Çarsamba 8 Şubat 2012 - 21:48

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۲۳:۱۸

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       


İmam Ali (as)’ın  Takvası

         
      Resmi Tıkla
    
      İmam Sadık (a.s) buyurmuştur ki:
      “...Allah’a and  olsun ki, Ali bin Ebi Talib (a.s), bu dünyadan göçene dek dünya malından  kesinlikle haram bir lokma yemedi. Allah’ın rızası olan iki işle  karşılaştığında, onlardan en çetin ve zahmetlisini tercih ederdi: Resulullah  (s.a.a), kendisi için vuku bulan her hadisede, Hz. Ali’ye güvendiğinden dolayı  onu çağırarak ondan yardım alırdı. Bu ümmetten hiç kimse, Hz. Ali (a.s) kadar,  Resulullah (s.a.a)’in yaptığı amele güç yetirememiştir (onun yolunu tam  manasıyla kat edememiştir). Bunca amel ve çabasına rağmen sürekli olarak,  cennet ve cehennemi gözleri önünde gören ve bir taraftan cennet mükafatını ümit  edip diğer taraftan ise cehennem azabından korkan bir kimse gibi  çalışırdı.”  [ El- İrşad, s. 255.]

İmam Ali ve İslam
          Hz. Ali'nin Allah Korkusu
          ALİ'NİN (a.s.) İMAN EDİŞİ
          İMAM ALİ (a.s)'IN YAŞAM TARZI
        İmam Ali ve Namaz

     
İslam’ın Vasfı
         
       Hz. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: “İslam'ın manası, hükmü açık ve kesin olan  bütün farzları ikrar edip yerine getirmektir. İnsan, kalple bağlı olmaksızın  zahirde bütün farzları ikrar ederse Müslüman ismini hakketmiştir. zahiri  velayeti (dostluğu), şahitliğinin kabul olmasını ve miras alabilme hakkını  kazanmıştır. Yine Müslümanların, zarar ve yararlarında onlarla ortak olmuştur.  İşte bu İslam'ın vasfıdır.
       Müslümanla mü’minin arasındaki fark da şudur: Müslüman zahirde muti (itaatkâr)  olduğu gibi batında da muti olursa mü’min olur. Ama (sadece) zahirde bunu  yaparsa Müslüman olur. Fakat hem zahirde ve hem de batında huzu ve bilinçle  bunu yaparsa mü’min olur. Böylece bazen bir kul Müslüman olur, fakat mü’min  olmaz; ama Müslüman olmadıkça da mü’min olamaz.”
      TUHEF UL UKÛL

İman ve İslam
          Dünya ve Ahiret Hayrı
          Ahiret için azık hazırlayın!
          İtaat İzzeti
          İmanla temiz işler anlaşılır
        Allah'ın Rahmeti

     


Mü'minin Makamı

         

      Resulullah (s.a.a) miraç gecesinde "Ey Rabb'im, senin nezdinde mü'min  kimse nasıl bir duruma (makama) sahiptir?" diye sordu. Allah-u Teâlâ  şöyle buyurdu:
      "Ya Muhammed, velilerimden (dostlarımdan) birini küçümseyip hakir düşüren  kimse, hakikatte bana karşı savaşa kalkışmıştır; ben evliyamın yardımına  koşmada her husustan daha süratliyim. Mü'min kullarımdan bazısını ancak  zenginlik ıslah eder; (bunun için de hiç esirgemeden ona ihsanda bulunurum.  Çünkü) onun durumunu değiştirip de fakirliğe sürüklersem helak olur. Ve  bazılarını ise fakirlikten başka bir şey ıslah etmez; bu halinden çıkarıp da  zengin edersem helak olur. Kullarımı bana yakınlaştıran şeyler içerisinde  farizalar kadar bana daha sevimli olan bir şey yoktur; bana (farizaların  dışında) nafilelerle de yaklaşılır; nafilelerle kulum bana o derece yaklaşır ki  ben onu severim. Onu sevdikten sonra da artık onun işiten kulağı, gören gözü,  konuşan dili ve tutan eli ben olurum. Beni çağırdığında icabet eder, benden bir  istekte bulunduğunda bağışta bulunurum."

