| HZ. FATIMA'NIN (S.A) MUSHAFI HAKKINDA YERSİZ TARTIŞMA  Yine bazı yazarlar, Ehlibeyt Ekolü izleyicilerinin, "Fatıma'nın Mushafı" adı verilen başka bir Kur'ânları olduğunu belirterek ikinci bir iftirada bulunmuşlardır. Buna da, Hz. Fatıma'nın kitabına "mus-haf" denilmesi ve geçmişte bazı Müslümanların Kur'ân'a "Mushaf" adını vermesini gerekçe olarak göstermişlerdir. Halbuki bununla il-gili rivayetler açıkça, Hz. Fatıma'nın mushafının Kur'ân'dan herhangi bir şey içermediğini, bu kitapta İslâm ümmetini kimlerin yöneteceğiyle ilgili haberler olduğunu vurgulamışlardır. Hatta İmam Hasan'ın (a.s) torunlarından Muhammed ve İbrahim, Ebu Cafer el-Mansur'a karşı kıyam ettiklerinde, İmam Cafer Sadık (a.s) onlar hakkında, "Anneleri Fatıma'nın kitabında bu ümmeti yönetecek olanlar arasında onların isimleri yoktur." buyurmuştur.  Hilâfet Ekolü mensupları, Ehlibeyt Ekolü izleyicilerine böyle bir ithamda bulunurken, kendileri Sibeveyh'in nahiv kitabına "el-kitap" demekteler. Ayrıca "el-mushaf" kelimesi ne Kur'ân-ı Kerim'de ve ne de Hz. Peygamber'in (s.a.a) hadis-i şeriflerinde Kur'ân'ın isimlerinden biri olarak geçmemektedir. Ama Kur'ân-ı Kerim "el-Kitap" diye adlandırılmıştır. Örneğin:  Bu Kitap; kendisinde hiç şüphe yoktur; muttakiler için yol göstericidir.  Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp da bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?  Onlara Allah katından yanlarında olanı tasdik eden bir Kitap geldi...  Onlara Kitap ve hikmeti öğretecek...  Size Kitabı, hikmeti ve bilmediklerinizi öğreten bir elçi gönderdik.  Bunun gibi onlarca ayet mevcuttur. Şimdi birileri "Sibeveyh'in kitabının hacmi Allah'ın kitabından iki kat büyük-tür." dese, Sibe-veyh'in kitabının Allah'ın kitabından büyük bir Kur'ân olduğunu kastetmiş olmaz. Bu kullanıma da Ehlibeyt Ekolü mensubu hiç kimse itiraz etmiş değildir.  * * *  Evet, son zamanlarda, İslâm düşmanları bu gibi sözleri, saldırı malzemesi etmişler. Allah Teala'dan bazı yazarların gözünü kapatan perdeyi kaldırmasını ve dillerini böyle saçmalıklardan korumaları için onlara basiret vermesini niyaz ediyoruz.  Günümüzde Müslümanların elinde bulunan bu Kur'ân kesinlikle, yüce Allah'ın, son peygamberine hayatının son günlerine kadar inişini tamamladığı buyruklardır; Hz. Resulullah'ın (s.a.a) vefatından sonra da ashap onu bir araya toplamış, onun üzerinden nüsha çoğaltılarak Müslümanlara sunulmuştur. Bu Kur'ân, "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Hamd alemlerin rabbi Allah'a mahsustur." ayetiyle başlamakta ve "cinlerin ve insanların şerrinden" ayetiyle bitmektedir.  Sadr-ı İslâm'dan günümüze kadar hiçbir zaman hiçbir Müslü-manın elinde, bugün elimizde bulunan Kur'ân'dan bir kelime fazla veya eksik olan bir Kur'ân olmamıştır. Bu konuda Müslümanlar arasında da en küçük bir ihtilaf yoktur; onlar arasındaki tek ihtilaf sadece hadislerden kaynaklanan Kur'ân-ı Kerim'in tefsiri ve müte-şabih ayetlerin tevili hakkındadır. İnşaallah biz bu konuyu "Hz. Re-sulullah'ın (s.a.a) Hadisi" konusunda iki ekolün görüşü bölümünde inceleyeceğiz. |