı, yabancı radyoların diline düşüyor, düşmanı sevindirip  sansasyonlara yol açıyor.  Oysa, meselenin aslı çok  küçüktür. Bir zevk ayrılığı, bir istinbat farklılığı, iÅŸlerin akışında  pek önemli olmayan farklı bir görüş açısından bile düşman yararlanmak  istemektedir. Bu alanda kıyamet kopartıyor, yazıp çiziyorlar,  radyolarında eleÅŸtirel yayınlar yapıyorlar.  Bu durum, aramızdaki dayanışma ve gönül birliÄŸinin ne denli önemli olduÄŸunu vurgulamaktadır.  
               
              Bu ülke,  yöneticilerin dayanışması ile halk ve yöneticilerin gönül birliÄŸi sayesinde ilerleyecektir.  Rahmetli  İmam Humeyni de İslam Cumhuriyeti’nin başındaki bereketli on yıllık  ömrü boyunca bu noktayı vurgulamaktaydı: Halkın dayanışması ve gönül  birliÄŸi... Bugün de durum aynıdır.  Yöneticilerimizin  gönül birliÄŸiyle çalışmaları için çaba harcayalım ve hiç bir ÅŸekilde  önemsiz konularda ihtilaf, çatışma ve birbirinin kusurunu yakalamak  gibi fiillerle olumsuz bir atmosferin oluÅŸmasına meydan vermeyelim.
               
              Herkes  tek bir yolda hareket etmelidir. Allah’a şükürler olsun ki, milletimiz  dayanışma içerisindedir ve dikkatlidir. İran halkı gerçekten de uyanık  bir biçimde hareket etmektedir. Tecrübe bize ÅŸunu gösterdi ki, halkımız  düşmanın hamlelerini boÅŸa çıkartmak için hatta kendi duygularını bir  kenara bırakarak hareket etmesini bilmiÅŸ ve dayanışmayı sürdürmüştür. 
               
              İşte  bu işçi camiasını bile çeÅŸitli tahriklerle yönlendirebileceklerini  sanmaktaydılar. Ancak, toplum bireyleri, işçiler ve hemen herkes  gaflete düşmeksizin düşmanın hedefini farketti ve teslim olmadılar,  tahriklere kapılmadılar. İran halkının bu uyanışı, büyük ilahi  nimetlerden biridir. 
               
              Hepinizin  Hz. Mehdi’nin duası ve teveccühüne mazhar olmanızı diliyorum. Allahu  teala İran halkının onuru ve bu ülkeninin bağımsızlığını her geçen gün  arttırır ve bereketlerini işçi camiası ile ülkenin aktif birimlerinden  esirgemez, inÅŸaallah... 
               
              Allah’ın selam, rahmet ve bereketi üzerinize olsun...              

Total Visit: 276
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.