İran'ın Yöreleri ve Töreleri - Ramazan ayı merasimleri 26-10-2007
Mübarek Ramazan ayı yüce Allah'a yakınlaşma ayıdır. Bu ayda Müslümanlar yemek ve içmekten imtina etmek suretiyle yüce Allah'a misafir olmakta ve kendilerini denemektedir. Ramazan ayında Kur'an-ı Kerim, Hazreti Muhammed -sav-e nazil olmuştur ve Kadir geceleri de bu ayda bulunmaktadır. Ramazan ayında Peygamber efendimizin ehl-i beytinden olan ve onun amcaoğlu ve aynı zamanda damadı, muttakilerin mevlası Ali Bin Ebi Talib -as- şehid edilmiştir. Dünya Müslümanlarının en büyük bayramlarından biri olan Ramazan bayramı da yine bu ayın sonunda ve Şevval ayının ilk gününde kutlanmaktadır. Bu gün dünya Müslümanları için mübarek bir gündür. İranlı Müslümanlar Ramazan ayına verdikleri değer ve önem nedeniyle, bir bütün olarak şer'i tekliflerini yerine getirmek için hazırlık yapıyor ve görevlerini yerine getirmek için özel gelenekleri ile Ramazan merasimini icra ediyor. Ramazan öncesinde Müslümanlar, tanrıya yakınlaşma, günahtan arınma, kendini geliştirme ve ibadet ayı olan mübarek Ramazan ayı kendilerini hazırlar. Her yıl mübarek Ramazan ayına girerken köy ve kentlerde bulunan insanlar evlerini temizlemek için seferber olur ve kısa bir sürede köy ve kentlerin görünümünü değiştirirler. İran'ın pek çok köy ve kentlerinde, Nevruz bayramında olduğu gibi Müslüman halk, evlerini iyice temizler. Tabi bu temizlik işi, sadece evlerle sınırlı kalmaz, bütün camileri, dini törenlerin yapıldığı Tekye ve Hüseyniye gibi mekanları da içerir. Cami ve Tekyelerin temizlik işini özellikle gençler, sevap olarak bildiklerinden gönüllü olarak bu seferberliğe katılırlar. Bu mekanlar, hâlılarla döşenir, duvarları da Kur'an-ı Kerim ayetleri, rivayetler ve dini şiirlerle süslü kumaşlarla örtülür. Bazı aileler bu mübarek ay için gerekli olan yiyeceğini daha önceden alıp hazırlarlar. İran'ın kuzey batısında bulunan Urumiye kentinde ev kadınlarının mübarek aydan iki hafta önce Ramazan özel alış verişini yapmaları, bir gelenek haline gelmiştir. Pirinç unundan yapılma çeşitli tatlı ve ekmekler de, bu aya mahsustur. Yaşamlarının dış görünümünü temizledikten ve bezedikten sonra sıra ibadet ve iç temizliğine geliyor. Müslüman İran halkı genellikle Ramazana üç gün kala ve daha çok Şaban ayının son gününü oruç tutarak, bu mübarek ayı karşılıyorlar. Bazı bölgelerde ise Recep ayından itibaren oruç tutmaya başlıyorlar. Eskiden özellikle radyo ve televizyonun pek yaygınlaşmadığı dönemlerde Ramazan ayının hilalini görmek için özel merasimler yapılırdı. İran'ın birçok köy ve kentlerinde halk, Şaban ayının son güneş batımında çatılara, camilerin minarelerine ve yüksekliklere çıkarak gök yüzünde ayın hilalini aramaya ve onu görmeye çalışırdı. Ayın görüldüğünü herhangi bir ruhani veya güvenilir kişi onayladığı zaman, Ramazan ayı başlamış oluyordu ve halk büyük bir sevinçle oruç için hazırlıklara başlıyordu Bazı bölgelerde ise ayın görülmesi müezzinler tarafından ilan edilirdi. Bu iş ayın görülmesinden sonra özel bir sevinç ve heyecanla yapılırdı. Mübarek Ramazan ayının ilk hilalinin görülmesiyle halk, yüce Allah'a karşı hamd ve şükran ellerini uzatıp, ibadet ve oruç tutmakla ona yakınlaşmanın yollarını kolaylaştırmaya çalışıyorlar. Mübarek Ramazan ayının en sevilen törelerinden biri ise herhangi bir sebepten dolayı birbirine küs olan iki müslümanı barıştırmak ve aralarında sevgi oluşturmaktır. Müslümanlar arasında birbirleriyle dargın olma veya bir diğerine kin besleme durumunda, ibadetlerinin tanrı tarafından kabul edilmeyeceği gibi bir inanç hakimdir. Bu yüzden eğer bazı kimseler arasında herhangi bir kırgınlık varsa, her iki tarafın da güvendiği başka kimseler, arabuluculuk yaparak, barışmalarını sağlarlar. Ayrıca eğer herhangi bir kimse hastaysa, Ramazan'dan birkaç gün önce hediyelerle ziyaretine gidilir ve rahman olan Allah'tan onun iyileşmesi için talepte bulunulur. Mübarek Ramazan ayının törelerinden bir diğeri de, İslam dinini tebliğ eden kimselerin, köy ve kentlere giderek dini inançla ilgili konular hakkında konuşmalar yapması ve toplumun güncel konuları hakkında insanları aydınlatmasıdır. İranlılar, eski zamanlarda, sahura kalkmak, kesin ezan vaktini belirlemek ve sahur özel merasimini yerine getirebilmek için, çeşitli araç ve yöntemler kullanırlardı. Bu yöntemlerin bazıları, halen kullanılmaktadır. Sahur vaktinin doğru saptanması için en yaygın yöntem, çok eskiden beri, yıldızları ve onların gök yüzündeki konumlarını tanımaktır. Yezd, Kerman ve Fars illeri gibi açık semaları ve parlak yıldızları ile bilinen, güney ve çöl bölgelerinde bulunan pek çok şehirlerde çoğu tecrübeli halk, yıldızların gök yüzündeki konumlarından sahur vaktini kestirebiliyorlar. Sahura kalkmak için halkın eskiden beri kullandığı yollardan biri horozların ötmesiydi. Bir başka yöntem de davul zurna kullanmaktı. Günümüzde halen İran'ın dini bir kenti olan ve sevgili Peygamber efendimizin torunlarından hz. İmam Rıza -as-nın türbesini içinde bulunduran Meşhed kentinde sahurdan önce, hazretin türbesinde bulunan minareler ve Goherşad camisinden münacat ve davul sesleri yükselmekte ve o yörenin Müslüman halkını ibadet ve sahur için uyandırmaktadır. İran'a ilk topların gelişinden sonra, halkı sahur için uyandırmak ve iftar vaktini bildirmek için top atışları kullanılmaya başlandı. Ancak günümüzde artık bu sorun, medya aracılığı ile tamamen çözülmüştür. Şimdi insanlar kolaylıkla sahur ve ezan vaktini öğrenebilmektedirler. Müslüman halkın çoğu da camilerden yükselen münacat sesiyle uyanmaktı ve sahur hazırlıklarına başlamaktadır. Tabi komşu uyandırmak da Ramazan ayında çok uzun bir geçmişe sahiptir, günümüzde telefon aracılığı ile de insanlar sahur için akrabaları veya arkadaşları tarafından uyandırılmaktadırlar. |