Çarsamba 8 Şubat 2012 - 11:56

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۱۳:۲۶

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       


     El Sanatları:


  1) Dokumacılık: Köylerdeki dokuma sanatına ülkenin en ücra köşelerinde dahi rastlanır ve bunun en büyük sebebi de, dokumacılıkta kullanılan ham madde ve gereçlerin kolaylıkla bulunmasıdır ve sonuçta da Safavîler döneminde altın çağını yaşamış olan İran dokumacılığı, üstün kaliteli ipek ürünler, kadife ve sırmalı ipek gibi birçok ürünü sunmaktadır.

İpek dokumacılığı XVI. yüzyılda Horasan, Teberistan, Gorgan, Geylan, Azerbaycan ve Fars'ta yaygınken günümüzde genellikle İsfahan, Yezd ve Kaşan'da yapılmaktadır. Kerman'da üstün kalitede üretilen ipek şallar vb. sayesinde bölge dokumacıları ipek üretimine yönelmiştir.

Bir diğer önemli mensucat ürünü olan Aba'nın en kaliteli üretildiği yer Nain'dir. Bunun dışında İsfahan, Kerman, Şadigan ve Şuşter'de de Aba üretim atölyeleri vardır.
         
  2) Halıcılık: Ülke el sanatları arasında çok önemli yeri olan ve dünyaca ünlü İran halıcılığı iktisadi açıdan petrolden sonra ikinci sırada yer alır.

Halıcılık sayesinde yüz binlerce İranlı geçimini sağlamaktadır (yani bu kesim yün ve pamuk işlemesi, motif ve tasarım, renk ve halıcılık için gerekli olan aletlerin üretimi, halı dokuma makinelerinin yapımı, nakliye depolanması vb. işlerde çalışmaktadırlar). Ayrıca bu sektöre yüklü miktarda sermaye yatırılmıştır.
  1996 yılında İranlı halıcılar, 1.580.962 milyon Riyal değerinde, 4.674.525 m²'lik toplam 1.346.282 parça halı üretmişlerdir ve aynı yıl 861.229 haneden, ülke nüfusunun 5.414.710'u halı ve kilim sektöründe çalışmaktadır.


  3) Madenî Eserler: Yapılan kazı çalışmalarında çıkartılan bakır ve altın süs eşyaları çok eski devirlerde İran platosunda altın işlemeciliği ve kuyumculuğun ne derece önemli olduğunun bir delilidir.

Altının değeri sayesinde tarih boyunca ayakta kalan bu sanat dalı, günbegün gelişip, zenginleşmiş ve hatta sadece elle üretilen bu madenlerin atölyeleri İran'ın birçok şehrine yayılmıştır.

Bu atölyelerde, bayanların her zaman gözdesi olan bilezik, gerdanlık, küpe ve yüzük dışında diğer altın ve gümüş eşyalar yani tepsiler, bardak kulpları, vazo, şamdan vb. kuyumcuların hünerli elleriyle üretilmektedir.

Kuyumcu atölyeleri genellikle İran'ın tüm eyaletlerinde özellikle de İsfahan, Horasan, Azerbaycan ve Mazendaran'da çok yaygındır.

Eski devirlerde bakır kaplar üzerine yapılan kalem işlemeciliği İslam sonrası dönemlerde daha da zenginleşti. Bu dönemlerin en büyük özelliği, üzerlerinde Hüsn-i hat ile yazılan Kuran ayetleri ve edebi eserlerin bulunmasıdır ve ayrıca, bu tarihi süs eşyaları dünyanın en gözde müzelerinde sergilenmektedir.

Bu sanat alanının bir diğer ürünleri olarak ta Burucerd'te ki Alman gümüşü üretim, Zencan kaşık-bıçak ve Necefabad'taki çatal-kaşık atelyelerini sayabiliriz.
         
  4) Seramik ve Toprak Kaplar: İnsanlık tarihinin en eski el yapımı kalıntıları sayılan toprak kaplar, çok eski devirlerden bu yana birçok oluşum ve gelişim aşamasından geçmiştir.

Bir görüşe göre, İran platosu çömlekçiliğin ilk ana yurdu sayılmakta ve binlerce yıl önce bu kültür (10 ila 12 bin yıl arası tahmin edilmekte) buradan başka yerlere yayılmıştır.

Seramik ve toprak kaplar, tarih boyunca şehir ve köy halkının ihtiyaçlarına cevap vermiş ve İslâm sonrası dönemlerde de gelişmiştir.

