Salı 22 Mayıs 2012 - 14:22

الثلاثاء ٢ رجب ١٤٣٣

سه شنبه ۲ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۵:۵۲

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 

Halk ve Öykücülük

 

Edebiyat daima siyasî ve ekonomik mülâhazalardan etkilenmiştir; her toplumsal grubun toplumdaki öteki gruplarla çatışma ve muhalefet etme yo­luyla kendi kimliğini belirlemek zorunda olduğu ateşli dönemlerde, edebiyat daha belirgin bir siyasî yapıya bürünür. 1320 Şehrîver’i (Ağustos 1941) sonrası yıllarda, si­yasî etmenler pek çok yazarın eseri üzerinde etkili olur. İmâd-i Assâr gibi tef­rika yazarları bile yarı eleştirel eserler yazarlar. Solcu kanada yatkın yazarlar, ede­biyatın siyasî bir girişim olmak itibariyle “değiştirici gücünü” vurgulaya­rak slogancı öyküler meydana getirirler. Bu eserlerin çoğunun konusu, ege­menle­rin zulümlerini ifşa etmek ve idealist insanla­rın toplumsal adalete ulaşma yo­lundaki çabalarını övmektir. Nasıl ki ilk roman yazıcılığının özelliği geçmişe dönüş; yirmi yıllık kara dönem edebi­yatının belirleyicisi kendi içine kaçış ve nostaljik otobiyografiler yazmak­tır; bu yeni akıma bağlı edebiyat, halkın haya­tının içine bir yol bulma ça­bası olarak belirginleşir. Bu dönemin çalışkan ya­zarlarından bi­risi söyle yazar: “Meşrutiyet döneminin birkaç yı­lında, ardından ulusla­rarası ikinci dünya savaşının kızıştığı ve partilerin can­lılık kazandığı kargaşada, daha sonraları da petrolün ulusallaştırılması me­selesindeki iki üç yılda, geniş halk kitleleri içinde aydınların izine rastlamak müm­kündür. Sa­dece bu üç dönemde, aydınlar inzivalarından çıkmışlar, halkla sürekli bir ilişki içinde olmuşlar ve ruh hastalarının sahip olduğu psi­kolojiden kurtulmuşlar­dır.” Kendisi de değişime uğrayan yazar, en önemli özellikleri sıradan bir bi­rey­den ideal bir insana dönüşen kahra­manlar yaratır. Elbette, çeviri öy­küler­den model olarak alınmış olan bu insanlar, yapmacık bir şekle bürü­nürler. Örneğin Bih Âzîn’in Be-Sûy-i Merdom (1327/1948) adlı öykü mecmua­sında ve Dohter-i Ra’iyyet (Halk Kızı, 1331/1952) adlı romanında, insanların hayat­taki ger­çekler karsı­sında bilinçlenmeleri çok anlık ve saatliktir. Bu uyanış, top­lumsal bir bilinç­len­menin sonucu olmayıp doğal ve aşamalı bir yönteme sahip değildir; daha çok rastlantısal bir yönü vardır. Bu durum, yabancı ede­biyatlardan alıntı­lan­mış olan modellerin hiçbir yaratıcılık olmaksızın İran öykülerinde nasıl kulla­nıldığını göstermektedir.

 
Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.