Çarsamba 8 Şubat 2012 - 21:18

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۲۲:۴۸

Sayfalar  Sanat  Din  İslam  Dua

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       


HZ. ALİ'NİN (A.S) MÜNACATI

 
HZ. ALİ’NİN (A.S) MÜNACATI

اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْأَمَانَ يَوْمَ لاَ يَنْفَعُ مَالٌ وَ لاَ بَنُونَ إِلاَّ مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ‏

           

وَ أَسْأَلُكَ الْأَمَانَ يَوْمَ يَعَضُّ الظَّالِمُ عَلَى يَدَيْهِ يَقُولُ يَا لَيْتَنِي اتَّخَذْتُ مَعَ الرَّسُولِ سَبِيلاً

           

وَ أَسْأَلُكَ الْأَمَانَ يَوْمَ يُعْرَفُ الْمُجْرِمُونَ بِسِيمَاهُمْ فَيُؤْخَذُ بِالنَّوَاصِي وَ الْأَقْدَامِ‏

           

وَ  أَسْأَلُكَ الْأَمَانَ يَوْمَ لاَ يَجْزِي وَالِدٌ عَنْ وَلَدِهِ وَ لاَ  مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَنْ وَالِدِهِ شَيْئًا إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌ‏

           

وَ أَسْأَلُكَ الْأَمَانَ يَوْمَ لاَ يَنْفَعُ الظَّالِمِينَ مَعْذِرَتُهُمْ وَ لَهُمُ اللَّعْنَةُ وَ لَهُمْ سُوءُ الدَّارِ

           

وَ أَسْأَلُكَ الْأَمَانَ يَوْمَ لاَ تَمْلِكُ نَفْسٌ لِنَفْسٍ شَيْئًا وَ الْأَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلَّهِ‏

           

وَ أَسْأَلُكَ الْأَمَانَ يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ وَ أُمِّهِ وَ أَبِيهِ وَ صَاحِبَتِهِ وَ بَنِيهِ‏

           

لِكُلِّ امْرِى‏ءٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ‏

           

وَ أَسْأَلُكَ الْأَمَانَ يَوْمَ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِي مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍ بِبَنِيهِ وَ صَاحِبَتِهِ وَ أَخِيهِ‏

           

وَ فَصِيلَتِهِ الَّتِي تُؤْوِيهِ وَ مَنْ فِي الْأَرْضِ جَمِيعاً ثُمَّ يُنْجِيهِ كَلاَّ إِنَّهَا لَظَى نَزَّاعَةً لِلشَّوَى‏

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الْمَوْلَى وَ أَنَا الْعَبْدُ وَ هَلْ يَرْحَمُ الْعَبْدَ إِلاَّ الْمَوْلَى‏

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الْمَالِكُ وَ أَنَا الْمَمْلُوكُ وَ هَلْ يَرْحَمُ الْمَمْلُوكَ إِلاَّ الْمَالِكُ‏

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الْعَزِيزُ وَ أَنَا الذَّلِيلُ وَ هَلْ يَرْحَمُ الذَّلِيلَ إِلاَّ الْعَزِيزُ

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الْخَالِقُ وَ أَنَا الْمَخْلُوقُ وَ هَلْ يَرْحَمُ الْمَخْلُوقَ إِلاَّ الْخَالِقُ‏

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الْعَظِيمُ وَ أَنَا الْحَقِيرُ وَ هَلْ يَرْحَمُ الْحَقِيرَ إِلاَّ الْعَظِيمُ‏

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الْقَوِيُّ وَ أَنَا الضَّعِيفُ وَ هَلْ يَرْحَمُ الضَّعِيفَ إِلاَّ الْقَوِيُ‏

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الْغَنِيُّ وَ أَنَا الْفَقِيرُ وَ هَلْ يَرْحَمُ الْفَقِيرَ إِلاَّ الْغَنِيُ‏

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الْمُعْطِي وَ أَنَا السَّائِلُ وَ هَلْ يَرْحَمُ السَّائِلَ إِلاَّ الْمُعْطِي‏

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الْحَيُّ وَ أَنَا الْمَيِّتُ وَ هَلْ يَرْحَمُ الْمَيِّتَ إِلاَّ الْحَيُ‏

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الْبَاقِي وَ أَنَا الْفَانِي وَ هَلْ يَرْحَمُ الْفَانِيَ إِلاَّ الْبَاقِي‏

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الدَّائِمُ وَ أَنَا الزَّائِلُ وَ هَلْ يَرْحَمُ الزَّائِلَ إِلاَّ الدَّائِمُ‏

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الرَّازِقُ وَ أَنَا الْمَرْزُوقُ وَ هَلْ يَرْحَمُ الْمَرْزُوقَ إِلاَّ الرَّازِقُ‏

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الْجَوَادُ وَ أَنَا الْبَخِيلُ وَ هَلْ يَرْحَمُ الْبَخِيلَ إِلاَّ الْجَوَادُ

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الْمُعَافِي وَ أَنَا الْمُبْتَلَى وَ هَلْ يَرْحَمُ الْمُبْتَلَى إِلاَّ الْمُعَافِي‏

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الْكَبِيرُ وَ أَنَا الصَّغِيرُ وَ هَلْ يَرْحَمُ الصَّغِيرَ إِلاَّ الْكَبِيرُ

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الْهَادِي وَ أَنَا الضَّالُّ وَ هَلْ يَرْحَمُ الضَّالَّ إِلاَّ الْهَادِي‏

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الرَّحْمَنُ وَ أَنَا الْمَرْحُومُ وَ هَلْ يَرْحَمُ الْمَرْحُومَ إِلاَّ الرَّحْمَنُ‏

