Salı 22 Mayıs 2012 - 15:22

الثلاثاء ٢ رجب ١٤٣٣

سه شنبه ۲ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۶:۵۲

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
    


İkinci Fâtıma  Hz. Mâsume

     
 hz. mâsume
     

Eser adı:İkinci Fâtıma  Hz. Mâsume

Yazar:Muhammed Muhammedî İştihardî

Çeviri:Rahmi Onurşan- Ehet Solhan

Yayınevi: Alulbeyt Yayıncılık

HZ. MÂSUME'Yİ ANMA KONFERANSI

     İmam Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilir: “Doğrusu  Kum beldesi bizim haremimizdir. Benim kızlarımdan Fatıma adında biri  orada gömülecektir. Kim onu ziyaret ederse cennet ona farz olur.”[1]

     Başka bir rivayette şöyle gelmiştir: “Ehl-i  Beyt’in haremine Kum denildi. Zira bu şehrin halkı İmam Mehdi’nin  etrafında toplanacak ve ona yardım etmek için kıyam edecektir.”[2]

     

     Bundan böyle Kum toprağı arşa karşı etse iftihar

     

     Levh-i Mahfuz'u bulur belki kendine yar[3]

     Ehl-i Beyt dostu Şiî Eş’ariler, Emevîlerin, özellikle de Ubeydullah b.  Ziyad ve Haccac b. Yusuf’un zulmünden kurtulmak için İran’ın  şehirlerine dağılarak kendilerine sığınak aramaya başladılar. Kum halkı  onları kucak açarak Kum’a gelmelerini ve buraya yerleşmelerini istedi.  Halk onların üzerine safran serperek sevinç içerisinde bağrına bastı ve  bütün imkanlarını onlarla paylaştı. Eş’arîlerin önde gelenleri,  Peygamberimizin Medine halkıyla yaptığı gibi Kum halkıyla dostluk ve  kardeşlik içinde yaşamak ve düşmanlara karşı birlikte savaşmak için  ahitleşti.

     

    Böylece Hicrî I. yüzyılın sonlarında bu şehrin,  Ehl-i Beyt velayeti üzerine temeli atılmış oldu. Neticede bu şehir,  Emevî saltanatına karşı yenilmez bir kale hâline gelerek Alevîlerin ve  talebelerin önemli bir merkezi oldu. Bu yüzden olacak ki İmam Sadık  (a.s) şöyle buyuruyor:

“Bizim bir haremimiz var, o da Kum’dur.”[4]

 “Kum şehri mukaddestir. Oranın halkı bizden biz de onlardanız.”[5]

“Eğer Kumlular olmasaydı din yok olurdu.”[6]

“Ahir zamanda fitne yayılırsa Kum’a sığının.”[7]

Yedinci İmam da (a.s) Kum’u Ehl-i Beyt’in konaklama yeri olarak tanıtmaktadır.[8]

           II. yüzyılın başlarında Kum, İran halkının dini öğretiler merkezi  durumuna geldi. Memun, şeytani düşünceleriyle İmam Rıza’yı (a.s) Tus’a  gelmeye mecbur edince İmam'ın ailesi onu görmek için Medine’den İran’a  hicret etmelerine izin vermesini istediler. İmam’ın olumlu cevabından  sonra Hz. Mâsume, ailesinden bir toplulukla ağabeyini görmek için Tus’a  hareket etti. Sâve’ye ulaşınca muhtemelen Memun’un gönderdiği bir  zehirle zehirletilerek Horasan’a gitmeleri engellendi.     

   Hz. Mâsume,  Kum halkının Şia olduğunu ve bu konuda Resulullah’tan nakledilen  rivayeti bildiği için halkın davetiyle bu azametli şehre gelerek Musa  b. Hazrec’in evine yerleşti.

     

    Hâcetler kapısının kızı Fatıma  Mâsume’nin varlığıyla bu şehrin çehresi mukaddesleşti ve gitgide manevî  bir havaya büründü. Kum’un dinî, kültürel, iktisadî ve sosyal durumu  dikkat çekici bir şekilde değişti.

     

    Eğer İmam Mehdi’nin (a.s)  has naipleri ilmî ve fıkhî bir kitabı onaylamak için Kum alimlerinin o  kitabı onaylamaları şartına bağlıyor idiyseler; dünya Şiîlerinin en  büyük İslamî İlimler Havzası bu şehirde kurulup geliştiyse; kültürel,  ilmî ve dinî kitaplar yayılıp şehirlere ve köylere din alimleri  gönderildiyse; yüzlerce araştırma merkezi kurulduysa; dinî değerleri  diriltmek için İslam İnkılabı bu şehirden başladıysa; bütün bunlar,  Resulullah’ın evladı Ehl-i Beyt’in kerime hanımı Hz. Fatıma Mâsume’nin  hürmetinedir.

     

   Hz. Mâsume’nin 1250. doğum yıldönümünde (Hicrî  1383) Harem-i Şerif'in kubbesinin eşsiz altın kaplamasının ve en büyük  avlusunun tamamlanmasıyla Harem-i Şerif'in yetkili müdürü Ayetullah  Mesudî’nin emri doğrultusunda Hz. Masume'yi Anma Konferansı  düzenlenecektir. Konferansın hedefi bu büyük şahsiyeti, onun büyük  manevî yerinin açıklanması, Kum kentinin kültürel eserlerinin  araştırılması ve yazılmasıdır.

Bu eserler şu konuları kapsamaktadır:

1- Hz. Mâsume ve Astane-i Mukaddese

2- Kum ve Şia inancı

3- Kum İslam-i İlimler Havzası

     Şunu da söylemek gerekir ki, şimdiye kadar yapılan işler, sadece bu  yolda atılan küçük adımlardı. Yapılanlar, yukarıda yer alan mevzulara  yakışır şekilde daha dakik ve detaylı araştırmalar için bir  başlangıçtır. Bu hedefin gerçekleşmesinde kendilerini Ehl-i Beyt’in  hizmetçileri safında karar veren değerli taklit mercilerine,  araştırmacılara ve yazarlara canı gönülden teşekkür ederim.

     

Ramazan 1424

Genel Sekreter

Ahmed Abidî


Total Visit: 411
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.