Haydar Baba 18-09-2007 Haydar Baba, modern İran şiirinin önemli kişiliklerinden olan Muhammed Hüseyin Şehriyar'ın ünlü şiiridir. Çocukluk yıllarının geçtiği coğrafyaya duyulan derin özlemle yazılmıştır. Şair, Haydar Baba'yla çağdaş bir destan kaleme almıştır. Adını, Hoşkenab'a sırt vermiş olan dağlardan alan şiirde, Şehriyar, çocukluğunda tanık olduğu dünyayı, çarpıcı ve canlı tasvirlerle anlatmayı başarmıştır. Şehriyar'ın bu ölümsüz eseriyle sizi başbaşa bırakırken, eserin bestelenmiş olduğunu ve Azeri aşıklar ve icracılar tarafından başarıyla icra edildiğini de belirtelim. Aşağıda bu görkemli şiirden bir bölüm bulacaksınız.
Çağımız İran edebiyatının önde gelen ismi, Muhammed Hüseyin Şehriyar, 1906'da Tebriz'de doğdu, 1988 yılında Tahran'da öldü. Güney Azerbaycan'ın ve İran'ın güçlü şairlerinden biriydi. Babası Mirza Ağa Huşgenabi, dava vekiliydi. Çocukluğu, Kara Çemen'in Huşgenab beldesine bağlı Haydar Baba köyünde geçti. Eteklerine kurulduğu dağdan, Haydar Baba dağından adını almıştı köy. İlk ve orta öğrenimini Tebriz'de bitirdi. Ortaokul sıralarındayken, Arapça ve Arap öğrenmiş, yanı sıra Fransızca çalışmıştı. 1923 yılında Tahran'a geçti ve Daru'l-Fünun lisesinde okudu. Ardından Tıp Fakültesine girdi fakat son sınıftayken okulu bıraktı. Nişabur ve Horasan'da kamu görevlisi olarak çalıştı. 1935'te Tahran Ziraat Bankasında görev aldı, buradan emekli oldu. Şairin babası, 1936 yılında ölmüştü. Bir süre bunalımlı bir dönem yaşayan Şehriyar, annesinin manevi desteğiyle ayakta durabildi. Annesi, beş yıl boyunca, şairin iyileşmesi için çaba gösterdi. Şehriyar'ın şiirindeki hüzün, geçirdiği bu ruhi bunalımdan sonra daha da derinleşti. Şair, ileri yaşlarda evlendi. Bir kızı oldu. Annesinin söylediği türkülerle, anlattığı masallar ve ninnilerle beslendi ve bir zaman tasavvufa da ilgi duydu. İlk şiir kitabı, 1931 yılında yayımlandı. Uzun bir süre Farsça yazdı, modern İran şiirinin seçkin örneklerini verdi. Şehriyar, yıllar sonra, Huşgenab'a, çocukluğunun geçtiği Haydar Baba köyüne gitti. Zamanın yıpratıcı etkisiyle, buraların çok değişmiş olduğunu, eksi insanların kalmadığını gördü. Bu hüzün duygusu içerisinde Haydar Baba şiirini kaleme aldı. Annesi, şairin Farsça şiirlerini anlamıyordu. Bir kezinde bunu ona söylemiş ve kendisinin de anlayabileceği biçimde şiirler yazmasını istemişti. Haydar Baba'nın ortaya çıkışında bunun da rolü olmuştur. Haydar Baba, Şehriyar'ın kendi dilinde yazdığı, toplam yüzyirmibeş dörtlükten oluşan görkemli bir destandır. Şiirde, Güney Azerbaycan'ın doğasının güzelliği, toplumun adet ve gelenekleri ve Şehriyar'ın yurduna duyduğu derin sevgi ve özlem dile gelmiştir. 1. Haydar Baba yıldırımlar şahanda Seller sular şakgıldayıf ahanda Gızlar ona sef bağlayıb bahanda Selam olsun şövketize elüze Menim de bir adım gelsin dilüze 2. Heyder Baba kehliklerin uçanda Kol dibinnen dovşan kalhıp gaçanda Bahçalarun çüçeklenüp açanda
