| Habib b. Mezahir'in Şehadeti Habib b. Mezahir, Kûfe ordusuna saldırarak şu beyitleri okudu: Andolsun, eğer sayıda sizin kadar olsaydık Veya yarınız kadar, ordularınızı bırakıp kaçardınız Ey soy, güç ve savaş bakımından insanların en kötüleri! Ve o gün şunları da diyordu: Ben Habib'im ve babamdır Mezahir Harp kızıştığında savaş süvarisiyim Siz daha donanımlısınız silahta ve sayınız daha çok Ve biz sizden daha vefalıyız ve daha sabırlı Hüccetimiz daha yüce ve daha açığız Hakta; sizden daha takvalı ve daha mazuruz. Habib amansızca savaşmıştı. Temimoğulları'ndan biri ona saldırdı ve mızrak darbesiyle yere düşürdü. Kalkmak istiyordu ki, Hüseyin b. Temim'in kılıçla başına vurması sonucu yere yığıldı. Bunun ardından Temimli adam, Habib'in yanında inip başını bedeninden ayırdı! Husayn, "Onu öldürmede ben senin ortağınım." dedi. Te-mimli adam, "Vallahi onu benden başkası öldürmedi!" dedi. Hu-sayn, "Ver onu bana! Atımın boynuna asacağım ki insanlar görsün ve onu öldürmede senin ortağın olduğumu bilsinler. Sonra onu alır ve Ubeydullah b. Ziyad'a götürürsün. Onu öldürdüğün için Ubey-dullah'ın sana vereceği ödüle ihtiyacım yok benim." dedi. Temimli adam Husayn'ın bu isteğini de kabul etmedi. Ancak kabilesinden bazıları, bu hususta onların arasını bulduktan sonra Habib b. Mezahir'in başını Husayn'e verdi. Husayn, Habib'in başını atının boynuna asıp ordu arasında biraz at koşturdu ve sonra da Habib'in başını getirip Temimli adama iade etti. Şimdi artık Kûfe'ye dönüyorlardı. Temimli adam, Habib'in başını almış ve atının boynuna asmıştı. Onu, İbn Ziyad'ın sarayına götürüyordu. Habib'in, ergenlik yaşının eşiğinde olan oğlu Kasım, bunu gördü ve Temimli adamdan ayrılmadı. Onun saraya girmesiyle birlikte Kasım da girdi ve çıktığında da onunla aynı zamanda çıktı. Temimli adam şüphelenerek Kasım'a, "Evladım, neden beni takip ediyorsun?!" diye sordu. Kasım, "Yok bir şey." dedi. Temimli, "Elbette bir şey var evladım, hadi söyle bana!" dedi. Kasım, "Yanındaki bu baş, benim babama aittir! Acaba defnetmem için onu bana verir misin?" dedi. Temimli adam, "Ubeydullah, onun defnedilmesine razı olmaz. Ayrıca ben, bunu öldürdüğüm için Ubeydullah tarafından iyi bir şekilde ödüllendirilmeyi bekliyorum." dedi. Kasım, "Allah ise buna karşılık, ancak en kötü şekilde seni mükâfatlandıracaktır. Andolsun Allah'a ki sen, kendinden daha üstün olan birini öldürdün!" dedi ve ağladı. Kasım ergenlik çağına erişinceye dek beklemişti. Bu süre içerisinde hep babasının katilinin izini sürdü ve babasına karşılık olarak onu öldürmek için fırsat kolladı. Kasım, Mus'ab b. Zübeyr'in hükümeti dönemindeki Bacumeyra savaşında Mus'ab'ın ordusuna katıldı. Babasının katili de orada kendi çadırındaydı. Düşüncesini gerçekleştirmek ve kısas etmek için harekete geçti. Bir öğlen vakti onun çadırına girdi. Temimli adam uyuyordu. Kılıcına davranıp birkaç darbe indirdi. Adam olduğu yerde ölmüştü. Habib b. Mezahir'in öldürülmesi Hüseyin'i (a.s) çok üzmüştü. Şöyle buyurdu: Allah katında kendim ve koruyucu ashabım için mükâfat umuyorum. Hürr de şöyle diyordu: Yemin ettim, öldürülmem ben, öldürmedikçe Bugün, ancak ilerlemekle bana bir şey dokunur İndiririm onlara keskin kılıç darbesini Korkmaksızın onlardan ve iki büklüm olmadan. Hürr şu beyiti de okuyordu: Kılıcımı indiririm onların bedenlerine enine, Ve boyuna; yerimi almak isteyen hayırlıya bile Hürr ve Züheyr b. Kayn omuz omuza vererek zorlu bir savaşa giriştiler. Biri zorda kaldığında, diğeri yardımına koşuyor ve onu kurtarıyordu. Bir süre böyle savaştılar. Sonra halife ordusunun piyade askerleri Hürr'e saldırıp şehit ettiler. Bu savaşta Hürr'ün düşmanı olan amcası oğlu Ebu Sumame el-Saidî de öldürülmüştü. Hürr'ün şehadetinden sonra Hüseyin (a.s), öğle namazını "korku hâlinde namaz" şeklinde kıldırdı. |