Islam Dünyasinda Kadin Islam dünyasi, farkli farkli cografi bölgelere ve iklimlere dagilmis durumda olup, bir çok kavim ve irklari kendi içinde barindirir. Orta doguyu, Afrika kitasini, uzak doguyu, Osmanli Imparatorlugu döneminde Islam ile tanismis olan güney dogu Avrupa'nin birkaç bölgelerini ve bunlardan baska Amerika'da ve kuzey Avrupa'nin içinde bulunan Müslümanlar, Islam dünyasini teskil etmektedir. Oldukça genis bir alana yayilmis olan Islam Dünyasi, zengin ülkelere sahipse de bir çok ülkeler de fakirlik ve geri kalmisligin acisini çekmektedir. Bu geri kalmislik sadece teknoloji ve iktisattan dolayi degildir; bazen de bu ülkelerde birbirlerine hakim olmaya çalisan kavimler arasindaki sürtüsmelerin olusturdugu iç etken ve Istikbar dünyasinin uyguladigi çesitli müdahale planlari neticesinde olusan dis etken vasitasiyla bu ülkelerde çok aci bir tabloya karsi karsiyayiz. Bu durumun olusturdugu karisiklik, fakirlik ve diger kültürel ve toplumsal aksakliklarin olumsuz sonucundan en çok kadinlari ve çocuklari etkilemektedir. Sözüm ona yüksek kültürün (!) yer aldigi, Avrupa'nin ortasindaki Bosna Hersek'daki faciaya bir göz atalim. Teknoloji ve Insan Haklarinin mesalesini ellerinde bulundurduklarini savunan Avrupalilar, Sirplarin, Müslüman soy kirimina göz yummaktadirlar. Bu ates, son aylarda Yugoslavya'nin güneyinde yer alan Kosova'ya da siçramistir. Ve yine bu atesin alevlerinde ezilen kadinlar ve çocuklardir. Elbette Bosna Hersek'te yapilan igrenç iskenceler ve Müslümanlara, özellikle kadinlara uygulanan insanlik disi muamelelerden burada bahsetmek istemiyoruz. Bu çirkin ve hayvani davranislardan bir çogumuz haberdariz. Orta dogu da bundan pek farkli degildir. Irak'ta ki Baas rejimi, kendi memleketini, Iran'la sekiz yillik bir savasa sokmasi yetmiyormus gibi, ateskes antlasmasindan sonra yerinde duramayarak baska bir Islam ülkesi olan Kuveyt'e saldirdi. Halkini, zaten Iran'la olan savastan bu yana sikintiya sokan Irak, ardindan ambargolara sebep olan Kuveyt savasina girmekten çekinmedi. Yine faturayi bu memleketin mazlum kadin ve çocuklarina mal ettiler. Temel gida maddeleri bile zor bulunan bu ülkede ciddi saglik problemleri de yasanmaktadir. Bu arada Amerika Rejimi kendi çikarlari çerçevesinde ve bölgede gayri mesru varligini korumak ve bagimli rejimlere olan baskisini artirip onlari daha fazla zillete sürüklemek özellikle Gasip Israil Rejim'nin korunmasi için müslümanlara baski yapmak için Irak'a karsi düzenledigi operasyonlarda en çok zarar ve zülüme ugrayan zayif düsürülmüs Irak halki ve özellikle kadinlar ve çocuklardir. Öte bilindigi üzere Rusya, Amerika'dan sonra gelen en büyük emperyalistlerden biriydi. Bu sifatina güvenerek Afganistan'a saldirdi ve Afganli Müslümanlarin elinden yenilginin aci tadini tatti. Her filimdeki mutlu sona benzeyen bir manzara gibiydi bu savasin zaferi. Ancak asil trajedi bundan sonra basladi. Bu sefer, Kavimcilik, siyasi ve akidevi farkliliklar Afganistan'a musallat oldu. Iç savas baslayarak, Müslüman Müslüman'i öldürdü. Bu iç savasin ardindan Taliban adiyla meshur olan bir grup, güçleri eline geçirerek, Islam adina bir katliam hareketi baslatti. Kendisinden olmayan her kisi, firka, mezhep ve gruplara karsi vicdansiz bir savas baslatti. Bunlar, her yedi yasindan büyük olan erkek çocuklarinin canlarini helal bilerek, binlerce insani öldürdü. Bu katliamin sonunda binlerce ölü, dul kadin ve öksüz çocuklar geride kaldi. Dul kadinlar demisken! Bu vahsi insanlar Müslüman