Bizden de bir mümkin olsa yad ele Açılmayan ürekleri şad ele 3. Bayram yeli çardahları yıhanda Novruz güli gar çiçeği çıhanda Ağ bulutlar köyneklerin sıhanda Bizden de bir yad eliyen sağ olsun Dertlerimiz goy dikelsin dağ olsun 4. Heyder Baba gün daluvı dağlasın Üzün gülsün bulahların ağlasın Uşahların bir deste gül bağlasın Yel gelende ver getirsin bu yana Belke menim yatmış behtim oyana 5. Heyder Baba senin üzün ağ olsun Dört bir yanın bulağ olsun bağ olsun Bizden sora senin başun sağ olsun Dünya gazov-geder ölüm itimdi Dünya boyı oğulsuzdı yetimdi 6. Heyder Baba yolum sennen kec oldı Ömrim keçdi gelemmedim gec oldı Heç bilmedim gözellerin nec oldı Bilmez idim döngeler var dönüm var İtginlik var ayrılık var ölüm var 7. Heyder Baba igit emek itirmez Ömür keçer efsus bere bitirmez Namerd olan ömri başa yetirmez Biz de vallah unutmarıg sizleri Göremmesek helal edin bizleri 8. Heyder Baba Mir Ejder seslenende Kend içine sesden küyden düşende Aşıg Rüstem sazın dillerinde Yadındadı ne hövlesek gaçardım Guşlar tekin ganad çalıp uçardım 9. Şengülava yurdı aşıg alması Gahdan gedüp orda gonah galması Daş atması alma-heyva salması Galıp şirin yuhı kimi yadımda Eser goyup ruhumda her zadımda 10. Heyder Baba Gurı Gölün gazlari Gediklerün sazag çalan sazlari Ket-kövşenin payizları yazlari Bir sinema perdesidir gözümde Tek oturup seyrederem özüm de 11. Heyder Baba Gare Çemen cadası Çovuşların geler sesi sadası Kerbelaya gedenlerin gadası Düşsün bu ac yolsuzların gözüne Temeddünün uyduh yalan sözüne 12. Heyder Baba şeytan bizi azdırıp Mehebbeti üreklerden gazdırıp Gare günün sernüviştin yazdırıp Salup halkı birbirinin canına Barışığı beleşdirip ganına 13. Gözyaşına bahan olsa gan ahmaz İnsan olan hencer beline tahmaz Amma heyif kök tutdığın bırahmaz Behiştimiz cehennem olmahdadır Ziheccemiz meherrem olmahdadır 14. Hezan yeli yarpahları tökende Bulup dağdan yenip kende çökende Şeyhelislam gözel sesin çekende Nisgilli söz üreklere deyerdi Ağaşlar da Allah'a baş eyerdi 15. Daşlı bulah daş gumınan dolmasın Bahçaları saralmasın solmasın Ordan keçen atlı susuz olmasın Deyne bulah heyrin olsun aharsan Üfüglere humar humar baharsan 17. Heyder Baba Sulı Yerin düzünde Bulah geyner çay çemenin gözünde Bulah otı üzer suyın üzünde Güzel guşlar ordan gelip keçeller Helvetleyip bulahdan su içeller 18. Biçin üsti sünbül biçen orahlar Eyle bil ki zülfi darar darahlar Şikarçılar bildirçini sorahlar Biçinçiler ayranların içeller Bir huşlanıp sondan durup biçeller 19. Heyder Baba kendin güni batanda Uşaglarun şamın yeyüp yatanda Ay bulutdan çıhup gaş göz atanda Bizden de bir sen onlara gisse