| Halifet Ekolü İzleyicilerinin Müt'a Nikâhı Hususundaki Son Tutumları Gördüğünüz gibi Abdullah b. Zübeyr'in dönemine kadar halife-lerin müt'a nikâhını yasaklamada dayanakları zor kullanmaktı; fakat o zamandan itibaren, bu ekolün izleyicileri yön değiştirerek hadis uydurup gerçekleri gizlemeye başladılar. Bunun bazı örnekleri şöyledir: 1- Sünen-i Beyhakî'de şöyle geçer: İbn Abbas müt'a nikâhının helâl olduğuna fetva veriyordu ve bu konu onun ulema tarafından eleştiri yağmuruna tutulmasına neden oldu. İbn Abbas görüşünü değiştirmeyince şairler şiirlerinde onu kınamaya başladılar. Bu cümleden: "Eyvah! Biliyor musun İbn Abbas'ın fetvasını? Tertemiz bir kızın ister misin bulaşmasını? İster misin insanların evine gelip gitmesini?!" O diyor ki: Şairler müt'a nikâhı hakkında şiir söylemeye başlayınca, ulemanın müt'a nikâhına karşı olan tiksintisi ve nefreti de arttı. Musannef-i Abdurrazzak'da Zuhrî'den şöyle nakledilmekte-dir: Ulema, "Eyvah! Biliyor musun İbn Abbas'ın fetvasını?" mısrasını duyunca müt'a nikâhını daha fazla çirkin saydılar! Bu rivayette şöyle geçer: Her ne kadar insanlar İbn Abbas'ı kınayıp bu fetvası hak-kında şiirler söyledilerse de, o yine de bu inancından vazgeç-medi. 2- Yukarıdaki rivayeti tahrif ederek Said b. Cübeyr'den şöyle nakletmişlerdir: İbn Abbas'a, "Senin bu fetvanın ne yaptığını biliyor musun? Fetvan kıyameti kopardı ve şairleri seni kınayan şiirler söylemeye sevk etti." dedim. İbn Abbas, "Şairler ne diyorlar ki?" diye sordu. Dedi ki: "Şairler senin bu fetvan hakkında şu şiirleri okuyorlar: "Meclisi uzadıkça uzayan şeyhe diyorum ki: Eyvah! Biliyor musun İbn Abbas'ın fetvasını? Tertemiz bir kızın ister misin bulaşmasını? İster misin insanların evine gelip gitmesini?!" Bunun üzerine İbn Abbas şöyle dedi: İnna lillah ve inna ileyhi raciun! Vallahi ben böyle bir şeye fetva vermiş değilim, böyle bir amacım yok ve yüce Allah'ın ölü etini, kanı ve domuz etini helâl kıldığı durum dışında onu helâl saymış değilim! İbn Kudame'nin "el-Muğnî" adlı eserinde şöyle geçer: İbn Abbas bir konuşmasında şöyle dedi: "Müt'a nikâhı ölü eti, kan ve domuz eti gibidir. Resulullah (s.a.a) onu helâl et-mişti; fakat daha sonra nesh edildiği (hükmünün kalktığı) kesinleşti." Bu Rivayete Yöneltilen Eleştiriler Aceleci davranarak bu hadisi Said b. Cübeyr'e isnat etmişlerdir; halbuki Said b. Cübeyr'in Mekke'de müt'a nikâhı yapan kişilerden olduğundan, İbn Abbas'ın Mekke ve Yemenli taraftarlarının tümünün onun inancına göre müt'a nikâhını helâl bildiklerinden ve yine eğer İbn Abbas önceki fetvasını değiştirmiş olsaydı Ata ve Tavus gibi ashabının onu helâl saymaya devam etmeyeceklerinden gaflet etmişlerdir! Heysemî de Mecmau'z-Zevaid adlı kitabında bu rivayetin sahih olmadığını ortaya koyarak