      Rabbani Öğütler

Müslümanda On Haslet
          Allah katında değeri en yüksek kimse
        İtaat İzzeti

    

İmam Hasan Askeri  (a.s)'dan Tavsiyeler

         

     İmam  Hasan Askeri (a.s) şiilerine buyurdular ki:“Sizlere Allah’tan korkmayı, dininiz  hususunda vera’lı (şüpheli şeylerden kaçınan) olmayı, Allah için çaba  göstermeyi, doğru konuşmayı, size güvenip yanınızda emanet bırakan kimseye  ister iyi olsun, ister kötü emanetini iade etmeyi, secdeleri uzatmayı ve iyi  komşuluk yapmayı tavsiye ediyorum; işte Muhammed salla’llâhu aleyhi ve alih  bunlarla gönderilmiştir. Onların (Ehl-i sünnet’in) namazlarına katılın, cenaze  merasimlerine katılın, hastalarını ziyaret edin, haklarını ödeyin.
       Sizden biri, dininde vera’lı, doğru konuşan, emaneti sahibine veren ve halka  karşı güzel ahlaklı olduğunda “Bu Şiidir” denilir. Bu ise bizi hoşnut eder.  Allah’tan korkun, bizlere süs olun, utanç vesilesi olmayın. Muhabbetleri bize  doğru çekin; her çeşit kötülüğü bizden uzaklaştırın. Çünkü biz, hakkımızda söylenen  her iyiliğin ehliyiz ve hakkımızda söylenen her kötülükten uzağız. Allah’ın  kitabında, bizim hakkımız, Hz. Resulullah’a yakınlığımız ve Allah tarafından da  tertemiz (masum) kılındığımız açıklanmıştır. Bizden başka, hak olarak hiç kimse  bu makamı iddia edemez.
       Allah’ı ve ölümü çok anın. Kur’an’ı çok tilavet edin. Peygamber salla'llâhu  aleyhi ve alih’e çok salavat getirin. Çünkü Peygamber’e salavat getirmenin on  hasenesi (sevabı) vardır. Size yaptığım tavsiyeleri unutmayın. Selamımı size  ileterek sizi Allah’a emanet ediyorum.
        TUHEF UL UKÛL  (AKILLARA HEDİYE)

Müslümanda On Haslet
          Ey Resulullah'ın torunu nasıl amel edeyim?
          İman ve İslam
          Günahtan uzaklaşın!
          Dünya ehli, gaflet ehlidir
          Dünya ve Ahiret Hayrı
          Ahiret için azık hazırlayın!
          İtaat İzzeti
          İmanla temiz işler anlaşılır
        Allah'ın Rahmeti

     


İnşaallah hatırlarım

         

      Davud-u Sarmî şöyle diyor:
      İmam Ali Naki aleyhi's-selam  bana birçok işler emretti ve sonra buyurdu  ki: "Söyle bakalım ne diyeceksin?" Ben, Hazretin buyurduğunun  aynısını ezberlememiştim. Derken, İmam hazretleri hokka kalemini çıkarıp şöyle  yazdılar:
  "Bismillahirrahmanirrahim,  inşaallah hatırlarım, iş Allah'ın elindedir."
        Bu esnada ben  gülümsedim.
  -"Neden  gülümsediniz?" diye sordu.
  -“Hayırdır” dedim.
  "Söyle  bakalım." buyurdu.
     Dedim  ki: Canım sana feda olsun, bir hadisi hatırladım da ondan; şöyle ki bir gün  ashabımızdan biri, ceddiniz Hz. Rıza aleyhi’s-selâm’dan şöyle nakletti: Hz.  Rıza aleyhi’s-selâm, bir şey emrettiğinde, "Bismillahirrahmanirrahim,  inşaallah hatırlarım" diye yazıyordu; ben de bu yüzden gülümsedim.
      Sonra İmam buyurdular ki:
    Ya  Davud, eğer takıyyeyi terkeden, namazı terkeden gibidir dersem doğru  söylemişimdir.

TUHEF UL UKÛL  (AKILLARA HEDİYE)

Müslümanda On Haslet
          Ey Resulullah'ın torunu nasıl amel edeyim?
          İman ve İslam
          Günahtan uzaklaşın!
          Dünya ehli, gaflet ehlidir
          Dünya ve Ahiret Hayrı
          Ahiret için azık hazırlayın!
          İtaat İzzeti
          İmanla temiz işler anlaşılır
        Allah'ın Rahmeti

     


Müslümanda On Haslet

         

