Perşembe 29 Temmuz 2010 - 16:25

الخميس ١٨ شعبان ١٤٣١

پنجشنبه ۷ مرداد ۱۳۸۹ - ۱۷:۵۵

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 


II. Ekonomik Sektörler:

     

Ekonomi sektörlerinin tayinindeki temel faktör, mülkiyet biçimleridir. Kapitalizmde, üretim araçlarının tümü özel sektörün elindedir; devletin ekonomi alanında hiçbir düzenlemesi ve etkisi bulunmaz. Devletin vazifesi emniyetin sağlanması ve vergi toplamaktan ibarettir.     

Sosyalist hareketin ortaya çıkması ve 20 yüzyılda bazı rejimlerin sosyalist sistemi benimsemesiyle birlikte, üretim araçlarının ve hattâ konutların mülkiyeti devletin inhisarına bırakıldı ve özel sektör tamamıyla etkisiz kılındı. Sadece tarım alanında, o da sınırlı miktarda özel teşebbüse izin verildi. Devlet büyük bir patron, halk da onun işçisi haline geldi. Sosyalizm, gerçekte kapitalizmin mutlak özgürlük iddiasına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.     

İslâm'da hem devlet, hem de özel sektör mülkiyeti meşru tanınmış olup ikisi arasındaki ilişki zamanın ve toplumun koşullarınca belirlenir. İran İslâm Cumhuriyeti Anayasası, ülkenin ekonomik düzenini üç sektöre dayalı olarak tasvir eder. 44'üncü maddeye göre: “İran İslâm Cumhuriyeti'nin iktisadî nizamı kamu, kooperatif ve özel olmak üzere üç sektör üzerinde düzenli ve sağlıklı planlamaya dayanmaktadır.     

Devlet sektörü bütün büyük sanayi, temel sanayi, dış ticaret, büyük maden işletmeleri, bankacılık, enerji üretimi, büyük su ulaşım ağları, barajlar, radyo ve televizyon, posta, telgraf ve telefon, havayolları, gemi işletmeciliği, karayolları ile demiryolları ve benzerleridir ki kamu mülkiyetinde ve devletin yetki alanındadırlar.     

ooperatif sektörü İslâmî ilkelere uygun olarak kent ve köylerde kurulan üretim ve dağıtım ortaklık ve kuruluşlarıdır.Özel sektör, tarım, hayvancılık, sanayi, ticaret ve hizmetlerin kamu ve kooperatif sektörünün iktisadî faaliyetlerinin tamamlayıcısı olan bölümdür.     

Bu üç kesimde mülkiyet, bu faslın diğer maddelerine uygun olup İslâmî kurallar alanı dışına çıkmadığı, ülkenin iktisadî gelişme ve olgunlaşmasına engel olmadığı ve topluma zarar vermediği sürece İslâm Cumhuriyeti'nin himayesi altındadır. Her üç kesimin ana ilkelerini, alanlarını ve şartlarını kanun belirler.”     

II. I. Devlet Sektörü:     

Anayasa'da devlet sektörü olarak sayılan alanlar oldukça geniştir, bu konuyu ayrıntılarıyla incelemeden önce 44'üncü maddenin sonunda sözedilen bir hususu açıklamak gerekiyor. Buna göre her üç sektör, 4. faslın (ekonomi ve mali işler) maddeleriyle çelişmemek ve İslâm hükümlerine uygun olmak şartlıyla himaye edilecektir.     

Bu yüzden hem devlet sektöründe, hem de diğer sektörlerde aslolan nokta, bu iktisadî faaliyetlerin ülke maslahatına ve İslâm'a ters olmamasıdır. Dolayısıyla, zamanın şartlarının gerektirmesi durumunda, yürütme organın da tasvibini almak şartıyla, günümüzde devlet sektörünün uhdesinde olan bazı faaliyetler, özel sektöre bırakılabilir.     

Devletin iktisadî faaliyetlerinin özel sektöre bırakılması yolu, ilgili kanunda belirlenir. Örneğin devletin yetki alanında olan dış ticaret, özel ve devlet şirketlerinin aracılığıyla gerçekleşir. Şöyle ki bu ticaretle uğraşan kişi belli bir miktarı devletin ücreti olarak ödemek zorundadır. Bu meblağ, gümrük vergisinin dışındadır.     

