| Hürr'ün Tövbesi Taberî, Adiy b. Harmele'den şöyle rivayet etmektedir: Ömer b. Saad, Hüseyin (a.s) ile savaşmaya hazırlandığnda Hürr b. Yezid er-Riyahî ona, "Allah hayır versin sana! Onunla savaşacak mısın?" dedi. Ömer, "Vallahi savaşacağım! Öyle bir savaşacağım ki en azı başlar kopacak ve kollar kesilecektir!" dedi. Hürr, "Onun bu sözlerinin hiç birine razı değil misiniz?" diye sordu. Ömer b. Saad, "Allah'a andolsun ki, eğer benim elimde olsaydı kabul ederdim; fakat senin emirin bunu kabul etmedikten sonra ben ne yapabilirim ki?" dedi. Hürr bu cevabı alınca Ömer b. Saad'dan ayrılarak Kurre b. Kays ismindeki akrabalarından biriyle birlikte savaş meydanının bir köşesinde, diğerlerinden uzak bir noktada durdu ve ona, "Kurre! Atını suladın mı?" dedi. Kurre, "Hayır. Neden sordun?" dedi. Hürr, "Atını sulamak istemiyor musun?" diye sordu. Kurre diyor ki: Vallahi, ben Hürr'ün savaştan çekilmek istediği-ni, ama bunun anlaşılmasından korktuğu için de kimsenin onu gör-mesini istemediğini anladım! İşte bu nedenle ben, "Hayır, ben atımı sulamayacağım." diyerek ondan ayrıldım. Ne yapmak istediğini bana söyleseydi, ben de Hürr ile birlikte Hüseyin'in (a.s) huzuruna giderdim. Hürr hareket ederek yavaş yavaş Hüseyin'e (a.s) yaklaştı. O sırada, Hürr'ün Muhacir b. Avs ismindeki bir akrabası ona, "Ey Hürr, ne yapmak istiyorsun? Saldırmak mı istiyorsun?" diye sordu. Hürr bir şey söylemedi. Fakat ansızın bütün bedeni şiddetle titremeye başladı. Bunun üzerine Muhacir sözüne devam ederek şöyle dedi: "Ey Hürr, vallahi sana şaşırıyorum! Hiçbir savaş meydanında senin bu kadar korktuğunu ve böyle titrediğini görmemiştim. Bana, Kûfe'nin en cesur adamının kim olduğunu sorsalardı, seni söylerdim. Gördüğüm bu hâlin ne?!" Hürr şöyle cevapladı: "Vallahi, ben kendimi cennetle cehennem arasında şaşkın görüyorum! Vallahi parça parça edilip yakılsam bile, hiçbir şeyi cennete tercih etmeyeceğim!" Sonra atını mahmuzlayarak Hüseyin'in (a.s) huzuruna çıkıp şöyle dedi: Ey Hüseyin, Allah beni size feda etsin! Ben sizin dönüşünüzü engelleyen, yol boyunca sizinle birlikte hareket eden ve sonunda sizi burada inmek zorunda bırakan kişiyim. Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederim ki, bu insanların, senin bütün önerilerini reddedeceklerini ve sana böyle davranacaklarını sanmazdım! Kendi kendime, "Onlara itaat etmediğimi anlamamaları için onların bazı emirlerine uymanın bir sakıncası olmaz ve nasıl olsa sonun-da Hüseyin'in (a.s) önerilerini kabul edecekler." diyordum. Onların böyle davranacaklarını bilseydim, vallahi kesinlikle sana böyle davranmazdım! Şimdi Rabbime karşı yaptıkla-rımdan ötürü tövbe ederek sana geldim. Huzurunda ölünce-ye kadar ve bütün zorluklarda seninle birlikte olacağım. Bu-nu benim için tövbe görüyor musun? Hüseyin (a.s), "Evet, Allah tövbeni kabul eder ve günahlarını bağışlar." buyurup, "İsmin nedir?" diye sordu. "Hürr b. Yezid el-Ri-yahî'dir." dedi. Hüseyin (a.s), "Annenin adlandırdığı gibi gerçekten de Hürr'sün. Sen Allah'ın izniyle dünya ve ahirette Hürr olacaksın. Şimdi aşağı in!" buyurdu. Hürr, "Senin atlılarından olmam, piyadelerinden olmamdan daha iyidir. Şimdi onlarla bir süre atın üzerinde savaşacağım, sonra nasıl olsa ineceğim." dedi. Hüseyin (a.s), "Allah'ın rahmeti senin üzerine olsun; nasıl istersen öyle yap!" buyurdu. |