Çarsamba 8 Eylül 2010 - 15:01

الأربعاء ٣٠ رمضان ١٤٣١

چهارشنبه ۱۷ شهريور ۱۳۸۹ - ۱۶:۳۱

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

Hz. Resulullah'ın (s.a.a) Sünnetinde Hac Müt'ası (Temettü Haccı)

 Cahiliye döneminde Kureyş'e göre hac aylarında umre yapmak en çirkin günahlardan sayıldığı için aşağıdaki rivayetlerden de anlaşıldığı üzere Hz. Resulullah (s.a.a) temettü umresini tedricen tebliğ etmiştir:

 

 Sahih-i Buharî, Sünen-i Ebu Davud ve Sünen-i İbn Mâce'de, "hac" kitabında, "el-Akik-u Vadin Mubarek" bölümünde Ömer b. Hattab'dan şöyle rivayet edilir: (biz Sahih-i Buharî'iden naklediyoruz) Hz. Resulullah'ın (s.a.a) Vadi'l-Akik'de şöyle buyurduğunu duy-dum:

 

 Allah Teala'dan bir melek gelerek bana dedi ki: "Bu mübarek vadide namaz kıl ve kıyamet gününe kadar umrenin hac amelleri arasına girdiğini söyle."

 

 Diğer bir rivayette ise şöyle geçer:

 

 Umre hacla birliktedir.

 

 Sünen-i Beyhakî'de bu rivayet şöyle geçer: "Bize Cebrail geldi..." Rivayetin sonunda ise, "Kıyamet gününe kadar umre hac amelleri arasına girdi." şeklinde geçmektedir.

 

 Mu'cemu'l-Buldan'da "Akik" şöyle tanımlanmıştır: Akik, hakkın-da "Sen mübarek bir vadidesin." buyruğu geçen, Zu'l-Huleyfe vadisi içerisinde bir yerdir. Iraklılar onun Zatu'l-Irk bölgesinden ihram bağlarlar.

 

 İbn Hacer, Fethu'l-Barî adlı kitabında, bu hadisin şerhinde şöyle der: "Akik'le Medine arası dört mildir."

 

 Resulullah (s.a.a) kendisine vahiy gelerek hacla umrenin birleştirildiğini Ömer'e bildirmiştir; burada onun şahsına yapılan bu tebliğin bir hikmeti vardır; bu hikmet Ömer döneminde umreyle ilgili vuku bulan olaylardan açık bir şekilde anlaşılmaktadır.

 

 Resulullah (s.a.a) Vadi'l-Akik'de vahiy geldiğini Ömer'e haber vermiş ve Usfan menzilinde Suraka'nın sorusunu yanıtlamıştır. Bu konu Sünen-i Ebu Davud'da geçen rivayette şöyle açıklanmaktadır:

 

 Hz. Resulullah (s.a.a), Usfan'a ulaşınca Suraka b. Malik-i Mud-licî, "Ey Allah'ın Resulü! Bize bugün dünyaya gelmişiz gibi hac hükmünü açıkla." demesi üzerine Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu:

 

 Allah Teala umreyi haccınıza katmıştır. Mekke'ye ulaştığınızda, yanında kurban getiren kimse dışında Kâbe'yi tavaf edip Safa'yla Merve arasında sa'y yapanınız ihramdan çıkar.

 

 Usfan, Cuhfe'yle Mekke arasında yer almıştır; Cuhfe ise Mekke'ye dört menzil uzaklıkta yer almıştır.

 

 Resulullah (s.a.a), Mekke'nin altı mil dışında veya daha uzakta yer alan Serif'de ashabına, "İsteyen onu umre sayabilir." buyur-muştur.

 

 Bu konuda Aişe şöyle diyor:

 

 Biz hac aylarında hac yapmak için gelmiştik. Serif'te konakladığımızda Resulullah (s.a.a) ashabı arasına çıkarak, "Yanında kurbanlık olmayan ve bunu umre saymak isteyen kimse umre sayabilir. Fakat yanında kurbanlık olan bunu umre sayamaz." buyurdu. Bunun üzerine ashaptan bazıları bu emre uydular ve bazıları ise uymadılar.

 

 Buraya kadar geçenlerden, Resulullah'ın (s.a.a) emrine uymayan ashabın cahiliye döneminde hac aylarında umre yapmayı en çirkin günahlardan sayan Kureyş Muhacirlerinden oldukları anlaşılmaktadır.

