Salı 22 Mayıs 2012 - 15:05

الثلاثاء ٢ رجب ١٤٣٣

سه شنبه ۲ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۶:۳۵

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

Hz. Resulullah'ın (s.a.a) Ölen için Ağladığına Dair

   İslâm Metinlerinde Geçen Rivayetler

 

1- Resulullah'ın (s.a.a) Sa'd b. Ubâde'nin Hastalığında Ağlaması

 

Sahih-i Müslim'de şöyle geçer:

 

Abdullah b. Ömer der ki: Sa'd b. Ubâde hastalanmış, yatıyordu. Hz. Resulullah efendimiz (s.a.a) Abdurrahman b. Avf, Sa'd b. Ebî Vakkâs ve Abdullah b. Mesud'la birlikte onu ziyarete gitti. Sa'd'ın kendisinden geçtiğini görünce, "Öldü mü?" diye sordu. Ölmediğini söylediler. Resulullah (s.a.a) ağladı, orada bulunanlar da ağladılar.

 

Sonra Resul-i Ekrem (s.a.a) orada bulunanlara hitaben şöyle buyurdu.

 

"Dikkat etmez misiniz?! Yüce Allah, ağladığı veya üzüldüğü için kimseyi kınamaz; ama (mübarek dillerine işaret ederek) bunun için kınar -veya gerekirse- rahmetine boğar."[1]

 

2- Hz. Resulullah'ın (s.a.a), Oğlu İbrahim'in Ölümünde Ağlaması

 

Sahih-i Buharî'de Enes'ten şöyle rivayet edilmiştir:

 

Hz. Resulullah'la (s.a.a) birlikte bir grup Müslüman, (Re-sulullah'ın eşi ve oğlu İbrahim'in annesi) Hz. Mâriye'nin evine gittik. Hz. Resulullah'ın (s.a.a) minik yavrusu İbrahim can vermek üzereydi. Hz. Peygamber'in gözleri doluverdi. Abdurrahman b. Avf, Hz. Resulullah'a dönerek

 

− Sen de mi ya Resulullah?! diye sordu. Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

− Ey Avf'ın oğlu! Ağlamak Allah'ın rahmetindendir. Göz yaşlarım dökülmekte, yüreğim yanıp kavrulmakta şimdi; ama Allah'ın rızasına aykırı düşecek bir şey söylemiyorum. diye buyurdular.

 

Hz. Peygamber, bu sırada yüzünü minik İbrahim'e çevirip ona hitaben şöyle buyurdu:

 

− İbrahimciğim! Yokluğun bizi pek üzmekte, hicranın bize keder vermektedir.

 

İbn Mâce'nin Sünen'inde, Hz. Peygamber'in bunları söyleyerek minik İbrahim'in üzerine kapanıp ağladığı nakledilir.[2]

 

3- Hz. Resulullah'ın (s.a.a), Torununa Ağlaması

 

Sahih-i Buharî'de şöyle geçer:

 

Hz. Resulullah'ın (s.a.a) kızlarından biri ona haber göndererek oğlunun ölmek üzere olduğunu ve mümkünse hemen gelmesini istedi. Hz. Resulullah (s.a.a) aralarında Sa'd b. Ubâde'nin de bulunduğu bir grup sahabeyle birlikte kızının evine gitti. Kesik kesik soluk alan ve son nefesini vermek üzere bulunan yavrucağı Hz. Peygamber'in kollarına bıraktılar. Allah Resulü'nün (s.a.a) ağladığını gören Sa'd:

 

"Ey Allah'ın Resulü, ne oluyor size?!" diye sorunca, Hz. Peygamber:

 

"Bu, yüce Allah'ın, kullarının kalbine yerleştirdiği bir rah-mettir. Allah sevecen, merhametli ve yufka yürekli kullarına rahmet ve şefkatte bulunur."[3] diye buyurdu.

 

4- Hz. Resulullah'ın (s.a.a), Sevgili Amcası Hz. Hamza'ya Ağlaması

 

İbn Sa'd'ın Tabakât'ında ve Vâkıdî'nin Meğazi'sinde özetle şöyle yer alır:

 

Uhud Savaşı sonrasıydı. Ensarın bulunduğu mahalleden, şehitlerine ağlayan Müslümanların sesi duyuluyordu. Hz. Resulullah'ın gözleri doldu: "Hamza'nın, ağlayacak kimsesi de yok!" buyurdu. Hz. Resul-i Ekrem'in (s.a.a) bu sözünü Sa'd b. Muâz duymuştu; Benî Abduleşhel kadınlarına haber göndererek Hz. Resulullah'ın (s.a.a) evinde toplanmalarını istedi. Kadınlar gelip oturdular. Hz. Hamza'ya yas tutup ağladılar.

 

Onların mersiye ve ağlama seslerini duyan Peygamber (s.a.a) onlar için hayır duada bulundu ve yas meclisi tamamlandıktan sonra onları uğurladı.