onun senedi hakkında şöyle demiştir: "Hac-cac b. Ertat düzenbaz ve hilekâr bir kişidir." Bu rivayetin ravisi Haccac b. Ertat hakkında Tehzibu't-Tehzib'-de şöyle geçmektedir: O, Yahya b. Kesir ve Mekhul'dan duymadığı hâlde mürsel olarak onlardan rivayet ederdi. Halk onu hilekârlık ve aldatıcılıkla suçlar ve "Kendinden bir şey eklemeden bir hadis nak-letmez." derlerdi. İbn Mübarek şöyle diyor: "Haccac, hilekâr bir kişiydi. O, Arze-mî'nin kendisine söylediği bir şeyi bize Amr b. Şuayb'den naklederdi! Onun rivayetine itibar edilmez." Yakub b. Ebu Şeybe ise şöyle diyor: "Haccac'ın hadisleri zayıftır; rivayetlerinde çok tutarsızlık vardır." 3- Tirmizî ve Beyhakî Musa b. Ubeyd'den, Muhammed b. Kâb'-den, İbn Abbas'tan şöyle rivayet etmişlerdir: Müt'a nikâhı asr-ı saadete hastı. Bir adam bir yere gittiğinde orada bir tanıdığı olmadığından eşyalarını koruyup işlerini yoluna koyması için orada olduğu süre içinde bir kadın nikâhlıyordu. "Yalnız eşlerine ya da ellerinin altında bulunan(cariyelerin)e karşı…" ayeti nazil oluncaya kadar bu durum böyle devam etti. Ondan sonra bu ikisi (eşleri ve elleri altında bulunan cariyeleri) dışında diğerleri haram sayıldı! Bu Rivayete Yöneltilen Eleştiriler Bu rivayetin senedinde Musa b. Ubeyde vardır. Tehzibu't-Teh-zib'de Musa b. Ubeyde hakkında Ahmed b. Hanbel'den şöyle rivayet edilmektedir: "Musa b. Ubeyde reddedilmiştir. Benim yanımda ondan rivayet edilmesine izin vermiyorum. O, doğru olmayan hadisler rivayet etmiştir." Hadisin metnine gelince; "Müt'a nikâhı asr-ı saadete hastı… Yalnız eşlerine… ayeti nazil oluncaya kadar… bu ikisi dışında diğerleri haram sayıldı." sözü gerçekten İbn Abbas'ın sözüyse, o hâlde bu ayetin inmesinden yarım asır geçtikten sonra neden müt'a nikâhının helâl olduğunu savunarak Abdullah b. Zübeyr'le tartışıyor?! Diğer taraftan, müt'a nikâhı da bir evlilik değil midir? Eğer bu rivayet doğruysa ve İbn Abbas bu ayet nazil olduktan sonra Hz. Re-sulullah'ın (s.a.a) döneminde fetvasını değiştirmişse, "Sahih Hadisler" bölümünde değineceğimiz rivayet gereğince, Ali (a.s) müt'a nikâhı konusunda gevşeklik gösterdiğini görünce ne zaman ona, "Sen şaşkın bir kişisin." demiştir?! 4- Cabir b. Abdullah'tan şöyle rivayet edilmiştir: Müt'a nikâhı yaptığımız kadınlarla dışarı çıktığımızda Re-sulullah (s.a.a), "Onlar kıyamet gününe kadar haramdır." buyurdu. Resulullah'ın (s.a.a) bu emri üzerine oracıkta sürekli olarak birbirimizden ayrıldık. Ve o günden sonra orası "Seniyyetu'l-Veda" (Veda Tepesi) olarak adlandırıldı; oysa daha önce oraya "Seniyyetu'r-Rikab" (Rikab Tepesi) denili-yordu. Bu Rivayete Yöneltilen Eleştiriler Heysemî diyor ki: Bu rivayeti Taberanî "Evsat" adlı kitabında kaydetmiş ve senedinde Sadaka b. Abdullah geçmiştir. Ahmed b. Hanbel, Sadaka