Bismillahirrahmanirrahim, Tüm İslam ümmeti, İran'ın asil ve mümin milleti, siz deÄŸerli yetkililer, saygıdeÄŸer konuklar ve İslam ülkelerinin büyükelçilerini bu büyük bayram münasebetiyle tebrik ediyorum. Gerçekte bu bayram dolayısıyla tüm beÅŸeriyeti kutlamak gerekir. Çünkü son peygamberin Bi'set'i, tüm beÅŸeriyetin yüzüne açılan kurtuluÅŸ kapısıydı ve onları beÅŸeri toplumların müzmin ve eskimiÅŸ dertlerinden kurtarmaya yönelikti. Kimileri bu nidaya, davete icabet etti ve faydalarından yararlandı, kimileri de kusur etti ve zararını gördü. Bu gün de bize göre beÅŸeriyet, Bi'set'in mesajı ve ilahi ilahi peygamberlerin öğretilerini izlemek konusunda hala niyaz ve ihtiyacın doruÄŸundadır ki, bu öğretinin tümü en mükemmel biçimi ile İslam ve Kur'an-ı Kerim'de toplanmıştır. İslami davet programlarının başında üç konu her ÅŸeyden önemlidir ve Kur'an-ı Kerim ayetlerinde de bu konuya önemle vurgu yapılmıştır. Bunlar ilim ve hikmet, tezkiye ve ahlak, adalet ve insaftır. EÄŸer doÄŸru bakacak olursak, bu gün de insanoÄŸlu bu üç ÅŸeye muhtaçtır. BeÅŸerin ilmi günümüzde büyük ilerlemelere imza atmıştır. Ancak bu ilerleme sadece belli bir boyutta, maddi ve tabii ilimlerde, maddi hayatla ilgili ilimlerde, insanlık arasında ilerleme kaydetmiÅŸtir. Oysa insanoÄŸlu manevi ilimlerde, beÅŸerin zihnini yaradılışın baÅŸlangıcına ve ilahi tevhide açıp aydınlatan, onun kalbini beÅŸerin yaratıldığı sebebe yönlendiren ÅŸeyleri öğrenmeye muhtaçtır. İslam'ın ilme daveti, çok yönlü bir davettir. Ahlak meselesi, manevi ve ruhi tezkiye, daha da önemlidir. İnsanoÄŸlunun sorunları ahlaki tezkiyeden uzak kalmasından kaynaklanır. Bu sözlerin en baÅŸta gelen muhatapları milletlerin seçkin insanları, ülkelerin ve toplumların yetkilileridir. BeÅŸeri toplumların zirvesinde yer alan siyasi, ilmi ve kültürel seçkinler, ahlak, maneviyat ve tezkiye ile donatılsa, bu unsurlar onlar için söz konusu olsa, bu fazilet pınarı zirveye de uzanır ve insanlar da iyi ahlak sahibi olur. Bu sözlerin en baÅŸta gelen muhatapları İslam ülkelerinin yetkilileridir. Dünya sevgisi, ÅŸehvet, hayvani hevesler gibi baÄŸlılık, kaynağı hayvani ve maddi çıkarlar olan dostluklar ve düşmanlıklar, kaynağı iktidar hırsı ve maddi güç elde etmek olan savaÅŸ çığırtkanlıkları, kaynağı ülkelerin siyasetinden sorumlu olanların kötülük ve siyasi rezaletlerinden kaynaklanan güvensizlikler, beÅŸeri toplumların önemli sorunlarıdır. Ahlaki tezkiye, bir ülke için zaruridir. İnsanların bir birini sevmesi, bir birine karşı insaflı davranması, insanların hayatını programlarken baÅŸka insanların durumuna riayet edilmesi, insanlar arasında ÅŸefkat, iÅŸte bunlar da insanların hayatına huzur kazandıran ÅŸeylerdir. EÄŸer bu gün dünyanın geçmiÅŸe nazaran daha çok güvensizlik ateÅŸinde yandığını görüyorsak, güvensizlik bu gün insanlar için en büyük afet veya en azından en büyük afetlerden biridir. İnsanların kendi aileleri içinde bile güvenleri yoktur, sosyal hayat ortamında güvenleri yoktur, kendi ülkelerinde ve vatanlarında güvenleri yoktur. Bu güvensizlik kötü siyaset, iktidar hırsı, ahlaksızlıklar, insanların tezkiyeden uzak kalmasından kaynaklanır ve İslam dini bizi tezkiyeye davet eder ve bu da İslam dininin en önemli öğretilerindendir: «يتلوا عليكم اياتنا Ùˆ يزكيكم Ùˆ يعلّمكم الكتاب Ùˆ الØÙƒÙ…ة» "Yani ilahi ayetleri tilavet eder ve