Salı 22 Mayıs 2012 - 14:36

الثلاثاء ٢ رجب ١٤٣٣

سه شنبه ۲ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۶:۰۶

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

Hilâfet Ordusu Abdullah b. Zübeyr'le Olan Savaşta, Recez Okuyarak Kâbe'yi Yakıyor

 Mes'udî şöyle diyor:

 

 Daha sonra Husayn harekete geçip Mekke'yi kuşatınca, Abdullah b. Zübeyr Kâbe'ye sığındı. Husayn ve beraberindeki Şam ordusu ise, çeşit çeşit mancınıklarıyla Kâbe'yi hedef aldılar. Böylece taşlarla birlikte ateş, gazyağı, kibrit, ateş alıcı parçalar ve diğer yanıcı şeyler fırlatarak Kâbe'yi dağıtıp yaktılar.

 

 O sırada yıldırım düşerek mancınık atan on bir kişiyi yaktı. Bu olay rebiyülevvel ayının üçüne denk gelen cumartesi günü ve Ye-zid'in ölümünden on bir gün önce vuku buldu.

 

 Nihayet Mekke halkına ve Abdullah b. Zübeyr'e yönelik baskılar daha da şiddetlendi ve onlar taş ve ateş yağmuru ile kılıç saldırıları neticesinde büyük sıkıntılara ve eziyetlere düştüler. Bunun üzerine onların arasından bir kişi şöyle recez okudu:

 

 İbn Numeyr çok çirkin ve yanlış bir iş yaptı!

 

 Kâbe'yle Makam-ı İbrahim'i yaktı.

 

 Yakubî de şöyle yazıyor: Husayn b. Numeyr, Kâbe'yi ateş yağmuruna tutunca Kâbe tamamen yandı.

 

 Bir ara Abdullah b. Zübeyr'in sözcüsü olan Ubeydullah b. U-meyr el-Leysî, iki ordu arasındaki çatışma durulunca, Kâbe binasının üzerine çıkarak var gücüyle şöyle bağırmaya başladı: "Ey Şam halkı! Bu Kâbe evi cahiliye döneminde kuşların ve avların bile içinde güvencede olduğu bizim emin yerimizdi. O hâlde Allah'tan korkun ey Şam halkı!" Ancak Şamlılar, "(Hali-feye) itaat, itaat; hamle, hamle; güneş batmadan ilerlemeye devam!" diye karşılık verdiler. Kâbe tamamen yanıncaya kadar bu durum böylece devam etti. Abdullah b. Zübeyr'in yarenleri, "Kâbe'yi söndürelim!" diye bağırdılarsa da Abdullah b. Zübeyr halkın Kâbe'nin yakılması nedeniyle daha da öfkelenmesi için buna genel oldu. Bazı Şamlılar da, "Kâbe'nin saygınlığıyla halifeye itaat çelişti; halifeye itaat Kâbe'nin saygınlığından öne geçti." dediler!

 

 Tarihu'l-Hamis ve Suyutî'nin Tarihu'l-Hulefa'sında şöyle geçer:

 

 Ateşlerinin kıvılcımları neticesinde Kâbe'nin perdeleri, tavanı ve Allah'ın İsmail'in yerine fidye olarak kurbanlık gönderdiği ve Kâbe'ye asılı duran koçun iki boynuzu tamamen yandı. Taberî ve diğer tarih yazarları da şöyle rivayet ederler:

 

 Hilâfet güçleri muharrem ayının geri kalan günleri ve tüm safer ayı boyunca onlarla savaştılar; nihayet hicretin 64. yılında rebiyülevvel ayının üçüncü günü mancınıkla haremi nişan aldılar ve onu ateşle yaktılar. Bu arada da dillerinde sürekli şu recez dolaşmaktaydı:

 

 Mancınığımız tıpkı öfkeli bir deve gibidir.

 

 Onunla taş yağdırmaktayız bu caminin ağaçlarına!

 

 Yine diyorlardı ki: Ümmü Ferve'nin yaptığını nasıl buldun

 

 Onları Safa'yla Merve arasında yakalamasını? Ümmü Ferve'den maksatları da mancınıktır.

 

 Şöyle diyorlar: Mekke kuşatması, rebiyüssani'nin başlarına ve rebiyülevvel'in on dördünde ölen Yezid b. Muaviye'nin ölüm haberi ulaşıncaya kadar sürdü.

 

 Tarih-i Taberî ve diğer kaynaklarda şöyle geçmektedir:

 

 Husayn b. Numeyr'le Abdullah b. Zübeyr'in savaştığı sırada Ye-zid'in ölüm haberi geldi. Bunun üzerine Abdullah b. Zübeyr bağıra-rak onlara, "Sizin zalim padişahınız öldü; o hâlde aranızdan insan-ların kabul ettikleri şeyi kabul etmek isteyen kabul etsin ve isteme-yeniniz de Şam'a dönsün." dedi. Ancak onlar o günün sabahına ka-dar Abdullah b. Zübeyr ile savaşmaya devam ettiler. Nihayet Ab-dullah b. Zübeyr, Husayn b. Numeyr'e, "Yakına gel de birlikte ko-nuşalım." dedi. Husayn yaklaşınca Abdullah b. Zübeyr onunla ko-nuşmaya başladı. Bu konuşma esnasında onlardan birinin atı pisle-di, ardından Harem'in kuşları pisliğin üzerine kondular. Husayn'ın atını onlardan uzaklaştırmaya çalıştığını gören İbn Zübeyr, "Ne ol-du, ne yapıyorsun?" diye sordu. Husayn, "Atımın Harem'in güverci-nini ezip öldürmesinden korktum." dedi. Abdullah b. Zübeyr, "Sen bundan korktuğun hâlde nasıl olurda Müslümanları öldürebiliyor-sun?!" dediğinde Husayn, "Tamam, seninle savaşmayacağım; müsa-ade et de Kâbe'yi tavaf edip dönelim." dedi. Husayn'ın isteği kabul edildi, o da tavaf yapıp beraberindekilerle birlikte geri döndü.

 

 Diyorlar ki: Medine ve Hicaz halkı Şamlılara karşı ayaklanıp onları zillete uğrattılar. Öyle ki her biri kendi merkebinin yularını tutup perişan bir hâlde kendi karargâhına döndü. Böylece hepsi orada toplandılar ve artık dağılmaya cüret edemediler.

 

 Medine'de oturan Ümeyyeoğulları da, "Bizi burada bırakmayın; kendinizle birlikte Şam'a götürün." dediler. Onlar da öyle yaptılar. Böylece bu perişan ordu Şam'a geri döndü.

 

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.