Salı 22 Mayıs 2012 - 15:24

الثلاثاء ٢ رجب ١٤٣٣

سه شنبه ۲ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۶:۵۴

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
İmam Sadık’tan İki Mucize…
İmam Cafer Sadık ve İmamet Makamı

Fudayl şöyle rivayet etmiştir: İmam Cafer Sadık’a (a.s) "Her kavim için yalnız bir hadi (hidayet edici) var." (Ra'd, 7) ayetinin anlamını sordum. Buyurdu ki: “Her imam, yaşadığı çağın yol göstericisidir.”[1]
Abdullah b. Ebu Ya'fur şöyle rivayet etmiştir: İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurdu: “Ey İbn Ebu Ya'fur! Hiç kuşkusuz Allah birdir, birliğinde tektir. Emrinde tek ve ortaksızdır. Allah yaratılmış bir (grup) yarattı ve onları bu iş (hilâfet, imamet) için seçti. İşte bu yaratılmış olanlar biziz. Ey İbn Ebu Ya'fur! Biz Allah'ın kulları üzerindeki hüccetleri, O'nun ilminin bekçileri ve önderlik misyonunun uygulayıcılarıyız.”

İmam Cafer Sadık ve İmamet Makamı

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA-

İmam Cafer Sadık’ın İki Mucizesi

İbn Şehri Aşup ve Kutbuddin Ravendi, Hüseyin b. Ebu’l A’la’dan şöyle rivayet etmişlerdir: “Hz. Sadık’ın (aleyhi selam) yanında idim. Bir kişi kölelerinden biriyle birlikte İmam’ın yanına gelerek karısını şikayet ederek onun ahlaksızlığından yakındı.”

İmam Cafer Sadık (aleyhi selam) eşini yanıma getir dedi. O kadın İmam’ın yanına geldi. İmam Cafer Sadık (aleyhi selam) o kadına “kocanın ne sorunu var?” diye sordu. Kadın kocasına beddua etmeğe ve onun aleyhinde kötü kötü konuşmaya başladı. İmam Cafer Sadık (a.s) o kadına eğer bu şekilde kalmaya devam edersen üç günden fazla yaşamazsın dedi.” Kadın hiçbir korkum yok, çünkü onun yüzünü asla görmek istemiyorum.” dedi. Hz. Cafer Sadık (a.s) kadının kocasına “karının elini tut ve onu götür hiç kuşkusuz sadece üç gününüz var” dedi.

Üçüncü gün o adam imam Cafer Sadık’ın yanına geldi. İmam ona “kadınına ne oldu?” diye sordu. Adam “Allah’a yemin ederim ki şimdi onu defnedip geliyorum.” dedi. Ben “o kadının durumu nasıldı” diye sordum. İmam şöyle buyurdu: “O kadın zalim ve baskıcı bir kadındı, Hak Teala onun ömrünü keserek kocasını ondan kurtardı.”

Ölen İnek ve İmam Cafer Sadık’ın Mucizesi

Mufaddal b. Ömer şöyle rivayet etmiştir:

“Mina’da İmam Cafer Sadık’la birlikteydik o sırada gözlerimiz birden ağlayan yaşlı bir kadına ve iki küçük çocuğuna ilişti yakınlarında bir inek ölmüş ve öylece önlerine uzanmıştı. İmam Cafer Sadık (a.s) o kadına “Ey Zaife! Neden ağlıyorsun? Diye sordu. Kadın “nasıl ağlamayayım? Benim ve bu iki küçük çocuğumun rızkı bu inekten sağlanmaktaydı; şimdi o öldü ve ne yapacağım konusunda öylece kala kaldım.” dedi.

İmam Cafer Sadık (aleyhi selam) şöyle buyurdu: “İneğinin dirilmesini mi istiyorsun?” kadın: “Ey Allah’ın kulu! Benim için bu yetmezmiş gibi birde sen benimle tutmuş alay mı ediyorsun?” dedi.