onları tezkiye eder ve onları öğretir." Adalete gelince; adaletin hakim olması tüm ilahi peygamberlerin emridir. Yüce Allah resullerinin, kitapların gönderilmesi ve nebilerin ve nebileri izleyenlerin bunca çabasının insanların hayatının adalet ve eÅŸitlik ilkesine dayalı olması içindir, diye buyurur: «ليقوم النّاس بالقسط» Aziz kardeÅŸlerim, bizim İslami mücadelemizde güttüğümüz arzu, bu özelliklerle imtiyazlı olan bir toplum kurmaktı. İslam inkılabı bir grup, bir parti veya bir cemiyetin sultacılığı için oluÅŸmadı. İslam inkılabını İran'ın müslüman milleti baÅŸlattı ve bu inkılaptaki amacı da İslami bir toplum kurmaktı. İşte İslami toplumun kriterleri ve özellikleri de bunlardır: İlimli bir toplum, ahlak ve adaletten yararlanan bir toplum. Hepimiz bunun için çaba harcamalıyız. BaÄŸlı olduÄŸumuz ilkeler bunlardır. İslam toplumunun yolunda oluÅŸan deÄŸerler bunlardır. Bizim maddi hayatımızı, refahımızı, siyasi ve uluslararası izzetimizi, güvenliÄŸimizi tam olarak temin edebilecek ÅŸey de bunlardır. Hepimiz ilimli, ahlaklı ve adaletli bir toplum oluÅŸturmak için çaba sarf etmeliyiz. Devletlerin de görevi budur. Yetkililerin ve çeÅŸitli alanlarda yöneticilik yapanların da görevi budur. Halk kitlesinin arzusu da budur. Onların talep ettiÄŸi ve yetkililerden istediÄŸi de budur. İlim, ahlak ve adalet sahibi bir toplum... Biz İslam inkılabından bugüne dek nerede İslami görevimizi yerine getirdiysek, ilahi hükümlere saygı duyduysak, görevimiz yolunda kararlı olduysak, ilerledik. Ama nerede çeÅŸitli sakıncalar bize egemen olduysa, İslam'ın temel ilkelerinden taviz verdiysek, gözümüzde ve gönlümüzde maddi inançların ÅŸatafatını büyüttüysek, yenildik, maÄŸlup olduk, baÅŸarısız kaldık. Bugün dünyanın çeÅŸitli inançları, zorba devletlerde uluslararası politikaların sözcülerinin gündeme getirdiÄŸi ÅŸeyler, insanları saadete erdiremez. Ayrıca uluslararası güçlerin yetkilileri ve yöneticilerince gündeme gelen ÅŸiarlar da gerçekçi deÄŸildir. Bugün insanoÄŸlu iki büyük derde müpteladır. Birincisi insanoÄŸluna gösterilen yol, yani maddiyat yolu, yanlış bir yoldur. İkincisi bugün beÅŸeriyetin iÅŸlerinden sorumlu olanlar salih insanlar deÄŸildir. Dünyanın haline bir göz atın, milletlere reva görülen zulümlere bakın, İslam ümmetine reva görülen zulümlere bakın, Filistin'de, Irak'ta, Afganistan'daki zulümlere bakın, İslami hükümlere yönelik zulümlere bakın. Bunları görüyorsunuz. Kendileri terör, fesat, savaÅŸ ve kan dökme kaynağı olanlar İslam dinini terörle suçluyor, İslam dinini irtica ile suçluyorlar. Kendilerinin mutlak hakimiyetini tüm beÅŸeriyete dayatmak isteyenler, bugün Amerika BirleÅŸik Devletleri, bu müstekbir ÅŸeytani ve taÄŸuti güç, tüm dünyayı yutmak istiyor, gücünü insan hayatının her alanına yaymak istiyor. Ardından da bunlar demokrasi iddiasında bulunuyor, insan hakları iddiasında bulunuyorlar. En fasık insanlar beÅŸeriyeti ıslah bayrağını eline geçirmiÅŸ bulunuyorlar. Bu, beÅŸeriyet için büyük bir afettir. Bizim İslam ümmetimize gelince, bugün büyük tarihi bir sınavla karşı karşıyadır. Biz baÅŸkalarına bakmıyoruz, kendi İslam ümmetimize bakıyoruz. İslam ümmeti kendi içinde Kur'an-ı Kerim'e sahiptir, İslam ahkamına sahiptir. BeÅŸerin saadet dolu aydın hayatının yolları Kur'an-ı Kerim'de mevcuttur. İslam ümmeti kendine dönerek, İslami kimliÄŸine dönerek, insan