İmam Ali (as)’ın Takvası
Resmi Tıkla İmam Sadık (a.s) buyurmuştur ki: “...Allah’a and olsun ki, Ali bin Ebi Talib (a.s), bu dünyadan göçene dek dünya malından kesinlikle haram bir lokma yemedi. Allah’ın rızası olan iki işle karşılaştığında, onlardan en çetin ve zahmetlisini tercih ederdi: Resulullah (s.a.a), kendisi için vuku bulan her hadisede, Hz. Ali’ye güvendiğinden dolayı onu çağırarak ondan yardım alırdı. Bu ümmetten hiç kimse, Hz. Ali (a.s) kadar, Resulullah (s.a.a)’in yaptığı amele güç yetirememiştir (onun yolunu tam manasıyla kat edememiştir). Bunca amel ve çabasına rağmen sürekli olarak, cennet ve cehennemi gözleri önünde gören ve bir taraftan cennet mükafatını ümit edip diğer taraftan ise cehennem azabından korkan bir kimse gibi çalışırdı.” [ El- İrşad, s. 255.] İmam Ali ve İslam Hz. Ali'nin Allah Korkusu ALİ'NİN (a.s.) İMAN EDİŞİ İMAM ALİ (a.s)'IN YAŞAM TARZI İmam Ali ve Namaz İslam’ın Vasfı
Hz. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: “İslam'ın manası, hükmü açık ve kesin olan bütün farzları ikrar edip yerine getirmektir. İnsan, kalple bağlı olmaksızın zahirde bütün farzları ikrar ederse Müslüman ismini hakketmiştir. zahiri velayeti (dostluğu), şahitliğinin kabul olmasını ve miras alabilme hakkını kazanmıştır. Yine Müslümanların, zarar ve yararlarında onlarla ortak olmuştur. İşte bu İslam'ın vasfıdır. Müslümanla mü’minin arasındaki fark da şudur: Müslüman zahirde muti (itaatkâr) olduğu gibi batında da muti olursa mü’min olur. Ama (sadece) zahirde bunu yaparsa Müslüman olur. Fakat hem zahirde ve hem de batında huzu ve bilinçle bunu yaparsa mü’min olur. Böylece bazen bir kul Müslüman olur, fakat mü’min olmaz; ama Müslüman olmadıkça da mü’min olamaz.” TUHEF UL UKÛL İman ve İslam Dünya ve Ahiret Hayrı Ahiret için azık hazırlayın! İtaat İzzeti İmanla temiz işler anlaşılır Allah'ın Rahmeti
Mü'minin Makamı
Resulullah (s.a.a) miraç gecesinde "Ey Rabb'im, senin nezdinde mü'min kimse nasıl bir duruma (makama) sahiptir?" diye sordu. Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu: "Ya Muhammed, velilerimden (dostlarımdan) birini küçümseyip hakir düşüren kimse, hakikatte bana karşı savaşa kalkışmıştır; ben evliyamın yardımına koşmada her husustan daha süratliyim. Mü'min kullarımdan bazısını ancak zenginlik ıslah eder; (bunun için de hiç esirgemeden ona ihsanda bulunurum. Çünkü) onun durumunu değiştirip de fakirliğe sürüklersem helak olur. Ve bazılarını ise fakirlikten başka bir şey ıslah etmez; bu halinden çıkarıp da zengin edersem helak olur. Kullarımı bana yakınlaştıran şeyler içerisinde farizalar kadar bana daha sevimli olan bir şey yoktur; bana (farizaların dışında) nafilelerle de yaklaşılır; nafilelerle kulum bana o derece yaklaşır ki ben onu severim. Onu sevdikten sonra da artık onun işiten kulağı, gören gözü, konuşan dili ve tutan eli ben olurum. Beni çağırdığında icabet eder, benden bir istekte bulunduğunda bağışta bulunurum."
