| Halife Istılahının Hilâfet Ekolü'nden Ehlibeyt Ekolü'ne İntikali            Resulullah'tan (s.a.a) sonra Ehlisünnet Ekolü'nde "halife" ve "yeryüzündeki halifetullah" kelimelerindeki bütün bu değişiklikler meydana geldi. Ama "halife" terimi, Resulullah'ın (s.a.a) halifesi diye hicretin beşinci yılından itibaren Ehlisünnet Ekolü'nden Ehlibeyt Ekolü mensuplarına intikal etti.            Ehlisünnet Ekolü mensupları, "halife" sözcüğünün Resululla-h'ın (s.a.a) hadislerinde, ondan sonra kendilerinin kullandıkları ye-ni anlama gelmeyişine delil getirerek şöyle derler: "Resulullah üm-metini kendi hâline bırakmış ve kendisinden sonra onlar için bir merci tayin etmemiştir!"            Ama Ehlibeyt Ekolü mensupları, Resulullah'ın (s.a.a) kendisinden sonra Emirü'l-Müminin Hz. Ali'yi vasi olarak tayin ettiğini vurgulayan hadislerine dayanarak bu iddiayı reddedip şöyle derler:            Resulullah (s.a.a) kendisinden sonra Hz. Ali'yi (a.s) daha sonra kullanılan yeni anlamda halife olarak tayin etmiş, ümmetini kendi hâline bırakmamıştır.            İki ekol arasındaki bu tartışmalar günümüze kadar devam etmiş. Ehlisünnet'in Resulullah'tan (s.a.a) sonra kullandığı yeni ıstılahın daha önce Resul-i Ekrem'in (s.a.a) buyruklarında geçmesinin imkânsız olduğundan gaflet edilmiştir! Özet            a) Lügatte, herkesin halifesi, kendisinden sonra işlerini üslenen kimsedir. Bu sözcük Kur'ân-ı Kerim'de, Resulullah'ın (s.a.a) hadislerinde ve ashabın sözlerinde de lügat anlamında geçer.  b) İslâm'da "halifetullah", ister vahiy alma yoluyla olsun, ister Allah'ın peygamberinden alarak insanlar arasında hükmetme yoluyla, Allah Tealâ'nın, dinini tebliğ etmesi için tayin ettiği kimsedir. Bu halifelerden bazılarının, diğer insanların getirmekten âciz oldukları mucizeleri vardı. Bu sözcük, Kur'ân-ı Kerim ve Ehlibeyt İmamları'nın hadislerinde de bu anlamda kullanılmıştır.            c) Resul-i Ekrem'in (s.a.a) hadislerinde "Resulullah'ın halifesi", onun hadis ve sünnetini tebliğ eden kimsedir.            d) Müslümanlar, Ebu Bekir'e Resulullah'ın halifesi, Ömer'e ise Resulullah'ın halifesinin halifesi diyorlardı, daha sonra Ömer'e "E-mirü'l-Müminin" dediler. Osmanlı İmparatorluğu'nun sonlarına ka-dar İslâm hükümeti padişahlarına bu isim veriliyordu. Emevî ve Abbasîler döneminde bu isime "halifetullah" ismi de eklendi. Osmanlılar döneminde padişahlar halife, yani Resulullah'ın halifesi diye çağrılıyorlardı. Bu isim o zamandan günümüze kadar Müslümanların arasında yayılmış ve Resulullah'tan (s.a.a) sonra hükümeti ele geçiren herkese "Resulullah'ın halifesi" anlamında "halife" denilmiştir. Yine Resulullah'tan (s.a.a) sonra dört halife "Hulefa-i Râşidin" diye meşhur olmuştur.            Daha sonra "halife" sözcüğü Ehlibeyt Ekolü mensuplarına intikal etmiş ve Resulullah'tan (s.a.a) sonra Osmanlılar dönemine kadar bütün hükümdarlar bu isimle çağırılmıştır. Bu gaflet Müslümanların düşüncelerini tedirgin etmiş ve Ehlisünnet Ekolü mensupları arasında Resulullah'ın (s.a.a), ümmeti kendi hâline bıraktığı ve onlar için bir merci tayin etmediği düşüncesi revaç bulmuştur. Çünkü Resulullah'tan (s.a.a) sonra kendilerinin kullandıkları bu yeni terim, Hz. Peygamber'in (s.a.a) buyruklarında geçmemişti! Fakat Ehlibeyt Ekolü mensupları, Resulullah'ın (s.a.a), Emirü'l-Müminin Hz. Ali'yi (a.s) kendisinden sonra vasi tayin etmiş olması yönündeki hadislerine dayanarak şöyle demişlerdir: "Resulullah (s.a.a) Hz. Ali'yi, Müslümanların kendisinden sonra "halife" terimi için kullandıkları yeni anlamda Müslümanların halifesi etmiştir." Böylece bu konuda Müslümanlar arasında büyük bir ihtilâf patlak vermiş oldu.            Gerçeğin açıklığa kavuşması için, Allah'ın izniyle kitabımızın bir bölümünde, Resulullah'ın (s.a.a) bu alanda ne yaptığını ve neler buyurduğunu inceleyeceğiz. |