Perşembe 9 Şubat 2012 - 06:07

الخميس ١٧ ربيع الأول ١٤٣٣

پنجشنبه ۲۰ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۷:۳۷

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       


Hz. Ali (a.s)'dan Hikmet, Züht, Güzel Ahlak ve Takva Hakkında Nakledilen Hadisler

     
       
Hz. Ali (a.s)
     
     

    Resulullah Sallallahu aleyhi ve alih'in Vasisi Emir-ul Müminin Hz. Ali  el- Murtaza (a.s)'dan tevhit takva, hikmet, züht ve benzeri konularla  ilgili çok sayıda hadis nakledilmiştir. Bu yüzden biz onların hepsini  burada zikredemeyeceğiz. Çünkü sadece tevhitle ilgili sözlerini  nakledecek olsak bile bu kitapta var olan tüm hadisler kadar  olur.Tevhitle ilgili olarak, sadece bir hutbesini bu bölümün başında  nakletmekle yetineceğiz; daha sonra, bu kitabın hacmine uygun olan ve  herkesin üstünlüğünde birleştiği ilgi çekici sözlerini nakledeceğiz. Bu  kadarı yeterli olur inşaallah Teala

Tevhitle İlgili Hutbesi

     Şüphesiz Allah'a ibadetin başı O'nu tanımaktır. O'nu tanımanın esası  ise O'nu tek ve eşsiz bilmektir. O'nu tek ve eşsiz bilmenin ölçüsü ise  O'ndan nitelikleri (diğer varlıklarda bulunan noksan sıfatları)  nefyetmektir. Çünkü akıllar bütün niteliklerin ve nitelik sahiplerinin  yaratık olduğuna tanıklık eder. Tüm yaratıklar da, nitelik ve nitelik  sahibi olmayan bir yaratanın varlığına tanıklık eder. Çünkü her nitelik  ve nitelik sahibi bir bileşimi gösterir. Bileşim hudûsa (sonradan  meydana gelişe), hudûs ise ezeli olmanın muhal olduğuna tanıklık eder.  Allah'ın zatını tanıdığını iddia eden O'nu tanımamıştır. O'na sınır  koyan, O'nu tek bilmemiştir. O'na bir eş tasarlayan O'na inanmamıştır.  O'nu (diğer bir varlığa) benzeten kimse, O'nun hakikatine varmamıştır.  Her kim O'nun vehme sığdığını sanarsa, O'na yönelmemiştir. O'nun  (zatının) künhüne varmak isteyen, birliğini tasdik etmemiştir. O'na  işaret eden, O'na yönelmemiştir. O'na sınır tanıyan O'nu  kastetmemiştir. O'nu bölümlere ayıran O'na teslim olmamıştır. O'nun  zatıyla ayakta duran her şey başkasına bağımlıdır ve başkasına bağımlı  olan her şey bir sebep vasıtasıyla oluşmuştur.Yaratıkları O'nun  varlığının nişanesi ve akıllar O'nu tanımanın vesilesidir. Fikirle  hüccet kesinleşir. Nişanelerini yaratıklarına hüccet kılmış ve onları  yaratarak kendisi ve onlar arasında bir perde oluşturmuştur. Varlığıyla  yaratıklarından ayrılır.Onları araçlarla donatması, kendisinin araçsız  olduğuna tanıktır; çünkü araçlar; araç sahiplerinin muhtaç olduklarına  delildir. Yaratıklara bir başlangıç belirlemesi O'nun başlangıcının  olmadığına tanıklık eder, çünkü bir başlangıcı olan, başkasını yoktan  var edemez. İsimleri, gerçeğe ulaşmak için bir vesiledir ve işleri,  gerçeği anlamak için vasıtadır; Zatı hakikatin özüdür. Zatı, O'nunla  yaratıklarını ayırmaktadır. Her kim Allah'ı nitelendirirse O'nu  tanımamıştır ve O'na bir benzer tasarlayan O'ndan uzaklaşmıştır. O'nun  hakikatine vardığını sanan hata etmiştir.Her kim, nerededir derse O'na  bir mekan tasarlamıştır; her kim, nededir derse O'na bir mekan isnat  etmiştir; her kim, nereye yönelmiştir derse O'na