kadinlari esir alarak cariye olarak birbirlerine hediye ediyor ve halka açik olan bir pazarda sergiliyorlar. Zaten Taliban, güçleri eline geçirdiginden beri, Afganistan bir kültür çikmazina girerek fikri bir gerileme görülmüstür. Kadinin evden çikmasi bir nevi yasaklanmis, hele hele kadinin çalismasi haram olarak görülmüs. Oysa Islam'da kadin toplumun temelidir. Simdi ise gözlerimizi kendi memleketimize çevirelim. Türkiye, bati dünyasiyla, Islam ülkeleri arasinda sikismis kalmis ve bu iki kültür arasinda köprü vazifesi haline getirilen bir ülkedir. Bu yüzden Türkiye ne batida, nede doguda yer alir. Osmanli Imparatorlugu yikildiktan sonra daha çok batiya meyil eden Türkiye, artik kendisini tamamen Avrupa'ya endekslerken, bazi sahislar kendi içindeki Islami motifleri inkar ederek, bu degerleri silmek istemektedirler. Türkiye'de, Cumhuriyet Tarihinin ilk baslarinda emekçi köylülerimiz, sehir merkezlerin pisliklerinden uzak olarak kendilerini muhafaza etmis olup, kendi örf ve gelenekleriyle beraber dinlerine de sahip çikmislardir. Fakat yirmi birinci yüzyilimizda insanlarin komünikasyon araçlari vasitasiyla dünyada ve kendi ülkelerinde ne olup bitigini haber alan halk, her seyi eskisi gibi körü körüne, ana baba adeti diye kabullenmemektedir. Matbuatin da yardimiyla, insanlar daha da arastirmaya yönelmislerdir. Bu gibi seyler, Türkiye'de ki insanlari bir çok konuda oldugu gibi, dinlerini de arastirmalarina sebep olmustur. Bunun sonucu birçok kültür seviyesi yüksek olan, özellikle üniversite çevresinde, Islam'a yönelme gözlemlenmistir. Bundan rahatsiz olan bati endeksli insanlar ise, harekete geçerek bu gülleri, bahçelerinden koparmak istemektedirler. Müslüman bir ülkedeki Müslüman kadinin, temel inancilarindan biri olan basini örtme mükellefiyetini yasaklayan bu insanlar, bun uygarlik ve çagdaslik gibi kavramlara siginarak yapiyorlar. Burada yine Müslüman kadin hedef alinmis ve en dogal hakki olan egitim ve ögrenimi elinden alinmak istenmektedir. Bu zihniyetlerin hedefi, Müslüman topluluklarini cahil birakmaktir. Toplum içinde dini, ancak cahillerin bir örfü olarak göstererek, asil olan, kendilerinin yetisemedigi, yüksek Islam kültürünü balçikla sivamaktir. Peki, Insanin aklina hemen bu soru geliyor; bu zulmün, sömürülmenin ve Islam düsmanlarinin seytani fikir ve davranislarina karsi Müslümanlarin kendilerini nasil savunmalari gerekir? Her seyden önce, dünya Müslümanlarinin bu durum karsisinda kendilerine olan güvenlerini artirmalari gerekir. Islam düsmanlariyla ve dünya sömürücüleriyle olan baglarini koparmalari gerekir. Öyle ki, gözünde dev gibi büyüttügü bu zalimleri, asil konumuna yerlestirmek gerekir. Müslüman analarin, çocuklariyla olan manevi boslugunu doldurup onlara düsmanin çirkin ve güzel gösterme amaciyla boyanmis yüzünü tanitmak vazifeleridir. Bununla birlikte onlarin iyiligini isteyen, zafere ulasmalarindaki gayretlerini destekleyen ve dostlari olan Insanlara yöneltmelidirler. Gerçek bagimsizligina ulasmis izzetli analar, gelecek nesilleri, bu yüce Ilahi hayat tarzina, gelismislige ve maneviyat kalesine ulastirmaya çalismalari her seyden daha önemlidir...Kisacasi her seyden önce bunun Islam cephesiyle küfür cephesi arasinda meydana gelmis olan önemli bir kültürel savas oldugunu farkina varip bu cephe her kes kendine düsen Allah rizasi için yapmakla görevlidir. Eger Allah'in dinine yardim edecek olursaniz, Allah da size yardim eder ve sizlere sebat ve direnis gücü verir. (Kur'an-i Kerim)
|