Insan ve Sanat
En muhtesem sanat eserini bir hayvanin önüne birakacak olursaniz, bu bir saheser olsa bile, o hayvanda en küçük bir etki yaratmaz. Sahane bir resim tablosunu tasiyan bir kartonla mürekkebe düsmüs bir karincanin üzerinde dolasarak çesitli anlamsiz zikzaklar çizdigi bir diger bir kartonun güve böcegi için ayni degeri tasirlar; ikisin de ayni istahla yer ve bitirir. Demek ki, sanati olusturan insan oldugu gibi sanatin muhatabi da yine düsünme, kavrama ve güzelduyuya sahip insandir. Ancak sanat eserinin olusturucusu ve muhatabi kimligini tasiyan insanin sanat eserine karsi tutumu nasil olmalidir? Genelde bir sanat eserine insanlar, bir mesguliyet vesilesi, bakiciyi kendisine çekerek saskinliga iten, birkaç dakika veya saat kendisiyle ugrastirarak insandaki güzelduyuyu doyuran ve sanatçinin toplum ve çevre hakkindaki görüslerini yansitan bir olgu olarak bakmaktadirlar. Doguda olsun batida olsun sanat eserini seyredenler sadece içlerinde bir çalkanti ve dalgalanmadan baska bir sey hissetmezler. Içinde çesitli çerçöp ve kirintilar bulunan suyla dolu bir havuzu düsünün bu havuz bir seyle karistirdiginizda elbette ki, kisa bir sure için içindeki, çerçöp ve kirintilar hareket eder ve çalkanti meydana gelir. Ama bu kisa bir süre sonra tekrar yatisir. Sanat eseri karsisinda böyle bir tepkinin yalniz insanda gerçeklesmesine ragmen bu ilkel bir reaksiyondan baska bir sey degildir. Maalesef sanat eserlerine düskün olanlarin yani sira sanat eserlerini meydana getiren sanatkarlardan bir çogu da bu ilkel reaksiyonu kendilerine hedef olarak seçmis durumdalar; birçogunun gayesi sirf insanlari hayret ve saskinliga iterek, onlarin ilgisini toplamak ve begenilerini kazanmaktan baska bir sey degildir. Oysa ki, sanati taniyarak sanat eserlerinden ebediyete yönelik olan manevi hayat ugruna yararlanmak ve sanat eserlerini vücuda getiren üstün yeteneklerin yaraticisini tanimaya çalismak sanata daha bir yücelik kazandirir ve onu geçici duygulara doyurmak için kullanilan önemsiz bir araç olmaktan kurtarir. Sanat insanin üstün yeteneklerini ortaya koymasi, insandaki güzelligi ve yüce gerçekleri gözlemlemeye olan aski ifade etmesi yönünde tamamen insani bir olgudur. Bu yüzden de bazilari sanatin her türünü benimseyerek sanat için sanat fikrini desteklemislerdir. Ama bunlara su gerçegi hatirlatmak gerekir ki sanatin yüce insani yeteneklerin ifadesi olmasi onun insanlik disi çirkin heves ve arzulara bir araç olarak kullanilmasini önlemez. Insanin yücelmeye olan özleminin ve yüce insani yeteneklerin ifadesi olan sanatin bu hayvani hevesler ugruna kullanilmasi her seyden önce sanata yapilan bir ihanettir. Sanatin batidaki bu günkü çöküsü, bilindigi üzere erkekle kadinin cinsel iliskilerinin bir bardak su içmek haddinde bayagilasmasiyla baslamistir. Milyarlarca para, milyonlarca kisinin en degerli sermayeleri olan zamanlari ve fikri çabalar sanat adina insandaki cinsel duygu ve istekleri alevlendirmek yolunda harcanmaktadir; sanat adina nice filim, fotograf, roman vb. çalismalar bu sahada hizmete alinmis durumdadir. Biri çikip da bunlara “Cinsel istek ve güç zaten yeterince insanda güçlüdür bunun sanatla güçlendirmeye gerek yoktur; bunun daha da takviye etmeye çalismak onun normal çigirindan çikarip insanin cinsel çilginliga sürüklenmesine neden olur.” diyememektedir. “Normal bir bas agrisi için hazirlanmis bir ilacin ancak uzmanlarin denetiminde çesitli tahlil ve kontrollerden geçtikten sonra üretilip satilmasina müsaade ediyor ve bu alandaki kisitlamalarin insanin özgürlügü ile çelismedigini söylüyorsunuz da neden insanin ruh yönünü ilgilendiren konularda herkesin her türlü müdahalesine göz yumuyorsunuz?!” deme cesaretini bulan kaç aydin ve sanatkar vardir? Inanç ve ifade özgürlügünün önemini biz de kabul ediyoruz. Ama bize göre insanin rasyonel ve manevi hayat hakki dehanin yanardagindan akan yakici maddeler tarafindan yakilip küle çevrilmesine izin verilmeyecek derecede degerli ve kutsaldir.
|