Çarsamba 8 Şubat 2012 - 20:49

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۲۲:۱۹

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    


Hafız-ı Şirazi (II)

23.07.2007 - 01:12 

SAN'ATI

     Şirazlı Hafız, "Doğu kültürü" nün en lirik şairlerinden biridir. O'ndan önce "Gazel" , hemen daima "Aşk, şarap" gibi dar bir çerçevede işlenirken, Hafız Gazel'e "Tasavvuf" ve "Hikmet" gibi bilgelikler; yeni renk ve boyutlar katmıştır.

     

     Hafız, gazel başta olmak üzere mesnevi, kıt'a, rubai, kaside, müfred, muamma, muhammes ve terkip tarzında şiirler yazmış; bütün bu tarzların en kalıcı örneklerini vermiştir.

     Herkes/ve kesim kendini O'nda bulmuş; O'nun deyişleri hem "Tasavvuf" a mesafeli "Zahir ehli" nin ve ulemasının; hem "Tasavvuf ehli" nin gönül dili olmuştur. Bir yandan rindane tavırlarıyla yedi iklimi çevresinde toplayan bir bütünleştirici kişilik olurken, diğer yandan, "Şeriat" a güçlü bağlarla irtibatlı bir mektep ve ocaktır. Bu sebeple hem "Sufi Meclisleri" nin vazgeçilmezi, hem de Padişah sofralarının ve "Sohbet meclisleri"nin sürekli konuğudur.

     Hafız-ı Şirazi'yi döneminin şair ve yazarlarından ayıran özellik, san'atını alacağı maddi ikramlar ve elde edeceği ikballer için kullanmamasıdır. Bazı vezir, han ve hakanlara övgü tarzında yazdığı gazeller ve birkaç kaside varsa da, bunların maddi bir beklenti ile ilgisi yoktur ve döneminin devlet ricaline bir gönül adamının samimi iltifatlarıdır.

     Hafız'ı Batılı şair ve düşünce adamlarından ayıran özellik, O'nun "Doğu kültürü" nün metafizik bakış derinliğine sahip olmasıdır. Nitekim Abdülbaki  GÖLPINARLI, Prof. Brown'a atfen Hafız'ı Dante ile mukayese eder ve aynen şöyle der:

     "Dante kendi felsefesine bağlıdır ve kainatı kendi döneminin görgü seviyesinde değerlendirir. Hafız'ın kainat görüşü ise daha derin ve geniştir. O'nun görüşü, kendisinden sonraki asırların fikir vadilerine kadar nüfuz eder (A.Gölpınarlı: Hafız Divanı, M.E.B. İstanbul l988, Önsöz)."

     "Hafız Divanı" nın kendinden sonra gelen "şair" ler tarafından taklit edilmesinin; çok çeşitli şerhlere tabi tutulmasının; sadece İran'da değil, bir edebiyat dili olarak Farsça'nın geçerli olduğu bölgeler başta olmak üzere bütün edebiyat dünyasında elden düşürülmemesinin sebepleri arasında, O'nun, insani değerlerin ortak sözcüsü olarak kabul görmesi gerçeği bulunmaktadır.

     Hafız, şiir ve deyişleriyle hem bir "Gönül adamı" dır, hem şen-şakrak bir sohbet adamı.. "Dil" i gönlüne, "Gönül" ü yaratanına bağlı kişiliği ile ortak bir şiir anlayışının doğmasına vesile olmuştur.

´GÖNÜL DİLİ´Nİ HZ. ALİ'DEN ALDI
     Hafız-ı Şirazi hakkında dilden dile ve tevatürle gelen bir kıssa, O'nun gönül dilinin Hz. Ali´nin (K.V.) himmetiyle açıldığını göstermektedir.

     Kıssa şudur:
     Hafız bir Kadir Gecesi vakti, "Baba Kuhi" diye anılan Abdullah İbni Hafif"in merkadinde ibadetle meşgulken yorgun düşer ve uyuyakalır. Bahtlı mekanda uyur-uyanıkken, yakaza halinde Hz. Ali'yi görür. İlmin kapısı Hz. Ali Efendimiz O'na himmetinden Cennet nimetleri sunar. Uyandığında, Hafız artık himmet altında başka bir kişiliktir ve artık dili çözülmüştür.

     Hafız Divanı'nda bu olay şöyle anlatılır:

     "Dün gece seher vakti, beni gamdan kurtardılar
     
     O gece karanlığında bana can suyunu içirdiler

     Ne mübarek seherdi o seher; ne kutlu geceydi o gece
     
     Ki bana bu yepyeni beraeti ihsan ettiler

     Artık yüzümü, sevgilinin güzellik aynasından ayırmam;
     
     Çünkü o aynada bana sevgilinin zat cilvesi göründü.."

     Bu olaydan sonra halk müfekkiresi Hafız'ı "Himmet altında" bir kişi olarak gördü; şiir ve deyişlerini, kendilerine de bir ilham kaynağı olarak değerlendirdi.. "Hafız Divanı" nın "Lisanü'l-Gayb (gayb aleminin dili)"   olarak anılmasının bir sebebi de, O'nun Hz. Ali Efendimiz ile olan bu manevi irtibatıdır.

hamdimert@hotmail.com Hamdi Mert


 

Total Visit: 1042
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.