Salı 22 Mayıs 2012 - 15:23

الثلاثاء ٢ رجب ١٤٣٣

سه شنبه ۲ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۶:۵۳

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       


İlmin Fazileti

kitap okuyan çocuk

"Hz.  Sadık (a) şöyle buyurdu: Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Her kim ilim  öğreneceği bir yolda yürürse Allah onu cennete giden bir yola koyar ve  melekler ondan razı olarak kanatlarını ilim talibi için gerer. Yer ve  göklerde olanlar hatta denizde olanlar bile onun için yarlığanma diler.  Alimin abide üstünlüğü bedir gecesindeki ayın diğer yıldızlara  üs­tünlüğü gibidir. Şüphesiz ki alimler peygamberlerin varisle­ridir.  Peygamberler dinar ve dirhem miras bırakmazlar. (Onlar) miras olarak  ilim bırakırlar. O halde ilimden nasibi­ni alan büyük bir nasib  almıştır." (Usul-i Kafi, C. 1., s. 34. 1. hadis. Ki tabu Fazli'1-İlm ve  Bab-u Sevabi'1-alim ve Müteallim.)

              İlk etapta bilmek gerekir ki mutlak ilim iki kısma ayrıl­maktadır.  Birincisi dünyevi ilimdir ki nihai hedefleri dünye­vi hedeflere  ulaşmaktır. İkincisi de uhrevi ilimlerdir ki bun­ların da nihai hedefi  melekuti makamlara nail olmak ve uh­revi derecelere erişmektir. Önceden  de açıklandığı üzere bu iki çeşit ilmin üstünlüğü niyet ve maksadlarm  üstünlüğündendir. Gerçi bu ilimler de haddi zatında iki kısma ayrılır.  Hadiste ilim ehli için beyan edilen vasıflardan anlaşıldığı üzere  ilimden maksat ahiret ilmidir.
             Daha önceden de beyan edildiği  üzere uhrevi ilimler üç çeşittir. Ya Allah hakkındaki ilim ve  meariftir, ya nefis teh-zibi ve ilallaha suluk ilmidir ya da ubudiyet  sünnetleri ve adabı ilmidir. Dolayısıyla diyoruz ki ahiret neşetinin  imarı bu üç şeye bağlıdır. O halde cennet de tümel olarak üç çeşit­tir.  Birincisi zat cennetidir ki Allah'ı bilmenin ve ilahî meari-fin  gayetidir. İkincisi ise sıfatlar cennetidir ki bu da nefsin riyazet ve  tenzihinin neticesidir. Üçüncüsü ise ameller cen­netidir ki ubudiyete  kıyam etmek ve bunun neticelerinin su­retidir. Bu cennetler bayındır ve  mamur değildir. Ameller cennetinin zemini de nefsin evvel emirdeki  safhası gibi düm­düz ve tertemizdir. Bunların imarı nefsin imar ve  bayındır olmasına bağlıdır. Nitekim nefsin gayb makamı; ilahi  mari­fetler ve zati-gaybî cezbelerle bayındır kılınmazsa insan için  asla lika ve zat cenneti hasıl olamaz. Eğer batın tehzib edil­mez,  derun tahliye kılınmaz, azim ve irade güçlenmez ve kalb ilim ve  sıfatların tecelligahı olmazsa orta cennet olan esma ve sıfatlar  cenneti de insan için hasıl olmaz, insan ubu­diyete kalkışmaz, hareket  ve sekenatı şeriata uymazsa "ora­da nefislerin arzu ettiği ve gözlerin  lezzet aldığı her şey var" cenneti olan ameller cenneti hasıl olmaz.
             Felsefî burhan, marifet ehlinin zevki, enbiya ve evliyanın rivayetleri  ile mutabık ve Kur'an'dan istifade edilen bu önbil­giler esasınca tüm  bu ilimler kendilerine mütenasib olan cennete vusul yoludur. Önceden de  bahsettiğimiz gibi ilim mutlak olarak amelin yoludur. Hatta mearif ilmi  bile böyle­dir. Ama mearif ilmi, kalbi ve batmî cezbelerdir. O amel ve  cezbelerin neticesi ve batmî sureti ise zat ve lika cennetinin,  suretidir. İlim yolunun süluku cennet yolunun yolcusunun sülûkudur.  Yolun yolu da yoldur.
            Önemli Nükte

       Bu hadiste Rasulullah ilmi süluku kula, cennete süluku ise Allah'a  isnad etmiştir. Zira kesret makamında kulun kes-betme yönüne ağırlık  vermiş, vahdete dönüş makamında ise Hakk yönüne ağırlık vermiştir.  Yoksa bu açıdan cennete sü­lük da kula isnad edilebilir.     

"Yapıpettiklerini (önlerinde) hazır bulmuşlardır." (Kehf, 49)
            "Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür ve her kim zerre ağırlığınca bir şer işlerse onu görür." (Zilzal, 7-8)

       Bu cihetten ilmi sülük işini de Allah'ın tevfik ve teyidine ve zat-ı  mukaddes'e isnad etmek caizdir. "De ki hepsi Allah indindendir."
           Molla Sadra'nın bu hususta bir beyanı vardır ki, mülayim idrakin nefsi  cennet ve münafir (mülayim olmayan) idrakin nefsi ise ateştir.  Dolayısıyla ilimler nefsin mülayimatından, cehalet ise nefsin  münafiratındandır. Aslında bu Molla Sad­ra'nın İmam Gazali'ye Esfar  kitabında itiraz ederken savun­duğu görüşüne aykırı bir görüştür.  Gazali cennet ve cehen­nemi nefiste hasıl olan lezzetler ve elemler  olduğunu söyle­miş ve vücud-i aynisini (dış varlığını, özdeğini) inkar  etmiş­tir. Gazali'den bu görüş nakledilmiştir. (Tehafetu'l-Felasife, s.  268).



Total Visit: 543
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.