Anlaşıldığı kadarıyla Yezid bu olaydan sonra Resulullah'ın (s.a.a) Ehlibeyti'ne karşı davranışını değiştirmek ve az da olsa onları serbest bırakmak ve şehitlerine matem tutmalarına izin vermek zorunda kaldı. İbn A'sem yukarıdaki olayı naklettikten sonra şöyle rivayet ediyor: Yezid namazdan sonra Ali b. Hüseyin, bacıları ve halalarına (Allah cümlesinden razı olsun) ayrı bir ev vermelerini emretti ve onlar da birkaç gün Hüseyin (r.a) için yas tutup ağıt yaktılar. Ravi şöyle diyor: Bir gün Ali b. Hüseyin evden dışarı çıkarak Dımışk pazarlarında yürüdü. Sahabeden olan Minhal b. Amr onu görünce, "Günlerin nasıl geçiyor, ey Resulullah'ın torunu?!" dedi. Hazret şöyle yanıt verdi: Firavunoğulları içerisinde, oğulları öldürülüp kadınları sağ bırakılan İsrailoğulları gibi! Ya Minhal! Araplar, Arap ol-mayanlara karşı Muhammed'in (s.a.a) kendilerinden olmasıyla övünüyor, Kureyş de diğer Araplara karşı Muhammed'in (s.a.a) kendisinden olmasıyla iftihar ediyordu. Fakat bugün Resulullah'ın (s.a.a) Ehlibeyti'nin hakkı gasbediliyor, öfke ve zulme maruz kalıyor, öldürülüyor, ıstırap çekiyor ve tardediliyor. Tüm bunlara rağmen ey Minhal! Biz Allah'tanız ve Allah'a döneceğiz. |