Hristiyan Şairin Gözünden Resul-ü Ekrem (s.a.a)

Lübnan’ın Hristiyan şairi George SHAKOOR “Resul’ün Hamaseti” adlı divanında Allah Resulü(s.a.a)’in ömrünün son günleri hakkında rivayete yer vererek şöyle yazmıştır: “Peygamber o hasta halinde, kendisinden sonra insanların sapmamaları için bir şeyler yazmak amacıyla kağıt ve kalem talep ettiler. Ancak ….”
George Shakoor,” Resul’ün Hamaseti” adlı divanının 67 kasidesinde Hz. Muhammed (s.a.a)’in hayatını, doğumundan ölümüne kadar mısralara dökmüş ve Kur’an ayetlerinden ve İslami hadislerden bir çok beyit ve kelimenin anlamını açıklamak için divanında kaynak olarak istifade etmiştir.
Lübnanlı şair divanını “Resulün Ölümü” adlı kasidesiyle bitirirken şöyle yazıyor: “İslam Peygamberi hastalık halindeyken, vasiyetnamesinde halifesini tayin edebilmek için kağıt kalem istedi.
Vasiyetname insanları yolundan sapmaktan koruyacaktı, ancak bir grup Peygamberin hasta olduğunu ve söylediklerinin farkında olmadığını iddia ettiler. Böylece Peygamberin son sözleri söylenmeden kaldı.”
Shakoor, 25 beyti “Veda Haccı” ve Hz. Ali (a.s)’ın Peygamberin halifesi olarak tayin edilişine mahsus kılmış ve şöyle yazmıştır: “Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. Ömer ve Ebubekir de Ali’yı ilk tebrik edenlerden olmuşlardır.”
O, divanını bütün insanlığa hediye ederken, mukaddimesini iki beyitlik şiire sığdırarak şöyle söylemiştir: “Acaba bu şiiri ben kendim mi yazdım yoksa onda Allah’ın inayeti mi vardı?”
Şair, divanına “Fatiha” kasidesiyle başlıyor ve onda Resul-ü Ekrem (s.a.a)’in özelliklerinden ve onun temiz sülalesinden bahsediyor.
Bu beyitlerin tercümesi şöyledir:
“Yarın şiirlerim okunacaksa, nebevi yaşantıyı övmüş ve methedebilmişsem, lütuf ve rahmete ulaşacağım.”
Shakoor’un divanında “Peygamberin Doğumu”, “Nübüvvetten Önce”, “Çöldeki Peygamber”, “Cebrail ve Vahiy” gibi birçok kaside bulunmaktadır.
Aynı şekilde beyitlerinde de Peygamberin yaşantısının tüm ayrıntılarına değinmiştir; Mekke olayları, Peygambere düzenlenen saldırı, Peygambere karşı muhasara, Hüzün yılı, miraç, Medine’ye hicret ve İslam dinine davet gibi konulara değinmiştir.
Hristiyan şair divanının diğer bölümlerinde, İslam Peygamberi ve Kureyş Kabilesi arasında vuku bulan savaşlara işaret etmektedir.
Bedir Savaşı’yla ilgili şöyle yazmıştır:
“Ey Ali! Sen sağlam bir kılıç gibisin, kim sana benzeyebilir ki,
Öyle bir kılıç ki, başkalarının kılıçlarının heybetini yerle bir ediyor.”
İmam Ali(a.s)’ın methinde şöyle yazmıştır:
“Küfr senin karşında diz çökmüş ve melekler de takvan yüzünden seni korumalarına almışlardır.
Savaş meydanında yiğitler senin dayanıklılığın karşısında ağaç yaprakları gibi her yöne savrulmaktadır.”
Uhud ve Hendek savaşları hakkında da şöyle yazmaktadır:
“Peygamber-i Ekrem (s.a.a) dedi: “Kim meydana gidip de başı dik dönmeye cüret edebilir?”
Herkes suskundu, ancak yenilgi kabul etmeyen adamın kükremesi onların dikkatini çekti ve şöyle dedi: “Biz yenilen ve hakarete uğrayanlardan değiliz.”
Hayber Savaşı hakkında ise şöyle yazıyor:
Arapların efendisi Ali’dir ve onun kılıcı asla yenilgi tatmayacaktır. O, bundan önce de meydanlarda savaş fatihiydi ve Müslümanları kendi himayesine alarak onları galip kılmıştır.
Lübnanlı şair George Shakoor Beyrut’ta İRNA muhabiri ile yaptığı söyleşide: “ Yeni şiir divanım “Hamase-i Resul” adıyla basılmıştır. 67 kasideden teşkil olup Peygamber (s.a.a)’in hayatının doğumundan ölümüne kadar en önemli bölümlerini konu edinmiştir.
Şiirlerime insanın insanlığından başlıyorum: “Medyanın bana sorduğu sorulardan çoğu Hristiayn bir şahsın nasıl olurda Peygamber (s.a.a), İmam Ali (a.s) ve İmam Hüseyin (a.s) hakkında hamasi şiirler yazması yönündedir. Cevap olarak diyorum ki, “Dinlerden önce de insanlar vardı ve ben hiçbir zaman insanlar arasında farklılık gözetmedim.”
Şair, İslami şahsiyetleri metheden şiirler yazmasındaki hedefi açıklarken şunları söylüyor: “Benim işim tarihi şiirler yazmaktır. Tarihi, okuyuculara şiirsel olarak sunmaya çalışıyorum. Bunun yanında da, gerçeğin açıklanması, muhabbetin yaygınlaştırılması, insanların birbirlerine yakınlaşması ve halkın arasındaki soğuklukların giderilmesi konularına değiniyorum.