hakkında şöyle demiştir: O hiçbir değer taşımaz. Onun bütün rivayetleri değersizdir. Müslim de onun hakkında, "Onun rivayetleri itibarsızdır." demiştir. Bu rivayetin kendisine gelince; Cabir'den, Hz. Resulullah'ın (s.a.a), "Bu kadınlar kıyamete kadar haramdırlar." buyurduğu rivayet etmiştir. Hâlbuki Cabir'den, "Biz Hz. Resulullah (s.a.a), Ebu Bekir ve Ömer'in döneminde müt'a nikâhı yapıyorduk; nihayet Ömer Amr b. Hureys'in yaptığı işi bahane ederek bizi ondan sakındırdı." şeklinde sahih rivayetler mütavatir olarak nakledilmiştir. 5- Beyhakî kendi Sünen'inde ve Heysemî Mecmau'z-Zevaid'de Ebu Hureyre'den şöyle rivayet etmişlerdir (ifade Beyhakî'nindir): Tebuk savaşına giderken Resulullah (s.a.a) ile birlikte Medine'den çıkıp Seniyyetu'l-Veda'da indik. Resulullah ağlayan kadınlar gördü ve "Nedir bu?" diye sordu. "Kocaları kendileriyle müt'a nikâhı yapan ve sonra da terk edilen kadınlardır." denildi. Bunun üzerine Hazret, "Talak, iddet ve miras hükmünün nazil olmasıyla müt'a nikâhı haram edilmiş veya kaldırılmıştır." buyurdu. Mecmau'z-Zevaid'de ise, "Resulullah (s.a.a) ışıklar ve ağlayan kadınlar gördü." şeklinde geçmiştir! Bu Rivayete Yöneltilen Eleştiriler Bu rivayetin senedinde, Mekke'ye yerleşen ve hicrî 205 veya 206 yılında vefat eden Advîlerin kölesi ve taraftarı Muemmel b. İbrahim diye bilinen Ebu Abdurrahman geçmiştir. Tehzibu't-Tehzib'-de onun hakkında şöyle geçmiştir: "Buharî onun rivayetini itibarsız bilmiştir." Başka biri ise onun hakkında şöyle diyor: "Muemmel, yaz-dıklarını toprağa gömdü. Bu yüzden hıfzından hadis rivayet ederdi. Bu nedenle de hatası çok oldu. Ulemanın onun rivayetlerine şüpheli bakmaları gerekir. Daha kötüsü, onun meşhur ve güvenilir kişilerden meçhul hadisler rivayet etmesidir; eğer bu meçhul rivayetleri zayıf ve güvenilir olmayan kişilerden nakletmiş olsaydı, onu mazur görürdük." Bu rivayetin kendisiyle ilgili olarak da şöyle geçmiştir: "On-lar Seniyyetu'l-Veda"da indiler. Seniyyetu'l-Veda ise, Hamevî'nin Mu'-cemu'l-Buldan adlı kitabında geçtiği üzere, Medine üstünde ve Mekke yolu üzerinde bir tepedir. Bu kaynakta, şöyle denir: "Doğrusu şudur: Seniyyetu'l-Veda, bu tepenin cahiliye dönemindeki eski ismidir ve yolcuların orada birbirleriyle vedalaştığı için bu ismi almıştır." Hz. Resulullah'ın (s.a.a) Mekke'den Medine'ye hicret ederken ensar kadınları, "talaa'l-bedru aleyna min seniyyeti'l-veda" (Dolunay doğdu üzerimize Veda Tepelerinden.) sözleriyle Hazreti karşılamaya koşmaları da bunu teyit etmektedir. Dolayısıyla, cahiliye döneminden itibaren Seniyyetu'l-Veda, yol-cuların vedalaşma yeriydi ve bu isim İslâm'ın zuhurundan sonra de-ğil, ondan önce oraya verilmiştir. Ayrıca, neden sadece müt'a yapan kadınlar kocalarıyla birlikte çıkmışlardı ve neden daimî evlilik yapan kadınlar gelmemişlerdi? Ve neden ağlayıp sızlıyorlardı; kocaları dönüşü olmayan bir yolculuğa mı gidiyorlardı?! 