Zamanında Nişabur, seramik üretilen en önemli yerlerden biri sayılıyordu ve genellikle üretilen seramik kaplar Kuran ayetleri ve İslami nakışlarla süslenirdi. Günümüzde bu eserler koleksiyoncuların ve müzelerin vazgeçilmezleri arasında yer almaktadırlar.

Diğer el işi sanatları olarak ta, Şiraz, İsfahan ve Tahran'daki Kakmacılık, İsfahan, Kaşan ve Tebriz'de Mine işlemeciliği, Urumiye ve Senendec'te ağaç oymacılığı dile getirilebilir.


  5) Metal Sanayi: İran'da 1937 yılında bir Alman şirketi olan “Demag crop” ile 2,5 milyon İngiliz Sterlini'ne ülkede 100 bin ton kapasiteli Demir Çelik fabrikası yapımı için anlaşmaya varıldı.

Yer olarak Kerec seçilmiş ve Semnan demir madenleri ile Surhe Hesar kireç ve Elburz taş kömürü maden ocaklarından yararlanılacaktı. Ama İkinci Dünya Savaşı başlaması ve İran'ın 1941 yılı Ağustos ayında müttefik devletleri tarafından işgali bu projeyi unutturdu.
  Daha sonraki yıllarda yani 1955 senesinde, tekrar Alman Demag crop şirketi ile ilkine benzeyen bir anlaşma yapıldı ama sonuç yine değişmedi.
  1959 yılında İran Demir Çelik İşletmesi kuruldu. 1965'te İsfahan demir çelik fabrikası ile aynı zamanda ülke doğalgaz boru hattı ve makine üretim fabrikalarının projelerine başlandı.
  1967 yılında yapımına başlanan İsfahan'daki fabrika, haddehanesi ile 1972'de 550 bin kapasiteyle iş başı yaptı.

1973'de fabrika genişletme çalışmaları ve ikinci bir haddahanenin açılması sonucu kapasite 1,9 milyon tona çıkartıldı. 1983 yılı ortalarına doğru demir-çelik profil ve çubukları üretimine başlandı.

Isfahân Mubareke demir çelik tesisleri
  Yıllık 3,06 milyon ton erimiş çelik üretimi için tasarlanan bu tesisler, 3,5 milyon ton kapasiteye kadar üretim yapabilmektedir. Bu fabrikalarda üretilen yaprak çelik ve galvanizlenmiş çelik, İran'ın bu konuda gereken ihtiyaçlarını karşılamaktadır.

Isfahân Mubareke demir çelik tesislerinin ham demir ihtiyacı Golgeher ve Bafk demir madenlerinden, gerekli gazı İran milli gaz şirketinden ve kullanılan su ise Zayenderud'tan temin edilmektedir.
         
  Ahvaz demir çelik tesisleri
  1973'de İran milli demir çelik işletmesi ve diğer kuruluşlarla yapılan iki müzakereler sonucu kurulacak yer, üretim geliri ve diğer konular hakkında bir anlaşmaya varıldı. Daha sonra Ahvaz demir çelik fabrikası, bu şehrin 8 km güneydoğusunda 3m²'lik bir alan üzerine tesis edildi.

6) Makine Sanayi: Demir çelik sektörüne bağlı bir sanayi kuruluşu olan ve temel ihtiyaçlarını bu sektörden karşılayan makine sanayisinin, ülkede şu kolları vardır:

Erak Makine Sanayi: 1972 Ağustos ayında 30 bin kapasite ile açılan bu fabrika makine ve makine parçaları üretir.


  Tebriz Makine Sanayi: 1972'de elektronik alet, küçük Dizel motorları vb. şeyleri üretmek için 10 bin ton kapasiteyle kuruldu ve bu fabrikanın yanında Tebriz traktör fabrikası da açıldı ve ülke su ve doğal gaz borularının üretildiği Ahvaz boru sanayi de kurulmuştur.

7) Bakır Eritme Tesisleri: 1972'de Kerman'da ilk bakır fabrikası açıldı ve ardından 1976'te Millî Bakır Sanayi Şirketi kuruldu. 1978'de  Kerman bakır fabrikasında %95 oranında yenileme-modernize çalışmaları başlatılmış ve daha sonra İranlı uzmanlar denetiminde faaliyetlerine tekrar başlamıştır.