İmam Cafer Sadık (a.s): “Haşa, ben alay etmiyorum diyerek mübarek dudaklarını hareket ettirerek o ineğin ayaklarına değdirdi. O anda inek hareket ederek ayağa kalktı. O kadın oldukça sevinerek şöyle dedi: “Kabe’nin Rabbine andolsun ki bu adam İsa peygamberdir.”

İmam (a.s) olayı başkaları duyar endişesiyle kendisini halkın arasına atarak gözlerden kayboldu.

ABNA.İR

[1]- Ayet, yeryüzünde her zaman insanları doğru yola, iletecek bir yol göstericinin mutlaka bulu­nacağını gösteriyor; ya uyarıcı bir peygamber ya da onun dışında Allah'ın emriyle insanlara rehberlik edecek bir hidayet edici mutlaka bulunacaktır. [el-Mizan, Ra'd Suresi 7. Ayetin tefsiri]

"Ben uyarıcıyım, Ali de hâdî (hidayet edici)'dir." ifadesiyle kastedilen: Ben ayette geçen uyarıcı vasfının somut karşılığıyım. Uyarı davet eşliğinde yol göstermek demektir. Ali de davetsiz yol gösterici­liğin somut karşılığıdır. O, imamdır. Yoksa uyarıcıdan maksat Resûlullah'tır, hâdî'den maksat da Hz. Ali'dir, şeklinde bir anlam kastedilmemiştir. Çünkü böyle bir yorum ayetin zahiriyle kesinlikle çelişmektedir.

Dürr-ül Mensur adlı eserde belirtildiğine göre, İbn Cerir, İbn Mürdeveyh, Ebu Naim el-Marifeh adlı eserde, Deylemi, İbn Asakir ve en-Neccar (tamamı Ehli sünnet kaynaklardır) şöyle rivayet etmişlerdir: «"Sen ancak uyarıcısın ve her toplumun bir hâdî (hidayet edicisi) vardır." (Ra'd, 7) ayeti inince, Resûlullah (s.a.a) elini göğsünün üzerine koydu ve dedi ki: "Ben uyarıcıyım." Sonra elini Ali'nin omzuna dokundurdu ve şöyle dedi: "Sen yol göstericisin ey Ali, benden sonra hidayete erenler seninle doğru yolu bulurlar."» Hakim el-Müstedrek adlı eserinde .... Ebu Bureyde el-Eslemi'den şöyle rivayet etmiştir: «Resûlullah (s.a.a) ... "Sen ancak bir uyarıcısın..." ayetini okudu. Sonra elini Ali'nin göğsü­nün üzerine koydu ve şöyle buyurdu: "Her toplumun bir hâdî (hidayet edicisi) vardır." ve şu açıkla­mayı yaptı: Sen canlıların yol gösterici meşalesisin, hidayetin amacısın, Kur'an okuyanların emirisin. Senin bu özelliklere sahip olduğuna şahitlik ederim.» Bu hadisi İbn Şehraşub Şevahidu't-Tenzil'de ve el-Merzebanî "Emirü'l-Müminin Ali hakkında inen ayetler" adlı eserinde rivayet etmiştir.

Dürr-ül-Mensur adlı eserde belirtildiğine göre Abdullah b. Ahmed ez-Zevaid-ul-Müsned adlı eser de, İbn Ebu Hatem, Taberanî el-Evsat adlı eserde, Hakim sahih olduğunu belirterek (bu kaynakların da tamamı Ehli sünnet kaynaklarıdır), İbn Mürde-veyh ve İbn Abbas Ali b. Ebu Talib'ten: «"Sen ancak bir uyarıcısın ve her toplumun bir hâdî'si var­dır." ayetiyle ilgili olarak şöyle rivayet etmişlerdir: "Resûlullah uyarıcıdır, ben de hâdi'yim."»

Total Visit: 452
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.