hayatının tüm köklerini hedef alan bu yıkıcı dalgaya karşı durabilir, tabi gayret etmesi gerekir. İslam ümmeti gayret etmelidir ve en baÅŸta tüm İslam ülkeleri yetkilileri bu sözlerin muhatabıdır. Onlar gayret etmelidir. İslami dayanışmak demek, müslüman ülkelerin büyük İslam ümmetinin kıymetini bilmesi demektir. Biz parçalanmaktan yarar görmeyiz. Biz bir birimize düşmanlık etmekten yarar görmeyiz. Biz etnik, Åžii-Sünni, Arap-Acem ihtilaflarının körüklenmesinden yarar görmeyiz. İslam ümmeti bir çok imkanları ve bir çok sermayesi olan muazzam bir mecmuadır. Ama batı dünyası bizi parçalamıştır, bizi bir birimize karşı getirmiÅŸtir, kavimlerimizi müslüman kardeÅŸleriyle vuruÅŸması için silahlandırmıştır ve bizler de bilmeyerek ve cahilce bu komplonun, bu hilenin tuzağına düşmüşüz. Kendimize gelmeliyiz. Biz bu yılın İslami dayanışma yılı olmasını laf olsun diye söylemedik. Biz İslam dünyasına yönelik komploları görüyoruz, sarf edilen çabaları görüyoruz, harcanan paraları görüyoruz, kardeÅŸler arasında ayrılık yaratmak için, güçlerimizi bir birimize karşı kullandırmak için, ilerlememizi engellemek için. Bizim geri kalmışlığımız çoktur. İslam dünyasının geri kalmışlığı çoktur. İlim ve teknoloji alanlarında ilerlemeliyiz, daha da önemlisi nefsin terbiyesinde, kendimizi yetiÅŸtirmekte harekete geçmeli, ilerlemeliyiz. Bugün batılıların demokrasi olarak önerdiÄŸi ÅŸey, gerçekte halkın hükümeti deÄŸildir. Halk hükümetini İslam getirdi. İslam'da ülke yetkilileri ve yöneticileri ile halk arasındaki iliÅŸki imana dayalıdır, sevgiye dayalıdır, samimi iÅŸbirliÄŸine dayalıdır, gerçek rızaya dayalıdır. Bu reçete bugün bizim elimizdedir. Ne zaman bu reçeteye her ne ölçüde uyduysak, baÅŸarı ve zaferi gözlerimizle görmüşüzdür. Ancak bugün İslam dünyası yaralıdır. İnsanın kalbi Filistin milleti için yanıyor. İnsanın kalbi Irak milleti için yanıyor. İnsanın kalbi Afganistan milletinin acıları için yanıyor. Bunlar baskı altındalar, İslam ümmetinin esas düşmanlarının baskıları altında. Bugün Filistin meselesinde Filistin milletine baskı yapanlar Irak'ta Irak milletini çiÄŸneyenler, Irak milleti veya Filistin milletine düşmanlık gütmüyor, onlar İslam ümmetine karşı çıkıyorlar. BaÅŸka yerde de güçleri yetecek olursa aynı davranışta bulunacaklar. Onlar için Sünni, Åžii, Arap veya Acem fark etmiyor. Bunun adı, güç hırsıdır. Güçten sarhoÅŸ olmak ve maddi ve ÅŸehvet dolu hedeflerden baÅŸka ÅŸey düşünmemenin sonucu iÅŸte budur. İslam ümmetinin uyanması gerekir. İslam peygamberinin (S) mübarek varlığı tüm İslami grupların vahdeti için temel nokta ve eksendir. Herkesin kalbi İslam peygamberinin (S) sevgisi ile dolup taşıyor. Tüm İslam ümmeti Allah'ın bu seçkin kuluna ve tarihin tümünde en yüce insan olan bu ÅŸahsiyete aşık ve hayrandır. Bunu İslam ümmetinin vahdeti ve birlik ekseni yapmalı ve İslam ümmeti böylece birbirine yakınlaÅŸmalıdır. Yüce Allah'tan bizleri hidayete erdirmesini temenni ediyoruz. Bize, İslam ve müslümanların geliÅŸmesi ve yücelmesine vesile olacak her ÅŸeye doÄŸru yol göstermesini diliyoruz. Bizi unutmasın ve İnÅŸaallah Hz. Veliyyi-i Asr'ın (S) gönlünü bizden razı eylesin. Bizi bu yola hidayet eden ve bu yola devam etmemize yardımcı olan rahmeti imamımızın mutahhar ruhunu ve deÄŸerli ÅŸehidlerimizi selamlıyoruz. Allah'ın selam ve rahmeti üzerinize olsun... |