Salı 7 Şubat 2012 - 04:19

الثلاثاء ١٥ ربيع الأول ١٤٣٣

سه شنبه ۱۸ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۵:۴۹

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

 Halife Osman'ın Döneminde Temettü Umresi

 Osman, hacla umreyi birbirinden ayırma konusunda Ömer'in sünnetini izledi. Bunun şaşılacak bir yanı da yoktur tabii. Çünkü her ikisi de Kureyş muhacirlerindendi. Bu hüküm hususunda ikisi ve ikisinin dönemi arasında tek fark, İmam Ali'nin Osman'a açıkça muhalefet etmesi ve beraberindekilere de bunu emretmesi idi. Oysa halife Ömer'in döneminde hiç kimse ona açıkça muhalefet edemez-di; çünkü Ömer sarih bir şekilde de-mişti ki:

 

 Resulullah'ın (s.a.a) döneminde yapılan iki müt'ayı ben yasaklıyorum; onları yapanları cezalandıracağım: Onlardan biri temettü umresi ve diğeri ise müt'a nikâhıdır…

 

 Yine bu tehdidini yerine getirerek bu işi yapanları kırbaçlamıştı.

 

 Şimdi İmam Ali'nin bu konuda Osman'a nasıl muhalefet ettiğini bildiren rivayeti inceleyelim:

 

 Müsned-i Ahmed'de Abdullah b. Zübeyr'den şöyle rivayet edilmektedir:

 

 Osman b. Affan'la birlikte Cuhfe'deydim. Etrafında başta Habib b. Müslime-i Fehrî olmak üzere Şam halkından bir grup da vardı. Hacda temettü umresinden bahsedilince Osman, "Hac ve umrenin daha mükemmel olması için ikisinin hac aylarında bir arada yapılmaması daha iyidir. Umrenin ertelenerek böylece Beytullah'ın iki defa ziyaret edilmesi daha uygundur. Çünkü yüce Allah hayrı geniş tutmuştur." dedi. O sırada Ali b. Ebu Talib çölde devesini otlatmaktaydı. Osman'ın bu sözünü duyunca gelerek onun karşısında durup, "Resulullah'ın (s.a.a) bıraktığı sünneti ve Allah Teala'-nın kullarına verdiği izni engelleyip insanları zorlayarak bu-nu önlüyor musun?!" dedi ve peşinden hac ve umre için bir arada lebbeyk söyledi. Osman bunu görünce etrafındakilere dönerek şöyle dedi:

 

 "Ben onu yasakladım mı ki?! Ben onu yasaklamadım; ben sadece kendi görüşümü söyledim. İsteyen yapsın, isteyen de yapmasın."

 

 Malik'in Muvatta'sında İmam Cafer Sadık (a.s) kanalıyla babasından naklen şöyle geçmektedir:

 

 Miktad b. Esved, "es-Sukya" denilen bölgede Emirü'l-Mü-minin Ali'nin (a.s) huzuruna çıktı. Hazret o sırada develeri için saman ve arpa karıştırıp onlara yem vermekle meşguldü. Mikdad, ona, "Osman b. Affan hacla umreyi birleştirmeyi yasakladı." dedi. Hz. Ali (a.s), ellerinde saman ve arpa parçaları olduğu hâlde -ravi "Ben Hazretin ellerindeki arpa ve saman tozlarını hâlâ hatırlıyorum." diyor- gelerek Osma-n'ın karşısına dikilip, "Hac ve umreyi birleştirmeyi sen mi yasakladın?" dedi. Osman, "Benim görüşüm budur!" dedi. Ali öfkeli bir hâlde, "Lebbeyk Allahumme lebbeyk, bi-haccetin ve umretin mean" (Allahım! Bir arada hac ve umren için leb-beyk) diyerek Osman'ın yanından ayrıldı.

 

 Yine Sünen-i Neseî, Müstedreku's-Sahiheyn ve Müsned-i Ah-med'de Said b. Museyyeb'den naklen şöyle kaydedilmiştir (biz Sünen-i Neseî'den naklediyoruz):

 

 Ali ve Osman hac için yola koyulmuşlardı. Yolda Osman temettü umresini yasakladı. Ali, "Osman hareket edince siz de hareket edin." buyurdu. Sonra Ali ile arkadaşları temettü umresi için telbiye söylediler; Osman da onları engellemedi. Sonra Ali, Osman'a dönerek, "Sen umreyi yasaklamış mıydın?" diye sordu. Osman, "Yasaklamıştım." dedi. Ali, "Resu-lullah'ın (s.a.a) umre yaptığını duymamış mıydın?" dedi. Os-man, "Duymuştum." dedi.