bir sınır tayin  etmiştir; her kim, neden derse O'na bir sebep belirlemiştir; her kim,  nasıldır derse O'nu bir şeye benzetmiştir; her kim, ne zaman derse O'na  bir zaman tanımıştır; her kim, şuraya kadar derse O'na bir son  belirlemiştir; ve kim O'na bir son belirlerse O'nu bölmüştür; kim O'nu  bölerse O'nu nitelendirmiştir ve kim de O'nu nitelendirirse O'nu inkar  etmiştir; O'nu parçalara ayıran değişmeleri zevallarından O'ndan yüz  çevirmiştir. Allah, mahluklarının değişmesiyle değişmez; sınırlı  varlıkların sınırıyla sınırlanmaz; birdir ama birliği sayıya dayanmaz;  O hiç bir ihtiyacı olmayan ihtiyaçsızdır; bir şeye girmeden batın ve  hiç bir şeyden ayrılmaksızın zahirdir; görmekle kavranılmayandır;  aşikardır; cisim olmayandır latiftir; harekete ihtiyacı olmayandır  faildir; fikre ihtiyaç duymadan yaratıkların ölçüsünü belirleyendir,  hareket etmeksizin onları düzene koyandır; araç ve organa ihtiyacı  olmadan duyan ve görendir; yaklaşmaya ihtiyaç duymadan yakın ve mesafe  söz konusu olmaksızın uzaktır; vardır; yokluktan sonra değil; zamanlar  O'na eşlik etmez ve yerler O'nu kapsamaz; O'nu uyku tutmaz; vasıflar  O'nu sınırlamaz; vasıtalar O'na engel olmaz; varlığıyla zamandan ve  yokluktan öne geçmiş ve ezeli oluşuyla başlangıcı olma sınırını  aşmıştır.Duygu ve hisleri verenin O, olması hasebiyle zatının his ve  duygulardan uzak olduğu, cevherleri yaratan olduğu için de cevherinin  olmadığı, yaratıkları yoktan vareden olmasıyla O'nun yaratıcısının  olmadığı, eşyalar arasındaki çelişkileri icat eden olmasıyla da  zıddının olmadığı bilinir. Varlıkları birbirine eş olarak yaratan  olduğu için de O'nun bir eşi olmadığı anlaşılır.Karanlığı nura ve  sıcağı soğuğa karşıt kılmış; değişik unsurları birleştirmiş zıt  olanları birbirine yaklaştırmış; onları ayırmak ve birleştirmekle  ayıran ve birleştireni göstermiş. Bütün bunları kendi rabbliğine delil;  gaybına şahit ve hikmetinin açıklayıcısı kılmıştır. Çünkü bu  varlıkların oluşumu sonradan var olduklarını gösterir; varlıkları, yokluklarını  bildirir; değişmeleri zevallerini bildirir, ve yok olmaları  yaratıcılarının zevalinin olmadığını gösterir; Allah Teala buyuruyor  ki; Ve her şeyden iki eş yarattık ki belki, siz (Allah'ı)  hatırlayasınız. Önce ve sonrayı ortaya çıkararak kendisinin öncesi ve  sonrası olmadığını göstermiştir. Yaratıklarını çeşitli içgüdülerle  yaratarak içgüdüsünün olmadığını, yaratıkları birbirlerinden farklı  kılarak kendisinde değişikliğinin olmadığını göstermiştir. Onları  belirli bir süre ve zamana bağlı kılmakla kendisinin zamanla bir  bağlantısının olmadığını ve yaratıklarını birbirinden ayırmakla ve  birbirine gizli kılmakla O'nunla yaratıkları arasında bir örtünün  olmadığını göstermiştir. Kullar varolmadan Rabliğin hakikati ve yaratık  olmadan ilahlığın hakikati O'nda var idi. Duyulacak bir ses olmadan  duyma gücüne, bilinen bir şey olmadan bilginin gerçeğine ve kudretini  göstermeden hakiki güce sahip idi. Yaratıklar olmadan yaratıcı ismine  ve mahlukat olmadan öncede halik vasfına layık idi.Yaratıkları bir şeye  dayanmadan yaratmıştır ve bir