6- Beyhakî, Ali b. Ebu Talib'den (a.s) şöyle rivayet etmekte-dir: Resulullah (s.a.a) müt'a nikâhını yasaklayarak, "Bu çaresiz kalan kimselere hastır. Eşler arasında nikâh, talak, iddet ve miras hükümleri nazil olunca müt'a nikâhı hükmü kaldırıldı." buyurdu! Bu Rivayete Yöneltilen Eleştiriler Bu rivayetin senedinde Ukeyli'nin zayıf saydığı, Yahya b. Maîn ve Sacî'nin, "Hadisine itibar edilmez." diye tavsif ettikleri Musa b. Eyyub'a rastlanmaktadır. Hadisin kendisinde ise Ali'ye (a.s), "Resulullah (s.a.a) müt'a nikâhını yasaklamıştır." dediği isnat edilmiştir. Oysa Ali (a.s), "Eğer Ömer b. Hattab daha önce görüş belirtmemiş olsaydı, müt'a nikâhı yapılmasını emrederdim ve o zaman artık kalbi ka-tılaşmış kişiden başkası zina yapmazdı." buyurmuştur. 7- Beyhakî, Abdullah b. Mes'ud'dan şöyle rivayet etmiştir: Müt'a nikâhı hükmü talak, mihr, iddet ve mirasla kaldırılmıştır. Bu Rivayete Yöneltilen Eleştiriler Bu rivayetin senedinde "Haccac b. Ertat, Hakem'den, o da Abdullah'ın ashabından nakletmiştir…" şeklinde geçer. İkinci rivayette Haccac'ın rivayetinin itibarı olmayan ve kendinden rivayete bir şeyler ekleyen sahtekâr biri olduğunu gördük. Fakat Hakem'in bunu Abdullah'ın hangi ashabından aldığını anlayamadık. Başka bir senette ise şöyle diyor: "Ashabımızdan biri, Hakem b. Uteybe'den, Abdullah b. Mes'ud'dan şöyle rivayet etmiştir…" Burada geçen ashaptan birinin kim olduğunu anlayamadık. Bütün bunların dışında, hicrî 113 yılında ve altmış küsur yaşında vefat eden Hakem b. Uteybe, hicretin 32. yılında vefat eden Abdullah b. Mes'ud'dan nasıl hadis alarak rivayet etmiş olabilir acaba?! Rivayetin kendisi de, İbn Mes'ud'dan rivayet edilen şeylerle çelişmektedir. Çünkü Abdullah b. Mes'ud'un Resul-i Ekrem'den (s.a.a) sonra müt'a nikâhının helâl olduğuna fetva verdiği ve müt'a ayetini tefsir etmek için, "O hâlde onlardan (belli bir süreye kadar) yararlanmanıza karşılık…" şeklinde okuduğu ispatlanmıştır. Ve yine 5, 6 ve 7. rivayetlerde müt'a nikâhının nikâh, talak, iddet ve miras ayetleriyle haram kılındığı veya kalktığı bildirilmiştir. Bu iddia, müt'a nikâhının daimî evlilik ve onunla ilgili hükümler yasanmadan önce meşru olduğu, evliliğin ilk önce geçici evlilik şeklinde olduğu ve daha sonra daimî evlilik hükmünün inişiyle geçici evlilik olan müt'a nikâhı hükmünün kalktığı anlamına geliyor. Dolayısıyla, Resul-i Ekrem (s.a.a) ve ashabının evlendiği tüm kadınların daimî evlilik hükmü nazil oluncaya kadar müt'a nikâhıyla (geçici evlilikle) evlenmiş olmaları gerekiyor! 