 

 İmam Sindî bu olayın haşiyesinde şöyle yazmıştır:

 

 Ali, "Osman hareket edince siz de hareket edin." dedi. Yani sizin Resulullah'ın (s.a.a) sünnetini onun sözünden öne geçirdiğini bilmesi için umre için telbiye söyleyerek onunla birlikte hareket edin; çünkü Resulullah'ın (s.a.a) sünnetine aykırı olan bir konuda ona itaat etmek caiz değildir.

 

 Ahmed b. Hanbel bu olayı daha farklı bir şekilde kaydetmiş-tir. Şöyle ki:

 

 Osman hac için yola koyuldu. Ali yolda Osman'ın, arkadaşlarına temettü umresiyle haccı bir arada yapmalarını yasakladığını öğrendi. Bunun üzerine Ali kendi arkadaşlarına, "Osman hareket edince siz de hareket edin." dedi. Orada Ali ve arkadaşları umre için telbiye söylediler ve Osman ise onlara bir şey söylemedi. Fakat Ali ona, "Senin umreyi yasakladığın doğru mu? Resulullah (s.a.a) temettü umresi yapmadı mı?" dedi. Ravi, "Bunun üzerine Osman'ın Ali'ye ne söy-lediğini anlayamadım." diyor!

 

 Yukarıda geçen rivayetlerde Osman'ın umre konusunda gevşek davrandığını görmekteyiz; oysa başka rivayetlerde bu konuda Osman'dan şiddet, sertlik ve öfke görülmektedir. Örne-ğin:

 

 Sahih-i Müslim, Müsned-i Ahmed, Sünen-i Beyhakî ve diğer kaynaklarda Şu'be'den, Katade'den, Abdullah b. Şakik'den şöyle nak-ledilmektedir (biz Sahih-i Müslim'den naklediyoruz):

 

 Osman temettü umresini yasaklıyordu; Ali ise onun yapılmasını emrediyordu. Sonuçta Osman Ali'ye bir şey söyleyince Ali ona, "Resulullah (s.a.a) ile birlikte temettü umresi yaptığımızı sen de biliyorsun!" dedi. Osman, "Evet; fakat o zaman biz korkuyorduk!" cevabını verdi.

 

 Bu konu Müsned-i Ahmed'de şöyle geçer: "Sonra Osman, Ali'ye 'Sen şöyle ve böylesin!' dedi." Başka bir rivayette ise şöyle denir: "Sonra Osman, Ali'ye bir söz söyledi." Rivayetin sonunda da şöyle geçer: "Şu'be diyor ki: Ben Katade'ye, 'Neden korkuyorlardı?' diye sordum. Katade, 'Bilmiyorum.' karşılığını verdi."

 

 Ulema bu rivayette Osman'ın Ali'ye (a.s) söylediklerini bir yerde, "Sen şöyle ve böylesin!" ve başka bir yerde ise "Osman, Ali'ye bir söz söyledi." şeklinde değiştirmişlerdir. Fakat halife Osman'ın Ali'ye (a.s), "Evet, fakat o zaman biz korkuyorduk." şeklindeki sözünün neyi ifade ettiğini sadece Katade değil, biz de anlamış değiliz; hatta hiçbir müneccim de onların neden korktuklarını bilmemiştir! Resu-lullah (s.a.a) Veda Haccı'nda onlara temettü umresi yapmalarını emretmiş ve onlar da Hz. Resulullah'ın (s.a.a) hayatının son yılında bunu yapmışlardı. İslâm dini o dönemde Arap Yarımadası'nda tamamen yayılmış ve şirk etkileri tamamen yok olup gitmişti.

 

 İbn Kesir de şöyle diyor:

 

 Ben de bu korkuyu ne ile ilişkilendirdiklerini ve neden korktuklarını anlayamadım.

 

 İbn Kesir bunlardan önce şöyle yazmıştır:

 

 Bu iddianın hiçbir yeri yoktur; çünkü yüce Allah, Resulü için Arap Yarımadası'nda İslâm dininin temellerini sağlamlaştırmış, Mekke'yi fethetmiş ve bir yıl önce Mina'da, "Bundan böyle müşrik olan hiç kimsenin hac yapmaya hakkı yoktur ve hiç kimse çıplak olarak Kâbe'yi tavaf edemez." buyurmuştu.