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ السُّلْطَانُ وَ أَنَا الْمُمْتَحَنُ وَ هَلْ يَرْحَمُ الْمُمْتَحَنَ إِلاَّ السُّلْطَانُ‏

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الدَّلِيلُ وَ أَنَا الْمُتَحَيِّرُ وَ هَلْ يَرْحَمُ الْمُتَحَيِّرَ إِلاَّ الدَّلِيلُ‏

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الْغَفُورُ وَ أَنَا الْمُذْنِبُ وَ هَلْ يَرْحَمُ الْمُذْنِبَ إِلاَّ الْغَفُورُ

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الْغَالِبُ وَ أَنَا الْمَغْلُوبُ وَ هَلْ يَرْحَمُ الْمَغْلُوبَ إِلاَّ الْغَالِبُ‏

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الرَّبُّ وَ أَنَا الْمَرْبُوبُ وَ هَلْ يَرْحَمُ الْمَرْبُوبَ إِلاَّ الرَّبُ‏

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ أَنْتَ الْمُتَكَبِّرُ وَ أَنَا الْخَاشِعُ وَ هَلْ يَرْحَمُ الْخَاشِعَ إِلاَّ الْمُتَكَبِّرُ

           

مَوْلاَيَ يَا مَوْلاَيَ ارْحَمْنِي بِرَحْمَتِكَ وَ ارْضَ عَنِّي بِجُودِكَ وَ كَرَمِكَ وَ فَضْلِكَ‏

           

يَا ذَا الْجُودِ وَ الْإِحْسَانِ وَ الطَّوْلِ وَ الاِمْتِنَانِ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ‏

     Allah’ım! Sadece tertemiz bir kalple Allah’ın huzuruna çıkan hariç mal  ve evlatların -insana- hiçbir yararı olmadığı günde senden aman  diliyorum. Zalimin -hasretle- ellerini ısıracağı ve “keşke ben  Resulullah’a -itaat- yolunu tutsaydım” diyeceği günde senden aman  diliyorum. Günahkârların yüzlerinden tanınacağı, saçları ve  ayaklarından tutulacağı günde senden aman diliyorum. Babanın oğul  yerine ve evladın da baba yerine cezalandırılmayacağı günde senden aman  diliyorum. Ve doğrusu Allah’ın vaadı haktır. Zalimlere mazeretlerinin  bir fayda sağlamayacağı, onların Allah’ın rahmetinden uzak ve kötü bir  menzilde olacağı günde senden aman diliyorum. Hiç kimsenin kimse  üzerinde güç sahibi olamayacağı ve yetkinin yalnız Allah’a has olacağı  günde senden aman diliyorum. İnsanın kardeşinden, annesinden,  babasından, karısından ve evlatlarından kaçacağı ve herkesi meşgul  edecek bir işle uğraşacağı günde senden aman diliyorum. “Suçlu o günün  azabından -kurtulmak için- eşini ve kardeşini, kendisini barındıran,  içinde yetiştiği tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini vermek  ister. Hayır -hiçbir zaman bu imkanı bulamayacak-! O -cehennem ateşi-,  alevlenen bir ateştir. Deriler kavurur, soyar.” Bu günde senden aman  diliyorum.

   

    Mevlam, ey mevlam! Sen mevlasın ben ise  bir kulum; kula mevladan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam!  Sen -varlığımın- sahibisin, ben ise sahip olunan; sahip olunana sahip  olandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen azizsin, ben  ise zelil; zelile azizsen başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam!  Sen yaratansın, ben ise yaratılan; yaratılana yaratandan başka kim  merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen yücesin, ben ise hakir, hakire  yüce olandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen güçlüsün,  ben ise zayıf; zayıfa güçlüden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey  mevlam! Sen zenginsin, ben ise yoksul; yoksula zenginden başka kim  merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen bağışta bulunansın, ben ise sail;  saile bağıştan bulunandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam!  Sen dirisin, ben ise ölü; ölüye diriden başka kim merhamet eder?  Mevlam, ey mevlam! Sen bâkisin, ben ise fâni; faniye bakiden başka kim  merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen ebedisin, ben ise geçici;  geçiciye ebediden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen  rızıklandıransın, ben ise rızıklanan; rızıklanana rızıklandırandan  başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen cömertsin, ben ise  cimri; cimriye cömertten başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam!  Sen afiyet verensin, ben ise -derde- tutulan, derde tutulana afiyet  verenden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen büyüksün, ben  ise küçük; küçüğe büyükten başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam!  Sen hidayet edensin, ben ise sapan; sapana hidayet edenden başka kim  merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen rahmansın, ben ise merhamet  edilecek olan; merhamet edilecek olana rahmandan başka kim merhamet  eder? Mevlam, ey mevlam! Sen güç sahibisin, ben ise imtihan edilen;  imtihan edilene güç sahibinden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey  mevlam! Sen kılavuzsun, ben ise yolunu şaşırmış; yolunu şaşırmışa  kılavuzdan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen  bağışlayansın, ben ise günahkâr; günahkâra bağışlayandan başka kim  merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen galipsin, ben ise mağlup; mağlubu  galipten başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen eğitensin, ben  ise eğitilen; eğitilene eğitenden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey  mevlam! Sen yücesin, ben ise alçak ve düşük; düşük birisine yüce  olandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Rahmetinin hakkı  için bana merhamet eyle. Bağışının, lütfünün ve fazlının saygınlığı  için benden razı ol. Ey bağış, ihsan, fazl ve nimet sahibi! Rahmetinin  hakkı için -duamı kabul buyur-, ey merhametlilerin en merhametlisi!


Total Visit: 330
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.