| Hz. Resulullah'ın (s.a.a) Sünnetinde Müt'a Nikâhı Abdullah b. Mesud'dan şöyle rivayet edilmektedir: Resulullah (s.a.a) bir gömlek karşılığında bile belli bir süreye kadar nikâh yapmamıza müsaade etti." Daha sonra şu ayeti okudu: "Ey inananlar, Allâh'ın size helâl kıldığı güzel ve temiz şeyleri (kendinize) harâm etmeyin, sınırı aşmayın. Cabir ve Seleme b. Ekva'dan ise şöyle rivayet edilmiştir: Resu-lullah'ın (s.a.a) münadisi çıkarak şöyle ilan etti: Resulullah (s.a.a) faydalanmanıza, yani müt'a nikâhı yap-manıza izin verdi. Sebra el-Cuhenî'den de şöyle rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a) müt'a nikâhı yapmamıza izin verdi. Bu-nun üzerine bir kişiyle birlikte Benî Amir kabilesinden bir kadına giderek kendimizi ona sunduk. Kadın, "Karşılığında ne vereceksiniz?" diye sordu. Ben, "Abamı vereceğim." dedim… Kadın, "Seninle aban bana yeter." dedi. Ben üç gün onunla kaldım. Daha sonra Resulullah (s.a.a), "Kim müt'a nikâhı yapmışsa, artık onu serbest bıraksın." buyurdu… Ebu Said-i Hudrî'den ise şöyle rivayet edilmektedir: Biz Resulullah'ın (s.a.a) döneminde bir gömlek vererek müt'a nikâhı yapıyorduk. Ebu Bekir'in kızı Esma şöyle demiştir: Biz Resulullah'ın (s.a.a) döneminde böyle yapıyorduk. Cabir b. Abdullah-i Ensarî ise şöyle demiştir: Biz Resulullah (s.a.a), Ebu Bekir ve Ömer'in döneminde bir avuç hurma ve un karşılığında müt'a nikâhı yapıyorduk; fakat Ömer'in hilâfetinin sonlarında Amr b. Hureys bir kadınla müt'a yaptı ve kadın hamile kaldı. Bu haber Ömer'e ulaşınca müt'a nikâhını yasakladı. Başka bir rivayette ise şöyle geçer: Amr b. Havşeb Benî Amir b. Lueyy kabilesinden bekar bir kızla müt'a nikâhı yapınca kadın hamile kaldı. Bunun üzerine Ömer, neden erkekler adil şahitler tutmadan müt'a nikâhı yapıyorlar?! Bundan böyle erkekler şahit tutmadan böyle bir şey yapacak olurlarsa had uygularım, dedi ve halk da onu kabul etti. Ayrı bir rivayette ise şöyle kaydedilir: Rabia b. Ümeyye b. Halef, iki kadının şahidin tanıklığıyla bir ebeyle müt'a nikâhı yapması sonucu kadın hamile kaldı. Ömer bunu öğrenince minbere çıkarak, "Daha önce bilseydim onu taşlatarak öldürtürdüm." dedi. Başka bir rivayete göre; Seleme b. Umeyye, Hakim b. Ümeyye'nin azat ettiği bir cariye ile müt'a nikâhı yaptı. Cariye bir çocuk doğurunca Seleme o çocuğun kendisinden olduğunu inkâr etti. Ömer bu olayı duyunca müt'a nikâhını yasaklayarak, "Bundan sonra bir kadınla müt'a nikâhı yapmış olan bir erkeği yanıma getirecek olsalar, eşi olursa onu taşlatarak öldürtürüm; aksi durumda ona kırbaç vurdurturum." dedi. Ömer'in yasaklamasından sonra müt'a nikâhı İslâm toplumunda haram ilan edildi ve onun diretmesi sonucu bu hüküm bu şekilde yerine oturdu. Bir rivayette şöyle geçer: Bir gün Ümran b. Sevade, Ömer'e şöyle dedi: – Müsaade edersen sana bir nasihat edeyim. – Bana nasihat eden sağ olsun. – Ümmet, hac aylarında helâl olan temettü umresini Resu-lullah (s.a.a) ve Ebu Bekir yasaklamadığı hâlde senin yasaklamanı kınıyor. – İnsanlar hac aylarında umre yapacak olurlarsa doğru ve güzel bir iş yapmış olurlar; fakat bu durumda Mekke artık boş kalır, kimse oraya gitmez; ben bunu önlemek için böyle bir emir verdim ve doğru bir şey yaptım. – Diyorlar ki, Allah Teala müt'a nikâhına izin verdiği hâl-de Ömer yasakladı; biz daha önce bir avuç hurma karşısında üç gün müt'a nikâhı yapıyor ve daha sonra