Perşembe 30 Ekim 2014 - 23:55

الخميس ٧ محرّم ١٤٣٦

جمعه ۹ آبان ۱۳۹۳ - ۰۱:۲۵

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 
         
 
         

İmam Hüseyin (sa) hareketinde yer alan şahsiyetler

                                                               

15-01-2008

Kerbela toprakları hicri kameri 61. yılın muharrem ayının 10. gününde hakla batılın yüzleşmesine sahne oldu. Bu günde fani dünya hayranları ve kendilerini mal ve mevkiye satmış olanlar ellerini günaha buladı. Ancak İslam peygamberi (sav)'nin torunu imam Hüseyin (sa) ve sahabeleri Allah yolunda ve insani değerleri savunma uğruna büyük bir hamasete imza attı. İmam Hüseyin (sa)'nın ve diğer Kerbela şehidlerinin haktaleplik, adalettaleplikl ve zulüm karşıtlığı gibi ilkelere olan inancı onları bu emelleri uğruna canlarını bile feda etmeye yöneltti.
        Kerbela mahşerinde Yezid ordusu ile savaşan yiğitler kendi çağlarının en dindar insanları olup İslam tealiminin göz ardı edildiğine ve insanların bu olaya duyarsız kaldığına şahidlik edemezdi. İmam Hüseyin ve sahabesi beşeri toplumlarda iyilik ve faziletleri yeniden yaygınlaştırmak için kıyam etti. Aşura gününde hak ordusu çok güzel hamasetlere imza attı ve bu günü ahlaki ve insani değerlerin ebedi sergisi haline getirdi.
        Eğer imam Hüseyin (sa) yanında bu harekette yer alan önemli şahsiyetlere değinecek olursak cesaret ve fedakarlık simgesi haline gelen Abbas adına değinebiliriz. Abbas Kerbela olayı sırasında 34 yaşındaydı. Abbas ahlak ve fazilet açısından da imam Hüseyin sahabesi arasında önde gelenlerden biriydi, çünkü o babası Hz. Ali (sa) ve kardeşleri imam Hasan ve imam Hüseyin gibi şahsiyetlerden ders almıştı. Genç ve yiğit Abbas, Haşimoğulları ayı olarak lakaplandırılmıştı. Abbas çocukluk çağından itibaren imam Hüseyin (sa)'ya özel bir ilgi duyar ve sürekli onu imam ve önder olarak görürdü.
        Aşura kıyamı sırasında genç Abbas, imam Hüseyin (sa)'nın emri üzerine ordunun bir bölümünün başına geçti. Abbas Aşura tarihinde sergilediği tedbir ve cesareti ile en güzel sahneleri yarattı. Abbas savaş alanında bir an durmuyor, sürekli yaralıları kurtarıyor veya susuzlara su yetiştiriyordu. Abbas bazen de cesurca çatışmalara katılıyor ve düşman ordusuna saldırıp tekrar geri dönüyordu. Abbas iki kez ordunun bayrağını eline alarak ordusunu yönetti. Bir keresinde çatışma sırasında imam Hüseyin'in bazı sahabeleri düşman tarafından kuşatıldığı bir sırada Abbas onların yardımına koştu ve kuşatma kırılıncaya dek kılıç salladı.
        Yezid ordusu imam Hüseyin (sa) ordusuna su yolunu kapatınca Abbas büyük bir cesaret sergileyerek çadırlara su yetiştirdi. Savaşın son anlarıydı ve imamın evlatları susuzluktan kıvranıyordu. Abbas bir kez daha onlara su getirmek istedi ve bu yüzden Fırat'a doğru yöneldi. Abbas büyük bir cesaretle düşman kuşatmasını geçti ve biraz su aldı. Kendisi de çok susamıştı, biraz su içmek istedi, ama susuzluk çeken çocuklar ve kadınları hatırlayınca vazgeçti ve tüm çabasını suyu imam Hüseyin ordusuna yetiştirmeye yöneltti. Fakat Yezid ordusu tüm gücü ile ona saldırdı ve namertçe Abbas'ın ellerini kestiler ve ardından da yiğitlik, fazilet, fedakarlık ve vefakarlık simgesi olan Abbas'ı şehid ettiler.
        İman ve cesaretin bir başka simgesi, imam Hüseyin (sa)'nın büyük oğlu Hz. Ali Ekber'di. Genç ve yiğit Ali Ekber görünüşü ve duruşu itibarı ile büyük dedesi Hz. Peygamber (sav)'i çağrıştırıyordu. Hz. Ali Ekber ayrıca ilim, fazilet, kelam ve hür düşünce bakımından da çağının en önde gelen insanlarından biriydi. Ali Ekber, İslam peygamberi hanedanından savaş arenasına çıkmak için izin isteyen ilk fertti. İmam Hüseyin (sa) evladı Ali Ekber'e yönelik tüm sevgisine karşın ona bu izni verdi. Genç Ali Ekber savaş arenasına doğru ilerlerken imam Hüseyin (sa) yavaşça şöyle fısıldadı: Ey Rabbim, sen şahid ol, Yezid ordusu ile savaşmaya giden bu genç ahlak, sima ve davranış bakımından herkesten daha ziyade Allah resulüne benziyor. Biz ne zaman Resulullah'ı özleyecek olursak ona bakıyorduk.
