III. Yürütme Organi: 113'üncü madde söyle der: “Rehberlik Makami'ndan sonra Cumhurbaskani ülkenin en yüksek resmî makamidir ve Anayasa'yi yürütme gücü ile dogrudan dogruya Rehberlik Makami'na bagli konular disinda icra gücüne baskanlik etmek onun uhdesindedir.”
Anlasildigi gibi, yürütme organinin basi Cumhurbaskani'dir. Ancak diger demokratik rejimlerde de görüldügü üzere, yürütme organinin basi olmak çesitli suistifadelere ve istibdada yol açabilmektedir. Bu durumun önlenmesi için Anayasa'nin 57'inci maddesinde de açiklandigi gibi her üç güç, Rehberlik Makami'nin kontrolü altinda yürütme faaliyetlerinde bulunabilir. Rehberlik Makami, cumhurbaskanligi makaminin üzerindedir. Yürütme faaliyetleri tamamiyla Cumhurbaskani'nin elinde degildir (örn. Ordu Rehbere baglidir). Bununla birlikte, ülkenin gelismesi ve anayasal ilkelerin tahakkuku için yapilan yürütme faaliyetleri cumhurbaskaninin ve bakanlarin uhdesindedir.
Cumhurbaskani'nin Anayasa'nin 121'inci maddesi geregince etmek zorunda oldugu yemin, bu makamin önemini göstermektedir: “Rahmân Rahîm Allah'in Adiyla. Ben Cumhurbaskani olarak Kur'ân-i Kerîm'in huzurunda ve Iran milletinin karsisinda, Kâdir ve Müteâl Allah adina, ülkenin resmî dininin, Islâm Cumhuriyeti nizaminin ve Anayasa'nin muhâfizi olacagima ve bütün yeteneklerimi üstlendigim sorumluluklarin ifasi yolunda kullanacagima, kendimi halka hizmet ve ahlâkin güçlenmesi, hak ve adaletin yayilmasinda destek olamaya vakfecegime, her türlü bencillikten sakinacagima, kisilerin hürriyeti ve sayginligini ve Anayasa'nin millete tanidigi haklari koruyacagima, ülke sinirlarini ve siyasî, iktisadî ve kültürel bagimsizligi gözetme yolunda hiçbir girisimden kaçinmayacagima ve Allah'tan yardim dileyip Islâm Peygamberi'ni (saa) ve Masum Imamlari (as) izleyerek, milletin bir mukaddes emanet olarak bana biraktigi kudreti takvâ sahibi ve fedâkâr bir emin olarak koruyup benden sonra milletin seçtigine tevdi edecegime and içerim.” III. I. Cumhurbaskanligi Süresi:
Cumhurbaskanliginin süresi sinirlidir. Bir kisi ancak iki kez üst üste cumhurbaskani seçilebilir (bkz: 114'üncü madde). Bu düzenlemenin istibdadi engellemek için yapildigi açiktir. Hattâ millî bir kahramanin, bilgi ve pratik basari açisindan biri ikincisi olmayan bir insanin bile iki defadan fazla seçilmesinin engellenmesi, daha büyük bir maslahatin, özgürlügün elde edilebilmesi içindir.
Kaldi ki sürekli olarak tek bir zihniyetin ve egilimin yönetimde etkin olmasi, milletin diger imkânlarinin ve yeteneklerinin kuvve halinden fiilî hale gelmesini engelleyecektir. Hattâ bu durum, halkin siyasete etkin bir sekilde müdahale etme yetenegini köreltip insanlari ülke idaresine duyarsiz kilabilir.
III. II. Cumhurbaskanliginin Sartlari:
Anayasa'nin 115'inci maddesi bu konuda söyle der: “Cumhurbaskani asagidaki sartlari hâiz dinî ve siyasî sahsiyetler arasindan seçilmelidir: Iran asilli, Iran vatandasi, idareci ve tedbirli, sâbikasi temiz, güvenilir ve takvâ sahibi olmak, Islâm Cumhuriyeti'nin ve ülkenin resmî dininin temel ilkelerine inançli olmak.”
Buna göre Cumhurbaskani adaylari ancak millet arasindan, yönetme kâbiliyetine sahip ve ahlâkça üstün vasiflarin sahibi ve mümin kisiler arasindan olabilir. Burada fikihtaki “beraât-i zimme” anlayisi yeterli degildir. Bu adaylarin incelenmesi Denetleme Sûrâsi'nin uhdesindedir (99 ve 118'inci maddeler).
