Salı 22 Mayıs 2012 - 15:06

الثلاثاء ٢ رجب ١٤٣٣

سه شنبه ۲ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۶:۳۶

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 

Hz. Resulullah'ın (s.a.a) Silahı ve Kitapları

Besairu'd-Derecat kitabında Ali b. Said'den şöyle rivayet edilir:

 

İmam Cafer Sadık (a.s) bir hadisinde şöyle buyurdu: "Bizim yanımızda Resulullah'ın silahı, kılıcı ve zırhı vardır. Bizim yanımızda vallahi Fatıma'nın Mushaf'ı vardır; onda Kur'ân'dan bir harf bile yoktur. Bu kitap, Ali'nin kendi eliyle yazdığı Resulullah'ın imlasıdır. Yine bizim yanımızda vallahi Cifr vardır. Onun ne olduğunu; koyun derisi mi, yoksa deve derisi mi olduğunu ne bilirler?"

 

İmam daha sonra bize dönerek şöyle devam etti: "Müjdeler olsun size! Acaba kıyamet günü Ali'nin (a.s) eteğine ve Ali de Resulullah'ın (s.a.a) eteğine yapıştığı hâlde mahşer sahrasına girmek istemez misiniz?"

 

Yine aynı kitapta Muhammed b. Abdulmelik'ten şöyle rivayet edilmiştir:

 

Altmış kişi İmam Cafer Sadık'ı (a.s) aramıza alıp oturduğumuz bir sırada Abdulhalik b. Abdurabbih gelerek İmam'a (a.s) şöyle dedi: İbrahim b. Muhammed'in yanında oturmuştum. O sırada sizin, "Bizim yanımızda Ali'nin kitabı var." de-diğinizi söylediler. Bunun üzerine İbrahim b. Muhammed şöyle dedi: "Vallahi Ali (a.s) kendinden geriye bir kitap bırakmamıştır; bir kitap bırakmış olsa bile tabaklanmış bir deri parçasından başka bir şey değildir; böyle bir deri parçasının bu kölemin yanında olmasını isterdim ve onu hiç önemsemezdim!"

 

İmam Cafer Sadık (a.s) bu sözleri işittikten sonra oturdu ve bize dönerek şöyle buyurdu.

 

Vallahi onların söylediği gibi değildir. Birinin içinde yazılar ve diğerinde ise Resulullah'ın (s.a.a) silahı bulunan tabaklanmış, yünleri ve kılları üzerinde, iki deri mahfaza bırakılmıştır bize. Vallahi içinde Allah'ın yarattığı bütün helâl ve haramlar kaydedilen, hatta tırmalamanın diyeti bile belirtilen yetmiş arşın uzunluğunda bir kitap var bizde.

 

İmam (a.s), sonra tırnağıyla kolunu çizip, bu tırmalamayı bize bilfiil göstererek şöyle devam etti:

 

Vallahi bizim yanımızda Kur'ân olmayan bir mushaf vardır.

 

Abdullah b. Sinan'dan ise şöyle rivayet edilmiştir:

 

İmam Cafer Sadık'a (a.s), İmam Hasan'ın (a.s) oğlunun başına gelenleri anlatıyorlardı; biz de Cifr'den bahsettik. Bu-nun üzerine İmam şöyle buyurdu: "Vallahi bizim yanımızda üzerine Resulullah'ın (s.a.a) imlasıyla Ali'nin yazmış olduğu bir keçi ve bir de koyun derisi var. Bunun dışında bir de bizde, içinde insanların ihtiyaç duyduğu şeyler bulunan ve hatta tırmalamanın diyeti bile belirtilen yetmiş arşın uzunluğunda bir sahife var."

 

Ebu'l-Kasım Kûfî'nin rivayetinde ise şöyle geçer:

 

İmam Hasan'ın torunları, Cifr'den bahsedildiğinde, "Bu, önemli bir şey değildir." dediler. Bişr, bunu İmam Cafer Sadık'a (a.s) haber verdi. Bunun üzerine İmam, "Evet; Cifr, içi ilimle dolu olan iki tabaklanmış deridir; biri keçi ve diğeri ise koyun derisi…" buyurdu.

 

Abdullah b. Sinan'ın hadisinde, yukarıdaki hadisin peşinden şöy-le geçer:

 

Ali'nin hattıyla ve Resulullah'ın (s.a.a) mübarek dudaklarından çıkan imlasıyladır.

 

Süleyman b. Halid, İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet et-miştir:

 

Bahsettikleri Cifr'de onları rahatsız eden şeyler var. Çün-kü onlar hakkı söylemiyorlar, Cifr'de ise hak vardır. Eğer on-lar gerçekten sözlerinde samimî iseler, Ali'nin (a.s) hükümlerini ve miras konusundaki uygulamalarını çıkarsınlar. Onlardlardan, içinde Fatıma'nın (s.a) vasiyeti ve yanında da Resu-lullah'ın (s.a.a) silahı bulunan Fatıma'nın Mushafı'nı size göstermelerini isteyin…

 

Mualla b. Huneys İmam Cafer Sadık'ın (a.s) amcası oğulları hak--kında şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

 

Onlar sizi çağırınca davetlerini kabul ettiğiniz zaman ken-dilerine, "Biz size söyledikleri gibi değiliz; bu ilmi -din bilgisini- ve onun sahibini arayan insanlarız. Bu ilim sizin yanınızda ise her konuda sizi izleriz; başkasının yanında ise, onu bulmak için ararız." demenizi isterim.