1993'te ülke genelinde faal olan 7 bakır madeninden toplam 569 bin ton bakır çıkarılmış ve bu fabrikalar bunları bakır gereçleri olarak hayata geçirmişlerdir.
         
  8) Alüminyum Üretim Sanayi: İran'da 1960'lı yıllarda Alüminyum üretimi için Erak'ta  Amerikan ve Pakistan şirketleri ile ortaklaşa bir fabrika kurma projesi planları yapıldı. %70 hissesi İran'ın elinde olan bu fabrikanın geri kalan hisseleri %25'le Amerika ve %5'le Pakistan'a aitti.

1972 yılında 50 bin ton kapasite ile iş başı yapan bu fabrika, ilerleyen yıllarda genişletilip, modernize edildi ve üretilen bu alüminyumlar genelde inşaat sektöründe kullanılmaktaydı.

1994 senesinde ülke alüminyum üretimi 116 bin ton olarak hesaplanmıştır. Bender Abbas'ta el Mehdi Alüminyum fabrikasının 110 bin ton kapasite ile açılması ve Erak fabrikasının üretiminin kapasitesini 110 bin tona çıkarmasıyla ülke alüminyum üretimi 220 bin tona ulaştı.


  Hafif Sanayi:


  1) Gıda Sanayi: Üretimi yalnızca yiyecek ve içecek ürünlerle sınırlı olan sanayiye denir.

a) Şeker: Geçmişte şeker kamışı kullanılarak klasik usûllerle tatlı üretimiyle birlikte genellikle İran'ın büyük şehirlerinde yapılırdı.
  1895 senesinde ilk defa bir Belçika firması tarafından Kehrizek'te (Güney Tahran) makineyle şeker üretimine başlandı ama yurt dışı ithalat rekabeti ve devletin işi hafife alması nedeniyle fabrika kısa sürede kapandı.
  Yaklaşık 40 yıl sonra (1931) gerekli tamirlerin ardından tekrar iş başı yapan fabrika, (Küp ve toz şeker) kapasitesini 42 tona çıkardı.

Hızlı nüfus artışı ve büyümenin hızlanmasıyla, özellikle şeker pancarından şeker üretimi için Kerec'te  ve ardından başka yerlerde de fabrikalar açıldı.

1941 yılında ülke genelinde toplam şeker fabrikası sayısı 8 iken, 1967'de 29 ve daha sonraki yıllarda 36'ya ulaştı. 1996 yılı İran fabrikalarında ham şeker üretimi 696 bin ton olarak saptanmıştır.
         
  b) Çay: Yeşil çay yapraklarının, kuru çaya çevrilip paketlenme işlemi ilk defa Lahican'da, Hindistan'da (Cave ve Seylan-Sirilanka) öğrenim görmüş bilim adamları kontrolünde kurulan bir fabrikada gerçekleştirildi. Daha sonar bazı merkezlerde de kuru çay üretim tesisleri kuruldu.


  c) Yağ: Eski zamanlarda nebattan bitkisel yağ üretimi (Susam, Yer fıstığı, Mısır, Zeytin, Hint yağı tohumu, Keten tohumu vb.) az da olsa yapılmaktaydı ama daha sonraları makinelerle yapılan üretim, kısa zamanda nebati yağın ülke geneline yayılmasını sağladı.

İran'ın ilk yağ fabrikası 1938 senesinde Veramin'de kuruldu. Bitkisel yağa olan rağbetin artması ve Ayçiçek, Soya fasülyesinin de kullanılmasıyla önce Mazendaran veGorgan'da daha sonra da diğer yerlerde fabrikalar kurulup, yayıldı.


  d) Un: İran'ın bir çok büyük şehrinde buğdayları depolamak için dev buğday siloları yapılmıştır. İlk buğday silosu 60  bin ton kapasite ile Tahran'da ve hemen ardından da Zencan, Meşhed, Erak, Kermanşah, İsfahan, Şiraz ve diğer şehirlerde kuruldu.

Buna paralel olarak küçük şehirlerde ve birçok kentte su ve yel değirmenleri yerini motorlu değirmenlere bıraktı.
  1939 yılında sayıları 6'yı geçmeyen un fabrikaları, 1971 yılları sonunda 1.610'a ulaştı. Günümüzde ülke genelinde toplam 66 silo 2.105.000 ton kapasiteye sahiptir.
 
  e) Kuru Meyve: Sonra yıllarda meyve kurutma işlemi makinelerle yapılmakta ve ülkenin birçok yerine kurulan fabrikalar kuru üzüm, şeftali, kayısı, Armut, erik, incir vb. Meyve türlerinin kurutma ve paketlenme işlemlerini yapmaktadır.
 
  f) Alkolsüz İçecekler: Özellikle son yıllarda milyonlarca riyal sermaye konularak yayılan alkolsüz içecekler, bu sektörün en önemli koludur.
 