 

 Yukarıdaki rivayette Osman fetvasının doğruluğuna, "Biz korktuğumuz için temettü umresi yaptık." şeklinde delil getirmektedir. Fakat aşağıdaki rivayetlerde bir delil getirmeden zorba ve kaba bir davranış sergilemektedir:

 

 Sahih-i Müslim, Sahih-i Buharî, Sünen-i Neseî, Müsned-i Te-yalesî ve Müsned-i Ahmed adlı eserlerde Said b. Museyyeb'den şöyle rivayet edilmektedir (ifade Sahih-i Müslim'indir):

 

 Ali ile Osman, Usfan denilen bölgede bir araya geldiler. Osman daha önce umre yapmayı yasaklamıştı. Orada Ali, Osman'a dönerek, "Neden Resulullah'ın (s.a.a) yapılmasını emrettiği bir işi yasaklıyorsun?!" dedi. Osman, "Bizi kendi hâlimize bırak." dedi. Ali, "Seni kendi hâline bırakamam." dedi ve peşinden hemen umreyle hac için telbiye söyledi.

 

 Sahih-i Buharî, Sünen-i Neseî, Sünen-i Daremî, Sünen-i Bey-hakî, Müsned-i Ahmed, Müsned-i Teyalesî ve diğer kaynaklarda Mervan b. Hakem'den şöyle rivayet edilmektedir (ifade Buharî'-nindir):

 

 Osman ve Ali'yi bir arada gördüm. Osman hacla birlikte temettü umresi yapılmasını yasaklamıştı. Ali bunu öğrenince her ikisini de bir arada yapmak için telbiye söyleyip, "Ben hiç kimsenin sözüyle Resulullah'ın (s.a.a) buyruğunu terk etmem." dedi.

 

 Bu konuda Neseî'nin sözü şöyledir:

 

 Osman, hacla temettü umresinin bir arada yapılmasını yasaklamıştı. Dolayısıyla Ali'ye dönerek, "Ben bunu yasakladığım hâlde sen yapıyor musun?" dedi. Ali, "Ben hiç kimsenin hatırı için Resulullah'ın (s.a.a) sünnetini terk etmem." ve başka bir rivayete göre de "…senin sözünle… terk etmem." dedi.

 

 İbn Kayyım yukarıdaki hadislerin peşinden şöyle yazmaktadır:

 

 Bu, hac ile umreyi bir arada yapan kimsenin onlara göre de temettü haccını yerine getirmiş olduğunu ve Resululla-h'ın (s.a.a) da bunu yaptığını göstermektedir. Çünkü Osman da Resulullah'ın (s.a.a) onu yaptığını kabul etmiştir. Nitekim Ali ona, "Resulullah'ın (s.a.a) yaptığı bir işi yasaklamaktan amacın nedir?" diye sorunca, Resulullah'ın (s.a.a) böyle bir şey yapmadığını söylememiştir. Eğer Resulullah'ın (s.a.a) hacla birlikte temettü umresi yaptığını kabul etmeseydi, kesinlikle bunu reddederdi. Diğer taraftan Ali de, Resulullah'ı (s.a.a) izlemek, onun emrini yerine getirmek ve bu emrin feshedilmediğini vurgulamak istiyordu. Ali'nin açıkça hacla birlikte temettü umresi için telbiye söylemesi Resulullah'a (s.a.a) uyduğu, Kur'ân'ı ve Osman'ın teville yasakladığı sünneti izlediğini ilân etmek anlamına geliyordu.

 

 * * *

 

 Yukarıda geçen rivayetlerin bütününden Emirü'l-Müminin Ali'nin (a.s) kasıtlı olarak ve açıkça temettü haccı niyeti ederek bu konuda halife Osman'a karşı olduğunu ilân ettiği, Osman'ın da bu muhalefete bazen yumuşak ve bazen de sert tepki verdiği anlaşılmaktadır. Öte yandan Osman'ın yumuşak davranışının hilafetinin başında, şiddet ve sertliğinin ise daha sonralarına ait olduğunu gör-mekteyiz. Nihayet sertliği öyle bir yere vardı ki bu konuda emrine itaat etmeyenlere kırbaç vurup başlarını tıraş etti.

 

 İbn Hazm bu konuda şöyle diyor:

 

 Osman bir kişinin hacla birlikte temettü umresi için leb-beyk söylediğini duyunca onu yanına getirmelerini emretti. Adamı getirdiklerinde onu kırbaçlayarak cezalandırdı ve saçını tıraş etti.

 

 Halifenin onu kırbaçlaması cezalandırmak için, saçını tıraş etmesi ise diğerlerine ibret olması içindi.

 

 Bütün bu şiddete rağmen Müslümanların eleştirileri bu dönemde başladı. Bu konuda onu eleştiren ve bu hareketini sorgulayan ilk kişi, Emirü'l-Müminin Ali (a.s) idi. İmam Ali (a.s) muhalefetini açığa vurmuş, arkadaşlarına da bunu emretmiştir. Ondan sonra bu itiraz ve muhalefet, diğer halifeler döneminde yaygınlaştı. Şimdi ise İmam Ali'nin (a.s) döneminde bu hususta ne gibi gelişmeler olduğuna bakalım.

 

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.