 

İmam (a.s) daha sonra şöyle devam etti:

 

"Kitapların (Câmia, Cifr ve Fatıma'nın Mushafı) hepsi Ali b. Ebi Talib'in (a.s) yanındaydı; Irak'a gidince onları Ümmü Seleme'ye emanet etti. Şehit edilince bu kitaplar İmam Hasan'a (a.s) ulaştı. O da şehit olunca İmam Hüseyin'e (a.s) ve sonra da babama ulaştı…."

 

Yine aynı kitapta Ali b. Sa'd veya Said'den şöyle rivayet edilmiştir:

 

İmam Cafer Sadık'ın (a.s) yanında oturmuştum. Dostlarımızdan bir grup da oradaydı. Mualla b. Huneys İmam'a (a.s), "Fedanız olayım! Hasan b. Hasan'dan ne çektiniz?" diye sordu. Sonra Tayyar, İmam'a (a.s) şöyle dedi: "Fedanız olayım! Bir sokaktan geçerken Muhammed b. Abdullah b. Hasan'ı gördüm; bir merkebin üzerindeydi ve etrafını Zeydîlerden bir grup sarmıştı…"

 

Tayyar, bu görüşmede Muhammed b. Abdullah'la aralarında geçenleri İmam'a (a.s) anlattıktan sonra İmam, Cifr hakkında şöyle buyurdu:

 

O, su kırbası gibi tabaklanmış bir öküz derisidir. Onda kitaplar ve insanların kıyamete kadar ihtiyaç duyacakları şeylerin bilgisi var. Resulullah (s.a.a) onu imla etmiş ve Ali de (a.s) kendi eliyle yazmıştır. İçinde Kur'ân'dan bir ayet bile bulunmayan Fatıma'nın Mushafı da ondadır. Resululla-h'ın (s.a.a) yüzüğü, zırhı, kılıcı ve özel sancağı da bizim yanımızdadır. Göresi gözleri olmayanlara rağmen Cifr de bizim yanımızdadır.

 

Anbese b. Mus'ab'dan şöyle rivayet edilmektedir: "Biz İmam Cafer Sadık'ın (a.s) yanında oturmuştuk…" Anbese, rivayetin sonunda İmam Cafer Sadık'ın (a.s) yanındaki deriden iki mahfaza hak-kında şöyle dediğini rivayet etmiştir:

 

Resulullah'ın (s.a.a) silahı, bazı kitaplar ve Fatıma'nın Mushafı o iki mahfazadadır. (Fatıma'nın Mushafı dendiğinde onun Kur'ân olduğunu düşünmeyin.) Vallahi o, Kur'ân değildir.

 

Bazı rivayetlerde, Hz. Fatıma'nın (s.a) Mushafı'nda yukarıdaki hadislerde geçenlerin dışında Resulullah'ın (s.a.a) vefatından sonra kendisini teselli etmek için gelip kendisiyle konuşan bir melekten hadislerin olduğundan bahsedilmektedir. Hammad b. Zeyd'in İmam Cafer Sadık'tan (a.s) naklettiği rivayet, bunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

 

 Usul-i Kâfî'de Hammad b. Zeyd'in İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet ettiği kaydedilmektedir:

 

Yüce Allah, Peygamberinin (s.a.a) ruhunu alınca, o hazretin vefatından dolayı Fatıma'yı (s.a), zorluğunu Allah'tan başka kimsenin bilmediği bir üzüntü ve keder sardı. Bu nedenle Allah, onunla konuşup üzüntüsünü teselli etmesi için bir melek gönderdi. Fatıma, bunu Ali'ye bildirdi. Ali de, ondan tüm duyduklarını yazdı ve böylece Mushaf oluştu… Fakat onda helâl ve haramlarla ilgili bir şey yoktur; onda ancak gelecekle ilgili haberler vardır.

 

Ebu Ubeyde'den ise şöyle rivayet edilmiştir: Ashabımızdan biri, İmam Cafer Sadık'tan (a.s) Cifr'in ne olduğunu sorunca İmam, "İçi ilimle dolu öküz derisinden bir mahfazadır." buyurdu.

 

Adam, "Peki Câmia nedir?" diye sordu.

 

İmam şöyle buyurdu:

 

 

 

Adam, "Peki Mushaf-ı Fatıma?" diye sordu.

 

İmam, bir süre sustuktan sonra şöyle buyurdu::

 

Siz aklınıza gelen, gerekli olan veya olmayan her şeyi soruyorsunuz. Fatıma (s.a) Resulullah'ın (s.a.a) vefatından sonra yetmiş beş gün yaşadı… (Allah ona bir melek gönderdi. Bu melek) Fatıma'nın (s.a) babasının vefatından dolayı musibetini teskin ediyor, onu teselli ediyor, ona babasından ve babasının makamından haber veriyor, kendisinden sonra evlatlarının başına neler geleceğini ona bildiriyordu. Ali (a.s) de bunları yazıyordu…

 

*   *   *

 

Ehlibeyt İmamları'nın -Allah'ın selâmı onların üzerine olsun- İmam Ali'nin (a.s) ahkâm konusundaki "Câmia" kitabını, gelecekte vuku bulacak tüm olayları içeren Cifr'i ve Hz. Fatıma'nın Muhsa-fı'nı miras aldıkları mütevatir olarak rivayet edilmiştir.

Bu hadislerden ve daha sonra nakledeceğimiz diğer hadislerden, bu kitapların öküz derisinden bir mahfazada olduğu ve ona "Cifr-i Ebyaz" dendiği ve Resulullah'tan (s.a.a) miras aldıkları silâhın öküz derisinden başka bir mahfazada olduğu ve ona "Cifr-i Ahmer" dendiği anlaşılmaktadır. 

 
Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.