  2) Tekstil ve Dokuma Sanayi: Önemli bir kısmının İsfahan'da olduğu tekstil sanayisi, Kaşan ve Tebriz'de de yaygındır. Ayrıca bu tekstil merkezlerinde suni elyaf fabrikaları da açılmıştır.
  1978 yılında 850 milyon metreye ulaşan tekstil ürünleri 1979'da 175 milyon metreye düşerken, üretim 1980'de daha da gerilemiştir.
  1997 yılında ülke genelinde 1.766 tekstil atölyesi vardı ve 154.871 kişi bu sektörde çalışmaktaydı.

3) Çimento: İran'da çimento kullanımının o kadar da eski bir tarihi yoktur. İlk çimento fabrikaları 1933 yılında Rey şehrinde açılmış ve günlük çimento üretim kapasitesi 100 ton olmuştur.
  1996 yılı ülke geneli çimento üretimi 17.426.000 tondur.


  4) Diğer Sanayi Kuruluşları: Ülkede halkın ihtiyaçlarını karşılayacak bir çok ve çeşitli fabrikalar kurulmuştur. Bunları şöyle sıralıya biliriz; Geylan ve Mazendaran'da ağaç ve kereste doğrama ahşap atölyeleri, Tahran ve Huzistan'da kağıt ve mukavva üretim tesisleri, Tahran ve bir çok büyük şehirde Sabun fabrikalarında ve ayrıca yine Tahran ve büyük şehirlerde boya fabrikaları, çap-matbaalar ve cilt atölyeleri vardır.

Ağır Sanayi:


  1) Petrol: İran petrol rezervleri hakkında kesin bir şey söylenemez. Çünkü petrol yataklarında olan devamlı değişim bunu imkânsız kılmakta.

1976 yılında İran ham petrol rezervi 48 milyar varil olarak açıklanmıştı. Dünya ham petrol rezervleri toplam 567,1 milyar varil ve bunun 307,7 milyar varili ise Ortadoğu petrolleri olarak hesaplanmıştı. Böyle olunca da, İran'ın Dünya petrollerindeki payı %8,5 ve Ortadoğu payı ise %15 oluyordu.
  Ama 1989 yılında, yani 13 sene sonra ülke petrol rezervleri  93 milyar varil olarak hesaplanmıştır. İran toplam 74 petrol yatağına sahiptir. Bunların 65'i yurt toprakları üzerinde  ve 9'u Basra körfezindedir.

Bu doğal yeraltı kaynağının üretim, satım ve ekonomiye olan katkısı göz önünde bulundurulacak olunursa, Petrol sanayi, sanayinin en önemli ve en büyük bölümünü oluşturur. İşte bu, bir ülkenin kalkınma ve ilerlemesinde en önemli faktörlerden birisi sayılmaktadır.

2) Doğalgaz:

Allah'ın büyük bir lütfü olan doğal gazın tarihi İran'da çok eskilere dayanır.
  Yapılan araştırmalar sonucu 21 trilyon m³'lük doğalgaz rezervlerine sahip olan İran, dünya doğalgaz ülkeleri arasında ikinci sırada yer alır.

1908 senesinde Mescid-i Süleyman'da petrolün bulunması ve doğalgazın da bu yeraltı kaynağıyla beraber çıkıp, kullanılmadan boşu boşuna yanmasının önünü almak ve doğru bir şekilde kullanılması amacıyla 1965 senesinde İran milli doğalgaz şirketi kuruldu.
  1965'ten günümüze İran petrol bakanlığına bağlı olan bu kuruluş, İran doğal gazının tespit, çıkarma, arıtma, aktarma ve satış görevlerini üstlenmiştir.
İran milli doğalgazı şirketi, bu sektörün genişlemesi için iki büyük proje yürütmektedir. Bunlardan biri, doğalgaz rafinerilerinin kurulması ve diğeri de doğalgaz boru hattı şebekelerinin yapımıydı.