 

O tarihten sonra ensar kadınları arasında, ölülerine ağlamadan veya onun yasını tutmadan önce Hz. Hamza'nın (r.a) şahadetini anarak ona gözyaşı dökmek âdet olup gelenekleşti.[4]

 

Ayrıca, Hz. Resulullah (s.a.a), sevgili anneleri Amine Hatun'un (r.a) mübarek mezarı başında ağlamış, hatta onunla birlikte yanındakiler de kendilerini tutamayıp ağlamışlardır.[5]

 

5- Resulullah (s.a.a) Ölü Evine Yemek Temin Edilmesini Emrediyor

 

Cafer'in şehadet haberi geldiğinde Hz. Resulullah (s.a.a) "Cafer'in âilesine yemek pişirin; onlar yaslıdır, bu gibi şeylerle uğraşacak durumda değildirler." buyurdu.[6]

 

6- Hz. Resulullah (s.a.a) Yas Süresini Belirtiyor

 

Mütevatir rivayetlerle nakledilen bir hadiste Hz. Resulullah'ın (s.a.a), kadının, kocası dışındaki ölülerine 3 gün, kocası içinse Kur'ân'da da belirtildiği üzere 4 ay 10 gün yas tutmasını buyurduğu geçer.[7]

 

7- Hz. Resulullah'ın (s.a.a) Cafer b. Ebutâlib'e (r.a) Ağlaması

 

Sahih-i Buharî'de şöyle geçer:

 

Hz. Resulullah (s.a.a) Zeyd, Cafer ve Abdullah b. Revâha-nın şahadet haberi gelmeden önce onların şahadetlerini haber vererek yaslarını tuttu ve şöyle buyurdu: "Sancağı Zeyd aldı. Zeyd şehit oldu, Cafer aldı! O da vurulup şehit düştü, İbn Revâha aldı, o da şehit düştü…!"

 

Hz. Resulullah (s.a.a) bu haberleri verirken mübarek gözlerinden yaşlar süzülmekteydi.[8]

 

Hz. Cafer b. Ebutâlib'in biyografisi hakkında el-İstiâb, Usdu'l-Gâbe, el-İsâbe, Tarih-i Taberî ve diğer kaynaklarda geçen metinlerin özeti mealen şöyledir:

 

Cafer'le arkadaşları şehit düşünce, Hz. Resulullah (s.a.a) Cafe-r'in evine gitti, onun çocuklarını çağırıp yanına oturttu, onları öpüp kokladı, ağlayarak sevip okşadı. Cafer'in eşi Esma, "Anam babam sana feda olsun ya Resulullah, ne oldu, neden ağlıyorsunuz? Cafer'le arkadaşlarından bir haber mi var yoksa?!" diye sorunca Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a), "Evet, onlar bugün şehit düştüler!" diye buyurdu.

 

Esma, olayı şöyle nakletmektedir: "Bu haberi duyunca elimde olmaksızın çığlık atıp kalktım, yüksek sesle ağlıyordum, komşu kadınları etrafıma toplandı, ağlaşıyor, ağıtlar yakıyorduk. Bu sırada Fâtıma, "Eyvahlar osun! Ne oldu amcama?!" diye ağlayarak içeriye girdi. Hz. Resulullah (s.a.a), "Cafer gibi birine elbette ki ağlanır!" buyurdular.

 

 

[1]- Sahih-i Müslim, 2, 636, "Cenâiz" kitabı, 6. bab.

[2]- Sahih-i Buhârî, "Cenâiz" kitabı, "Kavlu'n-Nebi İnna Bike Le-Mah-zunûn" bâbı, c.1, s.158 ve Sahih-i Müslim, Kitabu'l-Fezâil, "Rahmetuhu Bi's-Sibyan ve'l-İyâl, c.62 ve Sünen-i İbn Mâce, Kitabu'l-Cenâiz, "Mâ Câe Fi'n-Na-zari İle'l-Meyyit" babı, c.1, s.473, 1475. hadis ve Tabakât-ı İbn Sa'd, c.1, böl: 1, s.88 ve Müsned-i Ahmed c.3, s.193.

[3]- Sahih-i Buhârî, Kitabu'l-Cenâiz, "Kavlu'n-Nebi Yuezzebu'l-Meyyit Bi Ba'zi Bukai Ehlihi Aleyh..." bâbı, ve Kitabu'l-Merzâ, "İyadetu's-Sübyan" bâbı c.4, s.3, Sahih-i Müslim, Kitabu'l-Canâiz, "el-Bukau Ale'l-Meyyit" bâbı, s.636, hadis: 11 ve Sünen-i Ebî Davud, Kitabu'l-Cenaiz, "el-Bukau Ale'l-Meyyit" babı, c.3, s.193, hadis: 3125 ve Sünen-i Nesâî, Kitabu'l-Cenâiz, "el-Emru Bi'l-İhtisa-bi Ve's-Sabr, c.1, s.246; Müsned-i Ahmed, c.2, s.306 ve c.3, s.83, 88, 89.