      İmam Ebu-l Hasan  Ali Rıza  (a.s) şöyle buyurdu:"Müslümanda on  haslet olmadıkça aklı kemale ermez: "İyiliği umulmalı, kötülüğünden emin  olunmalı, başkalarının az iyiliğini çok görmeli, kendisinin çok hayrını az  saymalı, ihtiyacı olanların müracaatından bıkmamalı, ömür boyu ilim talep  etmekten yorulmamalı, Allah yolunda fakir olmayı zengin olmaya tercih etmeli,  Allah yolunda aşağı olmayı düşmanların içerisinde aziz olmaktan üstün bilmeli,  tanınmamayı meşhur olmaya üstün tutmalı, onuncusu ve en önemlisi olan ise ilk  karşılaştığı herkesi kendisinden daha iyi ve daha takvalı bilmesidir.
      İnsanlar iki kısımdır: Kendisinden daha iyi ve takvalı olan; ve kendisinden  daha kötü ve daha aşağı olan. (Nazarında) Kendisinden daha kötü ve daha aşağı  olan biriyle karşılaştığında şöyle demelidir: "Belki onun iyiliği  gizlidedir ve bu onun yararınadır. Benim iyiliğim ise açıktadır; bu da benim  zararımadır." Ama kendi-sinden daha hayırlı ve daha takvalı birini  gördüğünde de, ona ulaşmak için karşısında tevazu etmelidir. Bunu yaparsa  makamı yücelir, iyilikleri temiz olur, ismi iyi anılır ve zamanının efendisi  olur." TUHEF UL UKÛL

İman ve İslam
          Günahtan uzaklaşın!
          Dünya ehli, gaflet ehlidir
          Dünya ve Ahiret Hayrı
          Ahiret için azık hazırlayın!
          İtaat İzzeti
          İmanla temiz işler anlaşılır
        Allah'ın Rahmeti

     


Ey Resulullah'ın torunu  nasıl amel edeyim?

         

      Süfyan-ı Sevri şöyle diyor: "İmam Sadık aleyhi's-selâm'ın huzuruna  varıp: "Bana sizden sonra sarılacağım (amel edeceğim) bir vasiyette  bulunun." diye arz ettim.
    İmam  Sadık aleyhi's-selâm şöyle buyurdu:
    "Ey  Süfyan, amel edecek misin?" buyurdu.
    Ben:  "Evet, ey Resulullah'ın kızının torunu, amel edeceğim." dedim.
    İmam  Sadık aleyhi's-selâm buyurdular ki:
    "Ey  Süfyan, yalancının yiğitliği, kıskancın rahatlığı, sultanların kardeşliği,  mütekebbirin dostluğu ve kötü ahlaklının da efendiliği olmaz." İmam  aleyhi's-selâm bunları buyurduktan sonra sustu.
    "Ey  Resulullah'ın kızının torunu, biraz daha nasihat edin." dedim.
    İmam  buyurdu ki:
    "Ey  Süfyan, arif olman için Allah'a güven. Zengin olman için kısmete razı ol.  İmanının artması için halkın sana davrandığı gibi, onlara davran. Günahkârla  dost olma. Çünkü kötü işlerinden sana da öğretir. İşlerinde Allah’tan korkan  kimselerle istişare et." İmam aleyhi's-selâm bunları buyurduktan sonra  yine sustu.
    "Ey  Peygamber'in kızının torunu, biraz daha nasihat edin." dedim.
    İmam  aleyhi's-selâm şöyle buyurdu:
    "Ey  Süfyan, kim kudretsiz izzet, arkadaşsız çokluk ve malsız heybet istiyorsa,  günah zilletinden itaat izzetine geçmelidir." İmam aleyhi's-selâm, bunları  buyurduktan sonra yine sustu.
    "Ey  Peygamber'in kızının torunu, biraz daha nasihat edin" dedim.
    İmam  aleyhi's-selâm buyurdular ki:
    Ey  Süfyan, babam bana üç tane öğütte bulundu ve üç şeyden de sakındırdı. Buyurduğu  üç öğüt şunlardır: "Ey oğlum, kötü arkadaşla arkadaş olan salim kalmaz.  Sözüne dikkat etmeyen pişman olur. Kötü yerlere giren suçlanır."
    Ey  Resulullah'ın kızının torunu, seni sakındırdığı üç şey nelerdir? diye sorunca  İmam aleyhi's-selâm şöyle buyurdu:
   "Babam  beni, nimete haset eden, başa gelen musibete gülen ve söz taşıyan kimseyle  arkadaş olmaktan sakındırdı."

     


Allah'tan korkun!