Rabbani Öğütler Müslümanda On Haslet Allah katında değeri en yüksek kimse İtaat İzzeti
İmam Hasan Askeri (a.s)'dan Tavsiyeler
İmam Hasan Askeri (a.s) şiilerine buyurdular ki:“Sizlere Allah’tan korkmayı, dininiz hususunda vera’lı (şüpheli şeylerden kaçınan) olmayı, Allah için çaba göstermeyi, doğru konuşmayı, size güvenip yanınızda emanet bırakan kimseye ister iyi olsun, ister kötü emanetini iade etmeyi, secdeleri uzatmayı ve iyi komşuluk yapmayı tavsiye ediyorum; işte Muhammed salla’llâhu aleyhi ve alih bunlarla gönderilmiştir. Onların (Ehl-i sünnet’in) namazlarına katılın, cenaze merasimlerine katılın, hastalarını ziyaret edin, haklarını ödeyin. Sizden biri, dininde vera’lı, doğru konuşan, emaneti sahibine veren ve halka karşı güzel ahlaklı olduğunda “Bu Şiidir” denilir. Bu ise bizi hoşnut eder. Allah’tan korkun, bizlere süs olun, utanç vesilesi olmayın. Muhabbetleri bize doğru çekin; her çeşit kötülüğü bizden uzaklaştırın. Çünkü biz, hakkımızda söylenen her iyiliğin ehliyiz ve hakkımızda söylenen her kötülükten uzağız. Allah’ın kitabında, bizim hakkımız, Hz. Resulullah’a yakınlığımız ve Allah tarafından da tertemiz (masum) kılındığımız açıklanmıştır. Bizden başka, hak olarak hiç kimse bu makamı iddia edemez. Allah’ı ve ölümü çok anın. Kur’an’ı çok tilavet edin. Peygamber salla'llâhu aleyhi ve alih’e çok salavat getirin. Çünkü Peygamber’e salavat getirmenin on hasenesi (sevabı) vardır. Size yaptığım tavsiyeleri unutmayın. Selamımı size ileterek sizi Allah’a emanet ediyorum. TUHEF UL UKÛL (AKILLARA HEDİYE) Müslümanda On Haslet Ey Resulullah'ın torunu nasıl amel edeyim? İman ve İslam Günahtan uzaklaşın! Dünya ehli, gaflet ehlidir Dünya ve Ahiret Hayrı Ahiret için azık hazırlayın! İtaat İzzeti İmanla temiz işler anlaşılır Allah'ın Rahmeti
İnşaallah hatırlarım
Davud-u Sarmî şöyle diyor: İmam Ali Naki aleyhi's-selam bana birçok işler emretti ve sonra buyurdu ki: "Söyle bakalım ne diyeceksin?" Ben, Hazretin buyurduğunun aynısını ezberlememiştim. Derken, İmam hazretleri hokka kalemini çıkarıp şöyle yazdılar: "Bismillahirrahmanirrahim, inşaallah hatırlarım, iş Allah'ın elindedir." Bu esnada ben gülümsedim. -"Neden gülümsediniz?" diye sordu. -“Hayırdır” dedim. "Söyle bakalım." buyurdu. Dedim ki: Canım sana feda olsun, bir hadisi hatırladım da ondan; şöyle ki bir gün ashabımızdan biri, ceddiniz Hz. Rıza aleyhi’s-selâm’dan şöyle nakletti: Hz. Rıza aleyhi’s-selâm, bir şey emrettiğinde, "Bismillahirrahmanirrahim, inşaallah hatırlarım" diye yazıyordu; ben de bu yüzden gülümsedim. Sonra İmam buyurdular ki: Ya Davud, eğer takıyyeyi terkeden, namazı terkeden gibidir dersem doğru söylemişimdir. TUHEF UL UKÛL (AKILLARA HEDİYE) Müslümanda On Haslet Ey Resulullah'ın torunu nasıl amel edeyim? İman ve İslam Günahtan uzaklaşın! Dünya ehli, gaflet ehlidir Dünya ve Ahiret Hayrı Ahiret için azık hazırlayın! İtaat İzzeti İmanla temiz işler anlaşılır Allah'ın Rahmeti
Müslümanda On Haslet
