| Hikayecilik Hikayecilik bu dönemde bir dereceye kadar Nizâmî-yi Gencevî’nin yaptığından etkilenmiş veya onun yaptığının ve üslubunun takibi şeklindeydi. Aynı zamanda bu dönem hikayecileri de bazı yenilik¬lere el attılar. Bu hikayeciler arasından Emir Husrev-i Dihlevî, Devl-rânî u Hızır-hânî, Kırân-i Sa’deyn ve Miftâhu’l-futûh adlı manzumelerini Hindistan’daki bölgesel olayların etkisi altında söylemiştir. Hâcû ve Selmân’ın yapıtlarında da her yerde Nizâmî’den taklit eserlerini görmek mümkündür. Genel olarak bu tür Farsça manzum hikayelerde hikaye kahramanlarının vasıfları gibi kimi konular dönen bir daire şeklinde dö¬ner, hatta o konulardan bazıları ilk Fars edebiyatı dönemlerinden kalmış, diğer bazıları da Farsça söyleyen kimselerin düşünce ve yaşadıkları çev¬renin gereği olarak tasarrufların oluştuğu Arap edebiyatı kalıntılarıdır. Bu dönemin manzum hikayelerinden Emir Husrev-i Dihlevî’nin Şîrîn u Husrev, Mecnûn u Leylî ve Heşt Behişt’i, Hâcû’nun Humây u Humâyun, Gul u Nevrûz ve Gevher-nâme’si, Selmân-i Sâvecî’nin Firâk-nâme ve Cemşîd u Hurşîd’i ve Âssâr-i Tebrîzî’nin Mihr u Muşterî’si ünlüdürler. |