 

 İbn Abbas'ın naklettiği rivayete göre Resulullah (s.a.a) Mekke'nin Betha bölgesine konakladıktan sonra bu konuyu tekrar tebliğ etmiştir. İbn Abbas şöyle diyor:

 

 Zilhicce ayının dördüncü günü sabahleyin Resulullah (s.a.a) Mekke'nin Betha bölgesinde sabah namazını bizimle birlikte kıldıktan sonra, "İsteyen onu umre sayabilir." buyurdu.

 

 Böylece Hz. Resulullah (s.a.a) bu hükmü tedricen beyan etti; nihayet tavaf ve sa'y bittikten sora vahiy geldi ve herkesin böyle yapmasını emretti.

 

 Beyhakî şöyle diyor: Safa ile Merve arasına Hz. Resulullah'a (s.a.a) kesin hüküm nazil oldu ve Hz. Resulullah (s.a.a) hac için lebbeyk söyleyip yanında kurbanlık getirmeyenlerin onu umre saymalarını emrederek şöyle buyurdu:

 

 Eğer daha önce bilseydim yanımda kurbanlık getirmezdim. Fakat ben başımı bağlayarak yanımda kurbanlık getirdim ve kurban kesmeden ihramdan çıkamam.

 

 Bunun üzerine Suraka b. Malik, "Ya Resulullah! Bugün dünyaya gelmişiz gibi hac hükümlerini bize açıkla. Acaba bu umre bu yıl için mi böyledir, yoksa her zaman böyle mi olacak?" dedi. Hz. Resulullah (s.a.a), "Her zaman için böyle olacak. Kıyamet gününe kadar umre hac amelleri arasına girdi..." buyurdu.

 

 * * *

 

 Yukarıda geçen rivayetlerde Resulullah (s.a.a), Ömer'e şöyle buyuruyor:

 

 Rabb'im bana, "Umre hac amelleri arasına girmiştir." veya "Umre hacla birliktedir." söylememi; yani bu yolculukta hacla umreyi cem etmeyi niyet etmemi emretti.

 

 Usfan'da Suraka'ya, "Yüce Allah bu haccınıza bir umre sokmuştur." şeklinde cevap vererek özellikle "bu haccınıza" sözcüğünü kullanmıştır.

 

 Daha sonra bu hükmü Serif'de, beraberindeki tüm hacılara, "İsteyen onu umre saysın." buyurarak iblağ etmiştir Mekke'nin Betha bölgesinde de "İsteyen..." sözcüğünü kullanmış ve umre ihramından çıkma zamanı gelince de herkese hitap ederek sürekli olarak umrenin hac amelleri arasına girdiğini bil-dirmiştir.

 

 Açıktır ki Suraka'nın her iki yerde, "Bugün dünyaya gelmişiz gibi hac hükümlerini bize açıkla." şeklindeki sözü, Kureyş'in cahiliye dönemindeki kurallarının görmezden gelinmesine işaret eder. Burada Hz. Resulullah'ın (s.a.a) hacda yaptıkları ve temettü umre-sini yerine getirme hükmünü nasıl iblağ ettiği konusunda mü-teva-tir rivayetler vardır. Örneğin:

 

 Müsned-i Ahmed ve el-Muntaka adlı eserde Enes'ten şöyle rivayet edilir:

 

 Hac yapmak için çıkmıştık. Fakat Mekke'ye ulaşınca Re-sulullah (s.a.a) onu umre saymamızı emretti ve şöyle dedi:

 

 Eğer daha önce bilseydim, ben de yanımda kurbanlık ge-tirmez ve bunu umre sayardım; fakat ben yanımda kurbanlık getirdiğim için hac ve umrem kıran sayılacaktır.

 

 Sahih-i Müslim ve Müsned-i Ahmed'de Ebu Said-i Hudrî'den şöyle rivayet edilir:

 

 Resulullah (s.a.a) ile birlikte hacca gitmekte olduğumuzu duyurarak çıktık; fakat Mekke'ye ulaşınca Resulullah (s.a.a), yanında kurbanlık getirenler dışında, herkesin onu umre saymasını emretti. Zilhicce ayının sekizinci günü olunca tek-rar hac için ihram bağlayıp Mina'ya doğru hareket ettik.

 

 İbn Kayyım'ın Zadu'l-Mead adlı eserinde şöyle geçer: Sahih-i Buharî ve Sahih-i Müslim'de Aişe'den şöyle rivayet edilir:

 

 Resulullah (s.a.a) ile birlikte sadece hac için çıkmıştık... Fakat Mekke'ye ulaşınca Resulullah (s.a.a) ashaba, "Bunu umre sayın." buyurdu. Böylece yanında kurbanlık getirenler dışında herkes ihramdan çıktı...