8- Mecmau'z-Zevaid'de Zeyd b. Halid el-Cuhenî'den şöyle rivayet edilmiştir: Arkadaşımla birlikte bir kadınla müt'a nikâhı yapmak üzere tartışıyorduk. Tam o sırada Resulullah (s.a.a) tarafından biri gelerek Hazretin müt'a nikâhını, azı dişi olan yırtıcı hayvanların etini ve eşek etini haram ettiğini haber verdi! Bu Rivayete Yöneltilen Eleştiriler Heysemî, bu rivayetin senediyle ilgili şöyle diyor: "Bu riva-yeti Taberanî kaydetmiştir ve bunun senedindeki Musa b. Ubeyd el-Rebezî zayıftır." Biz de yukarıda üçüncü rivayetten bahsederken onun zayıf olduğuna işaret etmiştik. Bu hadisin kendisine gelince; anlaşılan, bunu uyduran, Sebre el-Cuhenî'nin Mekke fethindeki rivayetiyle Hayber savaşıyla ilgili rivayeti bir araya toplamış, azı dişi olan her hayvanın etinin yenmesinin haram olduğu hükmünü de ona eklemiş, sonra ona bir senet uydurarak tümünü bir arada nakletmiştir. 9- Heysemî'nin Mecmau'z-Zevaid'inde Haris b. Ğaziyye'den şöy-le rivayet edilmiştir: Mekke fethinde Resulullah'ın (s.a.a) üç defa, "Müt'a nikâhı haramdır." buyurduğunu duydum. Bu Rivayete Yöneltilen Eleştiriler Heysemî diyor ki: "Bu rivayeti Taberanî getirmiş ve senedin-de İshak b. Abdullah b. Ebî Ferve geçmiştir." Fakat diğer âlimler İshak hakkında, "O meçhul hadisler rivayet etmiştir. Onun rivayet ettiği hadislerle delil getirmemiş, rivayetine değer vermemişlerdir. Ondan rivayet etmek ve rivayetini yazmak caiz değildir… " demişlerdir. 10- Heysemî'nin Mecmau'z-Zevaid'inde Kâb b. Malik'ten şöyle rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a) kadınlarla müt'a nikâhı yapılmasını yasakladı. Bu Rivayete Yöneltilen Eleştiriler Heysemî diyor ki: "Bu rivayeti Taberanî getirmiştir ve onun senedinde Yahya b. Enise vardır." Fakat ulema Yahya hakkında şöyle yazmışlardır: "O zayıftır ve muhaddisler onun rivayetini yazmazlar. O, yalancı bir kişidir ve rivayetine itibar edilmez…" 11- Beyhakî, Sünen-i Kubra adlı eserinde Abdullah b. Ömer'den şöyle rivayet etmiştir: Ömer minbere çıkarak Allah'a hamd u sena ettikten sonra şöyle dedi: "Neden bazı erkekler kadınlarla müt'a nikâhı yapıyorlar; oysa Resulullah onu yasaklamıştır?! Benim yanıma müt'a nikâhı yapmış olan birini getirirlerse, onu taşlatarak öldürtürüm!" Bu Rivayete Yöneltilen Eleştiriler Bu rivayetin senedinde Mansur b. Dinar göze çarpmaktadır. Oysa Yahya b. Maîn onu şöyle tanıtıyor: "Hadisi zayıftır ve itina edilmez." Neseî de onun hakkında şöyle yazmaktadır: "Onun rivayeti güçlü değildir." Buharî ise şöyle yazmıştır: "Onun rivayetinde sorun vardır." Ukeylî de onun ismini zayıf ravilerin arasında kaydetmiş-tir. * * * Buraya kadar rical âlimlerinin tanımına göre senetleri zayıf olan rivayetlere değindik. Şimdi ise "Sahih" diye meşhur olan kitaplarda kaydedilmeleri nedeniyle sahih olduklarına inanılan veya en azından senetlerinin doğruluğu eleştirilemeyen rivayetlere değineceğiz. |