Çarsamba 8 Şubat 2012 - 20:29

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۲۱:۵۹

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
   


Hafız-ı Şirazi (I)

18.07.2007 - 02:44 .

     Şirazlı Hafız.. İran'ın unutulmaz "Gazel" şairi.. "Farsça" nın gelmiş geçmiş en iyi isimlerinden biri; "Doğu" şiir geleneğinin büyük ustası..

     Adı Şemseddin Muhammed.. Lakabı "Hace".. 1317'de İran'ın ünlü tarih ve kültür kenti "Şiraz" da doğdu.. 1390 yılında, doğduğu; adını ondan aldığı ve adını ona vererek ölümsüzleştirdiği Şiraz'da hakkın rahmetine kavuştu. Türbesi Şiraz'ın "Hafızıye" semtinde, ölümsüz "Rind" kişiliğinin yaşayan bir abidesi olarak bir "Mektep" , bir "Ocak" gibi çevresini hâlâ aydınlatmaktadır.

     Yahya Kemal BEYATLI'nın aşağıdaki deyişleri, Hafız'ın bugün de yaşayan bir kişilik olarak çevresine ışık saçmaya devam ettiğini ifade eden taze bir belge niteliğindedir.

     

     "Hafız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
       
     Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle
       
     Gece bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış,
     
     Eski Şiraz'ı hayal ettiren ahengiyle..

     

     Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde
       
     Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter
       
     Ve serin serviler altında kalan kabrinde
     
     Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter.."

     Okuyucularımın bu dizeleri zihin dünyalarına bir renk ve zenginlik katmak üzere hafızalarına almalarını ve yoruldukça bir dinlence olarak tekrarlamalarını dilerdim..

HACE, HAFIZ VE BİLGE
     
     "Hace" unvanından anlıyoruz ki Hafız, seçkin bir ailenin iyi eğitim görmüş bir çocuğudur. Babası Bahaeddin, Kuhpaye'den Şiraz'a gelmiş bir soylu; annesi ise Kazerun'lu tanınmış bir ailenin kızıdır.

     "Hafız" sıfatı, O'nun Kur'an-ı Kerim'i hafızasında taşıdığını ifade eder. Kur'an'ı küçük yaşta hıfzetmiş; "Tefsir" ve "Gramer" eğitimi almıştır. Kur'an-ı Kerim'i çeşitli kıratlara göre okuyacak kadar kıraat ilmine vakıf olmuştur.

     Hafız-ı Şirazi Zemahşeri'nin "el-Keşşaf" ını; Sekkaki'nin "Miftahu'l Ulum" unu; Mutarrizi'nin "el-Misbah" ını; Urmevi'nin "Mefatihu'l-Envar" ını; Abudiddin el İnci'nin "el-Mevafık" ını okumuş; Kıvamüddin Ebü'l-Beka  b. Mahmud-i İsfahani'den  "Kıraat" ve "Fıkıh" tahsil etmiştir.

     Hafız'ın herhangi bir tarikata intisabettiği hakkında bir bilgi bulunmamakta ise de, şiir ve deyişlerinde "Tasavvuf" renk ve zenginlikleri mevcuttur. Nitekim Şemseddin Abdullah-ı Şirazi, İmad-ı Fakih-i Kirmani, Seyyid Şerif el-Cürcani gibi ünlü tasavvuf üstadlarından yararlandığı, tezkere kayıtlarında geçmektedir

     Aynı kayıtlardan, Hafız-ı Şirazi'nin, Nimetüllah-ı Veli, Hace Ebü'l-Vefa el-Bağdadi, Kemal-i Hucendi vb. şeyhlerle görüşmeler yaptığı da anlaşılmaktadır

     Bu ilimler yanında, döneminin edebiyat kültürünü ihata etmiş; Arap ve Fars edebiyatında derinleşmiştir.

     Hafız'ın bazı bilgin ve tasavvuf erbabı gibi döneminin kalender-meşrep gelenek ve moda akımının etkisiyle şiirler yazdığı bir vakıa ise de, bu "Rind" kişilik O'nun "Bilge" şahsiyetini hiçbir zaman ortadan kaldırmamıştır. Nitekim, şiir-edebiyat ve kültür şehri Şiraz'ın sosyal yapısını bozacak kadar ileri giden bu kültürel yozlaşmadan rahatsız olduğu; bu gerekçe ile Şiraz'ı terk ettiği; doğduğu şehre ancak bu sefahat dönemine kanlı bir şekilde son verildikten sonra geri döndüğü bilinmektedir.

TİMUR İLE BİR HATIRA
     Hafız, Şiraz'ın bu inişli-çıkışlı sosyal-siyasi kargaşasından etkilenmiş; maddi açıdan sıkıntıya düştüğü zamanlar olmuştur. Fakat, maddi  müzayaka içerisinde iken bile sahip olduğu dil ve ruh zenginliği ile bu sıkıntıları aşmasını bilmiştir.

     O'nun Şiraz'ı kanlı bir şekilde işgal eden Timur ile tatsız bir şekilde karşılaşması ve herkesin başı alınırken O'nun bu karşılaşmadan sonra Timur nezdinde ikram ve ikbale ulaşması buna örnektir:

     Timur, Şiraz halkına altından kalkamayacakları yeni vergiler salmış; vergilerini ödemeyenleri ağır şekilde cezalandırmaktadır. Hafız da kendine salınan vergiyi ödeyemeyenlerdendir. İfadesi alınırken bu imkansızlığı söylediğinde, vergi ya da yargı memurları O'nun dillerde dolaşan şu cömert ve  rindane deyişini yüzüne vurmuşlardır:

     " Eger an Türk-i Şirazi bedest ared dil-i mara
     
      Behal-i hinduyeş bahşem, Semerkand'ü Buharara".

     ( Eğer o Şirazlı Türk güzeli gönlümüzü tutsak ederse;
      Yanağındaki siyah ben için Semerkant'ı da, Buhara'yı da bağışlardım)..

     Yaşlı ve ulu çınar Hafız, Timur'un huzuruna da aynı gerekçeyle çıkarılır ve tenkil hükmü istenir. Hafız'ın halk arasında dolaşan kalenderane deyişi, Timur'a ulaşmış ve O'nun da dilindedir:

     "Sen ki sevgilisinin yüzündeki bir ben için Semerkant ve Buhara'yı bağışlayacak bir kerim adamsın ey Rind!.. Ya nice yoksulluktan söz eder ve saldığımız vergiyi ödemezsin?!."

     Hafız'ın Timur Han'a cevabı, O'nun hoşnutluğunu kazanmaya yetecek belagattadır:

     "İşte ey Han'ım, bu ölçüsüz cömertliğimiz yüzünden bu hallere düştük!."

     ………………

     "Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı" deyişi, bu "Bilgelik" için söylenmiş olmalı

hamdimert@hotmail.com Hamdi Mert


Total Visit: 4390
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.