de Gissemizde çohlı gem ü güsse de 20. Garı nene gece nağıl deyende Külek galhıp gap-bacanı döyende Gurd geçinin şengülisin yeyende Men gayıdıp bir de uşag oleydim Bir gül açıp ondan sora soleydim 21. Emme Can'ın bal bellesin yeyerdim Sondan durup üs donumı geyerdim Bahçalarda tiringini deyerdim Ay özümü o ezdiren günlerim Ağaç minip at gezdiren günlerim 22. Heçi hala çayda paltar yuvardı Memmed Sadıg damlarını suvardı Heç bilmezdik dağdı daşdı duvardı Her yan geldi şıllag atup aşardıg Allah ne hoş gemsiz gemsiz yaşardıg 23. Şeyhelislam münacatı deyerdi Meşed Rehim lebbadeni geyerdi Meşdaceli bozbaşları yeyerdi Biz hoşudug heyrat olsun toy olsun Ferg elemez her nolacah goy olsun 24. Melik Niyaz verendilin salardı Atın çapup geygacıdan çalardı Gırğı tekin gedik başın alardı Dolayıya gızlar açıp pencere Pencerelerde ne de gözel menzere 25. Heyder baba kendin toyun tutanda Gız-gelinler hena pilte satanda Bey geline damnan alma atanda Menim de o gızlarında gözüm var Aşıgların sazlarında sözüm var 26. Heyder Baba bulahların yarpızi Bostanların gülbeseri garpuzi Çerçilerin ağ nebatı sakgızi İndi devar damağımda dad verer İtgin geden günlerimden yad verer 27. Bayramıdı gece guşı ohurdi Adahlı gız bey corabın tohurdı Herkes şalın bir bacadan sohurdi Ay ne güzel gaydadı şal sallamag Bey şalına bayramlığın bağlamag
28. Şal istedim men de övde ağladım Bir şal alıp tez belime bağladım Gulamgile gaşdım şalı salladım Fatma hala mene corab bağladı Han nenemi yada salıp ağladı 29. Heyder Baba Mirzemmed'in bahçasi Bahçaların turşa-şirin alçasi Gelinlerin düzmelerin tahçasi Hey düzüler gözlerimin refinde Heyme vurar hatireler sefinde 30. Bayram olup gızıl palçıg ezeller Nakgış vurup otagları bezeller Tahçalara düzmeleri düzeller Gız-gelinin fındıgçası henası Heveslener anası gaynanası 31. Bakiçinün sözi sovı kağızi İneklerün bulaması ağızi Çerşenbenin girdekanı mövizi Gızlar diyer: ‘atıl matıl çerşenbe Ayna tekin behtim açıl çerşenbe'
32. Yumurtanı göyçek gülli boyardıg Çakgışdırup sınanların soyardıg Oynamahdan birce meger doyardıg Eli mene yaşıl aşıg vererdi İrza mene novruz güli dererdi 33. Novruz Eli hermende vel sürerdi Gahdan yenüp küleşlerin kürerdi Dağdan da bir çoban iti hürerdi Onda gördün ulah ayah sahladi Dağa bahıp gulahların şahladi 34. Ahşam başı nahırınan gelende Goduhları çekip vurardıg bende Nahır keçip gedip yetende kende Heyvanları çilpah minüp govardıg Söz çıhseydi sine gerip sovardıg 35. Yaz gecesi çayda sular şarıldar Daş geyeler selde aşıp harıldar Garanlıgda gurdın gözi parıldar İtler gördün gurdı seçip ulaşdı Gurd da gördün galhıp gedikten aşdı 36. Gış gecesi tövlelerin otaği Ketlilerin oturağı yataği Buharıda yanar otun yanaği Şebçeresi girdekanı iydesi Kendi basar gülüp danışmag sesi 37.