İmam Ebu-l Hasan Ali Rıza (a.s) şöyle buyurdu:"Müslümanda on haslet olmadıkça aklı kemale ermez: "İyiliği umulmalı, kötülüğünden emin olunmalı, başkalarının az iyiliğini çok görmeli, kendisinin çok hayrını az saymalı, ihtiyacı olanların müracaatından bıkmamalı, ömür boyu ilim talep etmekten yorulmamalı, Allah yolunda fakir olmayı zengin olmaya tercih etmeli, Allah yolunda aşağı olmayı düşmanların içerisinde aziz olmaktan üstün bilmeli, tanınmamayı meşhur olmaya üstün tutmalı, onuncusu ve en önemlisi olan ise ilk karşılaştığı herkesi kendisinden daha iyi ve daha takvalı bilmesidir. İnsanlar iki kısımdır: Kendisinden daha iyi ve takvalı olan; ve kendisinden daha kötü ve daha aşağı olan. (Nazarında) Kendisinden daha kötü ve daha aşağı olan biriyle karşılaştığında şöyle demelidir: "Belki onun iyiliği gizlidedir ve bu onun yararınadır. Benim iyiliğim ise açıktadır; bu da benim zararımadır." Ama kendi-sinden daha hayırlı ve daha takvalı birini gördüğünde de, ona ulaşmak için karşısında tevazu etmelidir. Bunu yaparsa makamı yücelir, iyilikleri temiz olur, ismi iyi anılır ve zamanının efendisi olur." TUHEF UL UKÛL İman ve İslam Günahtan uzaklaşın! Dünya ehli, gaflet ehlidir Dünya ve Ahiret Hayrı Ahiret için azık hazırlayın! İtaat İzzeti İmanla temiz işler anlaşılır Allah'ın Rahmeti
Ey Resulullah'ın torunu nasıl amel edeyim?
Süfyan-ı Sevri şöyle diyor: "İmam Sadık aleyhi's-selâm'ın huzuruna varıp: "Bana sizden sonra sarılacağım (amel edeceğim) bir vasiyette bulunun." diye arz ettim. İmam Sadık aleyhi's-selâm şöyle buyurdu: "Ey Süfyan, amel edecek misin?" buyurdu. Ben: "Evet, ey Resulullah'ın kızının torunu, amel edeceğim." dedim. İmam Sadık aleyhi's-selâm buyurdular ki: "Ey Süfyan, yalancının yiğitliği, kıskancın rahatlığı, sultanların kardeşliği, mütekebbirin dostluğu ve kötü ahlaklının da efendiliği olmaz." İmam aleyhi's-selâm bunları buyurduktan sonra sustu. "Ey Resulullah'ın kızının torunu, biraz daha nasihat edin." dedim. İmam buyurdu ki: "Ey Süfyan, arif olman için Allah'a güven. Zengin olman için kısmete razı ol. İmanının artması için halkın sana davrandığı gibi, onlara davran. Günahkârla dost olma. Çünkü kötü işlerinden sana da öğretir. İşlerinde Allah’tan korkan kimselerle istişare et." İmam aleyhi's-selâm bunları buyurduktan sonra yine sustu. "Ey Peygamber'in kızının torunu, biraz daha nasihat edin." dedim. İmam aleyhi's-selâm şöyle buyurdu:
"Ey Süfyan, kim kudretsiz izzet, arkadaşsız çokluk ve malsız heybet istiyorsa, günah zilletinden itaat izzetine geçmelidir." İmam aleyhi's-selâm, bunları buyurduktan sonra yine sustu. "Ey Peygamber'in kızının torunu, biraz daha nasihat edin" dedim. İmam aleyhi's-selâm buyurdular ki: Ey Süfyan, babam bana üç tane öğütte bulundu ve üç şeyden de sakındırdı. Buyurduğu üç öğüt şunlardır: "Ey oğlum, kötü arkadaşla arkadaş olan salim kalmaz. Sözüne dikkat etmeyen pişman olur. Kötü yerlere giren suçlanır." Ey Resulullah'ın kızının torunu, seni sakındırdığı üç şey nelerdir? diye sorunca İmam aleyhi's-selâm şöyle buyurdu: "Babam beni, nimete haset eden, başa gelen musibete gülen ve söz taşıyan kimseyle arkadaş olmaktan sakındırdı."
Allah'tan korkun!