1969 yılında yapımına başlanan Bidbulend (175 km Abadan'ın kuzeydoğusu ve 40 km Agacari'nin  kuzeyi) doğalgaz arıtma ve rafineri tesisleri 1971 yılında tamamlanmıştır.
  Bidbulend arıtma tesislerinden 1.106 km uzunluğunda yani, ülkenin güneyinden kuzeyine (Sovyetler birliği-İran sınırına) kadar döşenen doğalgaz boru hattı 1970 Eylül ayında kullanıma açıldı.

Ayrıca bu ana boru hattından Şiraz, İsfahan, Tahran ve diğer bölgelere yaklaşık 667 km'lik ara doğalgaz boru hattı çekilmiştir.

Tahran'ın doğalgaz gereksinimi, Save çevre yolundan başkent doğalgaz dağıtım şebekesinin bulunduğu Rey'e 111 km'lik ara boru hattından sağlanır ve bu boru hattından gaz tüketimi başkentte günbegün artmaktadır.

Ülke doğalgaz yataklarının en önemlilerinden biri olarak bilinen ve 70'li yıllarda sonra kullanıma açılan Hangiran kaynaklı Serahs doğalgaz yataklarıdır. Meşhed'in 165 km kuzeydoğusu ve Serahs'ın 35 km batısında kalan bu doğalgaz kaynağında 21,5 trilyon ft m² gaz tespit edilmiştir.

Arıtılmış Serahs doğalgazı 127 km'lik bir boru hattıyla Meşhed'in sanayi bölgelerine ve şehrin yerleşim birimlerine ulaşır. Serahs'ta doğalgazın bulunması üzerine, ülkenin kuzeydoğusunu kapsayan ve dünyanın dev doğalgaz yatırımlarından biri olan Serahs-Neka projesi için çalışmalara başlanmıştır.

İran Millî Doğalgaz Şirketi kuruluş ilkelerinden biri olan gaz dağıtımında öncelik hakkını İran'ın büyük şehirlerine vermiştir.  1996 yılında toplam 724 vilayeti olan ülkenin 274'ünde yani %30'luk bir bölümüne gaz dağıtımı yapılmakta ve 48 için de dağıtım şebekeleri projesi devam etmektedir.
         
  3) Petrokimya: Günümüzde petrokimya ürünlerini kullanmayan çok az sanayi kuruluşu vardır.

İran'da petrokimya alanında ilk çalışmalar, 1958 yılında Şiraz'ın Mervdeşt vilayetinde kimyasal gübre tesislerinin kuruluş projesi ile başladı. Bu tesislerden 1963 yılında alınan ilk ürünlerin ardından yani, 1964 senesinin Ağustos ayında 830 milyon Riyal sermaye ile İran petrokimya enstitüsü kuruldu.

İran petrokimya sanayisinin en önemli kuruluşları şunlardır; İmam Humeynî limanındaki Razî Petrokimya Tesisleri, Abadan, Hark, Şiraz ve yine İmam Humeynî limanında yer alan Nippon Petrokimya Tesisleri ile son yıllarda açılan Kuzey Horasan'daki Serahs ve Bocnord Petrokimya Tesislerinde genellikle sülfürik asit, fosforik asit, kimyasal gübre çeşitleri, tarım ilaçları, amonyak, Nitrat amonyum, plastik ham maddesi, kükürt, boya ve plastik üretim ham maddeleri üretilir.


          Ticaret:

1931 yılında onaylanan yasalar uyarınca kurulan Ticaret odasının ardından, dış ticaret devlet kontrolüne girdi. İhracatın rayına oturması ve gelişmesi için çeşitli teşvik fonları uygulandı ve 1939–41 yıllarında 200 milyon Riyal'e ulaşan dış ticaret potansiyeli ithalatı geride bıraktı.
  Ama İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması ve Müttefik devletlerinin İran'ı işgali ile düşüşe geçen ihracat ve ihracatı canlandırma programları duraksadı.

II. Dünya Savaşı'nın bitmesi ve yurt ekonomi politikasının eski, normal haline dönmesi için ülke içi üretim sektörü, tüketici haklarının korunması ve dünya pazarlarıyla rekabet için yeni projeler üretildi

1973 yılı dünya ham petrol fiyatlarının artması sonucu, İran ekonomisinde gözle görülür bir ilerleme kaydedildi ve yurt dışı ihracatının kolaylaşması için atılılar gerçekleştirildi.