ayrılıyorduk!! – Resulullah (s.a.a) onu sıkıntı durumunda helâl kılmıştır; fakat daha sonra insanlar rahatlığa kavuştular; şimdi is-teyen bir avuç hurma veya un karşılığında daimi nikâh ya-pıp üç gün sonra da talakla ayrılabilir! -Bu konuda da benim görüşüm isabetlidir- Yüce Allah'ın helâl kıldığı hac müt'ası (yani temettü umresi)ni kimsenin yılın diğer günlerinde umre yapmak için Mekke'ye gitmeyeceği ve Mekke'nin boş kalacağı bahanesiyle yasaklamak caiz midir?! Müt'a nikâhında da; acaba yolculuk yapmak Hz. Resulullah'ın (s.a.a) döneminin insanlarına mı hastı ve bu ne-denle mi insanlar o hazretin izniyle yolculukta müt'a nikâhı yapıyorlardı? Diğer asırlarda yolculuğu aylar ve bazen yıllar boyu süren bir yolcu ne yapsın? Herhangi bir nedenle kendi şehir ve memleketinde evlenemeyen kimseler iç güdülerine sırt çevirebilirler mi? Acaba bu durumdaki bir kişi gizlice zina mı yapacak, yoksa günümüzde birçok yerlerde yaygın olduğu gibi toplum onun açıkça zina yapmasına müsaade mi edecektir?! Halife, "Bir avuç hurma ve unla daimi nikâh yapıp üç gün sonra talakla ayrılsınlar." demiştir. Kadın ve erkek evlenmeden önce böyle bir anlaşma yaparlarsa, bu zaten geçici evlilik (yani müt'a nikâhı)dır. Fakat eğer erkeğin böyle bir niyeti olur da onu kadından gizlerse, kadına karşı ihanet ve hile yapmış olur ve İslâm dini bunu asla kabul etmez. Ömer'in müt'a nikâhı hakkında bu sözü ve diğer sözleri ve yine Hz. Resulullah'ın (s.a.a) ashabının hadisleri ve onların Hz. Resu-lullah (s.a.a), Ebu Bekir ve hatta Ömer'in kendi döneminde müt'a nikâhı yaptıklarını söylemeleri, müt'a nikâhının yasaklanmasıyla il-gili Resul-i Ekrem'in (s.a.a) dilinden rivayet edilen tüm hadislerin Ömer'in hilâfetinden sonra uydurulduğu anlaşılmaktadır. Aksi durumda halife Ömer kendisini eleştirenlere o hadislerle delil getirir ve sahabe de müt'a nikâhının Ömer'in hilâfetinin sonlarında yasaklandığını iddia etmezlerdi. Nitekim Ali (a.s) ve İbn Abbas şöyle demişlerdir: Eğer Ömer müt'a nikâhını yasaklamasaydı, kalbi katılaşanlardan başka kimse zina yapmazdı. Resul-i Ekrem'in (s.a.a) vefatından sonra müt'a nikâhının helâl olduğu konusunda sebat gösteren sahabeler Emirü'l-Müminin Ali (a.s), İbn Mes'ud, İbn Abbas, Ebu Bekir kızı ve Abdullah b. Zübey-r'in annesi Esma, Ebu Said-i Hudrî, Cabir b. Abdullah-i Ensarî, Seleme b. Ümeyye, Muaviye b. Ebu Süfyan, İmran b. Husayn ve tâbiînden Tavus, Ata, Said b. Cübeyr, diğer Mekke fakihleri ve bütün Yemen halkıdır. Fakat halife Ömer'in yasağını izleyenlere gelince; onlardan bazıları yalan yere Hz. Resulullah'a (s.a.a) isnat edilen rivayetlere güvenmişler ve bazıları da halifenin bu konuda içtihat ettiğini söyleyip onun içtihadını din ve bir şeriat kanunu olarak kabul etmişlerdir. * * * Yukarıda halifelerin İslâm hükümlerinde kendi görüşlerine dayanarak din adına görüş belirtmelerinden bazı örneklere değindik ve izleyicilerinin de bunu "içtihat" diye adlandırdıklarına şahit olduk. Hilâfet Ekolü'nün tarih ve fıkhını izleyen herkes bunun Hilâfet Ekolü'yle Ehlibeyt Ekolü'nün ayrılık noktası olduğunu görecektir. Çünkü Ehlibeyt Ekolü izleyicileri bu konuda onlara karşıdırlar. İlerideki konularda İnşaallah buna değineceğiz. Şimdi bu bölümde Hilâfet Ekolü'nün sahabenin girişiminden vardıkları sonucu ve içtihadın bu ekolde nasıl İslâm dininin kaynak-larından biri sayıldığını inceleyeceğiz. |