İma Ali (as) şöyle buyurmuştur : Bilin ki, hilekâr ve aldatıcı olan ateştedir. Öyleyse, Allah"tan korkun; O"nun kudret ve azametinden sakının. Allah-u Teâla kullarına hücceti tamamladıktan ve onları korkuttuktan sonra onların katından kovulmalarını ve tedricî olarak helaka düşmelerini sevmez. Tedricî olarak helaka düşmeden dolayıdır ki, kulun çabası hedeften sapar; ahde vefa etmeyi unutur ve güzel iş yaptığını zanneder; daima batıl evhamlar ve aldatıcı ümitlere kapılarak kendisine gelen semavî haberlerden gaflet içerisinde yaşar, kendi nefsine zorluklar hazırlar ve bütün güç ve gayretiyle kendisini helak eder. Alınan ahd gereğince Allah"ın verdiği mühleti kullanır. Gaflet ehliyle oturup kalkar. Günahkârlarla sabahlayıp Allah"a itaat etme konusunda Müminlerle tartışır; ayyaşların hile ve gösterişlerinden hoşlanır. İşte bunlar şüpheye dalıp onu ahlak edinmiş kimselerdir; başkalarına karşı büyüklük taslayarak iftirayla haksızlık ederler ve bunu Allah"a bir yakınlık sanırlar; onlar heva ve hevesleriyle iş görürler; cahillikleri ve körlüklerinden dolayı hekimlerin sözlerini değiştirirler. Şöhret ve gösteriş için hikmeti öğrenirler. Ama onların, ne hedefe götürecek doğru yolları, ne yürüyecekleri yolda işaretleri ve ne de onlara kılavuzluk edecek ışıkları vardır. Ecelleri ulaşana ve son menzile varıncaya kadar durumları böyledir. Ama Allah, yaptıkları işlerin neticesini bunlara gösterip gözlerinden gaflet perdesini kaldırınca, sırt çevirdikleri şeylere yönelirler, yöneldiklerine sırt çevirirler ve geride bıraktıkları dünyaya geri dönüp, karşı karşıya bulundukları dünyadan uzaklaşmak isterler. Kavuştukları arzuları, sağladıkları istekleri, giderdikleri ihtiyaçları onlara bir yarar sağlamaz; bunlar, kendilerine bir vebal olur ve ömürleri boyunca peşinde koştukları şeylerden kaçarlar. Tuheful Ukul İman ve İslam Günahtan uzaklaşın! Dünya ehli, gaflet ehlidir Dünya ve Ahiret Hayrı Ahiret için azık hazırlayın! İtaat İzzeti İmanla temiz işler anlaşılır Allah'ın Rahmeti
Hesap Günü
Şeyh Saduk İmam Sadık’tan (a.s) şöyle nakleder: “Kıyamet günü hesap için, dünyada biri fakir, diğeri ise zengin olan cennetlik iki mümin getirilir; fakir şöyle der: Allah’ım, beni niçin tutuyorsun? Bana adalet veya zulümle davranacağım bir velâyet veya hükümet vermedin, hakkı farz olan, benim de ödeyeceğim veya ödemeyeceğim bir mal da vermedin. Bana yeteceğini bildiğin rızk verdin.” Allah Tealâ da şöyle buyurur: ‘Mümin kulum doğru söylüyor, bırakın cennete girsin.’ Geriye o zengin kalır, kırk deveyi doyuracak kadar ter döker, daha sonra o da cennete girer. Fakir ona şöyle der: ‘Sana ne engel oldu?’ Zengin der ki: ‘Hesabın uzun sürmesi, sürekli birbiri ardınca kusurlarım çıkıyordu, Allah Tealâ da beni bağışlıyordu, öyle ki rahmeti beni kapsadı ve beni tövbe edenlere kattı.’ Zengin; ‘Peki, sen kimsin?’ Fakir şöyle der: ‘Ben mahşerde seninle olan o fakirim.’ Zengin der ki: Cennet nimetleri seni değiştirmiş, bu yüzden seni tanıyamadım.” Bihar’ul-Envar, c.7, s.259 İman ve İslam Günahtan uzaklaşın! Dünya ehli, gaflet ehlidir Dünya ve Ahiret Hayrı Ahiret için azık hazırlayın! İtaat İzzeti İmanla temiz işler anlaşılır Allah'ın Rahmeti