        Hz. Ali Ekber savaş arenasında tüm cesareti ile savaştı ve düşman ordusundan bir kaç kişiyi helak etti. Ancak sonunda Yezid ordusu onu namertçe arkasından vurdu ve imam Hüseyin'in bu cesur evladını şehid etti.
        İmam Hüseyin (sa) kıyamının bir başka harikulade sahnesi, imam Hasan (sa)'nın oğlu Hz. Kasım'ın savaş arenasına çıkmasıydı. Hz. Kasım babası şehid düştükten sonra imam Hüseyin tarafından yetiştirildi. Aşura gününde Hz. Kasım genç, basiretli ve cesur bir yiğitti. Aşura'ya bağlanan gecede imam Hüseyin (sa) sahabeyi şehid olacakları konusunda bilgilendirmesinin ardından Kasım amcasından acaba ben de şehid olacak mıyım? diye sordu. İmam Hüseyin (sa) şehadet hakkında ne düşündüğünü sordu. Hz. Kasım hemen cevapladı: Şehadet benim için baldan daha tatlıdır.
        O gün Hz. Kasım 13 yaşında olmasına karşın var gücü ile savaştı ve sonunda şehid düştü.
        Kerbela'da gençlerin dışında yaşlı yiğitler de vardı ki çoğu İslam peygamberi (sav)'in sahabelerindendi. Onlar Allah ve resulünün rızası için imam Hüseyin (sa)'nın yanında yer almış ve hakkı savunmak istemişti. Enes Kaheli, Habib Bin Mezahir ve Müslim Bin Evseca bu sahabelerden bazılarıydı. Onlar o günün toplumunda takva ve sadakat gibi sıfatlarla ün yapmış insanlardı ve defalarca Resulullah (sav) ve Hz. Ali (sa) yanında cihadlara katılmıştı. Aşura günü de onlar imam Hüseyin (sa) ve emellerini savundukları için çok mutluydular. Aşura'ya bağlanan gecede imam Hüseyin (sa) kim istiyorsa evine dönebilir diye söyleyince, Müslim Bin Evseca şöyle dedi: Gücüm yettiğince her ne türlü olursa olsun mücadele edeceğim ve sizinle birlikte can vermek istiyorum. Aşura günü Müslim ve Habib cesurca savaştıktan sonra ilk Müslim yere düştü ve eski dostu Habib'e şöyle dedi: Benim tek vasiyetim canını Hüseyin (sa) için feda etmen ve ona yardımını esirgememendir. Biraz sonra Habib de katledildi ve eski arzusu olan şehadet mertebesine erdi.
        Aşura kıyamının en ibret verici cilvelerinden biri Hür Bin Yezid Riyahi'nin şehadet macerasıdır. Hür imam Hüseyin (sa)'nın arkadaşlarından olmadığı gibi düşman ordusundandı ve imam Hüseyin ordusuna yolu kapatmıştı.
        İmam Hüseyin ona ve ordusuna insanca davrandı. Hür yavaş yavaş imam Hüseyin (sa)'nın hakkaniyetini anladı. Dolaysıyla Aşura günü savaş alevleri yükseldiğinde Hür'ün gönlünde de bir kıyamet kopmuştu. O kendisini bir yandan Yezid ordusunun komutanı olarak imam Hüseyin'le savaşmak zorunda görüyor ve öbür yandan karşısında Resulullah (sav)'in hak ve adalet simgesi olan bir insanı görüyordu. Bu ızdırabı yaşayan Hür arkadaşlarından birine ben kendimi cennetle cehennem arasında seçim yapmak zorunda görüyorum, ama Allah'a andolsun beni parçalayıp yaksalar bile hiç bir şeyi cennete tercih etmem.
        Hür kararını verdi ve gözleri yaşlı imam Hüseyin'in yanına geldi ve tabi hazretin açık yüzü ile karşılaştı. Artık Hür'rün hür kalan ruhu bu dünyada kalmak istemiyordu. İmam Hüseyin (sa)'dan izin alarak kısa süre önce komutanlığını yaptığı ordu ile savaşmaya gitti. Hür savaş meydanını çıktı, ama bu kez hak ve hakikat ve hür yaşamak için savaştı ve sonunda yere düştü. İmam Hüseyin kendisini ona yetiştirdi ve artık adın gibi hürsün, diye buyurdu.
        imam Hüseyin (sa)'nın arkadaşları insanlık semalarında birer yıldızdır ve Kerbela'da şehid olmaları tüm dünyalılara örnek oluşturmuştur. Bu yüzden imam Hüseyin Aşura'ya bağlanan gecede arkadaşlarına şöyle buyurdu: Ben sizden daha fedakar olanı tanımıyorum. Yüce Allah sizleri seçti ve dilerim en iyi mükafatları size verir.

   

Total Visit: 1380
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.