PerÅŸembe 29 Temmuz 2010 - 16:33

الخميس ١٨ شعبان ١٤٣١

پنجشنبه ۷ مرداد ۱۳۸۹ - ۱۸:۰۳

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
   


Hacc ve Ümmet Zirvesi

           
Hacc ve Ümmet Zirvesi
     

   Bugün İslâm dünyası çeÅŸitli sıkıntılarla karşı karşıyadır. Özellikle  son dönemlerde yaÅŸanan geliÅŸmeler Müslümanları daha zor ve sıkıntılı  bir dönemin içine sokmuÅŸtur.

     

  Öyle ki İslâm karşıtı güçler  Müslümanların dinlerini ÅŸekillendirme, nesillerinin takip edeceÄŸi  çizgileri belirleme amacıyla birtakım dayatmalarda bulunma cüreti bile  gösterebilmektedirler. ÖrneÄŸin ABD yönetiminin bazı İslâm ülkelerine  müfredat dayatmaya kalkışması, bu müfredatta Kur’an-ı Kerim’in bazı  ayetlerinin okutulmaması telkininde bulunması böyle bir cüretkârlıktır.

     

  Öte tarafta son zamanlarda yine baÅŸta ABD olmak üzere birtakım  dış güçlerin dayatmalarıyla bazı İslâm ülkelerinde resmi ÅŸiddetin  tırmandırılması dikkat çekmektedir. Buralardaki yönetimleri oluÅŸturan  kadrolar Müslüman halkların içinden çıkmalarına raÄŸmen, bu halklara  karşı kendilerine dışarıdan telkin edilen baskı ve resmi terör  politikalarını uygulamaktadırlar. Son zamanlarda Pakistan’daki askeri  cunta yönetiminin ve Filistin’in Batı Yaka bölgesinde Amerikalı  generalin talimatlarıyla kurdurulan gayrimeÅŸru Feyyad hükümetinin  uyguladığı resmi ÅŸiddet buna açık birer örnektir.

     

  Müslüman  toplumlar sadece Pakistan ve Filistin’de deÄŸil, İslâm coÄŸrafyasının  hemen her tarafında sıkıntı çekmektedir. ÖrneÄŸin ABD, Irak ve  Afganistan’ı kan gölüne çevirirken, İslâm coÄŸrafyasında ABD karşıtı  bazı protestolar dışında söze gelir bir etkinlik bile olmadı. Bazı  yönetimler ABD’nin saldırılarını ve komplolarını protesto etmeye  kalkışanların bile tepesine bindi. Filistin’deki Abbas yönetimi de  bunlardan biriydi. Abbas yönetiminin polisleri Filistin’e komplo  amacıyla düzenlenen Annapolis Konferansı’nı protesto edenlerin üzerine  bile kurÅŸun yaÄŸdırarak el-Halil’de HiÅŸam Baradey adında bir genci ÅŸehit  etti, otuz kiÅŸiyi de yaraladılar.

     

  Müslümanların bugün içine  düşmüş olduÄŸu durumun sebepleri araÅŸtırılırken yönetimlerin suçlu  çıkarılması yeterli görülmekte, iÅŸlenen zulümlere tepki gösterseler de  fiili olarak bir ÅŸey yapamayanlar ise yönetimde söz sahibi olamamaktan  dolayı kendilerini mazur görmektedirler. Yönetimlerin ihmali ve hatta  global sömürgeci güçlerin kendilerinden istediklerini yapmaktan  çekinmedikleri ortadadır. Fakat bu, yönetimde söz sahibi olamayanların  kendilerini mazur göstermelerini haklı kılacak bir durum deÄŸildir.  Bizim gördüğümüz kadarıyla bugün bütün dünyada Müslümanların ezilen,  horlanan, hırpalanan ve sahipsiz durumda olmalarının temel sebebi  gerçek anlamda bir ümmet bilincinin yerleÅŸmiÅŸ olmaması ve dolayısıyla  bu bilince dayalı bir koordinasyonun önünü açacak hareketlenmenin  ortaya çıkmamasıdır. İşte hacc bu açıdan özel bir anlam ve önem  taşımaktadır. Ne var ki, hacca gidenlerin çoÄŸunun o ibadeti bu bilinç  ve anlayıştan mahrum bir ÅŸekilde icra ettiklerini görüyoruz. Bu ay hacc  mevsimini idrak edeceÄŸimizden biz de İslâm dünyasının karşı karşıya  olduÄŸu vakıayı bu ibadetle ve bu ibadette özünü, anlamını bulan ümmet  bilinciyle irtibatlandırmak istedik.

     
       
Hacc  bir tür ümmet zirvesidir. Orada ulusal kimlikler deÄŸil ümmet kimliÄŸi  yani Müslüman kimliÄŸi geçerlidir. İşte bundan dolayı bütün herkes  memleketinde giydiÄŸi elbiseyi çıkarıp bembeyaz ihramlara bürünmektedir.  Orada, takvadan baÅŸka hiçbir üstünlüğün Allah katında deÄŸerinin  olmadığı yaÅŸanarak gözlenmektedir.
     
     

 Ama özellikle  Türkiye’den giden hacıların Arafat’ta bile Türkiyeli olduklarını belli  etmeyi amaçlayan sembolleri, bayrakçıkları ihramlarının bir kenarına  yapıştırmaları, bazen de diÄŸer ülkelerden gelen hacıları küçümsemeleri,  onların yaÅŸayış tarzlarına soÄŸuk ve aÅŸağılayıcı bir tavırla bakmaları  hiç de hoÅŸ bir hareket olmuyor. Ben ÅŸahsen bunlara ÅŸahit olduÄŸumdan  dolayı bu yanlışlara dikkat çekme ihtiyacı duyuyorum.

     

  Hacc,  bütün dünya Müslümanları arasında bir kaynaÅŸma ve bütünleÅŸme ortamının  oluÅŸmasına vesiledir. Dolayısıyla bunu bir fırsat bilmek ve çok iyi  deÄŸerlendirmek gerekmektedir.

     

  Unutmamak gerekir ki artık dünya  globalleÅŸmiÅŸ durumdadır. Böyle bir dünyada herhangi bir toplumun tek  başına ekonomik ve siyasi bağımsızlığını elde etmesi, dışarıdan gelecek  tehdit ve tehlikelere karşı dik durması zordur. Artık gerçek  bağımsızlık ancak dayanışma, iÅŸbirliÄŸi ve globalleÅŸme yoluyla  gerçekleÅŸtirilecektir. Kısacası Müslümanların yeniden ümmet olmaya  ihtiyaçları var. Ümmet bilincine ulaÅŸabilmek için de öncelikle  birbirlerinin dertleriyle dertlenmeleri, birbirlerinin gündemlerini  takip etmeleri zorunludur. EÄŸer ki biz kendimizi Türkiyeli Müslümanlar  olarak İslâm ümmetinin tamamı gibi görürsek, çaÄŸdaÅŸ sömürgeci güçlerin  bizim için biçtiÄŸi kaftanı istesek de istemesek de giymek zorunda  kalırız.

  Ahmet Varol - Vakit



Total Visit: 173
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.