Salı 22 Mayıs 2012 - 14:04

الثلاثاء ٢ رجب ١٤٣٣

سه شنبه ۲ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۵:۳۴

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 
     

HUCURÂT SURESİ

 

     

Medenidir, on sekiz âyettir.     

(Hasen,  Katâde, İkreme ve İbn-i Abbas'a göre 13. âyet Mekkîdir. Sûrenin 4. âyetinde odaların  ardından bağırarak Peygambere seslenenlerden bahsedildiği için odalar anlamına  gelen Hucurât adıyla adlanmıştır.)     

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla     

1- Ey inananlar, her hususta Allah'ın ve Peygamberinin huzûrunda, onların önüne geçmeyin  ve çekinin Allah'tan; şüphe yok ki Allah, her şeyi duyar, bilir.     

2- Ey inananlar, seslerinizi, Peygamberin sesinden daha üstün bir tarzda  yükseltmeyin ve onunla, yüksek sesle konuşmayın, birbirinizle konuştuğunuz  gibi, sonra yaptıklarınız mahvolup gider de anlamazsınız bile.     

3- Allah'ın Peygamberinin yanında seslerini alçaltanlar, o kişilerdir ki Allah,  onların gönüllerini, çekinmeyle sınamıştır; onlaradır yarlıganma ve pek büyük  bir mükâfat.     

4- Odaların  ardından bağırarak sana seslenenlerin çoğu, akıl etmeyen kişilerdir.     

5- Ve gerçekten de onlar, sabretselerdi de sen, çıkıp yanlarına gelseydin daha da  hayırlıydı onlara ve Allah, suçları örter, rahîmdir.     

6- Ey inananlar, buyruktan çıkmış biri, size bir haber getirdi mi doğru, yahut  yanlış veya yalan olup olmadığını araştırıp iyice bir anlayın, yoksa bir  topluluğa, bilgisizlikle bir kötülükte bulunur da yaptığınıza nâdim oluverirsiniz.     

7- Ve bilin ki içinizde Allah'ın Peygamberi var; işlerin çoğunda size itâat  etseydi günaha girer, helâk olurdunuz ve fakat Allah, size inancı sevdirdi ve  gönüllerinizde bezedi onu ve çirkin gösterdi size kâfirliği ve buyruktan  çıkmayı ve isyânı; işte onlardır en güzel işlerde başarı kazananlar.     

8- Allah'tan bir lütuf ve bir nîmet olarak ve Allah, her şeyi bilir, hüküm sâhibidir.     

9- İnananlardan iki kısım, birbiriyle savaşa girişirse hemen aralarını bulun, bir  bölüğü, öbürüne saldırırsa o saldırganlarla, Allah'ın emrine itâat edinceye dek  savaşın; Allah'ın emrine itâat ederlerse adâletle aralarını bulup barıştırın ve  adâletle muâmele edin; şüphe yok ki Allah, adâletle muâmele edenleri sever.     

10- Hiç  şüphe yok ki inananlar, ancak kardeştirler, artık kardeşlerinizin arasını  bulun, barıştırın, uzlaştırın onları ve çekinin Allah'tan da acınmışlardan  olun.     

11- Ey  inananlar, içinizden bir topluluk, başka bir toplulukla alay etmesin, olabilir  ki alay edilenler, öbürlerinden daha hayırlıdır ve kadınların bir kısmı da  başka kadınlarla alay etmesin, olabilir ki alay edilen kadınlar, öbürlerinden  daha hayırlıdır ve birbirinizi kınamayın ve kötü lâkaplarla çağırmayın;  inançtan sonra buyruktan çıkmışlara âit adlar, ne de kötüdür ve kim tövbe  etmezse artık onlar, zulmedenlerin ta kendileridir.     

12- Ey  inananlar, sakının fazla şüphe etmekten, şüphe yok ki bâzı zan ve şüpheler  suçtur ve ayıplarınızı, gizli işleri arayıp gözetmeyin ve bir kısmınız, bir  kısmınızın gıyâbında kötülüğünü de söylemesin; biriniz, ölü kardeşiin etini  yemeyi sever mi? Tiksindiniz, değil mi? Ve çekinin Allah'tan, şüphe yok ki Allah,  tövbeleri kabûl eder, rahîmdir.     

13- Ey  insanlar, şüphe yok ki biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve sizi, aşîretler  ve kabîleler haline getirdik tanışın diye; şüphe yok ki Allah katında sevâbı en  çok ve derecesi en yüce olanınız, en fazla çekineninizdir; şüphe yok ki Allah,  her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.     

14- Bedeviler,  inandık dediler; de ki: İnanmadınız ve fakat Müslüman olduk deyin ve inanç,  henüz gönüllerinize girmedi sizin ve Allah'a ve Peygamberine itâat ederseniz  yaptığınız iyiliklerin sevâbından hiçbir şey eksilmez, şüphe yok ki Allah,  suçları örter, rahîmdir.[1]     

15- İnananlar,  ancak o kişilerdir ki Allah'a ve Peygamberine inanırlar da sonra şüpheye  düşmezler ve mallarıyla ve canlarıyla savaşırlar Allah yolunda, işte onlardır  doğru söyleyenlerin ta kendileri.     

16- De  ki: Dininizi, Allah'a mı bildireceksiniz? Ve Allah bilir ne varsa göklerde ve  ne varsa yeryüzünde ve Allah, her şeyi bilir.     

17- Müslüman  olduk diye seni minnet altında mı bırakırlar? De ki: Müslümanlığınızdan dolayı  beni minnet altında bırakmaya kalkışmayın, hayır, Allah'a karşı siz minnet  altındasınız, sizi doğru yola sevkedip îmanda başarı verdiğinden, eğer doğru  söylüyorsanız.     

18- Şüphe  yok ki Allah, göklerin ve yeryüzünün gizli şeylerini bilir ve Allah, bütün yaptıklarınızı  görür.




               
                                [1]                      ) Her  Müslüman iman sahibi olamaz, fakat her inanan Müslüman'dır. Çünkü iman  inançtır, Müslümanlıksa inandığını sözle, hareketle belirtmedir.       
   

Total Visit: 351
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.