İmam'ın Güzel Ahlakı
Şeyh Müfid ve diğerleri şöyle naklederler: “Medine’de ikinci halifenin soyundan olan birisi sürekli İmam Musa Kâzım’a (a.s) eziyet ediyor ve kötü sözler söylüyordu. İmamı gördüğünde Hz. Ali hakkında yakışıksız sözler sarf ediyordu. İmamın dostları onu öldürmek için izin istediler, İmam onları engelledi ve, “O adam şu anda nerededir” diye sordu. Adamın Medine etrafında ziraatla uğraştığını söylediler. İmam (a.s) bineğine binip onu görmeye gitti. İmam bineğiyle onun tarlasına girdi. Adam İmama tarlaya girmemesini ve ekinine zarar vermemesini söyledi. İmam (a.s) o şekilde yanına vardı ve oturdu, gülümseyerek tatlı sohbete koyuldu, tarlasına ne kadar masraf ettiğini sordu. Adam, “yüz dinar” harcadığını söyleyince, “ne kadar kâr umduğunu” sordu. Adam gaybı bilmediğini, ama yaklaşık iki yüz dinar kazanmayı umduğunu söyledi. İmam (a.s) ona üç yüz dinar verdi ve “Bunu al, ektiklerin de sana kalsın, Allah ümit ettiğin rızkı sana verecektir.” dedi. Adam kalkıp İmamın alnından öptü ve onu affetmesini istedi. İmam (a.s) gülümseyerek ondan ayrıldı. O günden itibaren o adam İmamı Mescitte gördüğünde, “Allah, risaletini nereye koyacağını daha iyi bilmektedir.” ayetini okurdu. Adamın arkadaşları; “Ne oldu sana? Önceleri farklı şeyler söylüyordun?” dediklerinde adam şöyle dedi: “Sözlerimi duydunuz; şimdi de duyunuz.” dedi. Daha sonra İmam hakkında dua etmeye başladı. Arkadaşları ona düşmanca tavır almaya başladılar, o da onlara karşı aynı tavrı takındı.
Daha sonra İmam (a.s) ashabına; “Benim yaptığım mı iyidir; yoksa sizin yapmak istediğiniz mi? Ben az parayla onu ıslâh ettim ve şerrini def ettim.” Bihar’ul-Envar, c.45, s.102, h: 7
Salavatın Sevabı
Şeyh Ebu’l-Futuh-i Razî, Resulullah’tan (ona ve Ehlibeyti’ne Allah’ın rahmeti olsun) şöyle nakleder: “Mirac gecesi göğe ulaşınca, bin eli ve her elinde bin parmak bulunan bir melek gördüm; parmaklarıyla bir şeyler hesaplıyordu, Cebrail’e onun kim olduğunu ve neyi hesapladığını sordum. Cebrail şöyle dedi: ‘Bu melek yağmur tanelerine müvekkel kılınmış bir melektir, gökten yere inen yağmur tanelerini saymaktadır.’ dedi.” “O meleğe; ‘Allah’ın dünyayı yarattığı günden bugüne kadar gökten yere kaç damla yağmurun yağdığını biliyor musun?’ diye sordum, şöyle dedi: “Seni hak üzere kullarına gönderen Allah’a andolsun ki, gökten yere kaç damla yağmur yağdığını bildiğim gibi, bundan kaç damlanın denize, kaç damlanın çöllere, kaç damlanın şehirlere, kaç damlanın bağlara, kaç damlanın tuzlak beldelere, kaç damlanın ise mezarlığa indiğini de biliyorum.” “Böylece bu meleğin hesabındaki inceliğe şaşırıp kaldım. Daha sonra o melek; ‘Ya Resulallah (s.a.a) bu hafıza, ilim, el ve parmaklara rağmen bir şeyi hiç sayamıyorum.’ dedi. Kendisine; ‘Sayamadığın şey nedir?’ diye sorunca, ‘Senin ümmetin bir yerde toplanıp adın anıldığında sana salâvat getirince ben onların sevaplarını sayamıyorum.’ dedi.” Tefsir-i Ebu’l-Futuh-i Razî, c.4, s.443 Salâvat Ayeti
|