Iran'da cumhurbaskani seçimleri baglaminda tartisilan konulardan biri de kadinlarin adayligi meselesidir. Anayasa'nin 3'üncü maddesinin 14'üncü fikrasi geregince herkes kanun önünde esittir. 20'inci maddede ise söyle denir: “Milletin kadin veya erkek her ferdi kanun korumasi açisindan esit durumdadirlar ve bütün insanî, siyasî, iktisadî, toplumsal ve kültürel haklardan Islâmî ölçülere uyarak faydalanirlar.”
Anayasa'nin bu maddesinde cinsiyetten söz edilmemesi üzerinde düsünülmesi gereken bir olgudur. Nitekim bazi din bilginleri de bunun caiz olduguna inanirlar.
Elbette 115'inci maddede “rical=adamlar” sözcügü kullanilmis, fakat vekillik sartlarinin hiçbirinde erkek olma sarti aranmamaktadir (62'inci madde). 115'inci maddedeki “rical” sözcügünü siyasî islerde erkeklerin daha baskin olmalarindan dolayi kullanismis bir ifade sayabiliriz ki bu durumda cumhurbaskaninin kadin olmamasini sart kosan bir ifade seklinde yorumlanamaz. Dolayisiyla, kadinlarin bakan olmasi için de bir engel yoktur. Hattâ fukahânin disinda kadinlar da Uzgörürler Sûrâsi'na (Sûrâ-i Nigehbân) üye olabilirler. III. III. Cumhurbaskaninin ve Bakanlarin Yetkileri Cumhurbaskani, istedigi kisileri bakan belirleyerek Meclis'e sunar. Meclis'in degismesi durumunda yeni bir güvenoyu gerekmez. Bakanlarin sayisi ve yetkileri Anayasa'nin 113'üncü maddesinde belirtilmistir. Cumhurbaskani bakanlari azledip yeni adaylarini Meclis'e sunabilir.
Islâm Cumhuriyeti'nin diger ülkelerdeki büyükelçilikleri, Disisleri Bakani'nin tavsiyesi ve Cumhurbaskani'nin onayiyla belirlenir. Yüksek Sûrâ baskaninin tayini de Cumhurbaskani'nin yetki alanindadir (176'inci madde).
Sadece kanunun uygulanmasi yürütme organinin uhdesinde ise de, yürütme organi Meclis'e kanun teklif etmek suretiyle yasama sürecine yardim eder (76'inci madde). Buna ek olarak, 138'inci madde geregince: “Bakanlar kurulunun veya bir bakanin kanunlarin yürütülmesi için tüzükler düzenlemekle görevli olmalarina ek olarak Bakanlar kurulu yönetim görevini görmek, kanunlarin yürütülmesini saglamak ve idarî kuruluslari düzenlemek için kararname ve tüzük çikarmaya da yetkilidir. Ancak bu tasarruflarin muhtevasi kanunlarin metni ve ruhuna aykiri düsmemelidir.”
Uluslararasi anlasmalarin imzalanmasi, Meclis'in onayindan sonra, Cumhurbaskani'nin veya onun yasal temsilcisinin görevidir (125'inci madde).
139'uncu madde uyarinca, kamu mallarina iliskin davalarda sulh veya hakeme basvurma, her durumda Bakanlar Kurulu kararina baglidir ve Meclis'in onayi gereklidir. 147'inci maddeye göreyse: “Devlet; baris döneminde, ordunun insangücü ve teknik donatimindan, kurtarma ve yardim, ögretim, üretim ve kalkinma cihadlari alanlarinda Islâm adaletinin ölçülerini titizlikle gözeterek ve ordunun savasa hazirligina zarar vermeyecek sekilde yararlanmalidir.” III. IV. Cumhurbaskani ve Bakanlarin Sorumluluklari
122'inci maddeye göre; “Cumhurbaskani, kanunlarla ve Anayasa ile sinirli olan yetkilerinde millet, Rehber ve Islâmî Sûrâ Meclisi karsisinda sorumludur.”
