| Halk ve Öykücülük Edebiyat daima siyasî ve ekonomik mülâhazalardan etkilenmiştir; her toplumsal grubun toplumdaki öteki gruplarla çatışma ve muhalefet etme yoluyla kendi kimliğini belirlemek zorunda olduğu ateşli dönemlerde, edebiyat daha belirgin bir siyasî yapıya bürünür. 1320 Şehrîver’i (Ağustos 1941) sonrası yıllarda, siyasî etmenler pek çok yazarın eseri üzerinde etkili olur. İmâd-i Assâr gibi tefrika yazarları bile yarı eleştirel eserler yazarlar. Solcu kanada yatkın yazarlar, edebiyatın siyasî bir girişim olmak itibariyle “değiştirici gücünü” vurgulayarak slogancı öyküler meydana getirirler. Bu eserlerin çoğunun konusu, egemenlerin zulümlerini ifşa etmek ve idealist insanların toplumsal adalete ulaşma yolundaki çabalarını övmektir. Nasıl ki ilk roman yazıcılığının özelliği geçmişe dönüş; yirmi yıllık kara dönem edebiyatının belirleyicisi kendi içine kaçış ve nostaljik otobiyografiler yazmaktır; bu yeni akıma bağlı edebiyat, halkın hayatının içine bir yol bulma çabası olarak belirginleşir. Bu dönemin çalışkan yazarlarından birisi söyle yazar: “Meşrutiyet döneminin birkaç yılında, ardından uluslararası ikinci dünya savaşının kızıştığı ve partilerin canlılık kazandığı kargaşada, daha sonraları da petrolün ulusallaştırılması meselesindeki iki üç yılda, geniş halk kitleleri içinde aydınların izine rastlamak mümkündür. Sadece bu üç dönemde, aydınlar inzivalarından çıkmışlar, halkla sürekli bir ilişki içinde olmuşlar ve ruh hastalarının sahip olduğu psikolojiden kurtulmuşlardır.” Kendisi de değişime uğrayan yazar, en önemli özellikleri sıradan bir bireyden ideal bir insana dönüşen kahramanlar yaratır. Elbette, çeviri öykülerden model olarak alınmış olan bu insanlar, yapmacık bir şekle bürünürler. Örneğin Bih Âzîn’in Be-Sûy-i Merdom (1327/1948) adlı öykü mecmuasında ve Dohter-i Ra’iyyet (Halk Kızı, 1331/1952) adlı romanında, insanların hayattaki gerçekler karsısında bilinçlenmeleri çok anlık ve saatliktir. Bu uyanış, toplumsal bir bilinçlenmenin sonucu olmayıp doğal ve aşamalı bir yönteme sahip değildir; daha çok rastlantısal bir yönü vardır. Bu durum, yabancı edebiyatlardan alıntılanmış olan modellerin hiçbir yaratıcılık olmaksızın İran öykülerinde nasıl kullanıldığını göstermektedir. |