 

 İbn Kayyım, daha sonra şöyle devam ediyor: Bu hadis Buharî'-de şöyle geçmektedir:

 

 Biz yalnız hac için Resulullah (s.a.a) ile birlikte çıkmıştık; fakat Mekke'ye ulaşınca Kâbe'yi tavaf ettik. Daha sonra Re-sulullah (s.a.a), yanında kurbanlık getirmeyenlerin ihramdan çıkmalarını emretti. Böylece yanlarında kurbanlık getirmeyenler ihramdan çıktılar. Kurbanlık getirmeyen Resu-lullah'ın (s.a.a) eşleri de ihramdan çıktılar.

 

 Sahih-i Müslim'de İbn Ömer kanalıyla Hz. Resulullah'ın (s.a.a) zevcesi Hafsa'dan şöyle nakledilmektedir:

 

 Resulullah (s.a.a) Veda Haccında eşlerine umreden sonra ihramdan çıkmalarını emretti. Ben, "Siz ihramdan çıkmayacak mısınız?" diye sordum. Hazret şöyle buyurdu:

 

 Ben başımı bağladım ve yanımda kurbanlık getirdim; onun için kurban kesinceye kadar ihramdan çıkamam.

 

 Sahih-i Buharî'de de İbn Abbas'tan şöyle rivayet edilmiştir:

 

 Muhacir, Ensar, Resulullah'ın (s.a.a) eşleri ve biz Veda Haccı'nda hepimiz hac için telbiye söylemiştik. Fakat Mekke'ye girince Resulullah (s.a.a) onu umre saymamızı emredip şöyle buyurdu:

 

 Yanında kurbanlık getirenleriniz dışında geri kalanınız haccınızın telbiyesini umre saysın...

 

 Hz. Resulullah'ın (s.a.a) nasıl hac yaptığı konusunda Cebir b. Abdullah'ın rivayetini bütün Sihah sahipleri kendi kitaplarında kaydetmişlerdir. Biz burada Sahih-i Müslim'den onun özetini naklederek konumuzu bitiriyoruz:

 

 Sahih-i Müslim'in "Haccetu'n-Nebi" bölümünde Cabir b. Abdullah-i Ensarî'den şöyle nakledilmektedir:

 

 Resulullah (s.a.a) dokuz yıl hac yapmamıştı. Hicretin onuncu yılında Resulullah'ın (s.a.a) hacca gideceği bildirildi. Bu haber üzerine her taraftan bu merasimde Resulullah (s.a.a) ile birlikte olup hac amellerini onun gibi yapmak isteyen büyük bir kalabalık Medine'de toplandı.

 

 Biz Resulullah (s.a.a) ile birlikte Medine'den hareket ettik. Zulhuleyfe'ye ulaşınca Resulullah (s.a.a) oradaki mescitte namaz kıldı. Sonra Kusva ismindeki devesine bindi. Beraberinde bir insan seli hareket ediyordu. Baktığımda Hazretin sağından, solundan, önünden ve arkasından göz alabildiği kadar atlı ve yayaların onunla birlikte hareket etmekte olduklarını gördüm. Resulullah (s.a.a) bizim aramızdaydı; kendisine Kur'ân nazil oluyor, Kur'ân'ın tevilini ve ona nasıl amel edileceğini biliyordu... Kendi yaptığını bize de öğretiyor ve biz de onun gibi yapıyorduk... Bizim hac yapmaktan başka bir niyetimiz yoktu; umreden haberimiz bile yoktu. Nihayet Mekke'ye ulaşıp rüknü istilam ettikten sonra... (Cabir bu şekilde Resulullah'ın (s.a.a) yaptığı amelleri sıralıyor ve nihayet diyor ki:)

 

 Resulullah (s.a.a) Merve'ye doğru son şavtını yaptıktan sonra şöyle buyurdu:

 

 Eğer daha önce bilseydim yanımda kurbanlık getirmez, bunu umre sayardım. Fakat aranızdan yanında kurbanlık getirmeyenleriniz ihramdan çıkarak bunu umre saysın.

 

 O sırada Suraka b. Malik b. Cu'şum ayağa kalkarak, "Ya Resulallah! Bu yılımız için mi böyledir, yoksa sürekli bu şekilde mi olacak?" diye sorunca Hz. Resulullah (s.a.a), parmaklarını birbirine geçirerek, şöyle buyurdu:

 

 Umre sürekli olarak hac amelleri arasına girmiştir.

 

 Buhari'de şöyle geçer:

 

 Suraka, "Bu sadece bizim için midir?" diye sorunca Hz. Resulullah (s.a.a), buyurdu ki:

 

 Hayır; bundan böyle her zaman bu şekilde olacaktır.

 

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.