Salı 22 Mayıs 2012 - 14:56

الثلاثاء ٢ رجب ١٤٣٣

سه شنبه ۲ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۶:۲۶

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

Hz. Fatıma'nın (s.a) Kendisine Reva Görülen Zulümden Yakınması

 Ebu Bekir, Hz. Fatıma'nın (s.a), hakkını istemek için getirdiği tüm delil ve şahitleri reddedip Hz. Resulullah'ın (s.a.a) terekesinden, ona yapmış olduğu hibe ve bağıştan hiçbir şey vermeyince Hz. Fatıma (s.a) davasını tüm Müslümanlara söz konusu edip babası Re-sulullah'ın (s.a.a) ashabından yardım istemeye karar verdi. Muhad-dis ve tarihçilerin dediğine göre işte bu hedefle Hz. Resulullah'ın (s.a.a) mescidine doğru hareket etti. Bu mevzu İbn Ebi'l-Hadid-i Mu'tezilî'nin rivayetine göre Ebu Bekir el-Cevherî'nin "Sakife" adlı eserinde ve Ahmed b. Ebu Tahir-i Bağdadî'nin Bela-ğatu'n-Nisâ adlı kitabında kaydedilmiştir, (biz Ebu Bekir el-Cev-herî'den nakledi-yoruz):

 

 Fatıma, Ebu Bekir'in Fedek'i ona vermek istemediğini anlayınca, başına bir başörtüsü bağlayıp çarşaf büründükten sonra, gömleğinin eteği ayaklarını örttüğü hâlde Resu-lullah'ın (s.a.a) yürümesine benzer yürüyüşle kadın akrabalarından oluşan bir grupla Mescid'e geldi; muhacir, ensar ve diğerlerinden oluşan kalabalık bir grubun arasında oturmuş olan Ebu Bekir'in yanına çıktı. Aralarına bir perde çekildikten sonra içten bir feryat etti. Fatıma'nın feryadı oradakileri içten etkiledi; şiddetle ağlamaya başladılar ve böylece meclis karıştı.

 

 Fatıma, ortalığın yatışması, bağrışma ve feryatların kesilmesi için biraz bekledikten sonra Allah'a hamd ve senâ edip Resulullah'a (s.a.a) salat ve selâm ederek sözüne başladı:

 

 Ben Muhammed kızı Fatıma'yım. Bunu göz önünde bulundurarak söylüyorum ki: "Andolsun, içinizden size öyle bir Elçi geldi ki sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir; size düşkün, müminlere şefkatli, merhametlidir." Ona ve Ehlibeyti'ne bakacak olur da soyunu gözden geçirirseniz, onun sizin değil, benim babam olduğunu, sizin erkeklerinizin değil, benim amcamın oğlunun kardeşi olduğunu görürsünüz...

 

 Siz şimdi bizim Resulullah'tan (s.a.a) miras almayacağımızı mı sanıyorsunuz?! "Yoksa cahiliyye hükmünü mü arıyorlar? İyice bilen bir toplum için Allah'tan daha güzel hüküm veren kim olabilir?" Ey Ebu Kuhafe'nin oğlu! Sen babandan miras alıyorsun da ben babamdan miras alamaz mıyım?! Gerçekten ne kadar şaşırtıcı ve dehşet verici bir iddiadır bu!

 

 Şimdi Fedek dizginlenmiş ve eyerlenmiş bir deve gibi afiyet olsun sana; kıyamet günü göreceksin onu; gerçekten Allah en güzel hükmeden, Muhammed (s.a.a) en güzel, en üstün davacı ve kıyamet en güzel mahkeme zamanıdır. O günde zalimler zarara uğrayacaklardır.

 

 Sonra babasının mezarına doğru dönerek şöyle dedi:

 

 "Senden sonra olaylar oldu; fitneler çıktı

 

 Eğer sen olsaydın tüm bunlar çıkmazdı

 

 Biz, susuz yerin yağmuru kaybettiği gibi kaybettik seni Şahid ol ki ümmetin hile yaparak senin Ehlibeytine ihanet etti."