[4]- İbn Sa'd'in Tabakât'ında Hz. Hamza'nın Hayatı, Dar-ı Sadır, Beyrut baskısı. 1377, c.3, s.11. Daha geniş şekilde: Vâkıdî'nin Meğazi'si, c.1, s.315-317 ve İmtau'l-Esma, c.1, s.163 ve Müsned-i Ahmed, c.2, s.40 ve Tarih-i Taberî. Ayrıca İbn Abdulbir'in el-İstiab'ında ve İbn Esîr'in Usdu'l-Gabe'sinde aynı konu, Hz. Hamza'nın biyografisi kısmında özetle geçer.

[5]- Sünen-i Nesâî, Kitabu'l-Cenâiz, "Ziyaretu Kabri'l-Müşrik" babı, c.1, s.267; Sünen-i Ebî Davud, Kitabu'l-Cenâiz, "Ziyaretu'l-Kubur" babı, c.3, s.218, hadis: 3234 ve Sünen-i İbn Mace, Kitabu'l-Cenâiz, "Ma Câe Fî Ziyareti Ku-buri'l-Müşrikîn" babı, c.1, s.501, hadis: 1572.

[6]- Sünen-i İbn Mace, Kitabu'l-Cenâiz, "Ma Câe Fi't-Taâm Yub'es İlâ Ehli'l-Meyyit" babı, c.1, s.514, hadis: 1610 ve 1611 ve Sünen-i Tirmizî, Kitabu'l-Cenâiz, "Ma Câe Fi't-Taâm Yusneu Li-Ehli'l-Meyyit" babı, c.4, s.219'da bu hadisin hasen ve sahih olduğu kayıtlıdır. Yine Sünen-i Ebî Davud, Kitabu'l-Ce-nâiz, "Sun'atu't-Taâm Li-Ehli'l-Meyyit" babı, c.3, s.195, hadis: 3132 ve Müs-ned-i Ahmed b. Hanbel, c.1, s.205 ve c.6, s.370.

[7]- Sahih-i Buhârî, Kitabu'l-Cenâiz, "Hidadu'lMer'eti Alâ Gayri Zevciha" babı, c.1, s.154 ve Talâk Kitabı, "Teheddu'l-Müteveffa Anha Zevcuha Erbatate Eşhurin ve Arşen" babı, c.3, s.189 ve 68. bab ("el-Kuhlu Li'l-Hadde" babı) ve "el-Kıstu Li'l-Hâdde İnde't-Tuhr" babı ve "Telebbusu'l-Hadde Siyabe'l-Asb" babı ve "Velleziyne Yeteveffevne minkum ve Yezerûne Ezvacen" babı, c.3, s.189, 190 ve Sahih-i Müslim, Talâk Kitabı, "Vücubi'l-İhdad Fî İddeti'l-Vefat ve Tahrimuhu Fî Gayri Zalike İllâ Selasete Eyyam" babı, s.1124-1128 hadis: 1486, 1487, 1490, 1491 ve Sünen-i Ebî Davud, Talâk Kitabı, "Hidadu'l-Müteveffa Anha Zevcuha" babı, c.2, s.290, hadis: 2299 ve "Fî-Ma Tectenibu-hul'-Mu'tedde Fî İddetiha" babı, c.2, s.291, hadis: 2302 ve Sünen-i Tirmizî, Talâk ve Liân Kitabı, "Ma Câe Fî İddeti'l-Müteveffa Anha Zevcuha" babı, c.5, s.171, 174 ve Süneni Nesâî, Talâk Kitabı, "İddetu'l-Müteveffa Anha Zevcuha", "el-İhdad", "Sukutu'l-İhdad Ani'l-Kitabiyyeti'l-Müteveffa Anha Zevcuha", Ter-ku'z-Ziyneti Li'l-Haddeti'l-Müslime Dûne'l-Yahudiyyeti ve'n-Nasraniyye", "Ma Tectenibu'l-Hâddetu Mine's-Siyabi'l-Musabbeğa" ve "el-Hızabu Li'l-Mer'eti" bapları ve Sünen-i İbn Mâce, Talâk Kitabı, "Hel Tehuddu'l-Mer'etu Alâ Gayri Zevcihâ" babı, c.1, s.374, hadis: 2087 ve 2087 ve Sünen-i Daremî, Talâk Kitabı, "İhdadu'l-Mer'eti Ale'z-Zevc, c.2, s.167 ve el-Muvatta, İbn Malik, Talâk Kitabı, hadis: 101, 105 ve İbn Sa'd'in Tabakât'ı, c.4, 1. bölüm, s.27, 28 ve c.8, s.70 ve Müsned-i Ahmed, c.5, s.8, c.6, s.37, 184, 249, 281, 286, 287, 324, 325, 326, 369, 408, 462 ve Müsned-i Tayâlesî, s.1587, 1589, 1591.

[8]- Sahih-i Buhârî, "Peygamber'in Ashabının Faziletleri" kitabı, "Halid b. Velid'in Menkıbesi" babı, c.2, s.204.

 

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.