 Devletin yetkisine bırakılan bu alanlar, devlet tekelinin toplumun gelişmeside bir engel oluşturması durumunda, özel sektöre devredilebilir. Fakat bu durmuda bile gözetim ve sorumluluk devlete aittir.     

Özel sektörün devlet sektörüne dâhil olmasına örnek olarak, özel hisse sahiplerinin de ortağı olduğu devlet şirketlerini gösterebiliriz. Bu şirketlerde kontrol devlet tarafından yapılmasına rağmen, özel teşebbüsün imkânlarından da yararlanılabilinmektedir.

Bazı mülkiyet alanları, bütünüyle ve sürekli olarak devlete tahsis edilmiştir, devlet bu alanları, bazı şartlarla birlikte vatandaşın istifadesine sunabilir. İslâm hukukunda bunlara “enfal” ve “fey” denilmektedir. Anayasa'nın 45'inci maddesinde bu durum şu şekilde ele alınmaktadır: “Yararlanılmayan veya bırakılmış araziler, madenler, denizler, göller, ırmaklar ve diğer kamusal sular, dağlar, vadiler, ormanlar, kamışlıklar, doğal koruluklar, özel yararlanmaya tahsis edilmeyen otlaklar, mirasçısı bulunmayan tereke, sahibi bilinmeyen mallar ve gasıplardan alınan kamu malları gibi enfal ve genel servetler, İslâm hükümetinin yetki alanında olup kamu yararına uygun biçimde kullanılır.  Herbirinden yararlanmanın ayrıntıları ve usullerini kanun belirler.”     

II. II. Kooperatif Sektörü:     

Kooperatiflerin üretim ve tüketime bağlı olarak pekçok değişik türü vardır: Bununla birliklte, genellikle şirket şeklindedirler. Kooperatif şirketlerinin kurulma nedeni, ortak hedeflere ulaşmak için, üyelerin aracıları ve teşriki mesaiyi ortadan kaldırmak istemeleridir.     

Üretim kooperatiflerinn amacı, genellikle hammaddeyi ve üretim araçlarını ucuza alıp üyelerine satmak veya mahsullerini pazara aktarıp üretici karını arttırmaktır.     

 Kooperatiflerde, herkesin hissesi farklı olmakla birlikte her hisse sahibinin bir rey hakkı bulunur. Kooperatifler genellikle özel teşebbüs sahiplerinden oluşurlar ve devlet şirketi kooperatiflerine fazla rastlanmaz.

II. III. Özel Sektör:     

Aslolan her çeşit özel ekonomik girişimin serbest olduğudur, meğer ki kanunca yasaklanmamış veya diğer sektörlerin yetkisinde olmuş olmasın. Bu yüzden 44'üncü madde sadece devlet sektörünün alanlarını saymış, diğer sektörlerde bir sınırlamaya gitmemiştir.     

Buna ek olarak daha önce de gördüğümüz gibi özel sektör, bazı şartları gözetmek kaydıyla devlet sektörüne de girebilir ve sermaye yatırımı yoluyla faaliyetlerini genişletip vergi verme, iş imkânı yaratma gibi yollarla ülke kalkınmasında faydalı olabilir. Özel sektörün ekonomik faaliyetlerdeki amacı doğal ve kuvvetli olduğu için, yeni ve uygun yöntemlerin keşfinde, az masrafla daha iyi ürünlerin elde edilmesinde etkili olabilmektedir.

Sağlıklı bir rekabet ortamının kaliteyi arttırdığı bilindiğinden, devlet sadece bu ortamı denetleyici ve kısa vadeli çıkarların, toplumun uzun vadeli maslahatlarını zedelemesini engelleyici bir rol üstlenir, tâ ki çalışanların ve tülceticilerin haklar da zayi olmasın.     

İslâm Cumhuriyeti nizamında bu üç sektörün de birlikte var olması, ekonomik faaliyetlerin birbirlerini tamamlayıcı ve eksikliklerini giderici olmalarının önünü açmıştır.   

Önemli bir nokta da, devletin ekonomik faaliyet alanının özel sektörü tamamıyla felç edecek ölçüde geniş tutulmamasına dikkat edilmesinin gerekliliğidir. Bu yüzden devlet, iktisadî faaliyetlerinde meclisin onayına muhtaçtır.



Total Visit: 179
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.