Zamanın hükümeti, ithal mallardan alınan gümrüğü azaltmış ve bu konuda elinden gelen kolaylığı yapmıştı. Sonuçta da, 1973 yılı İran gümrüklerinden 3,7 milyar dolarlık ithal mal ülkeye girerken, bu rakam 1977 senesinde 14,6 milyar dolara ulaştı. Öte yandan petrol ürünleri dışında olan ihraç malları, dış piyasa ile daha fazla rekabet edemeyerek zayıflamaya başladı. 1973'de ülke ekonomisinde %14 payı olan bu sektörler, 1977 yılında %4'lere kadar geriledi.

Petrolden elde edilen gelir sonucu, bazı gümrük kanunlarının değişmesi yurtiçi serbest döviz piyasasının genişlemesine neden oldu. Bunun ardından petrol dışı ihracattan elde edilen dövizin alım-satımı da serbest bırakıldı. Böylelikle ülke içinde iki çeşit döviz piyasası ortaya çıktı ve günbegün gelişmeye devam eden bu piyasanın neticesinde, sermaye aktarımı hız kazandı.

1973 yılı Aralık ayından petrol dışı ihracat pazarının yok olmasına kadar ki zaman diliminde toplam 7 milyar dolarlık döviz ülke içinde kalmayarak yurt dışına aktarıldı.

İslâm İnkılâbı sonrası, yani 1978'in Ocak ayında, yurt dışına bağlı kalan ülke ticareti için hedef ve politikalarda köklü değişiklikler yapılmak istendi ama 1980'de İran'a uygulanan ambargo ve hemen ardından 1981'de Amerika ve bazı Avrupa ülkelerinin, hepsinden önemlisi Irak'ın başlattığı savaş ve petrol ihracatının önemli ölçüde azalması, İran döviz kaynaklarının sınırlanmasına neden oldu.

Öte yandan ambargonun getirdiği bir zorluk olan yurt dışından doğrudan alım gücü, yabancı aracı pazarları devreye sokmuş ve bu da ithal malların değerlerini yükseltmişti. Ama devletin açtığı teşvik ve yardım fonları ülke içi üretimi için büyük bir fayda sağlamış ve kendi kendine yeten bir ülke olma yolunda bunlar ilk adımlar olmuştur.
  1982 yılında petrol üretim ve ihracatının düzene girmesi, bazı ticari sorunların hallolunması ardından “Dış ticaret pazarının devlet kontrolüne girmesi” kanunu onaylandı.

Bundaki en büyük hedef, yabancıların yurt üzerinde ekonomik, siyasal ve kültürel egemenliğini önlemek, Müslüman ve zayıf ülkeler ile ticarî ilişkileri geliştirmek, dine aykırı gelirlerden kaçınmak, petrol dışı ihracatı canlandırmak, ülke içi üretime yardım ve teşvik payı ayırmak, ödemeleri dengede tutmak ve İslâm hükümleri doğrultusunda harcama yapma prensibini yaşatmak olmuştur.

1982'de yürürlüğe giren bu kanunla beraber ülkenin jeopolitik konumu ve İran İslam Cumhuriyeti'nin yabancı ülkelerle olan siyasi ilişkileri, dış ticarette köklü değişikliklere neden oldu. Ama yine de dış ticaret her zaman ihracata nazaran bir adım önde oldu.

Ülke dış ticaret hacmi (İthalat-İhracat) yükselişine devam etti. 1996'te 29.373.409 milyon Riyal'i gösteren rakamların 23.938.419 milyon Riyal'i (%81,5) ithalatın ve geriye kalan 5.434.990 milyon Riyal'i (%18,5) petrol dışı ihracatın olmuştur.

Önde gelen ithal mallarda, makine ve elektronik eşyalar (Elektrikli eşyalar, teyp, televizyon, nükleer reaktörler, buhar makineleri ve yedek parçaları) başı çeker ve bunlar yalnızca %22,78'lik ithal malları oluşturur. Ardından %14,4'le metal eşyalar, %11,5'le bitkisel ürünler, %11,4'le  kimyasal ürünler gelmektedir ve bunlar toplamda ithalatın %60'lık bölümünü oluştururlar.

      İran İslâm Cumhuriyeti, ihtiyaca olan malları bir kaç siyasi ilişkisi olmayan ülke hariç diğer tüm dünya ülkelerinden temin edip, kendi mallarını da bu ülkelere satmaktadır.

Total Visit: 1371
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.