Insan Muhtar Bir Varliktir
Insanin muhtar bir varlik oldugu ve bütün eylem ve islerini kendi irade ve ihtiyari ile yaptigi en kesin konulardan biridir. Her insan bütün ruhsal özellik ve duygularini kendi içinde idrak ve ihsas ettigi gibi, böyle bir özellige sahip oldugunu da bizzat kendi idrak ve ihsas etmektedir. Insanin bu idraki hata etmesi mümkün olmayan ilm-i huzuri türündendir. Insanin ilm-i husuli diye adlandirilan kavramsal bilgilerinde süphe etmesi veya bu tür bilgilerinde hata ve yanilgiya kapilmasi imkan dahilinde olabilir. Ama bizzat kendi zatinda idrak ettigi ilm-i huzuri bölümüne giren idrak ve ilimlerinde süphe etmesi veya bu bilgisinde hata ve yanilgiya düsmesi söz konusu olamaz. Insan her seyden süphe etse bile, kendi zatinda varligini hissettigi duygu ve ihsaslarinda süphe edemez. Iste insanin muhtar olusu bu türden bir gerçektir. Bizim hepimiz, kendi vicdanimiza müracaat ettigimizde bir sözü konusup konusmamakta, bir yemegi yiyip yememekte veya elimizi hareket ettirip ettirmemekte serbest ve muhtar oldugumuzu hissetmekteyiz. Bizim hepimiz, acikip da bir yemegi yemeye karar verdigimizde, susayip da bir suyu içmek istedigimizde veya temiz ve saf bir yolu tasli bir yola tercih ettigimizde bunlari yapmaya mecbur olmadigimizi ve istersek bunlarin tersini de yapabilecegimizin farkindayiz. Bizim hepimiz, hangi din ve kültüre sahip olursak olalim, bütün insanlarin kanun, hak ve hukuklara riayet etmesini bekliyor, bunun disina çikanlari kiniyor ve hatta gerekirse, cezalandiriyoruz. Eger insanlar yaptiklari islerde muhtar olmasaydi, bunlarin hiç biri bir anlam tasimaz ve bizim bu yaptiklarimiz zulüm ve delilsiz eylemler sayilirdi. Zira bu taktirde yerin çekim gücüyle düserek birinin kafasini kiran tasla, baskasinin hakkina tecavüz eden bir insan arasinda bir fark kalmiyor. Nasil ki, tas yaptigindan sorumlu tutularak kinanip cezalandirilmazsa, bu durumda insan da ayni hükme girer. O halde insan da yaptigindan dolayi sorumlu tutularak kinanip cezalandirilamaz. Oysa ki, böyle bir düsünce hiçbir insanin aklindan bile geçmez. Konunun ilginç yönü su ki, hatta fikirsel olarak insanin muhtar olmadigini savunanlarin kendileri bile amele gelince, insanin hür iradesini kabul etmek zorunda kaliyorlar. Meselâ, birisi onlarin hakkina tecavüzde bulunursa, onu kiniyor, hatta onun cezalandirilmasini talep ediyorlar. Oysa insan hür irade sahibi olmazsa, ne onu yaptigi suçlardan dolayi kinamak dogru olur, ne de cezalandirmak. O halde insanin muhtar olusu kesin olup süphe götürmeyen bir konudur. Mevlana'nin Insanin Muhtar Olusuna Getirdigi Deliller Ünlü düsünür ve arif Mevlana, degerli eseri Mesnevi'nin bir çok yerinde insanin muhtar bir varlik oldugunu ele alarak onu bir çok delillerle ispatlamistir. Mevlana'nin insanin muhtar olusuna getirdigi delilleri söyle siralayabiliriz: 1- Insan muhtardir. Zira her insanin bizzat kendisi bunu idrak etmektedir. Mevlana söyle der: "Süphesiz biz muhtariz. Zira varligi hissedilen bir seyi inkar etmek olmaz"[1] 2- Insanin seçim ve karar almada tereddüde düsmesi onun muhtar oldugunu göstermektedir. Mevlana söyle der: "Yarin bunu mu yapayim? Sunu mu?" demen ey genç, muhtar olusunun delilidir. Iki is arasinda tereddütte kalmaktayiz. Ihtiyar olmazsa, bu tereddüt nasil olabilir? Hiç "bunu mu yapayim? Sunu mu?" diyenle iki eli kolu bagli olan bir olur mu?" [2] 3- Emir, nehiy, va'd ve vaid, sevap ve ceza ihtiyarin varligini kanitliyor. Mevlana söyle der: "Kur'an bastan sona emir, nehiy ve va'd ve vaidlerle doludur. Mermer tasina emredildigini kim görmüstür? Bu yüce alemi icat eden Allah, nasil cahilane emir, nehyedebilir? Hiçbir kimse, tasa gel demez. Hiçbir kimse, çakildan vefa aramaz. Hiçbir kimse, tasa geç geldin demez. Hiçbir kimse, agaca beni niçin vurdun demez. Muhtar olandan gayrisine emir, nehiy, öfke, ikram ve kinama olamaz."[3] 4- Insanin yaptigi islerden lezzet almasi onun muhtar oldugunu kanitliyor. Zira kerhen yapilan islerden lezzet alinmaz. Mevlana bu konuda söyle der: "Hiç kerhen yapilan islerde lezzet olur mu? Oysa sen günaha kosa kosa gidiyorsun! Kim böyle neseyle kerhen yapilan ise gider? Oysa insanlar sapikliga oynayarak gitmekteler." [4] 5- Insanin yaptigi yanlis islerden dolayi pisman olup vicdan azabi duymasi onun muhtar olusundandir. Mevlana bu konuda söyle der: "Bizim öfkemiz ihtiyarin delilidir. Bizim utanç duymamiz ihtiyarin delilidir. Eger ihtiyar olmasaydi, bu utanç duymam niçindir? Bu teessüf etmem, vicdan azabi duymam ve kendimi kinamam niçindir? Eger cebir olsaydi pismanlik olmazdi, eger zulüm olsaydi gözetleme olmazdi." [5] Velhasil insanin muhtar olusu vicdani ve açik bir konudur. Bunda süphe etmek olamaz. Bütün ögretim, egitim, kanunsal düzenler ve ilahi dinler bu ilke üzere kurulmustur.
---------------------------------------------------------- [1]- Mesnevi Besinci Defter [2]- A. Kaynak * * [3]- A. Kaynak * * [4]- A. Kaynak Dördüncü Defter [5]- A. Kaynak Birinci Defter
|