         

      İma Ali (as) şöyle buyurmuştur : Bilin ki, hilekâr ve aldatıcı olan ateştedir.  Öyleyse, Allah"tan korkun; O"nun kudret ve azametinden sakının.  Allah-u Teâla kullarına hücceti tamamladıktan ve onları korkuttuktan sonra  onların katından kovulmalarını ve tedricî olarak helaka düşmelerini sevmez.  Tedricî olarak helaka düşmeden dolayıdır ki, kulun çabası hedeften sapar; ahde  vefa etmeyi unutur ve güzel iş yaptığını zanneder; daima batıl evhamlar ve  aldatıcı ümitlere kapılarak kendisine gelen semavî haberlerden gaflet  içerisinde yaşar, kendi nefsine zorluklar hazırlar ve bütün güç ve gayretiyle  kendisini helak eder. Alınan ahd gereğince Allah"ın verdiği mühleti  kullanır. Gaflet ehliyle oturup kalkar. Günahkârlarla sabahlayıp Allah"a  itaat etme konusunda Müminlerle tartışır; ayyaşların hile ve gösterişlerinden  hoşlanır. İşte bunlar şüpheye dalıp onu ahlak edinmiş kimselerdir; başkalarına  karşı büyüklük taslayarak iftirayla haksızlık ederler ve bunu Allah"a bir  yakınlık sanırlar; onlar heva ve hevesleriyle iş görürler; cahillikleri ve  körlüklerinden dolayı hekimlerin sözlerini değiştirirler. Şöhret ve gösteriş  için hikmeti öğrenirler. Ama onların, ne hedefe götürecek doğru yolları, ne  yürüyecekleri yolda işaretleri ve ne de onlara kılavuzluk edecek ışıkları  vardır. Ecelleri ulaşana ve son menzile varıncaya kadar durumları böyledir. Ama  Allah, yaptıkları işlerin neticesini bunlara gösterip gözlerinden gaflet  perdesini kaldırınca, sırt çevirdikleri şeylere yönelirler, yöneldiklerine sırt  çevirirler ve geride bıraktıkları dünyaya geri dönüp, karşı karşıya  bulundukları dünyadan uzaklaşmak isterler. Kavuştukları arzuları, sağladıkları  istekleri, giderdikleri ihtiyaçları onlara bir yarar sağlamaz; bunlar,  kendilerine bir vebal olur ve ömürleri boyunca peşinde koştukları şeylerden  kaçarlar.
        Tuheful Ukul

İman ve İslam
          Günahtan uzaklaşın!
          Dünya ehli, gaflet ehlidir
          Dünya ve Ahiret Hayrı
          Ahiret için azık hazırlayın!
          İtaat İzzeti
          İmanla temiz işler anlaşılır
        Allah'ın Rahmeti

     

Hesap Günü

         

        Şeyh Saduk İmam  Sadık’tan (a.s) şöyle nakleder:
        “Kıyamet günü  hesap için, dünyada biri fakir, diğeri ise zengin olan cennetlik iki mümin  getirilir; fakir şöyle der: Allah’ım, beni niçin tutuyorsun? Bana adalet veya  zulümle davranacağım bir velâyet veya hükümet vermedin, hakkı farz olan, benim  de ödeyeceğim veya ödemeyeceğim bir mal da vermedin. Bana yeteceğini bildiğin  rızk verdin.”
        Allah Tealâ da  şöyle buyurur: ‘Mümin kulum doğru söylüyor, bırakın cennete girsin.’ Geriye o zengin kalır, kırk deveyi doyuracak kadar ter döker, daha sonra o da  cennete girer. Fakir ona şöyle der: ‘Sana ne engel oldu?’ Zengin der ki:  ‘Hesabın uzun sürmesi, sürekli birbiri ardınca kusurlarım çıkıyordu, Allah  Tealâ da beni bağışlıyordu, öyle ki rahmeti beni kapsadı ve beni tövbe edenlere  kattı.’ Zengin; ‘Peki, sen kimsin?’ Fakir şöyle der: ‘Ben mahşerde seninle olan  o fakirim.’ Zengin der ki: Cennet nimetleri seni değiştirmiş, bu yüzden seni  tanıyamadım.” Bihar’ul-Envar, c.7, s.259

İman ve İslam
          Günahtan uzaklaşın!
          Dünya ehli, gaflet ehlidir
          Dünya ve Ahiret Hayrı
          Ahiret için azık hazırlayın!
          İtaat İzzeti
          İmanla temiz işler anlaşılır
        Allah'ın Rahmeti

