قَالَ الصَّادِقُ (عَلَيْهِ السَّلاَمُ): «دِرْهَمٌ فِي الْحَجِّ أَفْضَلُ مِنْ أَلْفَيْ أَلْفٍ فِيْمَا سِوَى ذَلِكَ مِنْ سَبِيْلِ اللهِ». Hz. İmam Cafer Sadık (a.s): “Hacda harcanan bir dirhem bundan başka Allah yollarında harcanan iki milyon dirhemden daha değerlidir.” عَنِ الرِّضَا (عَلَيْهِ السَّلاَمُ): «فَإِنْ قَالَ: فَلِمَ أُمِرُوْا بِالْإِحْرَامِ؟ قِيْلَ: لِأَنْ يَتَخَشَّعُوْا قَبْلَ دُخُوْلِ حَرَمِ اللهِ عَزَّ وَ جَلَّ وَ أَمْنِهِ وَ لِئَلاَّ يَلْهُوْا وَ يَشْتَغِلُوْا بِشَيْءٍ مِنْ أمْرِ الدُّنْيَا وَزِيْنَتِهَا وَ لَذَّاتِهَا وَ يَكُوْنُوْا جَادِّيْنَ فِيْمَا هُمْ فِيْهِ قَاصِدِيْنَ نَحْوَهُ، مُقْبِلِيْنَ عَلَيْهِ بِكُلِّيَّتِهِمْ، مَعَ مَا فِيْهِ مِنَ التَّعْظِيْمِ لِلَّهِ تَعَالَى وَ لِبَيْتِهِ، وَ التَّذَلُّلِ لِأَنْفُسِهِمْ عِنْدَ قَصْدِهِمْ إِلَى اللهِ تَعَالَى وَوِفَادَتِهِمْ إِلَيْهِ، رَاجِيْنَ ثَوَابَهُ رَاهِبِيْنَ مِنْ عِقَابِهِ مَاضِيْنَ نَحْوَهُ مُقْبِلِينَ إِلَيْهِ بِالذُّلِّ وَ الْإِسْتِكَانَةِ وَ الْخُضُوْعِ». Hz. İmam Rıza (a.s): “Niçin hacı adaylarına ihrama girmeleri emrolundu? denirse, şöyle cevap verilir: Bu onların Allah’ın saygın ve güven bölgesine girmeden mütevazi olmaları, hiçbir dünya işi, süsü ve eğlencesiyle uğraşmamaları ve yöneldikleri maksat hususunda ciddi olmaları ve tüm varlıklarıyla ona yönelmeleri içindir. Üstelik ihram, Allah’a ve O’nun evine karşı saygı göstermeyi Allah’a yönelirken ve Onun huzuruna çıkarken kendi nefislerini hakir görmelerini ifade eder. Bu durumlarıyla Allah’ın mükafatını umarlar, Onun azabından korkarlar zillet, horluk ve tevazu içinde Ona yönelmiş olurlar. قَالَ أَبُوْ عَبْدِ اللهِ (عَلَيْهِ السَّلاَمُ): «إِذَا أَحْرَمْتَ فَعَلَيْكَ بِتَقْوَى اللهِ وَ ذِكْرِ اللهِ كَثِيْراً وَ قِلَّةِ الْكَلاَمِ إِلاَّ بِخَيْرٍ، فَإِنَّ مِنْ تَمَامِ الْحَجِّ وَ الْعُمْرَةِ أَنْ يَحْفَظَ الْمَرْءُ لِسَانَهُ إِلاَّ مِنْ خَيْرٍ». Hz. İmam Cafer Sadık (s.a): “İhrama girince, Allah’tan korkmaya, Allah’ı çok anmaya ve hayır dışında az konuşmaya önem ver. Kuşkusuz hac ve ümrenin kâmil olma şartlarından biri de kişinin hayır dışında dilini korumasıdır. قَالَ رَسُوْلُ اللهُ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ آلِهِ): «مَا مِنْ مُلَبٍّ يُلَبّيْ إِلاَّ لَبَّى مَا عَنْ يَمِيْنِهِ وَشِمَالِهِ مِنْ حَجَرٍ اَوْ شَجَرٍ اَوْ مَدَرٍ حَتّى تَنْقَطِعَ الْأَرْضُ مِنْ هَاهُنَا وَ هَاهُنَا». Hz. Resulullah (s.a.a): “Lebbeyk söyleyen her kişi ile beraber onun sağında, solunda bulunan bütün taş, ağaç ve balçıklar yerin sonuna kadar onunla beraber lebbeyk derler. قَالَ رَسُوْلُ اللهُ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ آلِهِ): أَتَانِيْ جَبْرَئِيْلُ (عَلَيْهِ السَّلاَمُ) فَقَالَ: «إِنَّ اللهَ عَزّ َوَ جَلَّ يَأْمُرُكَ أَنْ تَأْمُرَ أَصْحَابَكَ أَنْ يَرْفَعُوْا أَصْوَاتَهُمْ بِالتَّلْبِيَةِ، فَإِنَّهَا شِعَارُ الْحَجِّ» Hz. Peygamber (s.a.a): “Cebrail (a.s) bana gelerek şöyle dedi: Allah Teala ashabına yüksek sesle lebbeyk demeyi emretmeni sana emrediyor. Çünkü bu haccın şiarıdır.” قَالَ الباقِرُ (عَلَيْهِ السَّلاَمُ): «مَنْ دَخَلَ هذَا الْبَيْتَ عَارِفًا بِجَمِيْعِ مَا أَوْجَبَهُ اللهُ عَلَيْهِ كَانَ آمِنًا فِي الْآخِرَةِ مِنَ الْعَذَابِ الدَّائِمِ». Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s): “Allah’ın kendisine farz kıldığı bütün hükümlerin marifetini taşıyarak bu eve giren kimse, ahirette kalıcı azaptan güvende olur.”
|