 

 Ravi şöyle diyor: O güne kadar kadınlı-erkekli o halkın öyle ağlayıp feryat ettiklerini görmemiştim! Sonra Hz. Fatımatü'z-Zehra Ensar'a dönerek şöyle dedi:

 

 Ey seçilmişler grubu! Ey dinin destekçileri ve İslâm'ın ko-ruyucuları! Neden bana yardım etmekte gevşeklik gösteriyor, yardım etmiyorsunuz? Neden benim hakkımı görmez-den geliyor, onu istemekten gaflet ediyorsunuz?!

 

 Resulullah (s.a.a), "Evlada saygı göstermek, babaya saygı göstermek hükmündedir." buyurmamış mıdır? Ne kadar çabuk Allah'ın dinini değiştirip aceleyle bidat çıkardınız? Şimdi Resulullah (s.a.a) ölünce dinini de yok mu ettiniz?!

 

 Kendi canıma andolsun ki onun ölümü çok büyük bir musibet, sürekli genişleyen ve hiçbir zaman kapanmayacak çok derin bir yaradır. Ondan sonra ümitler kesildi, yeryüzü zifiri karanlık oldu ve dağlar dağılıverdi. Ondan sonra had ve sınırlar kalktı, saygınlık perdesi yırtıldı, güvenlik ortadan kalktı; ve bütün bunları Kur'ân-ı Kerim onun vefatından ön-ce bildirip size haber verdi: "Muhammed, sadece bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse siz topuklarınızın üzerinde geriye mi döneceksiniz? Kim topuklarının üzerinde geriye dönerse, Allah'a hiçbir ziyan veremez. Allah, şükredenleri mükâfatlandıra-caktır."

 

 Ey Kiyleoğulları! Gözlerinizin önünde babamın mirasını gasp ederlerken benim imdada çağırdığımı duyduğunuz hâlde neden bir şeyler yapmıyorsunuz?! Oysa sizin gücünüz var, kişileriniz var ve saygınlığa sahipsiniz. Allah'ın seçip çıkardığı ileri gelenler ve seçkin kişilersiniz. Araplara ters düşüp zorlukları kabullendiniz; nihayet İslâm değirmeninin taşı sizin çabanızla dönmeye başladı, zaferler kazanıldı, savaş ateşi söndü, şirk ve putperestlik hareketleri yatıştı, karışıklık ortadan kalktı ve din düzeni sağlamlaştı. Şimdi tüm bu ilerlemelerden sonra geri çekildiniz, o kadar direnişten sonra yenilgiye uğradınız, o kadar cesaret ve kahramanlıklardan sonra sadık kalacakları yönünde ahitleştikten sonra imanlarını geriye atıp, din ve inancınıza dil uzatan gerisin geriye yönelen bir avuç kişiden korkup kabuklarınıza çekildiniz?! "O küfür önderleriyle savaşın. Çünkü onların and-ları yoktur; belki (böylece küfürden) vazgeçerler."

 

 Fakat görüyorum ki alçaklık ve kendinize bakmaya yönelmiş, keyif ve rahatlığınıza düşkün olmuş ve inançlarınızı yalanlamaya başlamışsınız; rahat ve kolay bir şekilde elde ettiğiniz tüm şeyleri bir arada kaybetmişsiniz; fakat şunu bilin ki eğer siz ve yeryüzündeki tüm insanlar kâfir olursa da, şüphesiz Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.

 

 Ben alçaklık ve düşüklüğünüzü bildiğim hâlde söylenmesi gerekenleri size söyledim. Şimdi bu size afiyet olsun; Allah'ın alevleri kalplerden yükselen ateşiyle bozulmaz bir ilişkisi olan onu tüm alçaklık ve utancıyla alın; yapmakta olduklarınız Allah'ın gözü önündedir ve yakında zulmedenler nereye döneceklerini göreceklerdir. Ravi diyor ki: Muhammed b. Zekeriyya, Muhammed b. Zah-hak'tan, o da Hişam b. Muhammed'den, o da Avane b. Hakem'-den şöyle nakleder: Hz. Fatıma, söylemek istediklerini Ebu Bekir'e söyledikten sonra Ebu Bekir Allah'a hamd ve senâ edip Hz. Resululla-h'a (s.a.a) salat ve selâm'dan sonra şöyle dedi:

 

 Ey kadınların en üstünü ve babaların en üstününün kızı! Vallahi ben Resulullah'ın (s.a.a) görüşünün aksine davranmış ve onun emri dışında bir iş yapmış değilim. Öncü kafiledekilere yalan söylemez. Sen söyleyeceklerini söyledin, maksadını ulaştırdın, öfkeni dile getirdin ve sonra yüz çevirdin. O hâlde Allah bizi ve seni bağışlasın. Fakat sonra; ben Resu-lullah'ın (s.a.a) savaş aletlerini, bineğini ve ayakkabılarını Ali'ye teslim ettim! Fakat bunun dışındaki şeylere gelince; ben Resulullah'tan (s.a.a) şöyle duydum: "Biz peygamberler miras olarak kendimizden geriye altın, gümüş, yer, mal-mülk ve ev bırakmayız; bizim mirasımız iman, hikmet, ilim ve sünnettir!" Ben de Resulullah'ın (s.a.a) bana emrettiği işi yaptım; bu konuda muvaffakiyetim ancak Allah'tandır; ben O'na tevekkül ettim ve hacetimi O'na götürüyorum!

 

 Belağatu'n-Nisâ kitabında ise şöyle rivayet edilmektedir: Ebu Bekir'in bu sözlerinden sonra Hz. Fatıma şöyle dedi:

 

 Ey insanlar! Ben Fatıma'yım ve babam ise Muhammed'dir. Bunu göz önünde bulundurarak söylüyorum ki: "Size kendi aranızdan bir peygamber gelmiştir..."

 

 Yukarıda kaydettiklerimizi söyledikten sonra şöyle devam etti:

 

 Siz kasıtlı olarak Allah'ın Kitabını arkanıza attınız, emirlerini görmezden geldiniz. Oysa yüce Allah buyuruyor ki: "Süleyman (babası) Davud'dan miras aldı." ve Yahya b. Ze-keriyya'nın kıssasında ise şöyle buyuruyor: "Rabb'im! Bana kendi katından bir çocuk ver de benden ve Yakuboğulla-rı'ndan miras alsın." Ve yine buyuruyor ki: "Allah'ın Kitabında yakınlardan bazıları bazılarına daha üstündür." Ve de şöyle buyuruyor: "Allah çocuklarınız hakkında size tavsiye ediyor: Erkeğe iki kadının payı verilir." Ve yine buyuruyor ki: "Eğer geriye bir hayır bırakırsa, baba ve anneye ve akrabalara güzel bir şekilde vasiyet etmek muttakiler üzerine bir haktır." Bütün bunlara rağmen benim babamdan bir hak ve miras alamayacağımı, bizim aramızda hiçbir bağın olmadığını mı söylüyorsunuz?!

 

 Acaba Allah size özel bir ayetle bir seçkinlik ve ayrıcalık verip Peygamber'ini ondan müstesna mı etmiştir?! Veya bizim birbirinden miras almayan iki millet ve dinin kişileri olduğumuzu mu söylüyorsunuz?! Acaba ben ve babam bir din-den değil miyiz?! Belki de sizler, Kur'ân'ın umum ve hususlarını peygamberden (s.a.a) daha iyi biliyorsunuzdur! "Acaba cahiliyye hükmünü mü istiyorsunuz"..."

 

 İbn Ebi'l-Hadid şöyle diyor:

 

 Fedek olayı ve Fatıma'nın Ebu Bekir'in yanına gidişi Re-sulullah'ın (s.a.a) vefatından on gün sonra vuku buldu ve doğ-ru görüşe göre Fatıma'nın o meclisten döndükten sonra is-ter erkek olsun, ister kadın olsun, hiç kimse Resulullah'ın (s.a.a) mirasından bir kelime bile bahsetmedi!

 

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.