Şüca haloğlınun Baki sovgeti Damda guran samavarı söhbeti Yadımdadı şesdi gedi gameti Cünemmegün toyı döndü yas oldi Nene Gız'ın beht aynası kas oldi 38. Heyder Baba Nene Gız'ın gözleri Rehşende'nin şirin şirin sözleri Türki dedim ohusunlar özleri Bilsinner ki adam geder ad galar Yahşı pisden ağızda bir dad galar
39. Yaz gabağı gün güneyi dövende Kend uşağı gar güllesin sövende Kürekçiler dağda kürek züvende Menim ruhum eyle bilün ordadır Kehlik kimin batıp galıp gardadır 40. Garı nene uzadanda işini Gün bulutda eyirerdi teşini Gurd gocalıp çekdirende dişini Süri galhıp dolayıdan aşardi Baydaların süti aşıp daşardi
41. Hecce Sultan emme dişin gısardi Molla Bağır emoğlı tez mısardi Tendir yanıp tüssi övi basardi Çaydanımız ersin üste gaynardi Govurgamız sac içinde oynardi 42. Bostan pozup getirirdik aşaği Doldururdıh övde tahta tabaği Tendirlerde pişirerdih gabaği Özün yeyip tohumların çıtdardıh Çoh yemekden lap az gala çatdardıh 43. Verzığannan armut satan gelende Uşahların sesi düşerdi kende Biz de bu yannan eşidip bilende Şıllağ atıp bir gışgırıh salardıh Buğda verip armutlardan alardıh 44. Mizra Taği'ynan gece getdik çaya Men bahıram selde boğulmuş aya Birden işıg düşti otay bahçaya Ey vay dedik gurddı, geyitdik gaşdıh Heç bilmedik ne vaht küllükden aşdıh 45. Heyder Baba ağaçların ucaldi Amma heyif cevanların gocaldi Tohlıların ahırlıyıp acaldi Kölge döndi gün batdi gaş gereldi Gurdun özi garanlıhda bereldi 46. Eşitmişem yanır Allah çıraği Dayir olup mescidizin bulaği Rahat olup kendin evi uşaği Mensur Han'ın eli golı var olsun Harda galsa Allah ona yar olsun 47. Heyder Baba dünya yalan dünyadi Süleyman'nan, Nuh'dan galan dünyadi Oğul doğan derde salan dünyadi Her kimseye her ne verip alıpdı Eflatun'dan bir gurı ad galıpdı 48. Emoğlıynan geden gece Gıpçağ'a Ay ki çıhdi atlar geldi oynağa Dırmaşırdıh dağdan aşırdıh dağa Meşmemi Han göy atını oynatdı Tüfengini aşırdı şakgıldatdı 49. Heyder Baba Gare Gölün deresi Huşgenab'ın yolı, bendi beresi Orda düşer çil kehliğin feresi Orda keçer yurdumuzun özüne Biz de geçek yurdumuzun sözüne 50. Huşgenab'ı yaman güne kim salıp? Seyidlerden kim gırılıp kim galıp? Amin Gafar dam-daşını kim alıp? Bulah gene gelip göli doldurur? Ya gurıyup bahçaları soldurur?
51. Amir Gafar seyidlerin tacıydı Şahlar şikar etmesi geygacıydı Merde şirin namerde çoh acıydı Mezlumların hakgı üste eserdi Zalimleri gılış tekin keserdi
52. Mir Mustafa dayı uca boy baba Heykelli sakgallı Tolıstoy baba Eylerdi yas meclisini toy baba Huşgenab'ın abırusı erdemi Mescidlerin meclislerin görkemi 53. Mecdüssadat gülerdi bağlar kimi Guruldardı bulutlı dağlar kimi Söz ağzında erirdi yağlar kimi Alnı açıh yahşı derin ganardı Yaşıl gözler çırağ tekin yanardı
54. Menim atam süfreli bir kişiydi El elinden tutmağ onun işiydi Gözellerin ahire galmışıydı Onnan sora dönergeler dönüpler Mehebbetin çırahları sönüpler
55. Mir Salih'in deli sovlıh etmesi Mir Eziz'in şirin şahsey getmesi Mir Memmed'in gurulması bitmesi İndi desek ehvalatdı nağıldı Geçti getdi itdi batdı dağıldı |