     


İmam'ın Güzel Ahlakı

         

       Şeyh Müfid ve diğerleri şöyle naklederler: “Medine’de ikinci halifenin soyundan  olan birisi sürekli İmam Musa Kâzım’a (a.s) eziyet ediyor ve kötü sözler  söylüyordu. İmamı gördüğünde Hz. Ali hakkında yakışıksız sözler sarf ediyordu.  İmamın dostları onu öldürmek için izin istediler, İmam onları engelledi ve, “O  adam şu anda nerededir” diye sordu. Adamın Medine etrafında ziraatla  uğraştığını söylediler.
      İmam (a.s) bineğine binip onu görmeye gitti. İmam bineğiyle  onun tarlasına girdi. Adam İmama tarlaya girmemesini ve ekinine zarar  vermemesini söyledi. İmam (a.s) o şekilde yanına vardı ve oturdu, gülümseyerek  tatlı sohbete koyuldu, tarlasına ne kadar masraf ettiğini sordu. Adam, “yüz  dinar” harcadığını söyleyince, “ne kadar kâr umduğunu” sordu. Adam gaybı  bilmediğini, ama yaklaşık iki yüz dinar kazanmayı umduğunu söyledi.
        İmam (a.s) ona üç yüz dinar verdi ve “Bunu al, ektiklerin de sana kalsın,  Allah ümit ettiğin rızkı sana verecektir.” dedi.
      Adam kalkıp İmamın alnından öptü ve onu affetmesini  istedi. İmam (a.s) gülümseyerek ondan ayrıldı. O günden itibaren o adam İmamı  Mescitte gördüğünde, “Allah, risaletini nereye koyacağını daha iyi  bilmektedir.” ayetini okurdu.
     Adamın arkadaşları; “Ne oldu sana? Önceleri farklı şeyler  söylüyordun?” dediklerinde adam şöyle dedi: “Sözlerimi duydunuz; şimdi de  duyunuz.” dedi. Daha sonra İmam hakkında dua etmeye başladı. Arkadaşları ona  düşmanca tavır almaya başladılar, o da onlara karşı aynı tavrı takındı.
     Daha sonra İmam (a.s) ashabına; “Benim yaptığım mı iyidir;  yoksa sizin yapmak istediğiniz mi? Ben az parayla onu ıslâh ettim ve şerrini  def ettim.” Bihar’ul-Envar, c.45, s.102, h: 7

     

Salavatın Sevabı

         

      Şeyh Ebu’l-Futuh-i Razî, Resulullah’tan (ona ve Ehlibeyti’ne Allah’ın rahmeti  olsun) şöyle nakleder:
        “Mirac gecesi  göğe ulaşınca, bin eli ve her elinde bin parmak bulunan bir melek gördüm;  parmaklarıyla bir şeyler hesaplıyordu, Cebrail’e onun kim olduğunu ve neyi  hesapladığını sordum. Cebrail şöyle dedi: ‘Bu melek yağmur tanelerine müvekkel  kılınmış bir melektir, gökten yere inen yağmur tanelerini saymaktadır.’ dedi.”
        “O meleğe;  ‘Allah’ın dünyayı yarattığı günden bugüne kadar gökten yere kaç damla yağmurun  yağdığını biliyor musun?’ diye sordum, şöyle dedi:
      “Seni hak üzere kullarına gönderen Allah’a andolsun ki, gökten yere kaç damla  yağmur yağdığını bildiğim gibi, bundan kaç damlanın denize, kaç damlanın  çöllere, kaç damlanın şehirlere, kaç damlanın bağlara, kaç damlanın tuzlak  beldelere, kaç damlanın ise mezarlığa indiğini de biliyorum.”
      “Böylece bu meleğin hesabındaki inceliğe şaşırıp kaldım. Daha sonra o melek;  ‘Ya Resulallah (s.a.a) bu hafıza, ilim, el ve parmaklara rağmen bir şeyi hiç  sayamıyorum.’ dedi. Kendisine; ‘Sayamadığın şey nedir?’ diye sorunca, ‘Senin  ümmetin bir yerde toplanıp adın anıldığında sana salâvat getirince ben onların  sevaplarını sayamıyorum.’ dedi.” Tefsir-i Ebu’l-Futuh-i Razî, c.4, s.443

Salâvat Ayeti


Total Visit: 291
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.