şeyden yararlanmadan aralarında uyum  sağlamıştır. Bir zorluğa düşmeden onlara ölçü vermiştir. Fikirler O'nun  zatını kavrayamaz ve düşünceler O'nun hakikatini kuşatamaz.Ne zaman  diyerek O sınırlanamaz; şimdi kelimesi O'nu yaklaştırmaz; beraber  diyerek bir şeyle beraber kılınamaz; şayet diyerek de gizlenemez. O  kelimesi O'nu kuşatamaz. Bu kelimeler ancak kendilerini sınırlarlar.Bu  kelimelerin O'nun yarattığı eşya arasında geçerliliği vardır; çünkü bu  bağlaçlar ihtiyacı bildiriler; tezat, zıddının varlığına benzeyen,  benzerinin olduğunu ve olaylar zamanla birlikte olduklarını  gösterirler.İsimleriyle sıfatları birbirinden farkedilir, o isimlerle,  birlikte olanlar birbirinden ayrılır; olaylar o isimlerle vuku bulur.  Yaratıkların başlangıcının olması kadim olmadıklarını, süreye bağlı  olmaları ezeli olmadıklarını ve eğer böyle olmasaydı sözü cebre boyun  eğmediklerini gösterir. Dağılmaları dağıtıcı olanı bildirmiş ve  kopmaları koparanı göstermiştir.Yaratıkları vasıtasıyla akıllara  tecelli ederek gözlerden gizli kalmış ve fikirler yaratıklarına  yönelmiş bunlarla ibretler ortaya konmuş ve sabit olmuş ve bunlardan  deliller açıklık kazanmıştır. Akıllarla Allah tasdik edilir ve ikrarla  iman kamil olur. Marifet (Allah'ı tanımak) olmadan din olmaz, tasdik  olmadan marifet mümkün olmaz ve ihlaslı bir inanç olmaksızın tasdik  gerçekleşmez. İhlas olmaksızın tevhid olmaz; Allah bir şeye  benzetilirse ihlas gerçekleşmez; nitelikler O'na atfedilirse  eksiklikler O'ndan tam olarak nefy olmaz ve halis tevhit gerçekleşmez.  Bazı yönlerden benzetmeği geçerli bilmek bütün yönlerinde benzetmenin  geçerli olmasını gerekli kılar; bazı benzerliklerden O'nu münezzeh  bilip bazısını kabul etmek tam tevhitten insanı uzak düşürür.İkrar  etmek inkarı nefyetmektir; her türlü inkar, ihlasa ulaşmayı  önler.Yaratıklarda olan özellik yaratıcıda olmaz; yaratılmış için  mümkün olan bir şey yaratıcısında mümkün olmaz; O'nun için hareket cari  olmaz; bölünme ve birleşme O'nda vuku bulmaz. O'nun uyguladığı şey  kendisi hakkında nasıl uygulanabilir? O'nun başlattığı şey nasıl  kendisine dönebilir? O'nun oluşturduğu oluşum nasıl kendisi hakkında  geçerli olabilir? Yoksa O'nun zatı değişir, bölünür ve ezelden oluşu  mümkün olmaz ve ezeli oluşunun bir manası kalmaz.Bu takdirde yaratıcı  mahluka dönüşür; arkası olursa önü de olur; tamamlanmaya ihtiyaç  duyarsa eksik olması gerekir. Değişebilirse ezeli diye vasıflanamaz.  Zamanın geçmesi O'nu etkilerse nasıl sürekli olabilir? Eşyadan  etkilenen nasıl onları yoktan var edebilir? Böyle olursa yaratıkların  nişanesini taşır. Yaratıklar O'na nişane olacağına kendisi de diğer bir  yaratıcının nişanesi olur ve sıfatı yaratıkların sıfatlarına benzer. Bu  ise, batıl olduğunu ispatlamak için delile ihtiyacı olmayan bir sözdür;  bu husustaki soruya cevap vermek bile yersizdir.


NEHC'ÜL-BELÂĞA VE ŞİÎ DÜŞÜNCE

Nehc'ül Belâğa Bir Şaheserdir

NEHC’ÜL-BALAĞA’DA HİTABETİN ROLÜ

SEYİT RAZİ’NİN ŞAHSİYETİNE KISA BİR BAKIŞ

Nehc'ül Belağa’nın Şerhleri



Total Visit: 356
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.