Çarsamba 8 Şubat 2012 - 21:04

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۲۲:۳۴

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 


Hafız-ı Şirazi (III)

     

26.07.2007 - 16:38 .     

´SOYUT-SOMUT´ TARTIŞMASI     

     Hafız-ı Şirazi'nin şiirleri, kendine kadar gelen "Gazel" geleneğinin de bir gereği olarak "Soyut" tur. O'nda "Aşk" , dünyevi anlamda cinsi ve şehevi duyguları değil, yaratıcıya olan karşılıksız iman ve bağlılığı ifade eder. "Şarap" , Şiraz'ın şöhretli üzüm bağlarından elde edilen sarhoş edici yasak içeceği değil, Tanrı ile kul arasından "Masiva" yı kaldıran lahuti duyguyu anlatır.

     Bu, bütün "Tasavvuf-meşreb" şairlerin deyiş tarzıdır.     

     Bu gerçeği görmeyen bazıları, bu tür ulvi ve lahuti deyişler üzerine "Soyut-somut" tartışması açmışlar; kendi meslek ve meşreplerini, kültürümüzün bu tarihi kişiliklerine de giydirmeye kalkışmışlardır. Hacı Bektaş Veli ve Mevlana Celaleddin Rumi üzerinde bile bulunan bu bühtan bindirme ve giydirmeden Hafız-ı Şirazi de nasibini almış; hatta daha ileriye gidilerek, O'nu aşk ve şarap meclislerinde saz çalan bir kişilik olarak göstermeye çalışanlar çıkmıştır.     

     Nitekim Abdülbaki GÖLPINARLI, hem de Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan "Hafız Divanı" adlı önemli eserinde maalesef  bu yanlışı en çıplak ifadelerle dillendirmiştir:     

     "Şiirlerinde  şarap ve meyhaneden çokça söz ettiği bir gerçektir. Bu şarabı yerine göre aşk, feyz, neş'e, birlik simgesi olarak kabul edenler; meyhaneye evren ya da gönül diyenler te'villerini yapadursunlar, bizce bu şarap, Şiraz'ın güzel üzümlerinden çekilmiş ve yıllanmış halis şaraptır. Hafız bu şarabı, cennetteki akan ırmakların suları gibi içmektedir" (Gölpınarlı: Hafız Divanı, MEB yayınları,İstanbul l960).     

     Abdülbaki GÖLPINARLI'nın bu sübjektif ve keyfi yorumuna diyeceklerimiz var. O, kendi meşrebinde bir örnek yaratma(!)nın keyfiyle ve belki de bir kafa bulanıklığında bunları yazmış olabilir. Zira, yaptığı iş, kaynaklara dayalı bir "Tespit" değil, bir "Yorum" dur. "Gerçek" adına yüreği titreyenlerin bundan rahatsız olabileceklerini düşündüğüm için, bu indi (sübjektif) yaklaşım konusunda yaptığım çalışmanın sonucunu okuyucularıma sunmak istiyorum.     

ÇELİŞKİ VE BÜHTAN
     
     Abdülbaki GÖLPINARLI kuşkusuz iyi bir araştırmacıdır. Fakat Hafız hakkındaki bu değerlendirmesinde, kendine yakışmayan yanlışlıklar ve mantıksızlıklar bulunmaktadır. Şöyle ki:
     

     BİR: Hafız-ı Şirazi'nin –bir kul olarak- içki içmesi mümkün ve kabul edilir olabilir. Fakat, "Hafız bu şarabı, Cennetteki akan ırmakların suları gibi içmektedir" diyerek, dince haram sayılan bir fiilin Kur'an'da geçen  "Cennet" ve "Cennette akan ırmaklar" la kıyaslanması -yanlış olması bir yana- en azından "Din" e ve o dini kutsal sayan inananlarına karşı saygısızlıktır.     

     İKİ: Kaldı ki, bu bir ilmi tespit değil, tarafgir ve kuru bir iddiadan ibarettir. Nitekim Gölpınarlı bu iddianın yer aldığı aynı cümlede;     

     "Bu şarabı yerine göre aşk, feyz, neş'e, birlik simgesi olarak kabul edenler; meyhaneye evren yahut gönül diyenler te'villerini yapadursunlar, bizce bu şarap..." diyerek ve belki de farkında olmayarak bunu itiraf etmektedir. Başka bir ifadeyle kendini ele vermektedir. Zira, kendi ifadesinden de anlaşıldığı gibi tasavvufi şiirlerde ya da tasavvuf şairlerinde "Mey", "Meyhane" gibi ifadeler soyut ifadelerdir ve yazarın "Te'vil" diye belirttiği mücerred anlamlarında kullanılır. Gölpınarlı'nın "Te'villerini yapadursunlar" diye yalanladığı başka yorumculardan farklı olarak, kendine göre bir yorumu dillendirmesinin ise mantığını anlamak mümkün değildir.     

     ÜÇ: Abdülbaki GÖLPINARLI'nın Hafız Hakkında öne sürdüğü bu iddia, O'nun hakkında yazdıklarıyla da çelişkilidir. Zira Gölpınarlı yukarıdaki iddiası ile aynı yazıda (s.XI) O'nun "Tasavvuf neş'esine sahip" bir kişi olduğunu ifade ettikten sonra "Zamanındaki şeyhlerden birisine intisap etmemiş olması imkansızdır" demek suretiyle Hafız-ı Şirazi'nin intisaplı bir kişi olduğunu ifade etmektedir. Bir tarikat ve tasavvuf ehlinin ise "Şiraz'ın güzel üzümlerinden çekilmiş ve yıllanmış halis şarabı Cennetteki akan ırmakların suları gibi içtiği" çelişkisini ise izah etmemektedir.     

     DÖRT: Gölpınarlı, "Hafız tasavvuftan bahsetmemiş değildir. Bazı gazelleri vardır ki, tamamiyle tasavvufidir. Fakat tasavvufu hiçbir vakit mecaz diliyle söylememiştir" (s.XV) iddiasında bulunmaktadır. Bu ve yukarıdaki iddialara  karşı okuyucularımıza Hafız'ın yine Gölpınarlı tarafından tercüme edilen aşağıdaki beytini sunuyor ve takdiri vicdan sahiplerine bırakıyorum:     

     "Düşman, Hafız hakkında kötü söylerse ne korkum var?
     
     Allah'a şükürler olsun, O'ndan utanacak bir işte bulunmadım."
   

     Allah O'nun esrarını yüceltsin...



Total Visit: 1760
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.