Salı 22 Mayıs 2012 - 14:58

الثلاثاء ٢ رجب ١٤٣٣

سه شنبه ۲ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۶:۲۸

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       


Hz. Mehdi'nin (a.f.) İmameti ve Şianın Kelami Görüşleri

     
imam mehdi (af)
     

        Bir İmam'ın vefatından sonra diğer bir İmam'ın O'nun yerine geçmesi  hususundaki Şiaların kelami inançları, yeni İmam'ın durumunun  tespitinde önemli bir rol ifa ediyordu. Bu inançlar Şialar arasında az  çok resmiyet bulmuştu ve onların çerçevesinden çıkmak da doğru değildi.  Hz. Mehdi'nin (a.f.) imameti hakkında bu inançların bir kısmı gündeme  geldi. İmamiye'nin Hz. Mehdi'nin (a.f.) imameti hususunda gündeme  getirdiği meselelere dayanan Navbahti ve Eş'ari'nin rivayeti, Şia'nın  imametle ilgili üçüncü yüzyıldaki kelami görüşlerini göstermektedir.  Sonraları Şia'nın imamet hakkındaki kelami temelleri bu görüşler  üzerinde kuruldu.

     Navbahti, Şia fırkalarından on ikincisi  olan İmamiye hakkında bahsederken bu temel görüşlerin bazısına da şöyle  değinmiştir:

1. Yeryüzü hüccetsiz olamaz.

2. İmam Hasan ve Hüseyin'den (a.s.) sonra iki kardeşin imametleri mümkün değildir.

3. Yeryüzünde yaşayan iki kişi bile kalsa mutlaka onlardan biri Allah'ın hücceti olacaktır.

4. Kendi  imameti sabit olmayan birinin oğullarının imameti de caiz değildir.  Mesela: İmam Sadık'ın (a.s.) oğlu İsmail, kendi babası hayattayken  –imamet makamına varmadan- öldüğü için onun oğlu Muhammed de imamet  makamına sahip olamaz.

     Daha sonra sözlerine şunu  da ekliyor:  Bu temel görüşler Sadık İmamların (a.s.) rivayetlerinden  alınmış ve hiçbir Şia da bunu red veya inkar etmeye kalkışmamıştır.  Bunların tariklerinin sahih olduğunda ve senetlerinin sağlam ve muteber  olduğunda İmamiye'nin hiçbir şüphe ve tereddüdü yoktur. Şia açısından,  yeryüzü bir lahza bile Allah'ın hüccetinden boş olamaz. Çünkü bu  surette yeryüzü ve onda bulunan her şey ansızın birbirine girer,  darmadağını olur. Biz İmam Askeri'nin (a.s.) imametine ve imamet  makamında dünyadan göçtüğüne itikat ve itiraf ediyoruz. Ve inanıyoruz  ki O'nun kendi sulbünden olan biri O'nun yerine imamete geçmiş, O  Hazretten sonra ümmetin imametini üstlenmiştir. Bir gün Allah'ın  izniyle gaybet perdesinin ardından çıkıp gelecek ve imametini aşikar  edecektir. Çünkü O'nun gaybete çekilmesi de zuhur etmesi de Allah'ın  elindedir. Emir-ül Müminin (a.s.) şöyle buyurmuştur:

"Allah'ım  sen, hüccet ve beyyinatının boşa çıkmaması için yeryüzünü zahir ve  meşhur veyahut da gizli ve tanınmayan bir hüccetten boş bırakmazsın."

     İşte biz buna emr olunmuşuz ve bu inancın teyidinde de önceki  İmamlardan rivayet edilen sahih hadisler elimizde mevcuttur. Allah'ın  işlerinde inceleme yapmak ve O'nun gizli tutmak istediği şeyleri  keşfetmeye çalışmak, bilmedikleri şey hakkında yorum yapmak, hüküm  vermek Allah'ın kullarına yakışmaz. Emr olunmadığımız sürece O Hazretin  mübarek adını dile getirmemiz ve O'nun yerini öğrenmek için soru sorma  ve incelemelerde bulunmamız caiz değildir.

     Daha sonra da  sözünün devamında takiyye meselesini konu edip İmam Sadık, Kazım ve  Rıza (aleyhim-üs selam)'ın takiyyeye riayet ettiklerine ve Şiaların da  gaybetin başladığı şartlar altında takiyye etmelerinin O Hazretlerin  döneminden daha çok önem  taşıdığına değiniyor. Ve sonunda da konunun  ispatında, O'nun veladetinin gizli olacağını ve mukaddes adının  bilinmeyeceğini ve cihanşümul kıyamından az bir süre önce kendini  tanıtacağını içeren rivayetlere istinat etmiştir.

    On  birinci İmam'ın hilafeti hakkında yanlış düşünen bazı grupların  inançlarını reddetmek amacıyla, Şeyh Müfid de bu delillerin hemen hemen  aynısına değinmiştir. Şeyh'in değindiği önemli temel konulardan biri,  yeryüzünün hüccetsiz olamayacağı ve de şu hadistir: "Kendi zamanının imamını tanımadan ölen herkes cahiliyet ölümüyle ölmüş demektir."

     Şeyh  Tusi de "el-Gaybet" kitabında İmam Askeri'nin (a.s.) vefatından sonra  ortaya çıkan grupların görüşlerinin reddinde bu rivayetlere ve bu  rivayetlerden anlaşılan bazı delillere değinmiştir.

"Yeryüzü Allah'ın hüccetinden boş kalmaz" aslına ilaveten Kur'an'ın iki ayeti de Mehdeviyet'in iki önemli kelami dayanağı olarak nazil olmuştur.

    1. "Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz." 

    2. "Andolsun, biz Zikir'den sonra Zebur'da da: 'Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır' diye yazdık."

     Şeyh Müfid, İmam Zaman (a.f.) hakkındaki yazısının başında bu iki ayete  ve de meşhur bir nebevi hadise istinat etmiştir. Hadis şöyledir


"Dünyanın  sonu gelmeden önce Allah, Ehl-i Beyt'imden benim adımı taşıyan birini  gönderecektir. O, yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduktan sonra  yeryüzünü adaletle dolduracaktır."

----------------------------------------------------

Zuhuru Bekleyenlerin Vazifeleri

Kur’an’da Hz. Mehdi (a.s)

Gaybet-i Suğra ve Kübra

Hadislerde Hz.Mehdi (a.s.)

İmam Mehdi Dinin Korunmasına Vesiledir

İmam Mehdi Ümit Kaynağıdır

Hz.Mehdi Nasıl Tanınacak?

Bekleyişin İslami Öğretilerindeki Yeri

MEHDİ’NİN ZUHURUNUN ALAMETLERİ

Yeryüzü Asla Hüccetsiz Kalmaz

KAYIP İMAMI BEKLERKEN

KUTLU BEKLEYİŞ



Total Visit: 1274
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.