Cumhurbaskani'nin millet karsisindaki sorumlulugu, Meclis karsisindaki sorumlulugudur. Çünkü Meclis, milletin “özüdür”. Halk, Meclis yoluyla Cumhurbaskani'ni ve yürütme erkini kontrol eder. Ayrica, Cumhurbaskani'nin Rehber karsisindaki sorumlulugu da, milletin karsisindaki sorumlulugundan ayri düsünülemez.
Sözü edilen sorumluluk bakanlar için de geçerlidir. 137'inci maddeye göre ise; “Bakanlardan her biri kendi özel görev alanindan Cumhurbaskani'na ve Meclis'e karsi sorumludur. Bakanlar kurulunca kararlastirilan hususlarda digerlerinin eylemlerinden de sorumludur.” Meclis, 88'inci maddeye göre Cumhurbaskani ve Bakanlar'a soru yöneltebilir. Fakat Cumhurbaskani'ni sorgulamak için milletvekillerinin dört birinin onayini almalidir. Bir Bakan'i sorgulamak için ise tek bir milletvekili yeterlidir.
Bununla birlikte, Meclis'in Cumhurbaskani ve bakanlara gensoru yöneltme hakki vardir. Bakanlara gensoru yöneltebilmek için on imza yeterli iken, Cumhurbaskani için 1/3 oraninda imza gereklidir.
Eger bakan, Meclis'ten güvenoyu alamaz ise azl olunur. Cumhurbaskani ise gerekli açiklamalarindan sonra 2/3 oranindaki milletvekili tarafindan yetersizligine hükmedilirse durum Rehber'e arzedilir. 10 ve 110'uncu maddeye göre karar hükme baglanir.
Bahsedilen durumlar, siyasî mesuliyetler alaninda geçerlidir. Cezaî durumlarda ise 140'inci madde uygulanir: “Adi suçlar hususunda Cumhurbaskani'na, yardimcilarina ve bakanlara yöneltilen ithamlar, Sûrâ Meclisi'nin bilgisi ile ilgili Adliye Mahkemelerinde incelenir.”
Bu sekilde siyasî kudrete sahip olsunlar veya olmasinlar, milletin tüm fertleri kanun karsisinda esitlenmis olurlar (20'inci madde). Bu konunun sonunda, Bati demokrasileriyle Islâm Cumhuriyeti arasinda kisa bir karsilastirma yapmak faydasiz olmaz.
Bati demokrasilerinde iki çesit rejim bulunur: Parlamenter ve baskanliga dayanan rejimler. Baskanliga dayanan rejimlerde (ABD ve bazi Latin Amerika ülkeleri gibi) kuvvetler ayrimi daha belirgindir. Fakat baskan, Kongre kararlarini veto edebilir. Eger ikinci oylamada daha yüksek bir çogunlukla kabul edilirse bu kararlar kanun hükmünü alir. Senato baskani, ayni zamanda baskanin yardimcisidir. Senato bazi yüksek düzey sorumlulularin ve diplomatlarin kararlarina müdahalede bulunabilir. Kongre, güvenoyu vermemek suretiyle baskani ve bakanlari azledemez. Birçok Bati Avrupa ülkesi ve Ingiltere gibi parlamenter demokrasilerde, Meclis'in hükümetin bütün uygulamalarini denetleme yetkisi vardir. Gensoru verme, inceleme komisyonu kurma, icra organinin kontrolü için sorgulama komisyonu olusturma, bakana veya bakanlar kuruluna güvenoyu vermeme Meclis'in haklarindandir. Buna karsilik, basbakan veya bakanlar, cumhurbaskanindan veya varsa ülkenin kralindan Meclis'in feshini talep edebilirler.
Bu durumda , yani seçim sonuçlanincaya kadar yürütme erki isini sürdürür. Baskanlik sistemlerinde, baskanin yetkileri daha da çoktur. Bu sistem bir çesit istibdadin olusmasi tehlikesine diger sistemlere oranla daha çok maruzdur.
Islâm Cumhuriyeti, yasama ve yürütme kuvvetleri arasindaki isbirligi açisindan parlamenter demokrasiye daha yakindir. Öyle ki Meclis tek basina cumhurbaskanini ki ayni zamanda bakanlar kurulunun da basidir, azledemez. Bu is Rehber'in yetkisindedir. Iran Islâm Cumhuriyeti'nde Meclis'in feshi öngörülmemistir. Bu durum sadece referandum sonucu gerçeklesebilir. Halki referanduma çagirmak ise Rehber'in yetkisindedir.
|